Olga, Tatiana, Maria ve Anastasia,4 güzel prenses ve 4 acı son

Konusu 'Hiçbir başlığa uymayan yazılar !' forumundadır ve okypete tarafından 1 Mart 2010 başlatılmıştır.

    1 Mart 2010
    Konu Sahibi : okypete
  1. okypete

    okypete Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    28 Mart 2008
    Mesajlar:
    86.970
    Beğenildi:
    41.398
    Ödül Puanları:
    563
    II. Nikolay ya da Nikolay Aleksandroviç Romanov (Rusça: Никола́й II, Никола́й Алекса́ндрович Рома́нов, d. 18 Mayıs 1868 – ö. 17 Temmuz 1918) (Rusça: Никола́й II), Rusya ımparatorluğunun son çarı ve Romanov hanedanının hüküm süren son üyesidir. Bolşevik ıhtilali sırasında tahtta bulunan II. Nikolay Bolşevikler tarafından tahttan indirilerek, karısı Aleksandra ve çocuklarıyla beraber idam edildi. Ölümden sonra Nikolay Rus Ortodoks Kilisesi tarafından aziz ilan edildi.

    Çar III. Aleksandr ile Çariçe Maria Fyodorovna'nın büyük oğluydu. 1 Kasım 1894'te babasının ölümü üzerine tahta çıktı. Tahta çıktıktan hemen sonra halk arasında giderek artan hoşnutsuzluklara, polis baskısını yoğunlaştırarak yanıt verdi.Rusya ile Almanya'nın geleneksel düşmanı Fransa arasındaki ittifaka karşın, Temmuz 1905'te Alman imparatoru II. Wilhelm'le Björkö'de bir ittifak antlaşması imzaladı. Asya'ya kişisel ilgi gösteren ilk Rus çarıydı. Trans Sibirya Demiryolu'nun yapımıyla yakından ilgilendi. Rusya'nın Japonların da toprak sahibi olduğu Kore'deki nüfuzunu korumaya ve güçlendirmeye yönelik girişimleri, Rus - Japon Savaşı'nın (1904 - 1905)başlamasında önemli rol oynadı. Rusya'nın savaşta uğradığı yenilgi hem Nikolay'ın Rusya'yı Çin, Tibet ve ıran'ı denetimi altında tutan büyük bir Avrasya imparatorluğu durumuna getirme düşlerinin sonu oldu, hem de halkın hoşnutsuzluğunu artırarak 1905 Devrimi'ne yol açtı.

    Nikolay, devrimci dalga karşısında 3 Mart 1905'te danışma meclisi niteliğindeki temsile dayalı bir devlet meclisini (Duma) toplantıya çağırmayı kabul etmek zorunda kaldı. Ekim Manifestosu'yla da (30 Ekim 1905) Duma'nın onayı olmadan hiçbir yasanın yürürlüğe konmayacağı, demokratik oy hakkıyla sivil özgürlüklerin güvence altına alınacağı anayasal bir rejime geçileceğine söz verdi. Ama baskı altında verdiği sözleri tutmayı niyeti olmadığından eski gücünü yeniden kazanmak için harekete geçti. Mayıs 1906'da yürürlüğe giren Temel Yasalar'da mutlak yetkilere sahip bir hükümdar olarak tanımlanmasını sağladı. Ayrıca şiddet yöntemleri kullanan ve Yahudi karşıtı propaganda etkinlikleri yürüten Rus Halkının Birliği adlı aşırı sağcı örgütü koruması altına aldı. Ekim Manifestosu'nun yayımlanmasından sorumlu tuttuğu Başbakan Kont Sergei Witte'yi görevinden alıp ilk iki Duma'yı süresinden önce dağıttı. Witte'nin yerine geçen ve 16 Haziran 1906'da ikinci Duma'yı dağıtan Pyotr Stolipin çara sadık ve yetenekli bir devlet adamı olmasına karşın, Nikolay güvenmediği Stolipin'e karşı entrikalar düzenlenmesine ve bunun sonucunda konumunun sarsılmasına göz yumdu.

    I. Dünya Savaşı ve Nikolay'ın otoritesini kaybetmesi

    Uzakdoğu'ya ilişkin yayılmacı planları Japonlarca engellenen Nikolay, dikkatini Balkanlar'a çevirdi. Avusturya arşidükü Franz Ferdinand'ın Saraybosna'da öldürülmesinden sonra savaşı engelleyebilmek için yoğun diplomatik çaba harcamasına karşın, ordudan gelen baskılara karşısında 30 Temmuz 1914'te genel seferberlik ilan etmek zorunda kaldı. I. Dünya Savaşı monarşiye geçici olarak güç kazandırdıysa da, Nikolay halkının kendisinden beklediği şeylerin hiçbirini yapmadı.
    Nikolay, karısı Aleksandra'nın kışkırtmasıyla, 5 Eylül 1915'te babasının kuzeni Prens Nikolay'ı görevden alarak başkomutanlığı bizzat üstlendi. Nikolay askeri kararlara gereksiz müdahalelerde bulunmadıysa da, saraydan ayrılması ciddi siyasi sonuçlar doğurdu. Çarın yetkilerini devralan Çariçe Aleksandra, değerli bakan ve subayları görevden alarak yerlerine Rasputin'in aday gösterdiği yeteneksiz kişileri getirmesi ve sarayın ihanet içinde olduğu düşüncesinin halk arasında yayılması çar ailesine karşı beslenen düşmanlığı besledi. Muhafazakarların monarşinin geleceğini kurtarma umuduyla Nikolay'ı tahttan indirme planları yapması ve Rasputin'in Aralık 1916'da öldürülmesi bile Nikolay'ı durumun ciddiyetini kavrayarak gerekli önlemleri almaya yöneltmedi

    Nikolay, 8 Mart 1917'de Petrograd'da (St. Petersburg) başlayan ayaklanmanın ardından kentin komutanına sert önlemler almasını emrederek düzeni sağlamak üzere destek birlikleri gönderdi. Olayların önünün alınamaması sonucunda Nikolay, ordunun da desteğini alan Duma'nın çağrısına uyarak 15 Mart 1917'de Pskov'da kardeşi Mihail lehine tahttan çekildi. Ancak Mihail'in tacı reddetmesiyle Rusya'da bin yıllık monarşi yönetimi son buldu.

    Georgi Lvov başkanlığındaki geçici hükümet döneminde Çarskoye Selo'da gözaltında tutuldu. Ailesiyle birlikte ıngiltere'ye gönderilmesi planlansa da daha sonra bundan vazgeçildi. Bolşevik ıhtilali'nden hemen önce güvenliği için ailesi ile birlikte Batı Sibirya'daki Tobolsk'a götürüldü.Bolşevik ıhtilali'nden sonra da Nisan 1918'de de Urallar'daki Yekaterinburg'a götürüldü. Bolşeviklere karşı savaşan Beyaz Ordu kuvvetlerine bağlı Çek Lejyonunun bölgeye yaklaşması ve çarı kurtarmaları olasılığı üzerine, yerel yetkililerin kararıyla, 16/17 Temmuz gecesi Nikolay, eşi Aleksandra kızları Olga, Tatyana, Mariya, Anastasiya ve oğulları Aleksey ile aile doktoru ve üç uşağı hapsedildikleri evin bodrumunda öldürüldüler. Cesetlerin yakıldığı izlenimi vermek için giysileri terk edilmiş bir maden ocağında yakıldıktan sonra cesetleri ormanlık araziye gömüldü.

    O dönemde bölgedeki Bolşeviklerin lideri olan Yakov Yurovski'nin, SSCB'nin son yıllarına kadar gizli tutulan kayıtlarından yola çıkılarak, 1991'de cesetlere ulaşıldı. Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra 1998'de yapılan devlet töreniyle ailesiyle birlikte St. Petersburg'da defnedildi. Çar ailesi, 2000 yılında Rus Ortodoks Kilisesi tarafından Aziz ilan edildi.1 Ekim 2008'de, Rusya Yüksek Mahkemesi Çar ailesinin öldürülmesinin haksız siyasi baskılar sonucu olduğuna, dolaysıyla siyasi cinayete kurban gittiklerine karar verdi ve itibarlarının iade edilmesini kararlaştırdı.

    .
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 7 Mart 2010
  2. 1 Mart 2010
    Konu Sahibi : okypete
  3. okypete

    okypete Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    28 Mart 2008
    Mesajlar:
    86.970
    Beğenildi:
    41.398
    Ödül Puanları:
    563
    [​IMG]
    çar nicholay ve çariçe alexandra
     
  4. 1 Mart 2010
    Konu Sahibi : okypete
  5. okypete

    okypete Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    28 Mart 2008
    Mesajlar:
    86.970
    Beğenildi:
    41.398
    Ödül Puanları:
    563
    [​IMG]
    maria ,anastasia. ve alexey
     
  6. 1 Mart 2010
    Konu Sahibi : okypete
  7. okypete

    okypete Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    28 Mart 2008
    Mesajlar:
    86.970
    Beğenildi:
    41.398
    Ödül Puanları:
    563
    1918 yılının ortalarında, Bolşeviklerin çarlık Rusya’sının son hanedanı Romanovları Ekaterinburg’da bir evde kurşuna dizlemeleriyle başladı bütün hikâye. Çar 2. Nikolay, eşi, kızları Olga, Tatiana, Maria, Anastasia, ve oğulları Alexei’nin kurşuna dizilerek katledildikleri yerde bulunan cesetleri arasında kayıp iki kişi vardı. Bunlardan biri çarın oğlu Alexei, ikincisi de bir türlü teşhis edilemeyen Maria veya Anastasia’ya aitti.
    1920 lerde kendini Berlin’deki bir su kanalına atarak intihar eden, ardından da kurtarılarak akıl hastanesine yatırılan Anna Anderson’un çarın en küçük kızı Anastasia olduğunu iddia etmesi üzerine bütün gözler bu hikâyenin gizemine çevrildi. Anna Anderson’un mirasını almak için neredeyse 32 yıl süren mücadelesi sonuçsuz kaldı. Ancak o yıllarda Anderson’un Anastasia olduğuna neredeyse bütün dünya inanmak üzereydi. Daha sonra yapılan DNA araştırmalarında Anderson’un Polonya’lı işçi bir ailenin kızı olduğu kanıtlansa da Anderson’un olmaması gerektiği şekilde muazzam yabancı dil bilgisi ve hanedanlığı neredeyse küçük grandüşes kadar iyi tanıması herkesi hayrete düşürdü. Hatta hanedanlığın uzaktan akrabaları Anderson’un Anastsasia olduğuna çoktan inanmış, onu evlerinde misafir etmeye başlamışlardı bile. Sadece Romanov hanedanının yaşayan en yakın üyesi, grandüşesin büyük büyük annesi bu iddiaları hep yalanladı. Daha sonraları Anderson’un iddialarının Romanovlar’ın uçsuz bucaksız mirasını korumak için örtbas edildiği söylendiyse de bu hikaye günümüze kadar hala bir sonuca ulaşamadı.
     
  8. 1 Mart 2010
    Konu Sahibi : okypete
  9. okypete

    okypete Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    28 Mart 2008
    Mesajlar:
    86.970
    Beğenildi:
    41.398
    Ödül Puanları:
    563
  10. 1 Mart 2010
    Konu Sahibi : okypete
  11. okypete

    okypete Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    28 Mart 2008
    Mesajlar:
    86.970
    Beğenildi:
    41.398
    Ödül Puanları:
    563
    olga tatiana ,maria ve anastasia

    [​IMG]
    olga romanov1895_1918
    tatiana romanov 1897_1918
    maria romanov 1899_1918
    anastasia romanov 1901_1918
    alexis romanov.1904_1918
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 1 Mart 2010
  12. 1 Mart 2010
    Konu Sahibi : okypete
  13. okypete

    okypete Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    28 Mart 2008
    Mesajlar:
    86.970
    Beğenildi:
    41.398
    Ödül Puanları:
    563
  14. 1 Mart 2010
    Konu Sahibi : okypete
  15. okypete

    okypete Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    28 Mart 2008
    Mesajlar:
    86.970
    Beğenildi:
    41.398
    Ödül Puanları:
    563
    [​IMG]çar nikolay.
     
  16. 1 Mart 2010
    Konu Sahibi : okypete
  17. okypete

    okypete Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    28 Mart 2008
    Mesajlar:
    86.970
    Beğenildi:
    41.398
    Ödül Puanları:
    563
    romanovlar bir arada,

    [​IMG]

    Çar ve ailesini öldüren Bolşeviklerin başında olan ve Nikolay'ı Mauser marka bir tabancayla
    öldüren Yakov Yurovski, daha sonra kaleme aldığı anılarında şöyle diyor: ‘Sonra, diğer silahlı adamlar odaya girdi. O anda düzensiz silah atışları başladı. Duvarlar kiremit olduğu için mermiler sekmeye başladı. Kızlar (kız evlatlar) ve Aleksandra'nın, Demidova ve Aleksey'in hayatta olduğu anlaşıldı. Sanıyorum korkudan bayılmışlardı ya da ölü numarası yapmışlardı, ancak bu şekilde sağ kalabilirlerdi. Sonra katliamı bitirmeye giriştik. AleKsey oturduğu yerde taş kesilmişti. Onu öldürdüm. Diğerleri kızlara ateş ettiler, ama öldürmediler. Sonunda onları başlarına kurşun sıkarak öldürdüler.'
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 1 Mart 2010
  18. 1 Mart 2010
    Konu Sahibi : okypete
  19. okypete

    okypete Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    28 Mart 2008
    Mesajlar:
    86.970
    Beğenildi:
    41.398
    Ödül Puanları:
    563
    [​IMG]

    Tarihin düştüğü kayıtlara göre Rus Çarı II. Nikola, karısı Alexandra, beş çocuğu ve maiyetindeki 4 kişi, Bolşevik ihtilalinin yeni parlayan lideri Lenin'in emriyle Yekaterinburg'daki bir evin bodrumunda 17 Temmuz 1918 günü öldürülmüşlerdi. Ölümleri, 300 yıl süren Romanov hanedanlığının sona erdiğini ilan ediyor ve bu olay tüm dünyada büyük yankı uyandırıyordu. Bu olaydan sonra Sovyet yönetimi Romanov hanedanı ile ilgili her türlü konuşma, yazışma ve belge/bilgi toplanmasını yasakladıysa da, hanedansever Ruslar öldürüldükleri evi adeta bir tapınak haline getiriyorlar ve insanlar akın akın burayı ziyaret ediyordu. Nihayetinde 1977 yılında sözkonusu ev buldozerlerle yerlebir ediliyor ve son nokta konuyordu.

    Tüm dünyada yankı uyandıran bu toplu öldürme olayını bu kadar dramatik hale getiren ise, Çar II. Nikola'nın dünyalar güzeli küçük kızı Prenses Anastasia'nın da öldürülenler arasında olduğunun ilan edilmesiydi. Çarlık rejimine sempati duyan duymayan, Romanov hanedanını seven sevmeyen birçok insan, Prenses Anastasia'nın ölümüne inanamadı. Nitekim fısıltı gazetesi harekete geçmişti ve kısa bir süre sonra Anastasia'nın öldürülmediği, kendisine merhamet eden infazlarda görevli bir asker tarafından ülke dışına kaçmasına yardım edildiği konuşulmaya başlandı.

    Aynı yıllar sinemanın da popülerlik kazanmaya başladığı yıllardı ve sinemacılar hemen "masum Anastasia" üzerine irili ufaklı filmler çekmeye başladılar. Bunlar genelde senaristlerin hayal dünyasını yansıtan yapımlardı.

    ışte bu karışık yıllarda, zaman içinde birçok insan "Prenses Anastasia" olduğu iddiasıyla ortaya çıkmaya başladı. Bunların birçoğunun yalan söylediği kısa sürede anlaşılsa da, içlerinden bir tanesi kendisinin Prenses olduğuna, hanedanın Avrupa'da yaşayan akrabalarını ikna etmeyi başarmıştı. 1920 yılında Berlin'de ortaya çıkan Anna Anderson adlı bir genç kız hanedanın büyük kısmını ikna etmeyi başarmış olsa da ölümüne kadar hiçbir zaman resmî olarak "Kayıp Prenses" olarak tescil edilmedi. Anna Anderson 1964 yılında, ABD'nin Virginia eyaletine bağlı Charlottesville'de hayata gözlerini yumarken bile "Prenses Anastasia" olduğu iddiasını tekrarlıyordu.

    1991 yılında Sovyetler rejimi yıkılıp dağıldıktan sonra Romanov hanedanı ile ilgili araştırmalara devlet daha ılımlı yaklaşır olmuştu. Rus araştırmacı Gely Ryabov daha 70'li yıllarda konuyu eşelemeye başlamış, hatta infazlarda bulunan Bolşevik nöbetçi Yakov Yurovski'nin hayattaki çocuklarına ulaşmayı başarmış ve onlardan cesetlerin Yekatirenburg yakınındaki bir çayırda bulunan balçık bir alana gömüldüğünü, üzerlerinin toprak ve tahta ile kapatıldığını ve iz bırakılmamaya çalışıldığını öğrenmişti. Gizlice hareket eden Ryabov, sözkonusu alanı bulmuş, toprağı bir miktar kazarak bazı kemik parçalarına da ulaşmıştı. Ancak o yılların kapalı rejiminde daha ileri gitmesinin hayatına mâl olacağının bilinciyle o noktada durmuştu. 91 yılında sözkonusu mezarlardan kemik ve doku örnekleri toplayan Ryabov'un, cesetlerin hanedana ait olduğunu ispatlayabilmesi için, aynı soydan gelen birinin doku örneğiyle karşılaştırma yapması gerekiyordu. Bu noktada kendisine Çariçe Alexandra'nın soyundan gelen, Kraliçe Elizabeth'in kocası Prens Philip yardımcı oldu. Yapılan testler sonucu mezarda bulunanların Romanov hanedanı olduğu kesinlik kazandı. Ancak çok ilginç başka bir durum da ortaya çıkmıştı. Mezardan çıkarılan ve birleştirilen kemik sayılarıyla tesbit edilen ceset sayısı 9 taneydi. Aynı kanı taşıyan ceset sayısı ise 5. Bu durumda bütün herkes Prenses Anastasia'nın gerçekten de öldürülmeden kurtulduğu veya kurtarıldığı iddiasını güçlendiriyordu. En ciddi, hatta tek Anastasia adayı 1964 yılında ölen Anna Anderson idi. Yasal açıdan mezarının açılması ve doku örneği alınması mümkün değildi. Ancak devreye bir ABD hastanesi girdi. Anderson bir ameliyat geçirmişti ve hastane her ihtimale karşı kendisinden aldığı bir doku örneğini yıllardır saklıyordu. Araştırma ekibinin lideri Peter Gill ABD'ne gidip gizlice doku örneğini aldı ve laboratuvar incelemesi zaten bilinen bir sahtekârlığı tescil etti: Anderson kesin olarak Anastasia değildi!

    alıntıdır
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 4 Mart 2010