Olumlular/Olumsuzlar

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve BENOZ tarafından 1 Mayıs 2008 başlatılmıştır.

    1 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : BENOZ
  1. BENOZ

    BENOZ GECE VE GÜNDÜZ ÇIBIK Pro Üye

    Katılım:
    26 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    4.372
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    146
    Bir erkek sizi hem olumlu hem olumsuz olarak çıldırtabilir. O zaman ne yapmalısınız? Bu durumları ölçecek bir terazi olmadığına göre, kalemi kağıdı elinize alıp, ortasından bir çizgi çekip yazmaya başlayın. "Olumlu" sütunu, "Olumsuz" sütunu.



    Örneğin, "Olumlu"lar...

    A- Dokunuyor, okşuyor, öpüyor... Çok sıcak. Ona dokunmaya bayılıyorum.

    B- Çok temiz. Hem kendisi hem giyimi tertemiz. Kendine özen gösteriyor.

    C- Sahiplenmiyor, beni kısıtlamaya çalışmıyor, kıskançlık yapmıyor.

    D- Çok güzel sevişiyor. Sevişirken beni hiç unutmuyor...

    E- Monotonluktan hoşlanmıyor, sürekli heyecan peşinde. Yolculuk yapmaya bayılıyor. Yolculuklarda da çok sevimli, çok uyumlu.... (Falan filan...)

    Örneğin, "Olumsuz"lar...

    A- Eleştiriye tahammülü yok. Onunla tartışmak imkânsız. O yüzden her şey içimde kalıyor, sinirleniyorum.

    B- Güzel sözler söylemiyor. Ne seni seviyorum ne de bugün çok güzelsin gibi şeyleri onun ağzından duymak mümkün.

    C- Aşkı önemsemiyor, aşk heyecanını küçümsüyor, çocuksu buluyor, benim de duygularımı köreltiyor.

    D- Bir gün bile benim duygu ve düşüncelerimi öğrenmek istemedi; neyin var, nasılsın diye sormadı.

    E- Çok bencil, dünya sanki onun çevresinde dönüyor... (Falan filan...)

    Liste böyle uzayıp, gidebilir. Daha ayrıntılara da girebilirsiniz.

    Varsayalım ki olumsuz sütunu uzayıp gidiyor. Ama olumlu sütununda öyle iki madde var ki, bunları da başkasında bulmak pek kolay değil. Ne yapacaksınız şimdi? Bir konfeksiyon ürünü almıyorsunuz ki modeli güzel, rengi iyi ama yaka kesimi kötü diye vazgeçesiniz. Kimine göre, kıskanmayan, sahiplenmeyen erkek caziptir. Ama o erkek "seni seviyorum" demiyordur. Ne yapacaksınız şimdi?

    Ya da birlikteliğin en önemli ölçüsü, "dokunmak" duygusunu onunla yaşıyorsunuzdur doyasıya. Ama aynı adam aşka önem vermiyorsa... "Aşk zaten dokunmaktan hoşlanmaktır, ister önem versin ister vermesin, bu aramızdaki aşk" diyebilir misiniz?

    Belki de üzülmeyi ölçü alabilirsiniz. Bu maddelerden hangisi sizi ne kadar üzüyor? Üzüntüden nasıl, ne sürede kurtulabiliyorsunuz? Onu görür görmez, verdiği sıkıntıları unutabiliyor musunuz? "Olumlu"ların verdiği zevk, "Olumsuz"ların verdiği acılardan daha mı güçsüz?

    Deneyin bunları ama yapamayacaksınız. Çok komik çünkü. Hatta belki de önce kendi "olumlu ve olumsuz" sütunlarınızı yazmanız gerek. Yapabilir misiniz? Hiçbir etki altında kalmadan (yani kendi etkinizin altında,) objektif olarak kendi olumsuzluklarınızı sıralayabilir misiniz? Belki bu daha çok işe yarardı.

    Şimdilerde "takma kafana" diyorlar. Evet, belki de en doğrusu gençlerin bu sözüne uymak. Takmayın kafanıza. Ölçü, yaşadığınız bu andır belki de. Onun için bu anı yaşayın, bu an size zevk veriyorsa mutlu olun. İnsanları kendi istekleriniz doğrultusunda değiştirmeye çalışmayın. Tüm bir yaşam gibi, erkekleri de, aşkı da tüm olumlu ve olumsuz yönleriyle benimseyin.

    Yani bu anı yaşayın, bari bu anı kurtarın.

    DUYGU ASENA
    (Kadınca, Mart 1991