Ömer Köroğlu Vesaire'den yazılar

Konusu 'Şiir' forumundadır ve BeyazPerim tarafından 8 Şubat 2010 başlatılmıştır.

    8 Şubat 2010
    Konu Sahibi : BeyazPerim
  1. BeyazPerim

    BeyazPerim Vay anası ya =) Pro Üye

    Katılım:
    2 Kasım 2008
    Mesajlar:
    12.856
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    196
    K.k youtube giremeyemeyen arkadaşlar oldugu için başka bir siteden buldugum videoları sizinle paylasacagım opuyorumnanaktan
    Ömer Köroğlunu sevenleri topige beklerim
     
  2. 8 Şubat 2010
    Konu Sahibi : BeyazPerim
  3. BeyazPerim

    BeyazPerim Vay anası ya =) Pro Üye

    Katılım:
    2 Kasım 2008
    Mesajlar:
    12.856
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    196
    sesli dinlemek için(kesinlikle sesli dinleyin) http://tr.netlog.com/go/explore/videos/videoid=tr-2887073

    Martılar

    Bundan yüzyillar önce deniz aşırı, çok güzel bir ülke varmış.
    Tabi her masalda oldugu gibi bu masalda da o ülkenin bir kralı ve
    tabii ki bir de prensesi varmis. Prenses dünyalar güzeli bir kızmış.
    Kral ona bakılmasını yasaklamış, her gün dolaşmak için saray muhafızları
    ile sarayın dışına çıkacağı ilan edildiginde halk eğilir ve gözlerini kapatır,
    ya da evlerine kaçışırmış. Onu görmenin bedeli ölümle cezalanmakmış.

    Günlerden bir gün yine prenses dolaşmak için çıktığında; fakir bir köylü
    delikanlı herşeyi göze alarak başını kaldırmış ve prensesle göz göze
    gelmişler... O an fakir delikanlı prensese inanilmaz bir aşkla tutulmuş.
    Prensesin derin bakışlarının da boş olmadığını düşünmüş ve günlerce
    uyuyamamış. Fakir delikanlı ölümü bile göze almak pahasına, prensesi
    bir kere daha görmek için uğraşmış durmuş. Bu arada güzel prenses de
    onu tutulmuş onun zarar görmemesi için günlerce kendini saraya kapatmış.
    Sonunda dayanamayan fakir delikanlı her şeyi göze alarak gizlice sarayın
    bahçe duvarına tırmanmış ve prenses ile bir kere daha göz göze gelmişler.
    Fakir delikanlı hemen duvardan atlamış ve prensesle konuşacağı anda
    saray muhafızlarına yakalanmış. Kralın karşısına çıkarılan delikanli ölümle cezalandırılacağını bildiğinden krala prensese duydugu aşkını anlatmış.

    Kral ölüm emrini vereceği anda prensesin yalvarışlarına
    dayanamayarak delikanlıya başka bir ceza vermeyi kabullenmiş.

    Hemen bir gemi hazırlattıran kral, gidilebilecek en uzaktaki adaya bir fener yaptırmış ve fakir delikanlıyı da o adada yanlız yaşamaya mahkum etmiş...

    Aradan bir kaç ay geçmesine rağmen prensesi unutamayan delikanlı
    prensese olan aşkını kağıtlara dökmüş ve martılara anlatmaya başlamış...
    Artık bütün martılar fakir delikanlının prensese olan aşkını anlamış
    ve yazdığı mektupları prensese götürmeye başlamışlar... Zamanla
    prensesin de yazmış olduğu mektupları fakir delikanlıya götüren martılar
    aracılığı ile iki gencin arasındaki aşk iyice büyümüş. Ta ki... Bir sabah
    sarayın bahçesinde kahvaltı yaparken prensesin odasının penceresine
    ağzında bir mektupla konan martıyı kralın görmesine dek. Tabii
    korkulduğu gibi olmamış... Martıların bile aracı olduğu ıki gencin
    arasındaki büyük aşkı anlayamadığı için kendisinden utanmış ve
    ağlayarak kızına sarılan kral, hemen bir gemi göndertip fakir
    delikanlıyı getirtip kendisi ile evlendireceğini söylemiş.

    Buna duyunca çok mutlu olan prenses hemen delikanlıya bir mektup
    yazmış ve olanları anlatmış. Bu arada mektubu götürmek için bekleyen
    martıya da tüm martıların düğünlerine davetli olduğunu söylemiş.
    Buna çok sevinen martı mektubu bir an önce ıssız adaya götürmek için
    yola çıkmış. Tam yolu yarılamışken yanından geçen bir kaç martı
    arkadaşına haber verip hepsinin düğüne davetli olduğunu söylemek
    için gagasını açtığında mektubu düşürmüş. Tüm martılar hep birlikte
    mektubu aramaya başlamışlar. Fakat bir türlü bulamamışlar...

    Bu arada prensesten mektup alamayan aşık delikanlı, yazmış olduğu
    mektupları göndermek için bir tek martı bile bulamamış... Biraz
    ilerisinde uçuyorlar fakat yanına gitmiyorlar ve mektubu ariyorlarmış...

    Prensesin kendisini artık unuttuğunu, istemediğini, martıların da onun için
    yanına gelmediğini sanan delikanlı üzüntüsünden sonunda kendisini
    fenerden kayaların üzerine atarak intihar etmiş. Olanlardan habersiz kralın
    gemisi adaya vardığında fakir delikanlının soğuk bedeni ile karşılaşmışlar...

    ışte o gün bugündür, martılar o mektubu ararlar. Mektubu bulup,
    o inanılmaz sevgiyi geri getirebileceklerine, her şeyi
    düzelteceklerine, inanarak hep denizler üzerinde uçuşup dururlar.
     
  4. 9 Şubat 2010
    Konu Sahibi : BeyazPerim
  5. BeyazPerim

    BeyazPerim Vay anası ya =) Pro Üye

    Katılım:
    2 Kasım 2008
    Mesajlar:
    12.856
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    196
    Bu hiyakenin bende çok özel bir yeri vardır :a015:

    Sesli dinlemek için (kesinlikle sesli dinleyin) http://en.kendincos.net/video-tvrrdlf-video-omer-koroglu-o-bana-benim-ona.html

    O Bana Benim Ona Baktığım Gözle Bakmıyor

    ıngilizce dersinde yanımda bir kız oturuyordu onun için 'benim en iyi arkadaşım'
    diyordum... ben onun ipek gibi saçlarınına bakıp onun benim
    olmasını istiyordum... ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu
    biliyordum, dersten sonra kalktı ve geçen gün sınıfta olmadığı için
    günün notlarını istedi ona notları verirken bana teşekkür etti ve yanağımdan
    öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok
    seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

    11. Sınıf

    Telefonum çaldı, arayan oydu ve ağlıyordu bana aşkın nasıl kalbini kırdığını
    anlattı, beni evine çağırdı, yalnız kalmak istemediğini söyledi, ben de
    tabi ki gittim, koltuğa, onun yanına oturdum, güzel gözlerine bakmaya başladım ve
    onun benim olmasını diledim, 2 saat sonra Drew Barrymore'un bir filmi başladı ve
    onu izledik filmi izledikten sonra uyumaya karar verdi, bana her şey için
    teşekkür etti ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak
    istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum
    nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

    Son Sınıf

    Mezuniyet balosundan bir gün önce yanıma geldi ve 'çıktığım çocuk hasta ve
    partiye gelemeyecek' dedi, benim de çıktığım biri yoktu ve 7.sınıfta
    birbirimize söz vermiştik eğer çıktığımız biri olmazsa partilere birlikte
    gidecektik, 'en iyi arkadaş' olarak. Ve partiye birlikte gittik,o akşam çok
    güzeldi, her şey yolunda gitti, partiden sonra onu evine kapısının önüne kadar
    bıraktım, kapının önünde ona baktım o da bana o güzel gözleriyle gülümseyerek
    baktı. Onun benim olmasını istiyordum...ama o bana benim ona baktığım gözle
    bakmıyordu bunu biliyordum, bana 'hayatımın en güzel zamanını
    geçirdiğini' söyledi ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi
    bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum
    ama çok utanıyordum...
    Günler, haftalar, aylar geçti ve mezuniyet günü geldi çattı... Sürekli onu
    izledim onun mükkemmel vücudunu seyrettim. Diplomasını almak için sahneye
    çıkarken sanki havada süzülen bir melek gibiydi. Onun benim olmasını
    istiyordum... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu
    biliyordum.Herkes evine gitmeden önce yanıma geldi ve ağlayarak bana sarıldı
    sonra başını omzuma koydu ve 'sen benim en iyi arkadaşımsın, teşekkürler' deyip
    yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum,
    onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum

    Aradan yıllar geçti...

    Bir kilisedeyim ve o kızın nikahını izliyorum...evet artık evleniyordu,onun
    'evet, kabul ediyorum' demesini,yeni hayatına girmesini izledim,başka bir adamla
    evli olarak. Onun benim olmasını istiyordum...ama o bana benim ona baktığım
    gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Yeni hayatına girmeden önce yanıma geldi ve
    'nikahıma geldin teşekkürler' deyip yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak
    istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum
    nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

    Yıllar çok çabuk geçti...

    Şu an benim bir zamanlar en iyi arkadaşım olan kızın tabutuna bakıyorum,
    eşyaları toplanırken lise yıllarında yazdığı günlüğü ortaya çıktı...
    Hemen günlüğünü aldım ve günlükte okuduğum satırlar şöyleydi... 'Onun gözlerine
    bakarak onun benim olmasını diledim... ama o bana benim ona
    baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Onu sadece arkadaş olarak
    istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum
    nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum.Keşke bana beni sevdiğini söyleseydi...
     
  6. 9 Şubat 2010
    Konu Sahibi : BeyazPerim
  7. prensesin.uykusuyum

    prensesin.uykusuyum standart. Üye

    Katılım:
    2 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    6.511
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    146
    teşekkürler paylaşımlarının devamını bekliyorum bebek .
     
  8. 9 Şubat 2010
    Konu Sahibi : BeyazPerim
  9. BeyazPerim

    BeyazPerim Vay anası ya =) Pro Üye

    Katılım:
    2 Kasım 2008
    Mesajlar:
    12.856
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    196
    sagol bebegim benimmm
     
  10. 9 Şubat 2010
    Konu Sahibi : BeyazPerim
  11. BeyazPerim

    BeyazPerim Vay anası ya =) Pro Üye

    Katılım:
    2 Kasım 2008
    Mesajlar:
    12.856
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    196
    Sesli dinlemek için (kesinlikle sesli dinleyin) İzlesene.com : Video - ölen sevgili - ömer köroğlu

    Ölen sevgili

    Sabah uyandiginda midesinde bir yanma hissetti. Yanmanin nedeni aksam yedikleri degil,uyanir uyanmaz bugün yapacaklarinin aklina gelmesiydi. Bugün 2 yildir götürmeye çalistigi bir birlikteligi bitirecekti.

    Aslinda bunu yapmakta geç bile kalmisti.
    ‘Bitmeli dedi içinden, her Gün bu tatsiz uyanis bitmeli.’
    Genç adam bunlari düsünürken surati sekilden sekile giriyordu. Süratle giyinerek disari çikti. Bugüne kadar hiç bekletmemisti onu, simdi de bekletmemeliydi. Istanbul, soguk ve yagmurlu bir Nisan ayi yasiyordu. Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi;
    ‘Bulutlar bizim yasayacaklarimizi biliyor. onlar bile agliyor halimize…’

    BULUSMA VAKTI…
    Artik Kadiköy iskelesindeydi. Birkaç dakikalik beklemeden sonra karsidan kiz arkadasinin geldigini gördü. Simdi midesindeki agri daha da artmisti.

    Besiktas’a geçtiler. Yolculuk sirasinda hiç konusmadilar. Genç kiz, sevgilisinin bu durgunluguna anlam verememisti. Nereden bilecekti bugün ayrilik çanlarinin çalacagini…

    Besiktas’a geldiklerinde bir cafede oturdular. Genç kiz anlamisti sevgilisinin kendisine bir sey söylemek istedigini.
    ‘Bana birsey mi söylemek istiyorsun’ diye sordu. Genç adam, gözlerini kaçirarak
    ‘Evet’
    dedi. Genç kiz heyecanlanmisti, biraz da sinirlenerek
    ‘Söylesene, ne diye bekliyorsun’ dedi.
    Genç adam içini çektikten sonra
    ‘Sence biz nereye kadar gidecegiz?’ diye sordu. Genç kiz,
    ‘Bunu sorma geregini niye duydun?’ diye yanit verdi. Genç adam söze basladi…
    ”Birkaç Ay önce aksam 23:00 civarinda sana Telefon açip senin için yazdigim siiri okumak istemistim. Sen bana
    ‘Sirasi mi simdi canim yaa, isin gücün yok mu?’
    demistin. Biliyormusun o an nakavt olan bir boksör gibi hissettim kendimi. Özür dileyip telefonu kapatmistim. Daha sonra da bu siiri benden hiç istememistin. Geçenlerde hasta olup yataklara düstügümde arkadaslarimla birlikte sen de gelmis, Meralin
    ‘Sen sanslisin, sevgilin sana bakar’ sözüne Isim yok da sana mi bakacagim, annen baksin’ demistin. Hatirladin mi?”

    DUYGUSALLIGI SEVMEM…
    Genç kiz,
    ‘Biliyorsun ben duygusalligi sevmiyorum. Hem hasta bakici gibi göründügümü de kimse söyleyemez’ diye yanitladi. Genç adam güldü,
    ‘Evet canim haklisin. Zaten olmak istesen de bu kalbi tasidigin sürece hasta bakici, hemsire falan olamazsin.’
    Genç adam devam etti…
    ‘Bana simdiye kadar kaç kere sabahin erken saatlerinde güzel sözcüklerden olusan bir mesaj çektin? Hiç… Hatta günün hiçbir Saatinde çekmedin. Duygusalligi sevmeyebilirsin. Ama sen seni seven insanlari da mutlu etmeyi sevmiyorsun. Halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanlari mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanidigimdan beri her sabah, her aksam, her gece yani seni andigim her Saat tatli bir mesajim vardi senin için biliyormusun? Seninle ben AKLA KARA gibiyiz.’
    Genç kiz anlamisti,
    ‘Yani ne istiyorsun benden sair olmami mi?’ Genç adam tekrar gülümsedi içinden. Dün gece verdigi ayrilik kararinin ne kadar dogru oldugunu düsündü.
    ‘Hayir’ dedi,
    ‘Sair olmani istemiyorum. Olamazsin da…

    BIZ AYRILMALIYIZ.
    Ayrilirsak ikimiz için de en
    hayirlisi olacak.’ Genç kiz sasirmisti,
    ‘Neden ama? Ben seni seviyorum. Senin de beni sevdigini saniyordum.’ Genç adam iç çekerek
    ‘Hayir canim, sen beni sevdigini saniyorsun. Eger beni sevseydin simdi baska seyler konusuyor olurduk’ dedi. Genç kizin gözleri yasarmisti. Genç adam cebinden çikarttigi mendili uzatti, genç kiz gözyaslarini silerek
    ‘Sen bilirsin, umarim beni bir baskasi için birakmiyorsundur…’ dedi. Genç adam
    ‘Nasil böyle bir sey düsünürsün, senden baska kimse olmadi ve uzun zaman da olacagini sanmiyorum’ yanitini verdi. Genç adam ve genç kiz iki sevgili olarak oturduklari Masada artik iki yabanciydilar. Birkaç Dakika sessizce oturduktan sonra Genç kiz,
    ‘Kalkalim istersen’ dedi. Genç adam
    ‘Ben biraz daha burada kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin’ diye yanitladi. Genç kiz
    ‘Tamam o zaman sana mutluluklar dilerim’ diyerek elini uzatti. Genç kizin sesi ve eli titriyordu. Genç adam,
    ‘Istersen arkadas kalabiliriz’ dedi ve birbirlerine son kez sarildilar.

    “BEN DOGRU YAPTIM…”
    Genç adam dogru yaptigina inaniyordu. Eve döndügünde yürümekten bitap bir haldeydi. Odasina girdi. Gece bitmek bilmiyordu. Sabah erken kalkip ise gidecekti, uyumaliydi. Birkaç saat sonra uykuya dalmayi basardi. Sabah 7′de saatin ziliyle uyandi. Evden çikacagi zaman cep telefonuna bakti, mesaj ve 10 cevapsiz arama vardi. Yorgun oldugu için duymamisti telefonun sesini. Aramalar ve mesaj sevgilisindendi. Heyecanla mesaji açti, sunlar yaziyordu:

    SADECE ONLARI SEVMEYI SEVDIM,
    HEPSINI ONLARSIZ YASADIM DA,
    BIR SENI SENSIZ YASAYAMIYORUM,
    BU ASKI TEK KALPTE TASIYAMIYORUM,
    SANA YEMIN GÜZEL GÖZLÜM, BIR TEK SENI SEVDIM,
    VE SENI SEVEREK ÖLECEGIM, ELVEDA BIRTANEM…

    Genç adam sasirmisti. Onu tanidigi Günden beri ilk defa siir aliyordu ve üstelik sabahin besinde yazmisti. Heyecanla onu aradi, telefonu yabanci bir ses açti. Genç adam
    ”Nalan’la görüsebilir miyim?” dedi. Ama karsisindaki agliyordu, hiçkira hiçkira hemde…
    ‘Ben onun annesiyim yavrum, kizim bu sabah intihar etti. Gece sabaha kadar birilerini arayip durdu. Sabah odasinin isigini sönmemis görünce girdim. Yavrum kendini asmisti….’

    YIGILIP KALDI…
    Genç adam beyninden vurulmusa döndü. Bir gün önceki mide agrisinin iki katini çekiyordu simdi. Oldugu yerde yigilip kaldi…
    Birkaç ay sonra iki doktor konusuyordu hastanede. Doktarlardan biri digerine karsidaki hastanin durumunu soruyordu. Doktor yanit verdi…
    ‘Haaa o mu? Üç ay önce getirdiler. Kendisi yüzünden bir kiz intihar etmis. O günden sonra cep telefonunu elinden hiç birakmamis. Devamli bir seyler yazip birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim. O uyurken gönderdigi numarayi aradim. Numara 3 ay önce iptal edilmis. Gelen mesajlarda bir siir var. Bu adam duygusal mi bilmem ama benim anladigim kadariyla siiri yazan çok duygusal biriymis…
     
  12. 10 Şubat 2010
    Konu Sahibi : BeyazPerim
  13. glaze_butterfly

    glaze_butterfly yenigelinmutfakta.blogspo Üye

    Katılım:
    9 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    1.856
    Beğenildi:
    24
    Ödül Puanları:
    148
    Liv yapılırmı şimdi bu :gitme:

    Çok güzel paylaşımlar teşekkür ederim emeğine sağlık..
     
  14. 16 Nisan 2010
    Konu Sahibi : BeyazPerim
  15. BeyazPerim

    BeyazPerim Vay anası ya =) Pro Üye

    Katılım:
    2 Kasım 2008
    Mesajlar:
    12.856
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    196
    rica ederim ne demek tatlımolumunekankayizsmile
     
  16. 16 Nisan 2010
    Konu Sahibi : BeyazPerim
  17. BeyazPerim

    BeyazPerim Vay anası ya =) Pro Üye

    Katılım:
    2 Kasım 2008
    Mesajlar:
    12.856
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    196
  18. 16 Nisan 2010
    Konu Sahibi : BeyazPerim
  19. BeyazPerim

    BeyazPerim Vay anası ya =) Pro Üye

    Katılım:
    2 Kasım 2008
    Mesajlar:
    12.856
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    196
    Denızcının Hıkayesı

    Oturduğu banktan kalktı, üzerindeki denizci üniformasını düzeltti ve şehrin büyük tren istasyonundaki insanları incelemeye koyuldu. Gözleri o kızı arıyordu, kalbini çok iyi bildiği, ama yüzünü hiç görmediği, yakasında gül olan o kızı. Ona olan ilgisi bundan on üç ay önce Florida'da bir kütüphanede başlamıştı. Raflardan aldığı bir kitabın içindeki yazıdan çok etkilenmişti. Kitaptan değil, sayfalardan birinin kenarında kurşun kalemle yazılmış minik notlardan.. Yumuşak el yazısı düşünceli bir ruhu ve insanın içine işleyen bir karakteri yansıtıyordu. Kitabın baş sayfasında, o kitabı en son okuyan kişinin ismini gördü: Bayan Hollis Maynell. Biraz zaman ve çaba sonunda adresini buldu. Bayan Maynell New York'ta yaşıyordu. Blanchard ona kendisini tanıtan ve mektup arkadaşı olmayı teklif eden bir mektup yazdı. Ertesi gün de ıkinci Dünya Savaşı'na katılmak için Avrupa'ya doğru yola çıktı. Daha sonraki bir yıl bir ay boyunca birbirlerini mektuplarla tanıdılar. Her mektup kalplerine düşen bir sevgi tohumuydu sanki. Bir romantizm başlıyordu. Blanchard kızdan bir resmini istemişti, ama kız reddetti. Kendisini gerçekten önemsiyorsa nasıl göründüğünün ne önemi vardı?.Sonunda Blanchard'in Avrupa'dan dönüş günü geldi çattı. ılk buluşmalarını ayarladılar.. New York Tren ıstasyonu'nda akşam saat tam 7'de."Beni tanıman için" diye yazmıştı kız mektubunda, "Ceketimin yakasında kırmızı bir gül takılı olacak".ışte saat tam 7'ydi ve Blanchard yüzünü daha önce hiç görmediği, ama kalbini sevdiği o kırmızı güllü kızı arıyordu. Hikayenin gerisini Bay Blanchard'dan dinleyelim:" Birden genç bir kızın bana doğru yürüdüğünü farkettim. ınce ve uzun boylu,dalgalı sarı saçları o güzel kulaklarının önünden omuzlarına düşmüş.. Çiçek rengi mavi gözlü. Dudaklarının ve çenesinin muntazam kıvrımları ve açık yeşil giysisiyle insana sanki baharın geldiğini müjdeleyen bir kızdı. Ben de ona doğru yürümeye başladım. O kadar etkilenmiştim ki yakasında gül olup olmadığına bakmak aklıma bile gelmedi.Ona yaklaşınca, dudaklarında hafif ve tahrik edici bir gülümsemeyle bana 'Benimle aynı yöne mi gidiyorsun, denizci?' diye fısıldadı. Neredeyse kontrolsüz bir şekilde ona doğru bir adım daha atıyordumki, o anda Hollis Maynel'i gördüm. Kızın tam arkasında duruyordu. 40'ını çoktan geçmiş, grileşmeye başlamış saçlarını şapkasının altında toplamış.. Şişmana yakın, kısa boylu, kalın bilekli ayakları topuksuz ayakkabılara gömülmüş. Kafamı çevirdim, yeşil giysili kız hızla uzaklaşıyordu. Kendimi ikiye bölünmüş hissettim; arzularım kızı takip etmemi, ta içimden gelen bir istek ise ruhu bir yıldır bana eşlik eden kadınla kalmamı söylüyordu. ışte orada öylece duruyordu. Solgun, kırışık suratı kibar ve duygulu, gri gözleri sıcaktı. Çekinmedim. Beni tanımasını sağlayacak mavi deri ciltli kitabı ona doğru tuttum. Bu aşk olamazdı, ama, mutlaka değerli, belki aşktan da güzel, çoktan beri minnettar olduğum ve olacağım bir arkadaşlık gibi bir şey olabilirdi. Kadını selamladım, her ne kadar gizlemeye çalıştıysam da pek başaramadığım hayal kırıklığımı belli eden sesimle 'Ben Teğmen John Blanchard, siz de Bayan Maynell olmalısınız. Sizinle buluşabildiğim için çok mutluyum. Sizi yemeğe götürebilir miyim?' diye sordum. Kadının yüzüne bir gülümseme yayıldı: 'Neden bahsettiğini bilmiyorum delikanlı' dedi, ama şu az önce buradan geçen yeşil elbiseli kız bu kırmızı gülü yakama takmamı rica etti benden, ve eğer siz beni yemeğe davet edecek olursanız kendisinin sizi caddenin karşısındaki büyük restoranda beklediğini söylememi istedi. Dediğine göre bu bir çeşit sınavmış .."