Önyargıların Gölgesinde

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve hersey_eskir tarafından 7 Eylül 2009 başlatılmıştır.

    7 Eylül 2009
    Konu Sahibi : hersey_eskir
  1. hersey_eskir

    hersey_eskir Dengesiz.. Üye

    Katılım:
    16 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.658
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    106
    Sakın indirme yumruklarını yüzünden aşağıya diye öğretilirmiş hayat çocuklara, indirme ki aldığın darbe burnunu dağıtmasın. Ama kendi yüzünü korurken öyle bir indir ki yumruğunun birini karşında ki bedenin boş olduğu anda zayıf yanına, devrilsin boylu boyunca, kalkamasın bir daha…



    İllaki kalp kırmaya programlı yaşar mı hiç insan? Veya kendini her daim savunmak zorunda hisseder mi? Yada yanılmak ile yanlış anlaşılmak korkusu ile sınırlanıp olduğu yerde sayar mı?

    Bunlar karışık gelmesin sakın size hayatın tam içinden, resmen ortasından ve en bilinen yerinden bahsediyorum işte.

    Doğuyoruz, büyüyoruz ve ölüp gidiyoruz. Yılları aşarken tanışıyoruz, seviyoruz, dost oluyoruz, ayrılıyoruz, küsüyoruz ve affediyoruz. Yalnız kalıyoruz yada kalabalığa dalıyoruz. Ne olursa olsun insan yanımızı insana katmaya çabalıyoruz. Ve bunu yaparken o kadar çok ürkütülüp, yargılanıyoruz ki belki de. Çok gülersek mutlaka ağlayacağımızı düşünmemize sebep oluyor birileri. Veya şansımız yaver giderken bir anda dönüverecekmiş edasıyla tedirginiz hep. Yargılanıyor ve her seferinde kendimizi biraz daha kenarda biraz daha acımış hissediyoruz belki.

    Her yaptığımızı mutlaka savunmak zorunda kaldığımız, sebeplerimizin olması gerektiği bir dünya olacak etrafımızda deseler inanmazdım çocukken. Koşmak istersem koşar, ağlamak istersem ağlar, bağırmak istersem bağırırdım içimden geldiği gibi tam geldiği anda ve yerde. Sanırdım ki büyüyünce de bu böyle olacak, sevmek istedim mi sevip sevişmek istedim mi sevişecek, hediye almak istedim mi alacak, içmek istedim mi içecek, konuşmak istedim mi konuşacak ve susmak istediğimde susacağım ve bunları zevkle/zevk aldığım için yapacağım.

    Bu bir yanılgıymış meğer…Şimdi görüyorum ki bunları yapmak için önce vakit müsait olacak sonra da geçerli sebeplerim olacak ki yapacak hakka sahip olayım. Üstelik görüyorum ki etrafımda aynı sıkıntılarla omuzlarını indirmiş, kendini savunmaktan anı yaşayacak gücü kalmamış, tedirgin ve tereddüt içerisinde insanlar var.

    O kadar üzücü geldi ki bana bunu görmek, hiç önyargısız olamaz mıyız birbirimize? Adam olduğu için, kadın olduğu için, haklı olduğu için, hep doğru olduğu için, mümkün olduğu için veya sebebi olduğu için değil sadece öyle istendiği için, insan olduğumuz için yaşanamayacak mı hayatlar? Bir gölgenin ardında durmaya, kendini hep sağlama almaya gerek kalmadan nefes alamayacak mıyız misal? Evli veya bekar, yalnız veya değil, kısa veya uzun, güzel veya çirkin gibi sıfatlara bürünmeden birbirimizden korunmak zorunda kalmadan, yanlış anlaşılırım korkusu olmadan aşılamaz mı mesafeler? “Korkma benden” demeye/duymaya gerek kalmadan korkmasak birbirimizden mesela?

    Aşılamazmış meğer… Hep gardı alıp yaşamak şartmış meğer… Sakın indirme yumruklarını yüzünden aşağıya diye öğretilirmiş hayat çocuklara, indirme ki aldığın darbe burnunu dağıtmasın. Ama kendi yüzünü korurken öyle bir indir ki yumruğunun birini karşında ki bedenin boş olduğu anda zayıf yanına, devrilsin boylu boyunca, kalkamasın bir daha…

    Bu sefer hüzünle…

    Simten K. Ataç