Orak ve Fıkra

Konusu 'Fıkralar' forumundadır ve bebikyUzlU tarafından 7 Ağustos 2008 başlatılmıştır.

    7 Ağustos 2008
    Konu Sahibi : bebikyUzlU
  1. bebikyUzlU

    bebikyUzlU Evli-Mutlu-Çocuklu Üye

    Katılım:
    3 Eylül 2007
    Mesajlar:
    548
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    108
    Orak ve Fıkra

    İngiliz televizyon belgeselcisi Ben Lewis, Rusya'yla ilgili yaptığı
    araştırmalar sırasında karşısına çıkan komünist dönem
    fıkralarından çok etkilenip bu konu üzerine yoğunlaşmaya karar veriyor.
    Rusya'ya, Romanya'ya, Macaristan'a, Çek Cumhuriyeti'ne
    gidiyor. Birçok belgeye ulaşıyor, röportajlar yapıyor. Sonunda komünist
    dönemin fıkralarını, neden ve nasıl oluştuğunu anlatan, insanların neye
    neden güldüğünü çözmeye çalışan bir kitap yayınlıyor: Hammer and
    Tickle (Çekiç ve Gıdıklanma)

    Birçok fıkrayı bir araya getiren kitabın ana teması şu: Bir Sovyet
    fıkrası ciltler dolusu felsefi metne bedeldir. Komünist dönemdeki hayatın
    akışını öyle basite indirgeyerek anlatır ki yapılan propagandaların
    saçmalığını en iyi şekilde gözler önüne serer. Sovyet fıkraları en
    zor zamanlarda bile ayakta kalmayı başarmış, nesilden nesile geçerek
    dimdik ayakta kalmış, totaliter rejimler altında kalan halkların en büyük
    silahı olmuştur. Yıllar sonra dönüp bakıldığında halkın komünizm
    hakkındaki gerçek düşüncelerinin ne olduğunu gösteren en iyi tarihi
    belge bu fıkralardır! İşte Ben Lewis'ın kitabındaki fıkralarından
    örnekler.


    ŞEYTANLA KONUŞMA

    Brejnev, Nixon'ı ziyaret eder. Nixon masasındaki kırmızı telefonla
    şeytanı arar ve 15 dakika konuşur, yardımcısı, bu konuşma 1500 dolar
    tuttu der.
    Brejnev, Moskova'ya döner ve yardımcısına 'Bana şeytanı ara,
    Amerikalılar konuşabiliyorsa, ben de konuşurum' der. Şeytanla 15 dakika
    konuşup kapattıktan sonra yardımcısına sorar: 'Bu konuşma ne kadara
    patladı bize?'
    Yardımcı cevap verir: '5 cent efendim!' Brejnev şaşırır:
    'Niye bizimki o kadar ucuz?' Yardımcı: 'Çünkü
    Amerikalılarınki milletlerarası tarife, bizimki şehir içi.'


    VAYYY NE CESARET

    Romanya lideri Çavuşevsku ile Reagan ve Gorbaçov lüks bir kruz gemisinde
    seyahat eder. Köpekbalıkları etraflarını sardığında Reagan şov yapmak
    için saatini denize atar ve korumasına seslenir: 'John, git ve saatimi
    getir.'
    Koruma düşünmeden suya atlar ve saati getirir. Kalabalık 'Vaay, ne
    cesaret!'
    der. Gorbaçov altta kalmaz saatini atar, koruması atlar getirir. Kalabalık
    'Vaay, ne cesaret!' der. Çavuşevsku aynı şeyi yapar. Koruması
    kıpırdamaz.
    'Hayatta atlamam efendim' der. Kalabalık 'Vaay, ne cesaret!'
    der.


    BEŞ DAKİKA GEÇ BEŞ DAKİKA ERKEN

    Sibirya'daki bir hapishanede üç tutuklu sohbete dalar. Birincisi:
    'Beni hapse attılar çünkü fabrikaya hep 5 dakika geç geliyordum.
    Sabotaj yapacağımdan şüphelendiler.' İkincisi: 'Ben hapisteyim
    çünkü fabrikaya hep 5 dakika erken geliyordum. Ajan olduğumdan
    şüphelendiler.' Üçüncüsü: 'Ben fabrikaya hep zamanında
    geliyordum. Batı icadı bir saatim olduğu için hapse atıldım.'


    CEHENNEM BEĞEN

    Adamın biri ölür, arafta ona iki seçenek sunulur: Ya komünist cehenneme
    gideceksin ya da kapitalist cehenneme! Adam kapitalist cehennemin kapısına
    gider, Ronald Reagan'la karşılaşır, nasıl bir yer diye sorar. Reagan
    cevaplar: 'Burada adamı önce diri diri kızgın yağa atarız, sonra da
    kör bıçaklarla küçük parçalara ayırırız.' Adam hızla uzaklaşıp
    komünist cehenneme gider. Kapısının önünde uzun bir sıra olan cehennemin
    başında Karl Marx vardır. Burası nasıl diye sorar. Marx cevaplar:
    'Burada adamı önce diri diri kızgın yağa atarız, sonra da kör
    bıçaklarla küçük parçalara ayırırız.'
    Adam şaşırır: 'Kapitalist cehennemden farkı yok, neden millet buraya
    girmek için sıraya giriyor?' Marx cevaplar: 'Çünkü genellikle
    yağımız biter, çoğunlukla bıçağımız da yoktur...'


    HANGİ KUYRUK

    Moskova'da bir votka dükkanının önünde beş kilometrelik bir sıra
    vardır.
    Adamın biri çok sinirlenir ve Gorbaçov'u öldüreceğim diye sıradan
    çıkar. Bir saat sonra döndüğünde sorarlar: 'Gorbaçov'u
    öldürdün mü?' 'Hayır,' der adam 'Onun sırası daha da
    uzundu.'


    KİM ÖKSÜRDÜ

    Stalin fabrika işçilerine bir konuşma yapar: 'Sovyetler Birliği'nde
    bizim için en değerli şey insan hayatıdır.' Bu sırada salondan birinin
    öksürük sesi gelir. 'Kim öksürdü' diye sorar Stalin. Ses yok.
    'Pekala o zaman NKVD'yi çağırın.' Stalin'in polis
    teşkilatı NKVD ellerinde yarı otomatik silahlarla girer ve fabrikadaki
    işçileri taramaya başlar. En sonunda fabrikada 7 kişi kalır. 'Kim
    öksürdü?' diye bir kez daha sorar Stalin. Bir adam elini kaldırır.
    'Feci şekilde grip olmuşsunuz. Hemen arabamı alın ve bir hastaneye
    gidin' der, Stalin.


    STALİN'İN PİPOSU

    Gürcü delegeler Stalin'i çalışma odasında ziyaret eder. Görüşme
    bitip delegeler odadan çıkarken Stalin piposunu aramaya başlar.
    Kağıtların altına, masaya bakar bulamaz. Bunun üzerine siyasi polis şefi
    Lavrenti Beria'yı
    çağırır: 'Gürcüleri koridorda yakalayıp bak bakalım. Pipomu
    onlardan biri mi almış?' Beria koşarak çıkar. Bir süre sonra Stalin
    piposunu masanın altında bulur. 'Beria, gel buldum pipoyu gerek
    kalmadı.' Beria cevap verir: 'Biraz geç kaldınız efendim.
    Delegelerin yarısı piponuzu aldığını itiraf etti. Geri kalanı da
    sorgulama sırasında öldü!'


    AFRİKALI ÇIPLAKLAR

    Stalin bir gün limuzininde şoförüyle sohbete dalar. 'Söyle bakalım,
    devrimden sonra daha mı mutlu oldun, daha mı mutsuz oldun?' Şoför cevap
    verir: 'Daha mutsuz oldum çünkü devrimden önce iki tane takım elbisem
    vardı, şimdi bir tane var.' Stalin karşılık verir: 'Ohoo, sen
    haline şükret.
    Afrika'da halk çırılçıplak koşturuyor!' Şoför sorar: 'Öyle
    mi? Onların devrimi ne zaman olmuştu?'


    İKİ İSKELET

    İki iskelet Kiev sokaklarında karşılaşır. 'Merhaba' der bir
    tanesi 'Sen ne zaman öldün?' Diğeri cevap verir: '1932'deki
    Büyük Kıtlık'ta. Peki ya sen?'
    'Tanrı'ya şükür, henüz ölmedim' diye yanıtlar iskelet.
    Diğeri onu uyarır:
    'Şşşt, bugünlerde Tanrı'ya değil, Stalin'e şükretmelisin.
    Ancak Stalin öldüğünde tekrar Tanrı'ya şükredebilirsin!'



    hihoyyythihoyyythihoyyyt