Orhan Veli Kanik şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve roxett tarafından 22 Temmuz 2006 başlatılmıştır.

    22 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : roxett
  1. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    Orhan Veli Kanık, 13 Nisan 1914 tarihinde İstanbul'da doğdu. Galatasaray'da başladığı öğrenimini, babasının atandığı Ankara'da Gazi İlkokulu ve Ankara Erkek Lisesi'nde sürdürdü.
    Lise sıralarında Oktay Rifat ve Melih Cevdet'le arkadaş oldu. Liseyi bitirince İstanbul'a dönerek, Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne girdi (1932), ancak yüksek öğrenimini yarım bıraktı (1935). 1936'da Ankara'ya döndü ve askere gidinceye dek PTT Genel Müdürlüğü Telgraf İşleri Reisliği Milletlerarası Nizamlar Bürosunda memurluk yaptı.




    Yedek subaylığını tamamlayınca, iki yıl kadar, yine Ankara'da, Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu'nda çalıştı. 1947'de, Hasan Âli Yücel'in yerine Reşat Şemsettin Sirer'in bakan olarak atanması üzerine, Milli Eğitim Bakanlığında "antidemokratik bir hava" esmeye başladığını söyleyerek, görevinden istifa etti.



    1 Ocak 1949-15 Haziran 1950 tarihleri arasında yirmi sekiz sayı süren, on beş günde bir yayımlanan, iki sayfalık 'Yaprak' dergisini çıkardı. Yaprak dergisi serüvenini sürdüremeyeceğini anlayınca Ankara'dan ayrılıp İstanbul'a gitti. Gene o yılın kasım ayı içinde, bir haftalığına geldiği Ankara'da, 10 Kasım 1950 gecesinde, yolda, onarım için kazılmış bir çukura düşerek ayağından yaralandı. İstanbul'a döndükten sonra, bir arkadaşının evindeyken, durumu birdenbire kötüleştiği için kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesi'nde, 14 Kasım 1950 tarihinde beyin kanamasından öldü, Rumelihisarı Mezarlığı'na gömüldü.

    Garip ya da Birinci Yeni denilen akımın öncüsü, kuramcısı. Yirmi sekiz sayı süren Yaprak serüveni öncesinde, Ankara Erkek Lisesi'nde okul kooperatifinin parasıyla Oktay Rifat ve Melih Cevdet ile birlikte Sesimiz dergisini çıkarmışlardır. Biçemini belli eden ilk şiirlerini, yine, arkadaşları Oktay Rifat ve Melih Cevdet ile birlikte Varlık dergisinde yayımladı ve müthiş bir ilgi gördü. Şiir ve yazıları, Varlık dergisinden başka İnsan, Ses, Gençlik, Küllük, İnkılapçı Gençlik, Ülkü, Demet, İşte, Aile gibi dergilerde yayımlanmıştır. İkinci Dünya Savaşına katılmayan ve katılmış kadar etkilenen Türkiye'de, Türk şiirini bir takım kalıp ve klişelerden, şairanelikten, yıpranmış benzetmelerden kurtardı, kısa ve basit ama vurucu bir söylem -eda- geliştirdi. Şiirin bilinen ve kabul gören sınır taşlarını yerinden oynattı. Yalın bir halk dili kullandı, yergi ve gülmeceden yararlanarak, sıradan yaşantıların şiirinin de yazılabileceğini gösterdi.


    Açsam Rüzgara

    Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş
    Magillerde sefer etmek!
    Bir sahilden çözülüp gitmek
    Düşünceler gibi başıboş.

    Açsam rüzgara yelkenimi;
    Dolaşsam ben de deniz
    Ve bir sabah vakti, kimsesiz
    Bir limanda bulsam kendimi.

    Bir limanda, büyük ve beyaza.
    Mercan adalarda bir limana.
    Beyaz bulutların ardından
    Gelse altın ışıklı bir yaz.

    Doldursa içimi orada
    Baygın kokusu iğdelerin.
    Bilmese tadını kederin
    Bu her alemden uzak ada.

    Konsa rüya dolu köşkümün
    Çiçekli dalına serçeler.
    Renklerle çözülse geceler,
    Nar bahçelerinde geçse gün.

    Her gün aheste mavnaların
    Görsem açıktan geçişini
    Ve her aksam dizilisini
    Ufukta mermer adaların.

    Ne hoş. ey Tanrım, ne hoş!
    İller, göller, kıtalar asmak.
    Ne hoş deniz dolaşmak
    Düşünceler gibi başıboş.

    Versem kendimi bütün
    Bir yelkenli olup engine;
    Kansam bir an güzelliğine
    Kuşlar gibi serseri ömrün.
    ----------------------------------

    Ah! Neydi Benim Geçliğim

    Nerde böyle hüzünlenmek o zaman;
    İçip içip ağlamak,
    Uzaklara dalıp şarkı söylemek;
    Hafta sekiz ben eğlentide;
    Bugün saz,yarın sinema,
    Beğenmedin Aile Bahçesi;
    Onu da beğenmedin,parka;
    Sevdiğim dillere destan;
    Sevdiğim,
    Meyil verdiğin;
    Ben dizinin dibinde elpençe divan,
    Samanlık seyran.
    Nerde,
    Nerde,
    Nerde böyle hüzünlenmek o zaman!
    --------------------------------

    Bekliyorum

    Bekliyorum
    Öyle bir havada gel ki,
    vazgeçmek mümkün olmasın
     
  2. 22 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : roxett
  3. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    Deniz Kızı



    Denizden yeni mi çikmisti neydi;
    Saçlari, dudaklari
    Deniz koktu sabaha kadar;
    Yükselip alçalan gögsü deniz gibiydi.
    Yoksuldu, biliyorum
    -Ama boyna da yoksulluk sözü edilmez ya-
    Kulagimin dibinde, yavas yavas,
    Ask türküleri söyledi.
    Neler görmüs, neler ögrenmisti kim bilir,
    Denizle bugaz bugaza geçen hayatinda!
    Ag yamamak, ag atmak, ag toplamak,
    Olta yapmak, yem çikarmak, kayik temizlemek...
    Dikenli baliklari hatirlatmak için
    Elleri ellerime degdi.
    O gece gördüm, onun gözlerinde gördüm;
    Gün ne güzel dogarmis meger açik denizde!
    Onun saçlari ögretti bana dalgayi;
    Çalkandim durdum rüyalar içinde.
     
  4. 22 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : roxett
  5. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    Giderayak



    Handan,hamamdan geçtik
    Gün ışığındaki hissemize razıydık
    Saadetinden geçtik
    Ümidine razıydık
    Hiçbirini bulamadık
    Kendimize hüzünler icadettik
    Avunamadık
    Yoksa biz...
    Biz bu dünyadan değil miydik?

    --------------------------------------
    Gölgem



    Bıktım usandım sürüklemekten onu,
    Senelerdir, ayaklarımın ucunda;
    Bu dünyada biraz da yaşayalım,
    O tek başına,
    Ben tek başıma.
    ------------------------------------
    İçinde



    Denizlerimiz var, güneş içinde
    Ağaçlarımız var, yaprak içinde
    Sabah akşam gider gider geliriz
    Denizlerimizle ağaçlarımız arasında
    Yokluk içinde
     
  6. 22 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : roxett
  7. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    İstanbul'u Dinliyorum



    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
    Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
    Yavaş yavaş sallanıyor
    Yapraklar, ağaçlarda;
    Uzaklarda, çok uzaklarda,
    Sucuların hiç durmayan çıngırakları
    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Kuşlar geçiyor, derken;
    Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
    Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
    Bir kadının suya değiyor ayakları;
    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Serin serin Kapalıçarşı
    Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
    Güvercin dolu avlular
    Çekiç sesleri geliyor doklardan
    Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
    Loş kayıkhanelerıyle bir yalı;
    Dinmiş lodosların uğultusu içinde
    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Bir yosma geciyor kaldırımdan;
    Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
    Bir şey düşüyor elinden yere;
    Bir gül olmalı;
    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
    Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
    Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
    Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
    Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
    İstanbul'u dinliyorum.


     
  8. 22 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : roxett
  9. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108

    İstanbul Türküsü


    İstanbul'da Boğaziçi'nde,
    Bir fakir Orhan Veli'yim;
    Veli'nin oğluyum,
    Tarifsiz kederler içinde.

    Rumelihisarı'na oturmuşum;
    Oturmuş da bir türkü tutturmuşum;

    'İstanbulun mermer taşları;
    Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları;
    Gözlerimden boşanır hicran yaşları;
    Edalı'm,
    Senin yüzünden bu halim.'

    'İstanbulun orta yeri sinama;
    Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama;
    El konuşur, sevişirmiş; bana ne?
    Sevdalı'm,
    Boynuna vebalim! '

    İstanbul'da, Boğaziçi'ndeyim;
    Bir fakir Orhan Veli;
    Veli'nin oğlu;
    Tarifsiz kederler içindeyim.

     
  10. 22 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : roxett
  11. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    Sevdaya Mı Tutuldum?



    Benim de mi düşüncelerim olacaktı,
    Ben de mi böyle uykusuz kalacaktım,
    Sessiz, sedasız mi olacaktım böyle?
    Çok sevdiğim salatayı bile
    Aramaz mi olacaktım?
    Ben böyle mi olacaktım?


    -----------------------------------------------
    Sizin İçin



    Sizin için, insan kardeşlerim,
    Her şey sizin için;
    Gece de sizin için, gündüz de;
    Gündüz gün ışığı, gece ay ışığı;
    Ay ışığında yapraklar;
    Yapraklarda merak;
    Yapraklarda akil;
    Gün ışığında bin bir yeşil;
    Sarılar da sizin için, pembeler de;
    Tenin avıca değişi,
    Sıcaklığı,
    Yumuşaklığı;
    Yatıştaki rahatlık;
    Merhabalar sizin için;
    Sizin için limanda sallanan direkler;
    Günlerin isimleri,
    Ayların isimleri,
    Kayıkların boyaları sizin için;
    Sizin için postacının ayağı,
    Testicinin eli;
    Alınlardan akan ter,
    Cephelerde harcanan kursun;
    Sizin için mezarlar, mezar tasları,
    Hapishaneler, kelepçeler, idam cezaları;
    Sizin için;
    Her şey sizin için.


    --------------------------------------------------
    Yaşamak



    I

    Biliyorum, kolay değil yasamak,
    Gönül verip türkü söylemek yar üstüne;
    Yıldız ışığında dolaşıp geceleri,
    Gündüzleri gün ışığında ısınmak;
    Söyle bir fırsat bulup yarim gün,
    Yan gelebilmek Camlıca tepesine...
    -Bin turlu mavi akar Bogaz'dan-
    Her şeyi unutabilmek maviler içinde.

    II

    Biliyorum, kolay değil yasamak;
    Ama iste
    Bir ölünün hala yatağı sıcak,
    Birinin saati isliyor kolunda.
    Yasamak kolay değil ya kardeşler,
    Ölmek de değil;
    Kolay değil bu dünyadan ayrılmak.
     
  12. 24 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : roxett
  13. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    canım paylaşımın için teşekkürler. bütün şiirler de çok güzeldi. emeğine sağlık.
    sevgilerimle...
     
  14. 2 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  15. bilginkiz

    bilginkiz Popüler Üye Üye

    Katılım:
    31 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    631
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    108
    Ölüme Yakın

    Akşamüstüne doğru, kış vakti;
    Bir hasta odasının penceresinde;
    Yalnız bende değil yalnızlık hali;
    Deniz de karanlık, gökyüzü de;
    Bir acaip, kuşların hali.

    Bakma fakirmişim, kimsesizmişim;
    -Akşamüstüne doğru, kış vakti-
    Benim de sevdalar geçti başımdan.
    Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;
    Zamanla anlıyor insan dünyayı.

    Ölürüz diye üzülüyoruz?
    Ne ettik, ne gördük şu fani dünyada
    Kötülükten gayrı?

    Ölünce kirlerimizden temizlenir,
    Ölünce biz de iyi adam oluruz;
    Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
    Hepsini unuturuz.
     
  16. 2 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  17. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.627
    Beğenildi:
    5.161
    Ödül Puanları:
    438
    13 Nisan 1914 yılında İstanbul’da doğan Orhan Veli, 1932 yılında Ankara Gazi Lisesi’ni bitirdi. Daha sonra 1935'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ndeki öğrenimini yarıda bıraktı, Ankara’ya giderek PTT Umum Müdürlüğü’nde çalıştı (1936-1942), Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu’na memur oldu (1945), oradan ayrılınca (1947) Yaprak Dergisi'ni çıkardı (1 Ocak 1949’dan 15 Haziran 1950’ye kadar 28 sayı çıktı, Son Yaprak adlı özel bir sayı ölümü üzerine arkadaşları tarafından çıkarıldı).

    14 Kasım 1950 tarihinde beyin kanamasından öldü ve Rumelihisarı Mezarlığı'na gömüldü. Kişiliğini belli eden ilk şiirlerini arkadaşları Oktay Rıfat ve Melih Cevdet’le birlikte Varlık Dergisi'nde yayımlamaya başladı, büyük bir ilgi gördü; sağlığında kendinden çok bahsettiren şair oldu. Şiiri bir takım kalıp ve klişelerden, şairanelikten, yıpranmış benzetmelerden kurtararak, daha kısa daha basit bir şekle soktu; yalın bir halk dili kullandı, gündelik sözlerle zaman zaman, büyük yergi ve espriden faydalanarak, gündelik yaşantılar üzerine yazdı.
     
  18. 27 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  19. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    RÜYA

    Annemi ölmüş gördüm rüyamda.
    Ağlayarak uyanışım
    Hatırlattı bana, bir bayram sabahı
    Gökyüzüne kaçırdığım balonuma bakıp
    Ağlayışımı.
    ************************
    ASFALT ÜZERİNE ŞİİRLER

    1

    Ne kadar güzel şey;
    Yolun üstündeki bina
    Yıkıldığı zaman
    Bilinmeyen bir ufuk görmek.

    II

    Kaldırımın kenarına dizilip
    Bacası olan silindirin
    Yürüyüşünü seyreden
    Çocuklara imreniyorum.

    III

    Onun sesi
    Bir arkadaşıma
    Denizden geçen
    Motorları hatırlatıyor.

    IV

    Kırık taşlara bakıp
    Işıklı bir asfalt düşünmek
    Acaba yalnız
    Şairlere mi mahsus?