Orta Oyunu

Konusu 'Diğer Sanat Alanları' forumundadır ve Elif tarafından 12 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    12 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.608
    Beğenildi:
    5.137
    Ödül Puanları:
    438
    Geleneksel Türk halk tiyatrosu*nun bir seyirlik oyun türü. Kol Oyunu, Meydan Oyunu, Taklit Oyunu ve Zuhuri Oyunu gibi adlarla da anılan Orta Oyunu, en önemi geleneksel halk tiyatrosu olarak, kol oyunlarından gelişerek 19. yüzyılda kesin bi*çimini almıştır. Orta Oyunu, çevresi izleyici*lerle çepeçevre bir alan içinde yazılı metne dayanmayan belli bir konunun çatısına uyula*rak doğaçlama geliştirilen; müzik, raks, şarkı, taklit ve muhavereden oluşan bir seyirlik oyun biçimidir. Han ya da kahvehane gibi kapalı yerlerde oynanmakla birlikte, genel olarak açık yerlerde, palanga ya da meydan adı veri*len, 15x25 m2lik yuvarlak ya da yumurtamsı bir alanda oynanır; burada, erkek izleyicilerin oturduğu mevki ile kadın izleyicilerin otur*duğu kafes, ip gerili kazıklarla, parmaklık’la ayrılmıştır; oyuncular, sahne giysilerini değiş*tirdikleri, önü perdeyle kapatılmış sandık odası’ndan (pusat odası’ndan) kapı yoluyla oyun alanına girerler. Orta Oyunu’nun de*koru, 68 cm. yükseklikte, genellikle Kavuklu’nun iş yerini temsil eden iki kanatlı bir kafes olan dükkân ile 1.5 m. yükseklikte, iki, üç ya da dört kanatlı, genellikle ev olarak kullanılan ve önlerinde iskemleler bulunan bir paravana, yeni dünya idi. Gösterinin ba*şında köçek, çengi ve curcunabazlann müzik eşliğinde raks ettikleri Orta Oyunu, dört bö*lüme ayrılır: 1. Pişekâr’ın izleyiciyi selâmlayıp, zurnacıyla konuşup oyunu açması, giriş; 2. Kavuklu ile Kavuklu arkası’nın. oyuna girme*siyle başlayan muhavere: a. Kavuklu ile Pişekâr’ın birbirleriyle tanıdık çıkmasıyla baş*layan tanışma konuşması, arzbar; b. sonunda rüya olduğu anlaşılan bir olayın Pişekâr eşli*ğinde Kavuklu tarafından anlatılması, teker*leme; 3. belli bir olayın temsil edildiği fasıl; 4.Pişekâr’ın izleyiciden özür dileyip, gelecek oyunun adı ve yerini bildirerek oyunu kapa*tışı, bitiş. Dağarcığının tümünde 80 kadar oyundan oluştuğu sanılan Orta Oyunu fasılla*rının çoğu Karagöz fasıllarının aynısıdır; bun*lar, eskiden kalma ve yeniden uydurulma ol*mak üzere, iki ana öbekte toplanır: Kavuklunun kendisine iş bulması, çapraşık durumlar içinde kalması gibi klasik fasıllar; yeni gündelik yaşamdan alınma, konuca yeni eklenmiş fasıllar. Orta Oyunu’nun kişileri ise söyle sıralanabilir: (Karagöz’deki Hacivat’ın karşılığı olan) oyunu açıp, yürütüp, kapayan; hem oyuncu, hem sahneye koyucu, hem de yazar gibi davranan ve elinde şak şak (pastav) taşıyan Pişekâr; (Karagöz’deki Karagöz’ün karşılığı olan ve Pişekâr’la. birlikte oyunu yürü*ten, ikinci oyuncu ve baş komik Kavuklu; mal mülk sahibi, mirasyedi züppeyi temsil eden Çelebi; zevce, kapatma gibi kadın, kız tiplerine çıkan Zenne; zorba tipini temsil eden Tuzsuz, Sarhoş, Külhanbeyi, Efe ya da Matiz; Kavuklu-arkası diye anılan Cüce, kanbur; mahlenin abdalı, Denyo; taklit tipler: Kürt, Arnavut, Acem, Arap (Müslüman azın*lıklar) ; Anadolu, Rumelili (taşralılar); Yahudi, Ermeni, Rum, Frenk (Müslüman olmayan azınlıklar ve yabancılar). Geleneksel Türk halk tiyatrosunun en önemli seyirliklerinden olan Orta Oyunu, göstermeci açık biçime da*yanması, gerçek ile hayali içice taşıması, bir takım beceri gösterilerini kapsaması ve doğaç*lama olması yanı sıra; eleştiri, taşlama ve pa*rodi öğelerini barındırması bakımından Doğu tiyatrosuyla ortak özellikler gösterdiği kadar, commedia dell’arte gibi Batı halk doğaçlama tiyatrosu ile epik tiyatro ile de ortak yapısal özellikler gösterir ve önem taşır. Orta Oyunu, 19. yüzyılda, Batı tiyatrosunun etkisinde tuluat tiyatrosunun doğmasına yol açarken, tuluat ti*yatrosu da Orta Oyunu’nun kalkmasına neden olmuştur. Orta Oyunu’nun en büyük ustaları Kavuklu Hamdi ile Pişekâr Küçük İsmail Efendi’dir. Başlıca Orta Oyunu oyunları şöyle sıralanabilir: Mahalle Baskını, Terzi Oyunu, Yazıcı Oyunu, Berber Oyunu, Kale Oyunu, Büyücü Hoca, Kızlarağası, Ödüllü, Gözlemeci, Fotoğrafçı, Eskici Abdi, Hamam, Çifte Hamamlar, Kağıthane Safası, Kanlı Nigâr, Kunduracı, Mandıra, Pazarcılar, Sandıklı, Sünnet, Tahir ile Zühre, Tireli, Bahçe, Çeşme, Ferhat ile Şirin (bak.KARAGÖZ; KAVUKLU HAMDİ, İSMAİL EFENDİ; OYUNCU KOLLARI, CURCUNA, TAKLİT, MUHAVERE; DOĞAÇLAMA)

    Aziz Çalışlar