Oruç Aruoba Şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve seaBahAR tarafından 4 Mayıs 2008 başlatılmıştır.

    4 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  1. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.192
    Ödül Puanları:
    238
    Oruç Aruoba Kimdir?

    [​IMG]Oruç Aruoba, yazar ve felsefecidir. 1948 yılında Karamürsel'de doğdu.

    Ankara TED Koleji'ni bitirdikten sonra Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisansı'nı aldı. Aynı üniversitede Felsefe Bilim Uzmanı oldu. Felsefe doktorasını tamamladı ve öğretim üyeliği yaptı (1972-1983). Tübingen Üniversitesi (Almanya) felsefe semineri üyeliği (1976-1977) ve Victoria Üniversitesi (Yeni Zelanda) konuk öğretim üyeliğinde bulundu (1981). Çeşitli basın organlarında yayın yönetmenliği, yayın kurulu üyeliği ve yayın danışmanlığı yaptı. Birçok dergide yazı ve çevirileri yayınlandı. Serbest yazar olarak çalışmaktadır.
     
  2. 4 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  3. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.192
    Ödül Puanları:
    238
    Gündüz Yarasaları

    I
    Neyiz ki biz?
    İlk ışınları görünüce güneşin, Kaparız tepenin gözkapaklarını-
    Çam değiliz ki kollarımız açık,
    Ürpererek karşılayalım donuk ışığı.
    Gölgeler kısalınca çıkarız ortaya,
    Açıklıktır, aydınlıktır aradıüımız,
    Parlaklıkta bulur gücünü görşümüz.
    Tanımayız alacakaranlığı delen,
    Tepelerin arasından seçen bakışı.
    Kör olmuş ışıktan gözlerimiz.
    Gündüz yarasalarıyız biz

    II
    Geceyi düşleriz gündüzken,
    Geceyken de gündüzü
    Yitirebileceklerimiz yitiktir
    Onlardan uzaktayken ama
    Özleriz döneriz yeniden
    Yitirmeden
    Yitirebileceklerimizi
    Yitiremediklerimize.
    Yitirebilirdik, deriz;
    Ama yalnızca bir fiil çekimi bu-
    tutsaklıklara bağlamışız özgürlüğümüzü.
    Gündüz yarasalarıyız biz.

    III
    Saglamdır düşünce temellerimiz,
    Ama altlarında kist vardır, sonra kum
    Dururuz gerçi, sapasağlam, kalın
    Taştan duvarlarımızla dimdik
    Ayakta; ama biraz su, biraz sızıntı
    Kaydırır temellerimizi hemen.
    Duyarız yerçekimini hemen,
    Titreriz. Sımsıkı, gergin
    Bağlar vardır
    Düşüncelerimizi ayakta tutan, ama,
    Ya temelsizse temeli
    Bütün bu bağları
    Bağlayan
    Bağın
    Bağlantısızca bağlarız bağlarımızı


    Oruç ARUOBA
     
  4. 4 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  5. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.192
    Ödül Puanları:
    238
    Mumun

    Bütün ışıklara karşı geldi
    yaktığın bu mum
    Neyin nereden nereye geçişiydi
    aktığım o mum
    Bir aydınlık geçit, bir kedi
    sakladığım o kurum
    Zamanın ötesinde bir şimdi
    sakındığım bu durum


    Oruç Aruoba
     
  6. 4 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  7. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.192
    Ödül Puanları:
    238
    Özlediğin Gidip Göremediğindir

    Özlediğin, gidip göremediğindir;
    ama, gidip görmek istediğin

    Özlem, gidip görememendir; ama
    gidip görmek istemen

    Özlediğin, gidip görmek istediğin
    ama gidip göremediğin

    Özlem, gidip görmek istemen-
    ama, gidememen, görememen;
    gene de, istemen


    Oruç Aruoba
     
  8. 4 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  9. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.192
    Ödül Puanları:
    238
    Renklerim

    Aklaşan grilikte duruyorum
    yeşilleşen mavilik
    kararan saydamlık
    azalan tirşe
    o mor
    hiç olmadı
    mı?
    O tek renk
    bulunmadı
    mı?
    Kızıltılı
    kahve
    rengi
    Siyah
    Beyaz.
    Ah,
    az
    hiç olmadım
    mı?
    Bulunamadım
    mı?


    Oruç Aruoba
     
  10. 8 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  11. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.192
    Ödül Puanları:
    238
    Biliyor musun Nereden Geliyorum?

    Oradan:
    senin gideceğin yerden-
    en dibinden
    acıların
    en içinden
    sevinçlerin:
    ikimizin gideceği yerden.

    Oradan:
    ikimizin olduğu yerden-
    çevremizden gelen
    etkilerden sıyrılıp,
    kendiliğimizden
    oluştuğumuz yerden.

    Oradan:
    bizim yerimizden-
    ikimizin de geldiği yerden:
    yenilgiden
    üzüntüden
    yeşillikten
    mavilikten.

    Biliyor musun
    nereden?

    Yaşamın en dibinden.
    İçtenliğin en içinden.

    Sen ve ben
    neden
    gelmişsek ve gideceksek
    o yere, o yerden
    kendiliğimizden,
    gideceğiz ve geleceğiz
    o yere
    yeniden-

    Sen ve ben
    yeniden ve yeniden.

    senin elin
    serin elin
    benim elim
    derin elim

    senin elin
    benim elim
    benim elim
    senin elin

    senin elim
    benim elin

    dingin elin
    suskun elim

    Gidiyorsun:
    Bütün ışıklarımı göndersem seninle
    aydınlanır mısın?


    Oruç Aruoba
     
  12. 10 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  13. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.192
    Ödül Puanları:
    238
    YAZILAMAYAN ZAMAN


    Herşeyi yazarım da
    zamanı yazamam -
    o yazar çünkü
    beni.

    Yazar beni
    yavaş yavaş
    özenli -
    azalta azalta
    görkemli -
    sanki
    dolduracakmış
    olduracakmış
    gibi.

    Halbuki
    sıyırıp düşürmüştür
    tırnağımdaki çürüğü
    parmağımdaki yarayı
    kabuk kabuk
    geçirmiştir -
    geçerken, sanki
    çoğalta çoğalta
    yazarak
    beni:
    özenli
    görkemli.

    Oruç Aruoba
     
  14. 29 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  15. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.192
    Ödül Puanları:
    238

    Ölüm olmasaydı,
    yaşam anlamsız olurdu.

    Ölümün varolan 'birşey' olması,
    yaşamı da anlamlı kılar_
    onun da anlamını vareder.

    Ölüm yaşamı vareder...

    Ölüm varsa, yaşam da vardır_
    ölüm varolmadıkça, yaşam da yoktur.

    Yaşam, varolma ve varetme gücünü
    ölümden alır.

    Ölüm yaşamın gücüdür_
    ya da yaşamın güçlülüğü...


    Oruç Aruoba


    Not : Yazarın "de ki işte" adlı kitabından alınmıştır.​

     
  16. 12 Haziran 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  17. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.192
    Ödül Puanları:
    238


    Felsefe, hep yeniden, sürekli
    ölüme gelip dayanan, dayanacak,
    dayanması gereken yaşam biçimidir.

    Felsefeyi yaşam biçimi edinen
    kişi için de, her yer barınılmaz,
    her yol çıkmaz, her yön olanaksız,
    her yük ezici -her anlam boştur-
    çünkü, ölüm vardır.


    Oruç Aruoba

    Not : Yazarın "de ki işte" adlı kitabından alınmıştır.​

     
  18. 17 Haziran 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  19. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.192
    Ödül Puanları:
    238
    Yaşam, istemen ve istediğinin ne olduğunu
    -ne istediğini- bilememen
    olacak.

    Bilinmeyene elvermeyecek yaşamın
    hep istem olacak,
    ve istemin bilinemezliği...

    İki türlüsü de olabilecek:
    Bilmediğini istemen;
    istediğini bilmemen...

    Bu yüzden de yanlışları istemen olacak yaşam:
    Ne olduğunu bilmeden istediklerin;
    istediğini bilmediklerin;
    isteyip de bilmediklerin-
    hep, yanlışlar...


    Oruç Aruoba