Oscar Wilde

Konusu 'Biyografiler' forumundadır ve kalemkitap2 tarafından 23 Ocak 2008 başlatılmıştır.

    23 Ocak 2008
    Konu Sahibi : kalemkitap2
  1. kalemkitap2

    kalemkitap2 Kapsama Alanı Dışında ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    22 Aralık 2006
    Mesajlar:
    2.004
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    146


    16 Ekim 1854'te Dublin'de (İrlanda) ailesinin ikinci çocuğu olarak doğdu. Babası dönemin ünlü doktorlarından William Wilde, annesi İrlanda'nın İngiltere'den bağımsızlığını savunan devrimci şiirleriyle dikkat çekmiş yazar Jane Francesca Elgee idi. Wilde'ın üçü gayrımeşru, beş kardeşi vardı. Kendisinden üç yaş küçük kız kardeşi Emily'nin henüz on yaşındaki ölümü Wilde'ın çocukluk döneminin en sarsıcı olayı oldu; yazar kardeşinin saçlarından bir tutamı, hayatı boyunca, üzerinde taşıdığı küçük bir zarfta sakladı.

    Wilde'ın öğrenim dönemi çeşitli burslar kazanmasını sağlayan başarılarla geçti. 1874'te Oxford Magdalen College'den mezun olduktan sonra sanat eleştirmeni olarak çalışmaya başladı. 1878'de Ravenna adlı şiiriyle Newdigate Ödülü'nü kazandı ve bir yıl sonra Londra'ya yerleşti. 1881'de Poems (Şiirler) adlı ilk kitabı basıldı. Aynı yıl estetik konferansları vermek üzere A.B.D.'ye geçti. Başlangıçta dört ay olarak planlanan elli konferanslık dizi yaklaşık bir yıl sürdü ve Kanada'dakilerle birlikte yazar, dokuz aylık bir süre içinde yüz kırkın üzerinde konferans verdi. Bu dönemde Amerikalı yazar ve şairler Henry Longfellow, Oliver Wendell Holmes ve Walt Whitman'la tanıştı ve bir yıl sonra New York'ta sahnelenecek olan Vera adlı oyununu düzenledi. Kuzey Amerika dönüşü üç yıl Paris'te kaldı. 1883'te Duchess of Padova (Padova Düşesi) adlı oyunu yazdı. 1884'te Constance Lloyd'la evlendi. İki yıl içinde bu evlilikten iki erkek çocuk sahibi oldu. 1887'de Woman's World Dergisi'nin editörlüğünü üstlendi; aynı yıl Canterville Hayaleti'ni kaleme aldı. Bundan sonraki altı yıl Wilde'ın yazarlık hayatının en verimli dönemi oldu. Çocuk öykülerinden oluşan iki kitap, 1890'da bir Amerikan dergisinde yayınlanan tek romanı Dorian Gray'in Portresi, A Woman of No Importance (Önemsiz Bir Kadın), An Ideal Husband (İdeal Bir Koca) ve The Importance of Being Earnest (Ciddi Olmanın Önemi) adlı oyunları bu dönemde yayınlandı. Dorian Gray'in Portresi 1891'de kitap haline getirildi ve içerdiği homoerotik öğeler şiddetli tepkilere yol açtı. Aynı kitap daha sonra Wilde'ın kaderini belirleyecek davalarda kanıtmışçasına kullanıldı. Bununla birlikte aynı dönemde yazılan oyunları büyük beğeni topladı ve onu zamanının en önemli oyun yazarlarından biri haline getirdi.

    Oscar Wilde 1891'de Queensberry Markisi'nin üçüncü oğlu, üniversite öğrencisi Lord Alfred 'Bosie' Douglas'la tanıştı. Kısa süre içinde çift dört yıl sürecek bir aşk yaşamaya başladı. 1895'te Wilde, oğlunun kendisiyle ilişkisini tasvip etmeyen ve kendisine kamu önünde hakaret eden Queensberry Markisi'ni iftira suçlamasıyla dava ettiyse de bir süre sonra davayı geri aldı. Ancak Markinin Wilde aleyhine açtığı dava yazarın "gayrıtabii davranışlar"dan iki yıl kürek cezasına çarptırılmasıyla sonuçlandı. Tutuklanmasıyla birlikte evinde bulunan her şey 25 şilinlik bir bedelle satıldı. Yazarın torunlarından birinin deyişiyle " krallık, çağının kibirli ikiyüzlülüğüne meydan okumaya cesaret etmiş parlak ve öfkeli bir hayatın yirmi yılını sembolik olarak kendisinden koparmıştı." 1897'de hükümlülüğü sırasında sevgilisine yazdığı mektuplardan oluşan De Profundis'i yazdı ve aynı yıl serbest bırakıldı. Hayatının kalan kısmında Sebastian Melmoth adını alarak Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde amaçsızca dolaştı; bu arada mahkumiyetinin geçtiği yerin adını taşıyan Reading Zindanı Baladı yayınlandı. Wilde bir süreliğine Alfred Douglas'la yeniden bir araya geldiyse de birliktelikleri çok kısa sürdü.

    Tutuklanmasından sonra eski aile adlarından biri olan "Holland"ı soyadı olarak alan eşi çocuklarını alarak İsviçre'ye göçmüş ve 1898'de orada ölmüştü. Oscar Wilde 30 Kasım 1900'de Paris'te öldü ve Pere Lachaise Mezarlığı'nda gömüldü

    Bir şiiri:

    Ama gene de herkes sevdiğini öldürür,
    Bu böyle bilinsin,
    Kimi bunu kin yüklü bakışlarıyla yapar,
    Kimi de okşayıcı bir söz ile öldürür,
    Korkak, bir öpücükle,
    Yüreklisi kılıçla, bir kılıçla öldürür!

    Kimi insan aşkını gençliğinde öldürür,
    Kimi sevgilisini yaşlılığına saklar;
    Bazıları öldürür Arzunun elleriyle,
    Altın’ın elleriyle boğar bazı insanlar:
    Bunların en üstünü bıçak kullanır çünkü
    Böylelikle ölenler çabuk soğuyup donar.



    Özdeyişlerde Oscar Wilde



    Yüksek sosyetede kişileri ilginç yapan maskedir, maskenin arkasındaki gerçek değil.
    Düşmanlarınızı her zaman bağışlayın. Hiçbir şey onların bu kadar çok canını yakmaz.
    Başkalarının düşüncelerine göre hareket edeceksek kendi düşüncelerimizin ne anlamı kalır.
    Bu dünyada sadece iki çeşit felaket vardır, biri amacına ulaşamamak, diğeri ise ulaşmak.
    Dost önden bıçaklar.
    Düşen bir çığda hiç bir kar tanesi kendisini olup bitenden sorumlu tutmaz.
    Eğer bir insan bir kitabı okuduktan sonra, onu tekrar okumaktan zevk almıyorsa, o kitabı okumuş olmasının bile hiç bir değeri yoktur.
    Evlilik bir bardak taze süt için evde inek beslemeye benzer.
    Hepimiz çamur içindeyiz ama bazılarımız yıldızlara bakar.
    Herkes benim düşünceme katılırsa, yanılmış olmaktan korkarım.
    İnsanların yüzde doksanı yaşamazlar, sadece vardırlar.
    İnsan kaç hayat yaşarsa, o kadar ölümle ölür.
    İyi bir öğütle ilgili yapılacak tek şey başkasına devretmektir. Kendine bir yararı dokunmaz.
    Ne kadar çok kişi benimle aynı fikirdeyse, o kadar çok yanıldığımı düşünürüm.
    Sözleri tutmanın en iyi yolu, hiç söz vermemektir.
    Tanrı için kırık bir kalbi onarmak kolaydır. Yalnız insan onu bütün parçalarıyla O'na verirse.
    Tecrübe, yaptığımız hataların bileşkesidir.
    Akrabalar, ne yaşamasını nede ölecek zamanı bilen insanlardır. Aile hayatının güzelliği gibi hiç bir şey yoktur.
    Çocukları iyi yapmanın en iyi yolu onları sevindirmektir.
    Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar erkeklerin son aşkı olmak isterler.
    Gençlik, sahip olunmaya değer tek şeydir.
    Nankör insan, herşeyin fiyatını bilen fakat hiçbir şeyin değerini bilmeyen insandır.
    Ya duvar kağıdı gidiyor, ya da ben.Son sözleri
    Günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyor , hiçbir şeyin değerini bilmiyor
    Vicdan ile korkaklık aslında tümüyle aynı şeylerdir, vicdan firmanın ticari adıdır hepsi bu.
    Doğal olmak da yapmacılıktan başka bir şey değildir, hem de yapmacıkların en sinir bozucusu…
    Aşkta sadık olanlar aşkın yalnızca uçarı yönlerini bilirler; aşkın trajedilerini bilenlerse vefasızdırlar.
    İyi etki diye bir şey yoktur.Etki denen şey tümüyle ahlaka aykırıdır, yani bilimsel yönden ahlakdışıdır.
    Ne var ki müzik sözle konuşmaz.İçimizde yarattığı şey de yeni bir kaostur.Sözcükler ! Basit, sıradan sözcükler ! Nasıl dakorkunçturlar ! Nasıl duru, canlı ve acımasız ! İnsan onlardan kaçamıyordu.Gene de nasıl elle tutulmaz bir büyüleri vardı !Maddesiz şeylere esnek bir form verme yeteneğine sahiptirler sanki, sanki kendilerine özgü bir müzikleri vardı, viyola gibi, flüt gibi tatlı.Gündelik sözler ha ! Sözden daha gerçek bir şey var mıydı ?
    Aşk bile salt fizyolojik bir sorundur.Bizim öz irademizle hiç ilişiği yoktur.Gençler sadık kalmak isterler,kalamazlar; yaşlılar sadakatsizlik etmek isterler, edemezler.Söylenecek söz bundan ibaret.
    Varolan her kusursuz şeyin ardında acılar gizliydi.En sıradan çiçeğin açması için dünyanın çile çekmesi gerekiyordu sanki.