Osman efendi

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve ressam1970 tarafından 13 Eylül 2007 başlatılmıştır.

    13 Eylül 2007
    Konu Sahibi : ressam1970
  1. ressam1970

    ressam1970 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    17 Mart 2007
    Mesajlar:
    660
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    106
    Osman Efendi bir sabah müthiş bir başağrısıyla uyanır.
    İlaç alır geçmez. Bir iki gün bekler, ağrı devam eder.
    Doktor çağrılır. Doktor muayene eder, ağrı kesiciler
    verir, gider.
    Lakin Osman Efendi' nin başağrısı artarak sürer.
    Üstüne üstlük başağrısı yanısıra gözleri de yaşarmaya
    başlar. Baska doktorlar çağrılır...
    Osman Efendi Uşak' ın ileri gelenlerindendir, ağrıyı
    kesene servet vaadeder. Doktorların hiçbiri ağrıyı durduramadığı gibi
    sebebini de bulamaz. Ev halkı birbirine karışır,
    başağrısından geceleri uyuyamayan Osman Efendi' yi
    İstanbul' a götürmeye karar verirler.
    İstanbul' da en iyi doktorlar seferber olur.
    Röntgenler, beyin tomografileri çekilir, testler yapılır...
    Görünüşe bakılırsa Osman Efendi turp gibidir.
    Oysa dayanması gittikçe zorlaşan başağrısı ve gözyaşlari
    hayatı çekilmez hale getirmiştir.
    Ağrı kesici iğnelerle zor ayakta duran Osman Efendi bu defa da
    apar topar yurtdışına götürülür. O devirde Amerika değil İsvicre moda,
    Zürih' e gidilir. Haftalarca hastanede kalınır, onlarca profesör
    konsültasyon yapar, testler tekrarlanır.
    Sonuç: Efendi' ye teşhis konulamaz.
    Artık yerinden kalkamayan Osman Efendi' ye ağrı kesici iğneler verilir,
    altmışlarını süren adamın ülkesine dönüp "dinlenmesi",
    daha doğrusu son günlerini evinde geçirmesi tavsiye edilir.
    Osman Efendi bitkin, aile perişan. "Kader" denilir, Uşak' a dönülür.
    Osman Efendi yayla evinde bir odaya yatırılır ve
    ağrı kesici iğnelerle ölümü beklemeye başlar.
    Bir gün, hastanın keyfi gelsin diye, Osman Efendi' nin
    eski berberi "Berber Mehmet" cağrılır.
    Berber yataktan kalkamayan Osman Efendi' yi traş ederken,
    adamcağız derdini anlatır ve ölümü beklediğini söyler.
    Berber Mehmet bir an düşünür. "Beyim" der,
    "Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın? " Bir bakar,
    "Hah işte" der "Kıl dönmüş. "
    Osman Efendi' nin şaşkın bakışlarına aldırmaksızın
    çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker.
    Ev halkı Osman Efendi' nin köyü ayağa kaldıran çığlığıyla odaya koşar.
    Berber Mehmet, Osman Efendi' nin elinden zor alınır ve
    cımbızın ucunda tuttuğu yirmi santimlik kılla kapı dışarı edilir.
    Osman Efendi' nin kanayan burnuna pansumanlar yapılır,
    kolonyalar koklatılır ve yaşlı adam tekrar yatağına yatırılır.

    Ertesi sabah Osman Efendi aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır.
    Gözlerinin yaşarması geçmiştir. Başağrısından ise eser kalmamıştır.
    Dönen kılın sinire yürüyüp gittikçe uzayarak dayanılmaz ızdıraplara
    yol açtığını doktorlar ancak o zaman keşfeder.
    Çözümün bu kadar basit olabilecegi kimsenin aklına gelmemiştir.
    Sapasağlam ayağa kalkan Osman Efendi, Berber Mehmet' i çağırtır
    ve ona bir servet bağışlar.

    Şimdi bu gerçek hikayeyi niye anlattık?
    1. Berber Mehmet efendilerin fikirleri var, dinlemek gerek.
    2. Bazen büyük sorunların cok basit çözümleri olur.
    3. Burnundan kıl aldırtmayanların başı çok ağrıyabilir. sırnaşık şey