Osmanl Sultanlarnn gzellik srlar

Konusu 'Bunları biliyor muydunuz ?' forumundadır ve violette tarafından 7 Ekim 2009 başlatılmıştır.

    7 Ekim 2009
    Konu Sahibi : violette
  1. violette

    violette zor bir yola çıkıyorum Üye

    Katılım:
    16 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.330
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    Banyoda mutlaka keselenirlerdi ve keselenmek de en doğal peeling'dir

    Temizlikte sabun en önemli ürün. Bu sebeple çok büyük bir sabun sektörü vardı. Saraya DA en kaliteli sabunlar gelirdi ve bunlara eritilip kullanacak kişinin zevkine göre gül veya meyve şekilleri veriliyordu. Saraylıların sabunları mutlaka kokulu olurdu.

    Saçlar sabunla yıkandığı zaman sertleşir. Bunun için yumuşatıcı olarak hatmi ve ebegümeci kullanmışlar. Bu bitkileri kaynatınca kıvamlı bir su oluşur. İşte o kıvamlı su bugünkü saç kremlerinden daha etkili. Saraya kilolarca kurutulmuş hatmi ve ebegümeci gelirdi.

    Saç ve cilt bakımında kili çok kullanmışlar. Kildanlıkların içine önce kili sonra DA suyu koyarlarmış. Kil aşağıya çökünce, üstündeki suyu kullanırlardı. Bu suyun yumuşatıcı ve saçı-deriyi besleyici etkisi vardır.

    Cilt bakımında yağları çok kullanmışlar. Çünkü keselenip, ölü deriyi attıktan sonra dışarı çıkılırsa cilt çabuk buruşur. Bu yüzden banyodan sonra ince bir tabaka yağ cilde sürülürdü. Böylelikle dış etkenlerden korunurdu.

    El, ayak ve tırnak bakımı DA çok önemliydi. Bunun için susam veya zeytinyağı çok kullanırlar. Ama bunları bitkilerle birlikte kullanırlardı. Özellikle gül yağı tercih edilirdi. Bu DA şöyle elde edilirdi; kokulu gül yaprakları zeytinyağı ya DA susam yağı içinde bekletilir. Sonra süzerek elde edilen yağ, cilde çok faydalıdır.

    Osmanlı saraylarında tonlarca gül suyu kullanılıyordu. Çünkü gül suyu yüzü temizler, cildi nemlendirir, kırışıklıkları giderir. Hafif ve huzur veren kokusu vardır. Cilt hastalıklarına ve yaralara iyi gelir. Hatta Osmanlı gül yağını ruh hastalıklarının tedavisinde kullanmış. İbn-I Sina'nın bile gül yağı kullandığı söyleniyor. Gül macunu ve şerbeti hazımsızlığa iyi gelir. Bu şerbet, bal ve gül suyu karıştırılarak elde edilirdi.

    Osmanlı sarayında kokular çok önemlidir. Hatta hekimler kokuyla tedavi bile yapıyor. Değişik kokuların insanları ruhen ve bedenen nasıl tedavi edeceğini çok iyi bilirlerdi. Çok güzel parfümler elde ederler. Alkolsüzdür bunlar. Özellikle baharda buhur günleri yaparlardı.
    Sabahlara kadar kazanlar kaynar güzel kokular elde edilirdi. Çok güzel parfüm şişeleri vardı. Bizim güllüabdan dediğimiz harikulade şişerler kullanılırdı. Üstü mücevherlerle süslenirdi, en kötüsü gümüşten olurdu. Koku üreticileri hayal edemeyeceğiniz kadar çok para kazanırlardı. Saray en çok misk ve amber kokardı.

    En önemli güzellik sırlarından biri de limondu. El ve yüzleri için beyazlatıcı olarak kullanılırdı. Limon antiseptiktir ve içinde şeker vardır, yüzü besler, gerginleştirir ve yaraları iyileştirir.

    Osmanlı'da çok önemli iki estetik kaygı vardı. Ciltlerinin beyaz, saçlarının siyah olması makbuldü. Açık renk saç sevilmiyordu. Beyaz ten ise güzellik demekti. Güzellik ve genç kalmak için yemelerine çok dikkat ederlerdi. Zaten kesinlikle çok yemezlerdi. Özellikle ilkbaharda çok AZ yenilir, yenilenler de bağırsakları ve kanı temizleyecek sebzeler olurdu. Mesela kiraz kanı temizlediği için çok yeniyordu. İlkbaharda müshil ya DA tuzlalardaki tuzlu sular içilerek bağırsaklar temizleniyordu


    :kahve:
     
  2. 7 Ekim 2009
    Konu Sahibi : violette
  3. fatima38

    fatima38 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    4 Mart 2008
    Mesajlar:
    2.632
    Beğenildi:
    559
    Ödül Puanları:
    163
    Bakımlarını dogal yollardan yapmışlar, kozmetikleri bırakıp bu yöntemleri uygulamak lazım.
     
  4. 7 Ekim 2009
    Konu Sahibi : violette
  5. Anie

    Anie Alassea Ancalimë Üye

    Katılım:
    6 Ekim 2009
    Mesajlar:
    1.386
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    106
    güzel bilgiler için teşekkürlerrr
     
  6. 7 Ekim 2009
    Konu Sahibi : violette
  7. violette

    violette zor bir yola çıkıyorum Üye

    Katılım:
    16 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.330
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    teşekkürler kızlar opuyorumnanaktan
     
  8. 7 Ekim 2009
    Konu Sahibi : violette
  9. rzme

    rzme öpmeye kıyamadığım..... Üye

    Katılım:
    8 Ocak 2008
    Mesajlar:
    4.455
    Beğenildi:
    13
    Ödül Puanları:
    148
    ne kadar güzel ama emek isteyen uğraş...
     
  10. 7 Ekim 2009
    Konu Sahibi : violette
  11. cagla67

    cagla67 Ne Mutlu Türk'üm Diyene.. Üye

    Katılım:
    24 Nisan 2009
    Mesajlar:
    1.318
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    146
    güzeldi,teşekkürler...

    ben özellikle saçları yumuşatmak için hatmi ve ebegümeci kullanmışlar ona takıldım valla....
     
  12. 7 Ekim 2009
    Konu Sahibi : violette
  13. cucu-pete

    cucu-pete Sana Emanetiz Rabbim... Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2007
    Mesajlar:
    8.482
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    146
    hersey ne kadar dogalmis..simdi bakiyorum da...pehhhh,nerde bunlari uygulayacak babayigitler :sm_confused:
     
  14. 9 Ekim 2009
    Konu Sahibi : violette
  15. canayakxixn

    canayakxixn Bir Nefes&Düş Gibi Pro Üye

    Katılım:
    7 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    4.945
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    zemuszemusGünümüzde de hala bu buluşlar uygulanıyor.Osmanlılarda güzellik sırlarını çözmekte geç kalmamışlar.Güzel bilgilerdi.Teşeklkürler cnm..........zemuszemus
     
  16. 11 Ekim 2009
    Konu Sahibi : violette
  17. halley

    halley Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    719
    Beğenildi:
    369
    Ödül Puanları:
    93
    çok güzel bilgiler tşk ama bunları uygulayacak vakit nerde ev işi çocuk derken kendimi kaybediyorum
     
  18. 12 Ekim 2009
    Konu Sahibi : violette
  19. Puantiye

    Puantiye en güzeli hiç doğmamış olmak........ Üye

    Katılım:
    9 Ocak 2007
    Mesajlar:
    334
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    86
    valla doğru:lepi: