Osmanlı Kültürel Hayatından Seçmeler

Konusu 'Türk ve Türkiye Tarihi' forumundadır ve Zehranur tarafından 12 Eylül 2010 başlatılmıştır.

    12 Eylül 2010
    Konu Sahibi : Zehranur
  1. Zehranur

    Zehranur Popüler Üye Üye

    Katılım:
    16 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    820
    Beğenildi:
    84
    Ödül Puanları:
    113
    İnsanlarımız eskiden edeplerindeki inceliklerine binaen ‘Işığı yak’ demezlerdi. Çünkü yakmak olumsuz bir kelimedir. Bunun yerine ‘Işığı uyandır’ derlerdi.
    Geceleyin yatarlarken de ‘Lambayı (mumu) söndür.’ demezler (Allah kimsenin ışığını söndürmesin.),çünkü söndürmek olumsuzluk çağrıştırdığı için ‘Lambayı dinlendir’ derlerdi.

    Aynı şekilde ‘Kapıyı kapat’ denilmez (Allah kimsenin kapısını kapamasın) ‘Kapıyı ört’ veya ‘Sırla’ derlerdi.

    Kapıların üzerinde de‘ kapılar açan, müşküller gideren, kalplere inşirah veren’ manasında ‘’Ya Fettah’’ yazılırken günümüzde “itiniz” gibi manasız ve faydasız, boş bir kelime yer almaktadır.

    Batı kültüründe sahip olunan asaleti, makamı öne çıkarma varken mesela General Patton, Matmazel Eleni, Kont Ferdinand gibi… Bizim kültürümüzde esas olan şey ise ‘eşrefi mahlukat’ olan insandır unvan değil. Önce isimler gelir sonra unvanlar. Mesela Süleyman Paşa, Ayşe Sultan, Yunus Ağa, Süleyman Çelebi gibi…

    Eskiden evlere misafirler geldikleri zaman ev sahibi onların ayakkabılarının burunlarını dışarıya doğru değil içeriye doğru baktırırdı. Böyle yapmakla ‘’Biz sizin misafirliğinizden çok hoşnut kaldık, evimizi yeniden şereflendirmenizi bekleriz” demek isterlerdi.’’
    Eski zamanlarda insanlarımızın evlerinin ekserisi ahşap gibi dayanıksız malzemelerden, boylarının servi boyunu ve edeben mahalle mescidini geçmeyecek, kıdem hakkına riayet ederek komşusunun manzarasını kapatmayacak şekilde inşa edilirlerdi.

    Bunun bir hikmeti de, ahşabın insan mayası olan toprak ile iletişimin kesmeyen geçirgen bir malzeme olmasından dolayıdır. Çağımız insanın yaşadığı betonarme binalar ise bu özelliğe sahip olmadığından dolayı, insanın enerji boşalımını sağlamamakta stres, depresyon, anksiyete vs gibi hastalıklara zemin hazırlamaktadır.


    Ulu Çınarın Gölgesinde

    İbrahim Refik Kaynak Y.
     
  2. 13 Eylül 2010
    Konu Sahibi : Zehranur
  3. denizbaris

    denizbaris Popüler Üye Üye

    Katılım:
    16 Nisan 2008
    Mesajlar:
    3.292
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    106
    Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Yıldırım Bayezid, Sultan Mahmut, Sultan Abdülhamit, Sultan Vahdettin.....
    Demekki biz de de makam asalet ön planda olabiliyormuş....
    Her dilin yapısı farklıdır....
    Brileri Mr. Brown and Mrs. Brown derken; birileri Ahmet Bey, Ayşe hanım diyr diye biri sıfatlara biri insanlara değer veriyor demek değildir... Dİlin yapısı ile alakalıdır...

    Osmanlı döneminde binaların çelik konstruksiyon olmasını bekleyemezdk değil mi?? TAbii ki ahşaptan yapılacaktı... Bunun ahşabın yapısıyla toprağa yakın malzeme olmasıyla değil o günün teknolojisi dahilinde ev yapılabilecek tek malzeme olmasından kaynaklanıyor olamaz mı???