öylesine sevmiştim

Konusu 'Şiir' forumundadır ve Umudum tarafından 19 Mart 2009 başlatılmıştır.

    19 Mart 2009
    Konu Sahibi : Umudum
  1. Umudum

    Umudum geçmize mazi :( Üye

    Katılım:
    1 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    3.638
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    148
    ÖYLESİNE SEVMİŞTİM

    Şimdi gidiyorsun, git
    Bütün sabahları üşüdüğüm
    Bütün gördüğüm senli günlerim onlar da gitsin
    İçimde bir şarkı
    Gözümde bir ışık kalmıştı her şeye inat
    Kapat gözlerini sevdiğim anlar da gitsin

    Yıldızları da alsana yanına
    Sevdiğimiz şarkıları da
    Pencereme konan yusufcukları da

    Bana karanlığı bırak
    Beni bırak beni böyle bırak
    Böyle ansızın, böyle yakışıksız
    Böyle anlamsız, böyle dağınık

    Öyle kapıda susuşun
    Öyle sarsak, öyle serkeş, öyle çerkes duruşun
    Koy beni sensizliğe
    Ve otursun içime kül gibi kor yangınım

    Şimdi gidiyorsun git
    Hadi git
    Hepsi hepsi bir sevda benimkisi al da git
    Hadi kanatma
    Hadi yıkma
    Hadi dokunma
    Zaten ben seni öylesine sevmiştim

    Şimdi gidiyorsun git
    Bütün sabahları üşüdüğüm
    Bütün gördüğüm senli günlerim, onlar da gitsin
    İçimde bir şarkı
    Gözümde bir ışık kalmıştı her şeye inat
    Kapat gözlerini sevdiğim anlarda gitsin

    Şimdi gidiyorsun git
    Hadi git
    Hepsi hepsi bir sevda benimkisi al da git
    Hadi kanatma
    Hadi yıkma
    Hadi dokunma
    Zaten ben seni öylesine sevmiştim

     
  2. 19 Mart 2009
    Konu Sahibi : Umudum
  3. Umudum

    Umudum geçmize mazi :( Üye

    Katılım:
    1 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    3.638
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    148
    AŞK
    Aşk,
    Kâbe’nin siyah örtüsüne yüz sürenin gözünden dökülen
    Aşk,
    Mecnun Leyla’ya “sen de kimsin” dediğinde maralların gırtlağına tıkanan
    Aşk,
    Hesap gününde anaya yavrusunu unutturan neyse
    Herkesi ve her şeyi öyle unutturan
    Aşk,
    Yangın yeri
    Aşk,
    Talan
    Aşk,
    Dağları yürüten
    Bir gece ayı sol, güneşi sağ eline verseler de vazgeçilmez olan

    Aşk,
    Damda deve aratan
    Balıklara iğnesini getirten
    Ebu Bekir adında birini yoldaş eden
    Aşk,
    Fatıma’nın paklığı
    Zeyneb’in cesareti
    Vahşi’nin keşkesi
    Aşk,
    Meryem

    Tahta atların üzerinde anakaralar aşıran
    Kâğıt gemilerle okyanusları bitiren
    Oyuncak kılıçlarla haramileri düşüren

    Aşk, İkindi
    Aşk, Şimdi
    Aşk, Bekleyen
    Aşk, Hatice

    Kimsenin kimseye hayrı olmadığı yerde
    Yine de ilk akla gelen
    Sonsuz karanlıkların ortasında
    Vurgun yemiş bir çığlıkla çerağlar yakan

    Aşk,
    Koşmak
    Aşk,
    Safa ile Merve arasında olmak
    Aşk,
    En çok ağlamayı kendine yakıştırmak
    Aşk, Ummak
    Koşmak, koşmak, koşmak
    Aşk,
    Hacer

    Bir aba
    Bir hırka
    Bir nefeste kırkbin kere adını söyletebilen
    Aşk,
    Mevlana

    Bütün evliyaların gizlediği
    Bütün abdalların izlediği
    Bütün dervişlerin içlerinden geldiği gibi
    Aşk,
    En çok İsa’ya yakışan
    Sabırsa Eyyub’a yazılan
    Merhametse son Nebi’ye inen
    Aşk,
    Denizler tutuşturulduğunda
    Dağlar yürütüldüğünde
    Yıldızlar semadan bir bir döküldüğünde
    Herkesin her şeyi
    Her şeyin herkesi unuttuğu günde
    Aşk,
    Unutmamak

    Aşk,
    Eczası olmayan vurgun
    Aşk,
    Onun gidişinin ertesinde dudakların kuruması
    Kayıp giden yıldızların şarkısını söyleyebilenlerin
    Kıskanç kervanların zümrüt yüklerine
    Dönüp bir kez olsun bakmayanların yeteneği

    Aşk,
    Gözükaralık
    Aşk,
    Yalnızlık
    Aşk,
    Öksüz şehirlerin kapısında
    Bağdatta, Gazzede, Kandeharda, İstanbulda
    Isırdıkca kanayan dudaklardan dökülen sözlerle
    Havanın nasıl, saatin kaç olduğunu sormak
    Aşk,
    Hiç kimsenin hiç kimseyi bu kadar sevmemesi
    Yağmurun incire, zeytinin bala söylediği
    Anla işte
    Aşk,
    Onbir yaşındaki Muhammed’in annesi

    Aşk,
    Eylem
    Dünyanın en güzel başkaldırması
    En güzeliyle hem de dünyanın
    Bir hırkadan, yazılmış en güzel şiiri bulup çıkarmak
    Aşk,
    Hiç kimsenin hiç kimseyi bu kadar güzel beklememesi
     
  4. 19 Mart 2009
    Konu Sahibi : Umudum
  5. Umudum

    Umudum geçmize mazi :( Üye

    Katılım:
    1 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    3.638
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    148
    BİR ADIN KALMALI

    Bir adın kalmalı geriye
    Kırılmış şeylerin nihayetinde
    Aynaların ardında sır
    Yalnızlığın peşinde kuvvet
    Bir adın kalmalı geriye
    Bir de o kahreden gurbet

    Sen say ki
    Ben hiç ağlamadım
    Hiç ateşe tutmadım yüreğimi
    Geceleri koynuma almadım ihaneti

    Ve say ki
    Bütün şiirler gözlerini
    Bütün şarkılar saçlarını söylemedi
    Sen bu şehrin en güzel yeriydin
    Hiç çıkmadı fikrimden
    Ve hiç gitmedi
    Bir topak kan gibi adın
    İçimin nehirlerinden

    Kahrolmuş sayfaların arasında adın
    Sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
    Bu sevda biraz nadan
    Biraz da hıçkırık tadı
    Pencere önü menekşelerinde her akşam
    Sen say ki yerin dibine geçti
    Geçmeyesi sevdan

    Ben seni sevdiğim zaman
    Bu şehre yağmurlar yağdı
    Ben seni sevdiğim zaman
    Ayrılık kurşun kadar ağır
    Gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın

    Yine de
    Bir adın kalmalı geriye
    Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
    Aynaların ardında sır
    Yalnızlığın peşinde kuvvet
    Evet nihayet, bir adın kalmalı geriye
    Bir de o kahreden gurbet
    Beni affet
    Kaybetmek için erken
    Sevmek için çok geç
     
  6. 19 Mart 2009
    Konu Sahibi : Umudum
  7. Umudum

    Umudum geçmize mazi :( Üye

    Katılım:
    1 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    3.638
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    148
    YAĞMUR TANESı

    Yağmur tanesi
    Simsiyah saçlar
    Zifir akşamlar
    Bir fotoğrafın yıllar sonra kanamaya başlaması
    Eylül akşamlarında gelip gözlerinde duran
    Yakalandığında çaresiz kılan
    Yola koyulduğunda ayrılığı
    Unutulduğunda ağlamayı
    Her hatırladığında yıkılmayı sevdiren
    Menekşeye konuşmayı öğreten
    Şubat ayına terk edilmeyi…

    Şimdi herkesi biraz ona benzeten
    Şimdi her gördüğünü o zanneden
    Hayatın acil servislerinde kanayan
    Aranılan kanı bulunamayanların felaketi…

    Bekleyen şarkıların öznesi
    Mademki gidiyorsunların tatlı telaşında son bir teselli
    Pencere camlarının buğusuna çizilen ırmakların
    Uzun yağmurların resmi
    Dur gitme derken
    Nasılsa gidecektiri bilmesi
    Her gidişin
    Her terk edilişin neden birbirine bu kadar benzediğinin hikayesi…

    Sinema afişleri
    Baki’nin kahvesi
    Üsküdar
    Simit çay ve Kızkulesi
    Bakınca aynaların kanaması
    Dönünce âlemin yok olması

    Kanar ya bazen derininde bir yer insanın
    Cam kırığıdır batar ya hatıraların
    Bir an, bir kıyı, bir deniz sesi
    Bir bekleyişin med ceziri…

    Yağmur yağar, o mu gelmiş
    Kapı çalar, onun mu sesi
    Her yemek onun en sevdiği…

    Unutması insanın
    Yağmur tanesini
    Saçların rengini, gözlerin karasını
    Baktığı aynaların arkasını
    Sarı defter yapraklarını unutması
    Yakması şiirleri
    Bütün isimleri silmesi
    Olmasınları, olmayacakları, olmadıları tek kalemde bitirmesi…

    Islak incir tanesi
    Zeytinin rengi, ekmeğin buğusu
    Şifasız bir ümidin sen mi geldini
    Yıldız yıldız
    ıstanbul ıstanbul
    Akşam akşam
    Yavaş yavaş
    Şarkı şarkı
    Unutması insanın…

    Çekip gidişi gibi kapkara büyütmek yokluğunun cehennemini
    Bitmemesi, bitirememesi hiçbir şeyi

    Masanın üstünde bir resimden denize bakarken
    Üstünden bulutlar geçmesi
    Sonra kuşlar
    Sonra hatıralar
    Hatıralar, hatıralar…

    Sarı bir yağmurluk
    Yağmurun ta kendisi
    Yağmur yağarken bir fotoğrafı yakabilme cesareti
    Yağmuru insanın
    Her günahın son akşamı
    Eve dönebilmesi

    Karşıda duran
    O yüzden kaldırımların en kenarından yürüyen
    Ayakkabılarını bağlamayı bilmeyen
    Cetvelle düz çizgi çizemeyen
    Orası benim yerimdi diyemeyen
    Ancak mendiline süt doldurup götürebilenlerin işi

    Her yağmur tanesini bir melek indirirken yeryüzüne
    Bir tanesinin de o olacağını umup
    Her yağmurda tepeden tırnağa ıslanmanın hikayesi

    Şimdi herkesi biraz ona benzeten
    Şimdi her gördüğünü o zanneden
    Hayatın acil servislerinde kanayan
    Aranılan kanı bulunamayanların felaketi…