Öz Türkçe isimler (anlamları ile)

Konusu 'Bebeklerimizin Cinsiyetleri ve İsimler' forumundadır ve asibuz tarafından 24 Nisan 2009 başlatılmıştır.

    24 Nisan 2009
    Konu Sahibi : asibuz
  1. asibuz

    asibuz Ne Mutlu TÜRKÜM Diyene!!! Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    387
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    ABA: Saygıdeğer, saygıya layık kişi Bazı Türk boylarında “ana’’,’’abla’’ , bazılarında ise baba anlamında da kullanılmaktadır ABADAN: 1- Cömert, verici 2- Bağışlayıcı, gönül yapıcı ABAK: ...

    ABA: Saygıdeğer, saygıya layık kişi Bazı Türk boylarında “ana’’,’’abla’’ , bazılarında ise baba anlamında da kullanılmaktadır
    ABADAN: 1- Cömert, verici 2- Bağışlayıcı, gönül yapıcı
    ABAK: Temiz, iffetli, namuslu kişi
    ABAKA: Yakın akraba, amca çocuğu
    ABAKAN: Alicenap
    ABAKAY: 1- Yakın akraba, yeğen, amca çocuğu 2- Sibirya’da saygın ve sözü geçen hanımlara verilen bir unvan
    ABALA: Abla
    ABAR: (Avar): 1- Gösteriş, heybetlilik 2- Baş eğmez, dirençli
    ABAŞ: Hanım yürüyüşü (Küçük narin adım)
    ABAY: 1- Aydınlık, aydınlık verici 2- Hayret uyandıran, hayret verici
    ABAKIYMIŞ: Gönül kırıcı, can yakıcı
    ABÇAR-(Avşar): 1- İşin ehli kişi, iş bitirici 2- Uyumlu, itaatkar
    ABI: 1- Can, ruh 2- Soyluluk
    ABIÇ: Gönüllü
    ABIDAN: İçli, gönül insanı
    ABIK: İçli, gönüllü
    ABIKAN: MecSoylu
    ABIL: Gönüllü, İstekli
    ABINAK: Sakinleşmiş gönül rahatlığı içinde olan
    ABINÇ(Avunç): Avunç, teselli
    ABIŞ(Apış): Bacağın diz kapağından yukarısı
    ABIŞKA : İçten, içtenlikle çalışan
    ABIZ: Ruhsal, ruhlarla ilgili
    ABİKE: Alicenap, yüksek gönüllü
    ABİN: Mutlu, memnun, hoşnut
    ACAR: 1-Gayretli,Hareketli 2- Gözü pek, yırtıcı
    ACLAN: Açık,Açılan
    ACU-(Acı,Açığ): 1- Açık 2-Keskin, sert 3- Açı,aralık
    ACUN: Dünya, yeryüzü
    ACUNAL: birl Acun/Al (Almak’tan)
    ACUNAY: birl Acun/Ay/Mec”Dünya güzeli”
    ACUNLUK: Dünya malı,dünyalık
    ACUNSUZ: Dünya malında gözü olmayan
    AÇA: 1- Toplum içinde saygınlığı olan kişi 2-Analık derecesinde saygıya layık hanım
    AÇAN: Açma eylemi içinde olan (Çiçek gibi)
    AÇIĞ: 1-Açık,dürüst 2- Bahşiş bey yada hanların verdiği bahşiş
    AÇIK: (Açığ) Büyük kardeş
    AÇIL: Açık, açılmış
    AÇUK: (Açık) İyi huylu,mülayim
    ADAK: 1-Söz,nişan 2-Bağış,sungu
    ADAL: Sadık, güvenilir
    ADALAN: Ünlü, şöhretli
    ADALDI: Ünlü
    ADALIR: Ünlü
    ADALMIŞ: Ünlü
    ADAN: Uygunluk, liyakat
    ADANIR: Ünlü
    ADANMIŞ: Adaklı,adak olmuş
    ADAR: Adama eyleminde bulunan
    ADAY: Memnunluk,hoşnutluk
    ABDAN: Ünlü
    ADBERİLGEN: Adına layık ve ününü hak etmiş kişi
    ADIKTI: Ünlü
    ADIN: Ünlü,adı anılan
    ADINÇIĞ: 1-Seçkin,mümtaz 2- Olağanüstü, fevkalade, bambaşka
    ADIÖTE: birl Adı/Öte Mec Temiz bir üne sahip
    ADIVAR: Ünlü,tanınmış
    ADIYAKŞI: birl Adı/Yakşı(Adı güzel)
    ADIYAMAN: birl Adı/Yaman Mec Ürkütücü bir üne sahip kişi
    ADIYEKE: birl Adı/Yeke(yeğ) Mec Saygıyla anılan kişi, adı yeğlenen kişi
    ADKIR: Aygır,erkek at
    ADMIŞ: Ün almış, tanınmış
    ADSAY: birl Ad/Say Mec Adına saygı duyulan kişi
    ADSIZ: 1- Fakir,kimsesiz
    AFŞAR (Abçar)
    AFŞIN: Apçın,(Opçın) Zırh,demir örgülü savaş giysisi
    AFTABA: Su ibriği
    AGA (Ağa,Aka): 1-Saygıdeğer, ulu kişi 2- Cömert,koruyucu 3-Büyük erkek kardeş,ağabey
    AGOLA: Yönetici,amir
    AGUN: Tatmin,avuntu
    AGUNMUŞ: Avunmuş,sakin
    AĞAÇA: Akça, beyazca, alımlı
    AĞALAK: Oğlak
    AĞALBAY: Muhterem,saygıdeğer
    AĞAN: 1-Yüksek,yukarıda,yukarılara çıkan 2- Geceleri gökten hızla geçen, ışıklı nokta
    AĞAR: 1- Ağı ağırbaşlı, oturaklı 2- Gönül ferahlığı 3- Göğe yükseliş
    AĞARTMIŞ: 1- Namuslu,dürüst 2- Alçak gönüllü, mütevazı
    AĞAT (Akat): Namuslu, gönüllü, iffetli
    AĞAYA: Makul,geçerli,uygun
    AĞDUK: Kutsal,muhterem
    AĞICI: Ağcı, Akçı, Akıcı, Hazinedar, Hazine sorumlusu
    AĞIÇ: Varlık, hazine,servet
    AĞILGAT: 1-Saygıdeğer 2- Yıldız,gezegen
    AĞIM: Yükseliş
    AĞIR: 1- Ağırbaşlı,olgun 2- Ünlü,saygın
    AĞIRBAŞ: birl Ağır/baş, olgun, alçak gönüllü
    AĞIŞ: (Ağıç) Hazine, servet
    AĞIT: Mersiye,ölüm Türküsü,göğe yükselen feryat
    AĞLAMIŞ: Çileli,çile çeken
    AĞMIK: 1- Ünlü,tanınmış 2- Yüksek rütbeli
    AĞRAK: Yükselen,ilerleyen
    AĞRITMIŞ: Mec Acı kuvvete sahip kişi
    AĞUL: 1- Ay’ın halesi 2- Oba, köy
    AĞUTUR: Yükselten,yukarı çıkaran
    AĞZUKARA: birl Ağzı/Kara Mec Sert konuşan, acımasız ve hükmedici konuşan kişi
    AK: 1- Beyaz 2- Doğuş, doğum 3- Yükseliş 4-Parlaklık 5-Devinim,hareketlilik 6-MecNamusluluk,iffet ve güvenirliğin sembolü
    AKA: Büyük,ulu kişi,saygıdeğer kişi
    AKABA: Yokuş,meyil
    AKAÇ: Akıcı
    AKALIN: bir Ak/Alın mec Dürüst,namuslu
    AKAN: 1- Akıcı 2- Yükselen
    AKARCA: Dere,ırmak
    AKAR: Dere,akarsu
    AKARSU: Dere,ırmak
    AKAŞ: birl Ak/Aş mecHelal rızk
    AKAY: birl Ak/Ay 1- Ayın en güzel anı 2- Yenisey Türklerinde “hanımefendi” anlamında kullanılır
    AKBAŞ: birl Ak/Baş mec Dürüst,namuslu
    AKBEL: Dürüst,sözüne güvenilir kişi
    AKBERGÜ: birl Ak/Vergi fıtrat,huy meciyi huylu
    AKÇA: 1-Beyaza kaçan 2-İpekli dokuma 3-Para,maliye,hazine
    AKÇALAR: birlAk/çalar mecAk tenli hanım
    AKÇALI: Zengin,mal sahibi
    AKÇALMAZ: birl Ak/Çalmaz mecYanık tenli hanım
    AKÇIL: 1-Ak tenli, akça yüzlü 2- Ağarmış, aklaşmış
    AKÇIN: Sözüne güvenilen,sağlam kişilikli
    AKÇORA: birl Ak/Çura 1- Şamanist gelenekte iyi ruh ve iyilik perisi
    AKEL: birl Ak/El mecDürüst,namuslu
    AKGÜN: birl Ak/Gün mec Gelecek,istikbal
    AKHAN: birl Ak/Han Şamanist gelenekte “İyilik Tanrısı”
    AKI: Eli açık,cömert,zengin gönüllü
    AKIM: 1-Yönelim,yükseliş 2- Akmaktan, akıcı,yayılıcı
    AKIN: 1-Saldırı,hücum 2-Kazak ve Kırgızlarda, ozan ve müzisyenlere verilen ad
    AKINAY: birl Akın/Ay Türkistan’da hanım ozanlara verilen ad
    AKINCI: 1- Akın eden,saldıran 2- Osmanlılar dönemindeki, öncü birliklere ve bu birliklere dahil olan kişilere verilen unvan
    AKIŞ: 1-Yükseliş 2-Akmaktan akış 3-Servet,hazine
    AKKARA: birl Ak/Kara mecZıtların bütünlüğü
    AKMAN: birl 1-Temiz,iffetli 2-Apak,bembeyaz
    AKOBA: birl Ak/Oba mecsoylu
    AKSAK: 1-Aksayan,seken 2-Yükselen,çıkan
    AKSOY: birl Ak/Soy mecSoylu
    AKŞAMAN: birl Ak/Şaman Şamanist gelenekte,iyi ruhlarla ilgilenen ve ilişkiye giren kam
    AKŞİT: Yürekli,gözükara
    AKTAN: birl Ak/Tan seher vakti,şafak
    AKUZ: birl Ak/Uz (Uzman,usta)
    AKÜN: birl Ak/Ün mecTemiz,şöhretli
    AKYOL: birl Ak/Yol mecDürüst,namuslu
    AKYÖN: birl Ak/Yön mecDürüst,namuslu
    AKYÜZ: birl Ak/yüz mecDürüst
    AL: 1-Bayrak kumaşı 2-Kızarmış,kızarık 3-El,kolun bilekten aşağı kısmı 4- Ala,alaca 5-Almaktan al
    ALA: Karışık renkli,benekli
    ALABAN (Alban)Timsah
    ALACA: Karışık renkli
    ALAÇUK: Kulübe,baraka,Altay Türklerinde,oda,(Çadırın iç bölmesi)
    ALAGAN: (Algan)Fatih
    ALAGAŞ: Ender rastlanan,nadir
    ALAGÜN: birl Ala/Gün Gün ortası
    ALAK: Yok edici,öldürücü,alıcı,avlayıcı
    ALAN: 1-Işık,nur 2-Orman içindeki açık ve düzlük bölge 3- algan
    ALANÇA: Bahçelerdeki ağaç aralarında bulunan çimenlik bölge
    ALANGUVA: birl Ala/Geyik
    Cengiz Kaan’ın onuncu göbekten büyük anası 2- Ergenekon destanında adı geçen Uldız Han’ın kızı
    3-Türk mitolojisinde yer alan ünlü kadın ki, efsaneye göre, bir nevi Türklerin ’’Meryem Ana” sı gibidir
    ALAR: Yalancı karanlık(Gündüz vaktinde)
    ALAS (Alaz) Şamanist gelenekte “Ateş Tanrısı’’
    ALASAYVAN: Şafak vakti,Güneşin doğuşu
    ALASI: Erek,amaç,sahip olunması istenen nesne
    ALATAŞ: birl Ala/Taş Köz,ateş parçası
    ALAYUNT: birl Ala/Yunt Altay Türklerinde “kısrak” anlamında kullanılmaktadır
    ALBA: Yükümlülük,hizmet yükümlülüğü
    ALBAGA: Hasılat,savaş yada av ganimeti
    ALBAN: Haraç,ganimet
    ALBATU: Bürokrat, hizmetle yükümlü kişi
    ALBENİ: Çekim,cazibe,sempati
    ALCU (Alçu)Alıcı,avcı
    ALÇİÇEK: birl Al/Çiçek (Gül’ün Türkçe karşılığı)
    ALÇİN: Kızıl renkli bir çalı kuşu
    ALÇU (Alcu)1-Algan,Fatih,2-Alcı,Avcı
    ALDI: 1-Öncü,öndeki,selef 2-Algan,Fatih
    ALDUR: Ok atışı,oklayış
    ALEV (YalavYal kökünden)Ateşten çıkan ışık
    ALGAN: Fatih,Fetheden
    ALGAZIN: Yabani vahşi hayvan
    ALGI: 1-Fetih,Almaktan alım 2- Fehim,algılama
    ALGIN: 1- Serap 2-Yüksek yer 3- Bitiricilik,bitiriş
    ALGIŞ (Alkış): Dua,yakarış,niyaz
    ALGU: 1-Tüm,hepsi 2-Toplum,topluluk 3-Silah 4-Alıcı,avcı
    ALGUR: Sakin,kendi halinde,kendinden emin
    ALGÜN: birl Al/Gün”Kazak ve Kırgızlarda,doğum sırasında yaşanan dikkat çekici,unutulmaz günleri mecz eder
    ALICI: Alcu,Avcı
    ALIK: Alıngan,Kırgın
    ALIM: 1-Çekim,Cazibe 2-Vergi,Haraç
    ALIMGA: Yazıcı,(Han ve Kaanların buyruk ve fermanlarını yazan görevli kişi)
    ALIMLI: Çekici,Cazibeli
    ALINAK: birl Alın/Ak mecdürüst,namuslu
    ALINCAHAN (Alınçak Han) Oğuzname’ye göre,Türk’ün oğullarından
    ALINÇAK: 1-Çekici,cazip 2- Alıngan,nazik
    ALINGAN: Alınan,incinen,gücenen
    ALK: Bitirmek,yok etmek,sona erdirmek,bitiricilik
    ALKA: 1-Bitirici,yok edici 2-İleri,ilerici
    ALKABÖLÜK: birl Alka/BölükVurucu Tim
    ALKAN: Alkan,Fatih
    ALKAR: Bitirici,yok edici
    ALKAŞ: Bitirici,yok edici
    ALKI: Pervasız,vurdumduymaz
    ALKIM: 1-Gökkuşağı 2-Gerdan
    ALKIR: Tamamlayıcı,bitirici
    ALKIŞ: Algış,dua,övme,yüceltme
    ALMA: Elma
    ALMAKAY: Elma yanaklı
    ALMALUK: 1-Alınması gerekli olan 2-Elma bahçesi
    ALMAS: Almaz,nazlı
    ALMILA: Elma
    ALMIŞ: Algan,Fatih
    ALP: Bu sözcük birçok erdemi içinde barındırır Bilgelik, yiğitlik, fedakarlık, kahramanlık,
    gözükaralık, toplumculuk, vb ile birlikte tüm bunlar arasındaki uyumu da içerir
    ALPAGU: Düşmanına tek başına saldıran kişi
    ALPAGUT: 1-Alplik gösteren kişi 2-Kurt soyundan 3- Seçkin ve saygın kişi
    ALPEREN: birlAlp/Eren (Gazi, Derviş) Toplumun sayıp sevdiği, örnek aldığı savaşçı kişilerin genel adı
    ALPMAN: Alp gibi Alpçe yaşayan
    ALTAÇU (Altaç): Aldatıcı taktik sahibi
    ALTAMIŞ: Aldatıcı,hileci
    ALTAN: 1-Altın 2-Güneşin doğuş anı,Şafak
    ALTANURUG: (Altın Uruk) Cengiz Kagan ve oğullarının soyuna verilen unvanlardan
    ALTAY: 1-Al/Ala/Tay 2-Altın 3-Ormanlarla kaplı yüksek dağ
    ALTINDAĞ: birl Altın/Dağ/Altay dağlarının,diğer adı
    ALTU (Aldu): 1-İlk,Birinci 2-Algan,Fatih
    ALTUN: Altın
    ALTUNSABAK: birl Altun/Sabak(sopa,değnek)
    ALUÇ: 1-Alıcı(Alçu) 2-Kayın cinsi bir ağaç
    ALUNGAN: Alıngan,nazlı
    ALUNUR: Nazlı
    ALYU: (Algu)
    TÇağatay Han’ın torunu
    AMAÇ: (Umaç)Gaye, hedef, beklenti
    AMAN: (YAMAN) Sertlik
    AMGAK: Emek/Zahmet
    ANAÇ: 1-Anacık 2-Analık duygusu çok gelişmiş 3-Anaya çeken 4-Doğurgan, üretken
    ANAGAY: Anaya çekmiş, anaya benzer
    ANASIOĞLU: birl Anası(nın)Oğlu (Babası erken ölmüş ve özellikle anası tarafından bin bir güçlüklerle yetiştirilip büyütülmüş, yetim çocuklar için kullanılmış olduğu anlaşılan Türk adlarından)
    ANAT: 1-Anı,Anılan 2- Yakın,hısım
    ANAZ: Yeğrek, evla, eftal
    AND (ANT) 1-Yemin,söz 2- Yakın akraba
    ANDA: Birlikte ant içmiş(kan kardeşi) (Anda’lık Türklerin en eski geleneklerinden biridir Andalar birbirlerini kardeşlerinden daha ileride korur, sayar ve kayırmaya çalışırlar)
    ANDAÇ: Hatıra, anı olsun diye verilip,alınan hediye
    ANDARIMAN: Anılara değer veren ve saygı gösteren kişi
    ANDIR: Anısı ola hatıra
    ANGAY: Anılarına bağlı olan kişi
    ANGI: 1-Anı,hatıra,2-Yetki, yeterlilik
    ANGIM: Mamur, hakim
    ANGIN: Ünlü, anılan, adı duyulan
    ANGIŞ: Ünlü, meşhur
    ANGIT: Yaban ördeği
    ANIK: 1-Anlayış, yetenek, fehim 2- Hafıza, bellek 3- Hazır, mevcutlu
    ANLI: 1-Sakin, ağırbaşlı 2- Bellek, hafıza
    ANIT: Anı olsun diye yapılan yapı
    ANITGAN: Anıt yapan
    ANLI: Ünlü, tanınan
    ANNAK: Yadigar, hatıra
    ANT: And, Yemin
    ANTLIĞ: And içmiş, Yeminli
    ANUÇUR: Övülmüş, övülmeye layık
    ANUK: Yadigar, hatıra
    ANUŞ: Anış, anma eylemi, anı
    APA: Ulu, büyük, saygıyı ve hürmeti hak etmiş kişi (Bazı Türk bölgelerinde “baba” anlamına da kullanılmaktadır
    APAĞ: Apak, temiz
    APAK: Temiz, namuslu,iffetli
    APATEG: (Apatek)birl Apa/Tegtek(gibi,benzer)
    ARA: Orta yer, ortalık, boşluk, orta
    ARAL: 1-Ada 2- Aralık,orta, ortalık
    ARAS: 1- At kılı 2- Kalın yün 3- Talih,baht
    ARASLAN: Arslan (Çuvaşlarca söylenişi)
    ARAT: Cesaret, yüreklilik
    ARBIŞ: Büyü,efsun
    ARBUZ: Büyü, sihir
    ARCA: 1-Arıca, saf, temiz 2- Çam ağacı, çamdan yapılmış kutu
    ARDA: 1-Uzun değnek 2- Artçı, halife, ardı sıra giden
    ARDALI: (Ardalu) Yönetici, amir
    ARDIÇ: 1- Halife, artçı 2- Bir ağaç türü
    ARGA: Zeki, akıllı
    ARGAN : (Arkan) Kement, kement bağı
    ARGATU: Yaban koyunu
    ARGIÇ: 1- Kır, mera 2- Gurur
    ARGIN: 1-Yavaş, sakin 2- Gelecek yıl
    ARGUN: Pars cinsinden avcı bir hayvan
    ARGUŞ: (Arkuş)1- Edepli, terbiyeli 2- Haberci, haber veren
    ARGÜDEN: birl Ar/Güden, Arlı, edepli
    ARI: (Arık) 1- Saf, arı, arınmış 2- Irmak, dere
    ARICA: Soylu, temiz, iyi huylu
    ARIÇ: Barış, sulh
    ARIĞ (Arı, Arık)
    ARIK: 1- Arı, arınmış, temiz 2- Narin, ince yapılı
    ARIL: Arınmış, temiz, pak
    ARIN: Saf, arınmış
    ARINÇ: 1-Barış, kurtuluş 2- Temizlik, saflık, günahsızlık
    ARINIK: Saf, şeffaf, billur
    ARINMIŞ: Temiz, gönüllü
    ARKIN: 1-Argın, yavaş, sakin 2- Halef, ardıç
    ARKIŞ: 1-Ulak, haberci 2- Kervan, kafile
    ARKUN: Halef, geriden gelen, takipçi
    ARKUY: Siper, mevzi
    ARKUZ: (Arguz) Edepli, iyi huylu
    ARLAĞ: Arlı, edepli
    ARLAT: Biricik oğul, anaların en çok üstüne düştükleri oğul
    ARMAGUN: Armağan, hediye
    ARMAĞAN (Yarmagun-Yarmagan)- Hediye
    ARMAN: 1- Onurlu, arlı, edepli 2- Dilek, istek 3- Hayal, fantezi
    ARPA: 1- Büyü, tılsım, Şamanist gelenekte, Kamların okuduğu dua 2- Tahıl
    ARPAD (Arpa)
    ARSİN: (Ersin) Kurtuluş, istiklal
    ARSALAN: Arslan
    ARSLAN: Yırtıcı hayvan Mec Cesaret, atılganlık ve gözü pekliği sembolize eder
    ARSLANBALA: birl Arslan/BalaArslan yavrusu
    ARSLANCIK: Küçük arslanArslan yavrusu
    ARSLANÇA: Arslan gibi, arslan özelliklerine sahip
    ARSU: birl Ar/Su mec Namuslu, dürüst
    ARSUN: 1- Efendi, ağırbaşlı 2- Rahata ermiş, huzurlu
    ARTAGAN: Bereket, artuk, fazlalık, bolluk
    ARTAM (Erdem)
    ARTIM: Bereket, bolluk
    ARTUÇ: Mızrak, mızrak ucu
    ARTUK: Fazlalık, üstünlük, bereket mec Varlık, zenginlik
    ARTUKDOĞAN: birl Artuk/Doğan
    Kırgızlarda, olağanüstü vasıflara sahip kişilere verilen bir unvan
    ARTUN: Vakarlı, ölçülü
    ARTUR: Cazibeli, çekici, işveli, fettan
    ARTURU: 1- Ekstrem, uç noktalarda 2- Bereket, bolluk
    ARTUT: Armağan, hediye
    ARVIŞ: Sihir, büyü, tılsım
    ARZIK: Fanatik, bağnaz, sofu
    ASAN: 1- Sağlıklı, zinde 2- Asma eyleminde olan
    ASENA: Efsanevi dişi kurtun adı Yakın, Yakınlık duyulan
    ASIGLI: Faydalı,Gerekli
    ASIĞ (Ası,Asık) 1- Fayda, Çıkar 2-Kar,temettü
    ASPAR (Asbar) Faydalı, işe yarayan
    ASRAK: Himaye, Koruma
    AŞAN: Aşmak’dan mec Azimli, engel tanımaz
    AŞIT: 1- Aşılacak, aşılması gerekli olan 2- İşitmektenİşit, kulak ver
    AŞKAR: 1- Savaş atı 2- Kuyruk ve yelesi kara, vücudu kula renginde olan at
    AŞKIN: 1- Aşmış, üstün, faik,akranlarından ileride olan 2- Melodi,nağme
    AŞUK: 1-Aşık,aşmış, geçmiş 2- Tolga
    AŞULA: Yılmaz irade sahibi
    AŞUR: Aşırmaktan mec Yılmaz, gayretli
    ATA: 1- Ulu, saygıdeğer kişi 2- Baba, dede, ced 3- Adın ve soyun bağlı olduğu kök
    ATABAY: birl Ata/Bay lala, beybaba Han, Kağan ve padişah çocuklarını eğitip yetiştiren kişilere verilen bir unvan
    ATAÇ: 1- Atasına bağlı, Atasının yolunda 2- Atadan intikal eden 3- Büyüklük gösteren çocuk
    ATADAN: Miras, manevi miras
    ATAERİ: birl Ata/Eri mecAtalarına ve geçmişine saygılı
    ATAGÜÇ: birl Ata/Güç mec Gücünü atalarından almış
    ATAĞ: (Atak) 1- Ün, nam, şöhret 2- Atılgan 3- Dağ yolu 4- Çağlayan 5- Bir şahin türü
    ATAHAN: birl Ata/Han mec Devletin ilk kurucu büyüğü, devlete ad veren kişi
    ATALA: Tanınmış, ünlü ve zengin
    ATALAN: Ünlü, Meşhur
    ATALAY: Ad almış, ün almış, meşhur kişi (Atila’nın asıl adının bu ve bundan bozulup çevrilmiş hali olduğunu söyleyen bazı tarihçilerimiz de var)
    ATALIK: Miras
    ATALMIŞ: Ünlü, meşhur
    ATAMAN: Ulu, Saygıdeğer kişi
    Bir kısım tarihçilere göre, Osmanlının, kurucusu olan Osman bey’in asıl adı budur Bir kısmı
    Atman, bir kısmı Otman der
    ATASAGUN: birl Ata/Sagun Hekimlerin en ulusu başhekim Şamanist gelenekte de aynı ad, en iyi kamlar için kullanılmaktadır
    ATAY: 1- Ünlü, tanınmış 2- Akın, hücum
    ATIGAY: Ünlü, tanınmış
    ATIĞ: Adı sanı belli, ününü arttırmış kişi
    ATIL: Ünlü, meşhur
    ATILGAN: Atak, gözüpek,cesur
    ATILMIŞ: Atılgan, gözüpek
    ATIŞ: Ünlü, meşhur
    ATİLAY: Türk tarihinin en önemli kişilerinden,Batı Hun imparatoru, Bu kişinin adı üzerinde tarihçi ve dilciler pek de anlaşamamışlardır Benim görüşüm de göç sırasında İtil ırmağı kıyısında doğmuş olmasından dolayı “İtil/Ay”dır Ancak bununla birlikte bu kişi için bazı adlar söylenmekte (Atila,Atilla,Atılay,Atilay,Atalay,Atlıhan vb) Anlamlar:1- Atacık,babacık 2- İtil ırmağı kenarında doğduğundan ve Türklerdeki eski bir gelenekten dolayı “İtil” çocuğu anlamında verilen İtilay’ın zamanla Atilay’a dönüşümü 3- Atlı/Ay 4- Atlı/Han 5- Macar dilinde çelik anlamına gelen “Atzel” den
    ATLIĞ: Ünlü,zengin
    ATMACA: Yırtıcı bir avcı kuş
    ATMAN: Ünlü, saygın
    ATMIŞ: Atma eyleminde bulunmuş (ok,kargı vb)
    ATSAK: Ünlü, adı duyulan
    ATUK: Bolluk, bereket
    AVAR (Abar) 1- Heybet, büyüklük(Abartı) 2- Dirençlilik, dayanıklılık
    AVAZ: Nara, yüksek perdeli ses, çığlık
    AVCI: Av yapan, avlayan
    AVCIL: Avlayıcı, av işinin uzmanı
    AVGAN: Avuntu
    AVINÇ: Avuntu, teselli
    AVINÇA: Avunç
    AVINGU: Avunç,teselli
    AVLAK: Av yeri, av olanı
    AVKAR: Bozkır bıldırcını
    AVUNÇ: Teselli, avuntu
    AVUÇU: Avunç
    AVUNDUK: Avuntu, teselli
    AVUTMUŞ: Teselli eden
    AY: Dünyamızın uydusu olan gezegen Ancak Türk kültüründe bu ad güzellik, temizlik, ahlaklılık vb değerleri de içeren birçok öğeyi içinde barındıran bir sembol ve mecaz olarak kullanılmıştır Çok önceleri erkeklerde kullanılmasına karşın, zamanla kız çocuklarına ad olarak verilmiş, gerek başta, gerekse de son da, birleşik ad olarak değerlendirilmiştir Bununla birlikte bazen geçmiş örneklerde de görüleceği gibi hem erkeklerde hem de kızlarda kullanılmıştır Ancak yine de ağırlık kız adlarındadırVe kız adlarında önemli bir konumdadır
    AYAĞ (Ayak) 1-Uğur, şeref, şan 2- Devinim, hareket (ayaklanma sözü) buradan gelir
    AYANA: birl Ay/Ana Altay Türklerinin eski tanrıçalarından
    AYAS: Ay ışığı, mehtap, gece aydınlığı
    Altay, Tuva, Çuvaş Türklerinde Tanrı sıfatı olarak kullanılan bir ad
    AYATA: birl Ay/Ata Şamanist gelenekte, göğün altıncı katına bakan Tanrı
    AYAZ: 1- Ay ışığı 2- saf, berrak hava 3- Kuru soğuk
    AYBAKIM: birl Ay/Bakım, bakmaktan, bakış
    AYBAN: birl Ay/Ban mec Debdebe, şaşa
    AYBANDI: birl Ay/Bandı (Banmak)
    AYBAR: 1-Ay gibi parlak 2- Heybet,heybetlilik
    AYBI: İmdat, medet
    AYBIN: Onur,şeref
    AYÇIL: Ay ışığı, ay pırıltısı
    AYDA: 1- Ay’a eş değer güzellikte 2- Dere kenarlarında yetişen hoş kokulu bir çiçek
    AYDABOLDI: birl Ayda/Oldu mec Ay parçası
    AYDAN: Ay parçası
    AYDAR: (Aydar Han) saç perçemi, kakül
    AYDIN: 1- Aydınlık, ışık yoğunluğu 2- Açık, aşikar 3- Entelektüel , münevver
    AYGAN: İçten, samimi, yaren
    AYGAY: Nara, bağırtı
    AYGIN: Sınırsız, uçsuz, geniş
    AYGIR: Erkek at
    AYGIRAG : 1-Dağ keçisi 2- Bir geyik türü
    AYGUÇI: Yönetici, devlet görevlisi, danışman, yarıcı
    AYIM: Çekicilik, sempati
    AYIMÇA: Ay parçası
    AYINTAP: Mehtap, ay ışığı
    AYIR: Değişik, farklı, başka, fark
    AYIRBAŞ: birl Ayır/BaşDeğişim, mübadele
    AYIRT: Fark, farklılık, ayırım
    AYITGU: Temyiz
    AYISIG: birl Ay/IsıgAy ısısı, sıcaklığı
    AYIT: Söylemek, anlatmak
    AYITMIŞ: Söyleyen, bildiren, uyaran
    AYKAÇ: Konuşkan, Konuşmacı, Hatip
    AYKIN: Geniş, ferah, aydınlık
    AYKOYUN: birl Ay/Koyun
    Yakut destanlarında adı geçen, eski dönem güç tanrısı
    AYLA: 1-Ayın çevresindeki ışık halesi 2- Devir, dönüşüm
    AYLU (Aylı): Aydan
    AYMA: Duyarsız, başıboş vurdum duymaz
    AYMAN: Aya eş değerde
    AYMAZ: Vurdumduymaz, başına buyruk
    AYRAL: Kuraldışı, istisna
    AYRI: Başka, değişik, farklı
    AYRIÇ: Bölüşüm, taksimat
    AYRIKÇA (Ayıkşa): Derviş, mecnun
    AYRUK: 1- Farklı, değişik 2- Varlıklı, zengin
    AYSELİG (Aysiliğ) birl Ay/Silig, dürüst, namuslu
    AYTAK: Konuşmacı, hatip
    AYTAR: Haberci, muhbir
    AYTEK: Konuşmacı, hatip
    AYTIN: Aydın, aydınlık
    AYTIŞ: Nutuk, anlatım, hitabet
    AYTIŞAN: Hatip, konuşmacı
    AYTUK: Hatip, konuşmacı
    AYUK: Söz söylenebilen ve sözün değer gördüğü yer
    AYUR: Konu, bahis, bahse konu olan
    AYÜN: birl Ay/Ün Karahanlılar ve Uygurlar döneminde, han ve kağanların analarına verilen bir unvan
    AYZIT: Şamanist gelenekte “ Ay Tanrıçası”
    AZBOY: Heyecan
    AZGIN: Zapt edilmesi zor, sınırı aşmış, tahrik olmuş
    AZLAĞ Nadir, az rastlanır
    AZRAK: Nadir, az rastlanır
    AZUK: (Azuka, Azık): Geçimlik, yiyecek
     
  2. 24 Nisan 2009
    Konu Sahibi : asibuz
  3. asibuz

    asibuz Ne Mutlu TÜRKÜM Diyene!!! Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    387
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    BABAT:Cins, Tür
    BARGAN: Varan
    BARDI: Vardı (Varmakdan)
    BARGAN: Varan, ulaşan
    BARGI: Kadife
    BARGIT: Kadife
    BARGU: Nimet, ganimet
    BARGUŞ: Ganimet
    BARIK(Barı) : Esas, esas olan, mahfuz
    BARIM: Varım, servet, varlık
    BARIN: 1- Güç, kuvvet 2- Barınak
    BARUNDUK: Sığınılacak yer, barınak
    BARIŞ: 1-Varış, gidiş, gidişat 2- Sukunet, sulh 3- Servet, hazine
    BARK: (Barka) baraka, ev
    BARKAN:Oynak toprak, bataklık
    BARKAT: Heykel, büst
    BARKIN: 1- Gezgin, seyyah 2- Kararlı, azimli
    BARKUK: Servet, varlık
    BARLA: Parlak, göz alıcı
    BARLAK: Parlak
    BARLAS: 1- Çekici, cazip 2- Varlık, servet 3- Temiz, temizlik
    BARLI: Varlıklı, zengin
    BARLIK: Varlık
    BARMAK : (Varmak)
    BARMAKLAK: 1- Varıcı, ulaşıcı 2- Eldiven 3- Varlık
    BARMAN: Varlıklılık, mevcudiyet
    BARS: Pars, leopar
    BARSUK: Porsuk
    BARTIK: Heykel, büst
    BARTU:1- Varlık, servet 2- Menzil, varılacak yer
    BARUG: Mesned, dayanak
    BASAGAR: Ağırbaşlı, mütevazi
    BASAK(Basa)1- Cesur, gözükara 2- Baskın 3- Farklılık, ayırım
    BASAN: 1- Baskın yapan 2- Ölünün ardından verilen yemek 3- Yayan, yayıcı
    BASAR: Baskın, baskıncı
    BASAT:1- Mühür, 2- Yardım, muavenet 3- Busat, pusat,silah 4- başat
    BASGAN: Basan, baskıncı
    BASIK: 1- Gece baskını 2- Basınç, tazyik, baskı
    BASILGAN: Baskıncı
    BASIM: Enerji, güç
    BASIR: Basar
    BASKIN:1- Galp, muzaffer 2- Ani yapılan saldırı 3- Basık, yaygın genişlemiş
    BASMIL:1- Baskıncı 2- yardımcı, muavin
    BASRUK: Baskı, tazyik
    BASSIZ: Başsız, başına buyruk
    BASTI: Bastıran, baskın yapan
    BASTIK: Basdı, Baskıncı
    BASU (Basut) Tokmak
    BASUÇ: Baskı, tazyik
    BASUT: 1-Yardım, yardımcı 2- Demir tokmak 3- Baskın yapan
    BAŞ: Oluş, doğuş, ortaya çıkış, uç nokta, doruk, birinci sıra gibi anlamların
    hepsini içeren bir söz
    BAŞACI: Reis, lider, öncü
    BAŞAD(Başat)
    BAŞAGUT:Önde gelen, önde bulunan, sevilen
    BAŞAK:1- Buğday başı 2- Ok ucuokun ucuna takılan sivri demir 3- Sümbül çiçeği
    BAŞALMIŞ:1- Öncü,önder 2- Düşmanını yenip, yoketmiş
    BAŞAR: Başarı, kazanç
    BAŞARAN: Başarılı, muvaffak
    BAŞARI: Muvaffakıyet
    BAŞAT:1- Emsalleri arasında en üstün ve en önde gelen 2- Hanlık yapan
    bir soya mensup kişi
    BAŞA: (Paşa) Bazı tarihçilerimize göre Baş-ağa, bazılarına göre
    ise Baş-şad sözcüklerinin değişime uğramasıyla bu biçime gelmiş ve sözcük,
    bugünkü anlamıyla General ordu komutanı
    BAŞBAĞ:1- Başı bağlı, özgürlüğü kısıtlı 2- Gözde, sevgili, en değerli
    BAŞBUĞ: Ordu komutanı, orgeneral
    BAŞÇIL: Şef, lider, önde gelen
    BAŞDAŞ: Denk, akran
    BAŞDU: Başta olan, önde giden
    BAŞEL: birl Baş/İlyol gösterici,mihmandar
    BAŞGAK: 1- Başkan,şef 2- Bir tatlı su balığı
    BAŞGÖZ: birl Baş/Göz 1-Birleşik, ayrılmaz 2- Mec Evlilik
    BAŞGU: Alnında beyaz lekesi olan at
    BAŞIL: Önde giden, şef
    BAŞKAL: Emir, ferman
    BAŞKAN: Yönetici, şef, başta giden
    BAŞKARA: birl Baş/Karamec Sert, acımasız,bir kişiliğe sahip olan kişi
    BAŞKIR: Başarı, muvaffakıyet
    BAŞLADAÇU: Başlatıcı, yönetici, hakem
    BAŞLAG: Başlangıç, ilk
    BAŞLAK:1- Başıboş, salınmış 2- Başlangıç
    BAŞLAMIŞ: 1- Kararlı, çalışkan 2-Lider, lider olmuş
    BAŞLIĞ: Başı dik gururlu
    BAŞLIK: Yönetici, şef
    BAŞNAK: Başlıksız, tulgasız
    BAŞŞAD: (Paşa) Ordu komutanı, general
    BAŞTIN: Selef, önceki
    BAŞTINKİ: Baştaki, öndeki, önder
    BAŞVEREN: Fedai
    BAŞVERMİŞ: Kurban, fedai
    BATAK:1- Çamur, bataklık 2- Gizli, gömülü
    BATIŞAD: birl Batı/Şad
    TGöktürk ve Uygur ordularında, batı kanadının komutanlarına verilen unvan
    BATIM:1- Batma boyu, boy, derinlik 2- Sivri bir aletin saplanması
    BATIR: Batur’un şive farkıyla söylenmiş biçimi
    BATMAZ: 1-Diri, mücadeleci 2- Vücuduna sivri ve kesici aletler işlemez
    BATRAK: (Batırak) Mızrak, kargı
    BATSIK: 1- Bastıran, yanaştıran 2- Gün batısı, batı
    BATU: 1-Güçlü, yenilmez, gücüne dayanılmaz 2- Dayanıklı, metin 3- Gün batısı
    BATUGA: 1- Batu, kahraman 2- Gizli, gizlenmiş
    BATUR: Bagatur, Kahraman
    BATURGAN: 1- Saklayan, gizleyen, gizli 2- Batıran,saplayan
    BATUT: Gizli, saklı
    BAVIRGAN: 1- Şefkatli, koruyucu 2- Bağıran, nara atan
    BAY: Varlık, zenginlik, egemenlik, erklik, üstünlük
    BAYA: Bay,baylanmış, zenginleşmiş
    BAYAK: Selef, daha önceki
    BAYAN: (Muyan, buyan) 1- Kalıcılık,sonsuzluk 2- Baht, mutluluk 3- Zenginlik,
    güçlülük,erklik 4- eski dönem Tanrı sıfatlarından 5- Uygur kağanlarının unvanlarından
    BAYAR: Ulu, yüce, kudretli, celilTanrı sıfatlarından
    Bulgar hanlığı dönemi,soyluluk ve üstün vasıflı yöneticiler için verilen bir unvan
    BAYAT: Tanrı sıfatlarından ,1- Devletli, kısmetli 2- Kadim, ezeli
    BAYATLI: Devletli, bahtı açık, muktedir
    BAYATLUĞ: (Bayatlı)
    BAYAVUT (Bayagut) Varlıklı, muktedir
    BAYÇA: Varlıklı, muktedir
    BAYÇU (Baycu): Varlıklı, devletli
    BAYDAK: 1- Bağımsız, hür 2- Bekar
    BAYDAN: 1- Cömert, eli açık 2- Şık, yakışıklı
    BAYDAR: Varlıklı, muktedir, egemen
    BAYGIN: Kendinden geçmiş
    BAYIK: 1- Varlıklı, egemen 2- Usta, eli yatkın 3- Doğru sözlü, saygılı, güvenilir
    BAYIN: Çekici, güzel, yakışıklı
    BAYINDIR: Güçlü,varlıklı, egemen
    BAYIR: Yamaç
    BAYITMIŞ: Zengin, kudret sahibi
    BAYLA: Varlıklı, refah içinde olan
    BAYLAK: Rahat, refah içinde
    BAYLAM: 1- Azim, kararlılık 2- Demet, bağ
    BAYLAMIŞ: Varlıklı, güçlü olmuş
    BAYLAN: Nazlı, şımarık
    BAYLANIŞ: İlişki, münasebet
    BAYLIK: 1- Varlık, Varlıklılık, güçlülük 2- Ganimet
    BAYMAZ: Mala mülke ilgi duymayan kişi
    BAYRAÇ: Varlıklı, zengin
    BAYRAK: Varlık, varoluş, erklik, güç, ve bağımsızlık
    BAYRAM: Güzellik, mutluluk, sevinç, bolluk
    BAYRI: 1- Ezeli, kadim 2- Emektar, tecrübe sahibi
    BAYRIN: Kadim, ezeli, eskiye dayalı
    BAYSA: Madalya
    BAYSAL:1- birlBay/Sal 2- Bolluk, rahatlık 3- Asayiş, sükunet
    BAYSAN: Yakışıklı, levent, gösterişli
    BAYSİN: Zengillik, kudret
    BAYTAG: Bolluk, çokluk, kalabalık
    BAYUK: Hazır, amade
    BAYUR: Cesur, gözükara
    BAYUTMUŞ: birl Bay/Utmuş (yenmiş, muzaffer)
    BAYÜLGEN: birl Bay/Ülgen
    BAZ: 1- Emin, güvenilir 2- Merkeze bağlanmış, sonradan katılmış
    BAZDA: Hoş, latif, çekici
    BAZIR: Basar, baskıncı
    BAZMAN: Tabi, bağlı, muti
    BECERİ: (Beceriklik) Hüner, marifet, yeterlilik
    BECET: Süs, makyaj, tezniyat
    BEÇİRİK: Becerik, beceri, marifet
    BEÇKAN: İpekten yapılmış sancak
    BEDER: Ziynet, mücevher
    BEDİZ: Resim, heykel, nakış, bezek
    BEDİZCİ: Ressam , heykeltıraş, nakışçı
    BEDÜK: Büyük, iri, cesim, ulu
    BEGEÇ: Beyliğe uygun olan
    BEGEN: 1- Beğeni, hoşluk 2- Şehzade, prens
    BEGENÇE: Şehzade, prens
    BEGESİN: Doğruluk, sevap, hayr
    BEGİ: 1- Yiğit, güçlü, 2- Eş- koca
    BEGİSİ:1- Doğru, sevap 2- Beğenilen, imrenilen
    BEGÜM: Hanımefendi, bayan, saygı duyulan hanım, eski Türkçe’de “beğ”’in
    tam olarak dişi karşılığı
    BEĞ: Bey,
    BEĞCEĞİZ: Beycik, Küçük bey
    BEĞÇE: Küçük bey
    BEĞÇEK: Küçük bey
    BEĞDAŞ: Akran,eş,denk
    BEĞDE:1- Aziz, saygıdeğer 2- Adil, adaletli
    BEĞDEŞ: Nazir,benzer
    BEĞDİ: Aziz,muterem, saygıdeğer
    BEĞDÜZ EMEN: birl Beğdüz/Emen (ruh,can)
    BEĞEÇ:1- Beğliğe layık 2- Beğ çocuğu, küçük bey
    BEĞENDİK: Beğenilen
    BEĞENİ: Hoşa giden, beğenilen
    BEĞENMİŞ: Hoşuna gitmiş
    BEĞER: Beyoğlu, prens, şehzade
    BEĞLEN: Bey soyundan olan
    BEĞLİK: Beylik, beyliğe uygun olan
    BEĞREK: Beyrek, bey çocuğu, küçük bey
    BEK: 1- Bey, beğ 2- Pek, sıkı
    BEKEM: Bey, beyim
    BEKEN: Dayanıklı, metin
    BEKET: Kuvvet, dayanıklılık
    BEKİ: 1- Yiğit,güçlü 2- Eş, koca 3- Şaman, baş şaman
    BEKİK: Güvenli, iyi korunan
    BEKİM: Azimli, kararlılık
    BEL: 1- Bilgi, bilim 2- Belirti,iz, damga 3- Tarlanın orta yeri 4- İki dağın arasındaki geçit
    BELÇİN: Belirti, iz, damga
    BELDEK: İz, işaret, emare
    BELEK:1- Kılavuz, rehber 2- hediye, 3-Kundak bezi
    BELEN:1- Bilen, alim 2- Geçit 3- Sırt, tepe, dağ yolu
    BELET: Belge, delil
    BELGE: Belge, doküman, delil
    BELGİ:1- Belge 2- Bilgi 3- Fark, farklılık, ayırt, alamet
    BELGİN: Belirgin, net, açık
    BELGÜ:1- Belge 2- Sınır taşı, sınır toprağı 3- Yüzük taşı, nişane
    BELİK:1- Doruk, zirve, şahika 2- Saç örgüsü
    BELLEK: Hafıza
    BENEK: 1- Armağan, hediye 2- Bakır para 3- İşlemeli kumaş
    BENGİ: Bengü, mengü sonsuz, sonsuzluk, ebediyet, ebedi
    BENGİLİK: Sonsuzluk
    BENGÜ: Bengi, mengü
    BENİCE: Sonsuzluk, sonsuzluğa giden
    BENK: Muhkem, iyi korunan
    BENLİ: Yüzünde ben olan
    BERDİ: Verdi,Kutsal güçler tarafından yollanan
    BEREGEN: Eli açık, cömert, verici
    BERGE: 1- Vergi 2- Berke, kamçı, değnek
    BERGİ: 1- Vergi 2- Eli açık, cömert
    BERGİLİK: Doğal, tabi
    BERİK: 1-Berk, sağlam, gürbüz, dayanıklı 2- Cömert, eli açık
    BERİL: Verici, cömert, eli açık, fedakar
    BERİN: Veren, cömert
    BERİŞ: Veriş, hibe
    BERK: 1- Katı, sıkı, sağlam, dayanıklı 2- Şiddet, şiddetlilik 3- Korunan, muhkem 4- Yıldırım
    BERKANT: birl Berk/Ant Altay dağları cıvarında bir başka dağın adı
    BERKE:1- Kamçı, değnek 2- Dövme 3- Naz, işve
    BERKEM: Düşmana karşı iyi korunan yer, müstahkem mevki
    BERKİN: Güçlü, güçlendirilmiş
    BERKİT: Güçlü, güçlendirilmiş, muhkem
    BERKLİĞ: Berkli, güçlü, dayanıklı
    BERKUK: Sert,cesur, dayanıklı
    BERMEK: Vermek, veriş
    BERŞE: Odun kömürü, kül
    BESEN: Bezen,süs, makyaj, gösteriş
    BETİK: (Bitiğ, bitik) Yazılı kağıt, mektup
    BEYBUT: Barış, sulh
    BEYGE: Bike, küçük hanım
    BEYGU: Bir şahin türü
    BEYLEM: Buket, demet, çiçek demeti
    BEYLEN: Beyli, beye bağlı
    BEYNEN: Beğenen
    BEYREK: 1- Tim, müfreze 2- Merkez ordu, ordugah
    BEYRU (Bayrı) 1- Ezeli, başlangıçsız 2- Emektar, tecrübeli
    BEZEK: Süs, takı, piraye
    BEZEN: Süs, makyaj
    BEZENMİŞ: Süslü
    BEZGİN: Bezmekden Sarsılmış, bıkmış
    BIÇAK: Biçme aracı
    BIÇGIN: Kesen, biçen
    BIÇKAS: Kağan ve Hanlara yapılan bağlılık andı
    BIÇKI: Bıçak bileme aracı
    BİBİ: Kibar, eğitimli, sayıdeğer hanım,hala
    BİÇEK: Bıçak, biçici
    BİÇİK: Biçilmiş, biçimlenmiş
    BİÇİM: Şekil, format, örnek, biçilmiş gibi
    BİÇİN: 1- Biçilmiş,biçime girmiş 2- Ekin, tahıl
    BİGE: 1- Bakire, temiz kız 2- Bey kız saygıdeğer kız
    BİGEM: Sevilen, el üstünde tutulan kız
    BİGEN: Beğenilen
    BİGENDİK: Beğenilen, ilgi duyulan
    BİKE: Bige
    BİKET: Beylik, beyliğe uygun
    BİL: Bilgi, bilim
    BİLDİK: Bilinen, tanınan, ünlü
    BİLECEN: Bilgiç,çok bilmiş
    BİLEDA: Balta
    BİLGE: Bilgili, filozof, alim, bilgin, ulu kişi
    BİLGEKAĞAN: Bilge/Kağan (Aslı, Türk Bilge Kağan’dır)
    BİLGE TAMGAÇU: birl Bilge/Tamgacı
    TGöktürkler ve Uygurlar döneminde yüksek dereceli memurlara verilen bir unvan
    BİLGE TONYUKUK: birl Bilge/Tonyukuk
    BİLGEN: Bilen, bilgin, alim
    BİLGİN: Bilim adamı
    BİLGÜ: Bilgi
    BİLİG: Bilgiler, bilim, bilim dalı (orj)
    BİLİK: Bilen, bilgili
    BİLUN: Esir, tutsak, (gönül ve akıl esiri, aşık)
    BİNİT: Binilecek nitelikteki, soylu at
    BİRBEN: birl Bir/Ben Ben mec Kendini beğenmiş
    BİRÇE: Biricik, yegane
    BİRÇEK: 1- Biricik 2- Saçın ortadan ayrılıp yana dökülmüş hali
    BİREBİN: Yegane, tek, biricik
    BİRGE: 1- Beraber, birlikte 2- Biricik 3-Berke
    BİRGEN: İçine kapanık, münzevi
    BİRİCİK: Tek, yegane, bir tane
    BİRİÇİM: birl Bir/İçim mec İmrenilecek güzellik ve çekicilik
    BİRİDİN: Güneyli, güney bölgesinden
    BİRKİT: Birleşik, birleşmiş
    BİŞÜK: Nesil,soy-sop, kavim, kardeş
    BİTERGE: Gerek, hacet, ihtiyaç
    BİTEV: (Bidev) 1- Soylu, soylu at 2- El değmemiş bakir
    BİTİG: Yazı, yazıt
    BİTİGÇİ: Katip, yazıcı
    BİTİGEN: Anıt, yazıt, yazılı taş
    BİTİM: Gaye, hedef, ülkü
    BİTKİ (Bütkü) yerden biten
    BİYAN: (Bayan) (Buyan) Varlıklı, cömert ,Eski Tanrı sıfatlarından
    BİYUM: Cömert, eli açık
    BOD: Boy,uruk
    BOGA: Boğa
    BOĞ: Hediye, armağan
    BOĞA: Boğa
    BOĞACA: Boğa gibi güçlü
    BOĞACI: Boğa deviren
    BOĞAÇUK: Küçük boğa, genç boğa
    BOĞAR: Boğucu, güçlü, kuvvetli
    BOĞARCIK: Güçlü, boğucu
    BOĞTAG: Şapka, başlık, hanım başlığı
    BOLCAL: Vade, müddet
    BOLÇAK: Gürz, topuz
    BOLDUÇAĞ: Uygun zaman, olan çağ
    BOLGAN: 1- Soylu at 2-Keşşaf, mucit 3- Olgun, olmuş, ermiş
    BOLGU (Bolgi): Orijinal, özgün
    BONCUK: Mücevher, takı
    BOR: Bora, fırtına
    BORA: Fırtına
    BORDAK: Semiz, şişman, balık etli
    BORDU: Üzüm, asma
    BORKA: Baraka,ev
    BORLA: Burla, üzüm, üzüm salkımı
    BOSUM: Endam, zerafet
    BOSUT (Basat) anlayış, izan, hidayet
    BOŞGUR: Eğitmen, öğretmen, talimci
    BOŞGUT: Öğrenci, şakirt
    BOY: 1- Uruk, uyruk, oymaklar birliği 2- Eda, endam
    BOYDA(Ğ): Soyut, mücerred
    BOYDAŞ: Aynı boyun mensubu
    BOYLA: Unvan veren kişi
    BOYLA BAĞA TARKAN: birl Boyla/Bağa/Tarkan
    Bilge Tonyukuk’un öteki adı
    BOYLAN: Adına ve soyuna layık
    BOYLUĞ: 1- Soylu 2- Yakışıklı
    BOYSAN: Yakışıklı, heybetli
    BOZ:1- Sert, şiddetli2- Alaca renk,füme rengi3- Toprak rengi
    BOZAN: Bozmakdan düşmanı yenip dağıtan
    BOZCA:1- Cesur, gözükara 2- Boz rengine kaçan
    BOZCAK: Cesur
    BOZÇİN: Dürüst, güvenilir
    BOZDOĞAN: birl Boz/Doğan Bir doğan türü
    BOZKIR: Step, çöl, vaha
    BOZKURT: birl Boz/Kurt
    BOZLAK: 1- Boz ve kül renginde olan 2- Otlak, mera
    BÖBÜLÜK: Koca, gül
    BÖÇKE:1- Canavar 2- Böcek
    BÖDGE: Çağ, zaman
    BÖG(Bök): Kısmet, nasip
    BÖGÜ:1- Filozof, hikmet sahibi kişi 2- Büyü, sihir 3- Ejderha, canavar 4- Zehirli bir böcek
    BÖGÜR: 1- Ordunun kanatlarından her biri, cenah 2-Kaburga ile kalça arasındaki bölge
    BÖĞDÜN: Bürokrat, yüksek dereceli memur
    BÖĞREK: Ordugah, merkez ordu, merkez ordunun savaş pozisyonu
    BÖĞÜRMÜŞ: Şamatacı, gürültücü
    BÖĞÜŞ: Zeka
    BÖKEN: Ahu, ceylan
    BÖKEVUL: Aşçı, iyi yemek yapan
    BÖKLİ: Yakışıklı,Şık, iyi giyimli
    BÖKLİCE: Şık giyimli
    BÖLE: Pay, nasip, kısmet
    BÖLEN: Bölüm, pay
    BÖLEK: Hediye, armağan
    BÖLÜK: 1- Kısım, ekip, bölüm 2- Pay, nasip
    BÖLÜN: Yönetici, şef
    BÖNGE: Tekme
    BÖNGER: Tekmeleyici, iyi tekme atan
    BÖRÇE: Zülüf
    BÖRÇEK: Zülüf
    BÖRİ: Kurt
    Göktürkler ve Uygurlar dönemlerinde Kağan muhafızlarına verilen genel bir ad
    BÖRİTEÇİNE (Börteçine) Benekli bozkurt
    Ergenekon destanlarının çeşitli versiyonlarından birinde, Ergenekon’dan çıkışı gösteren dişi kurt,bir diğerinde ise bu addaki demirci ustası olarak geçer
    BÖRK: Başlık, tüylü hayvan derilerinden yapılan başlık
    BÖRKLÜ(Ğ) Saygıdeğer
    BÖRKLÜCE: Saygıdeğer, saygı gösterilen
    BÖRTE: Benek
    BÖRÜ: (Böri) Kurt
    BUBİK: Konca,gül
    BUCAK: 1-Gizli bölge 2- Uzak yer
    BUCUGA: (Buğucu, ceylan avcısı)
    BUDAK: Sert dal parçası mec Güç, sertlik, dayanıklılığı sembolize eder
    BUDAN: (budun)
    BUDAY: Buğday
    BUDRAÇ: Gözü pek, cesur
    BUDULGAN: Yürekli,cesur
    BUDUN: Bütün, Ulu, millet “ Siyasi ve dini yapıları ne olursa olsun soy,dil, töre, kültür, tarihsel yapıları bir olup, psikolojik olarak birbirine bağlı insan topluluğuTürkçe’de kullanılan millet ve ulus sözcükleri tam olarak bu anlamı içermektedir Millet, din ortaklıklarını daha ön planda tutan bir anlam içerirken Ulus ise, daha çok boy ve uruk anlamlarını içerirBuna rağmen yakın zamana kadar millet, son zamanlarda ise ulus sözcükleri dilimize yer etmiştir Oysa gerek günlük dilimizde gerek yazı dilimizde bu sözcüğün bir an önce kullanıma girmesi gerekmektedir”
    BUDUNÇAR (Budunçu-Yir) Sözcüğünün tam anlamıyla” Ulusçu”, “milletçi”
    “Oğuz Töresi”’ni yeniden gündeme getirip, yürürlüğe koyan kişi
    BUDUNÇİ: Buduncu, Ulusçu
    BUDUNÇİYİR: birl Buduncu/Yir,yer toprak
    BUGA: Boğa
    BUGAN: 1- Boğan 2- Alamet, işaret, iz
    BUGATEG: Boğa gibi güçlü
    BUGAY: 1-Afacan, ele avuca sığmayan 2- Buğu, ceylan
    BUGU: 1- Buğu, ceylan 2- Böcek, örümcek 3- Canavar
    BUGUR: Sürekli,devamlı, devamlılığı olan
    BUGA: Boğa
    BUĞRA: 1- Genç aygır 2- Genç erkek deve
    BUĞU:1- Ceylan, 2- Yavru geyik 3- Buhar
    BUĞUÇAN: Boğucu, boğaç
    BUKA: Boğa
    BUKAĞI: Kelepçe, atların ayağına takılan bir çeşit köstek
    BURAK: Güçlü, yenilmez
    BUKAN: (Mokan, Büken) Güçlü, yenilmez
    BUKUK: Tomurcuk, filiz
    BULAÇ: Bulucu, keşşaf, mucit
    BULAGAN: 1- Olgun, kamil 2- Bulan, bulucu
    BULAK: Göze, kaynak, pınar
    BULAR: Bulur, mucit
    BULASI: Ülkü, bulunması istenen
    BULÇA: 1- Bolluk, ganimet, bereket 2- Bulucu, mucit
    BULÇU: Bulucu, mucit
    BULÇUM: Keşif, buluş
    BULDAN: Bolluk, refah
    BULDU: Önemli, değerli, az rastlanan
    BULDUR: 1-İri su damlası 2- Gözyaşı
    BULDAK: 1- Bulanık, karışık, karma 2- Kıyı, sahil
    BULGAN: 1- Olgun,kamil 2- Bulucu, mucit
    BULGANÇ: Karma, kırma, karışık
    BULGAR: Karışık, bulanık, karışmış, içiçe girmiş
    BULGAŞ: Karışıklık, karmaşa
    BULMAZ: 1- olgunlaşmamış 2- Sakin, tembel
    BULMUŞ: 1- Olgun, erdemli, oturaklı 2- Keşşaf, mucit
    BULU: Anlayış, idrak, izan
    BULUÇ: 1-Bulucu 2- anlayış, fehim
    BULUG: 1- Keşif bölgesi, keşfedilen yer, bölge 2- Fidye, haraç
    BULUGAN: Bulan, bulucu
    BULUM: İrfan
    BULUNG: Bulunulan yer, yön, taraf
    BULUŞ: 1-Feraset, buluculuk 2- Manevi destek
    BULUŞGAN: Maharetli, becerikli
    BUMİN: 1- Merkez ordu, çekirdek ordu 2- Puhu kuşu
    BUN: Üzüntü, keder, bunalım, kendinden geçiş
    BUNAK: Bunlu, üzüntülü, kendinden geçmiş
    BUNALMIŞ: Üzgün, mahzun
    BUNG: Bun, keder
    BUNLUĞ: Bunlu, kederli
    BUNSUZ: Mutlu, huzurlu
    BURAN: BurmaktanBurucu
    BURCU: 1- Buruk, burucu 2- Güzel ve keskin koku 3- Biber
    BURÇAK: 1- Nohutgillerden bir tahıl 2- İrmiklik buğday
    BURÇİGEN: Böü/Tigin Moğol ağzındaki söylenişi (Türk ağızlarında Kuzey’e çıkıldıkça T ”ler Ç’ ye dönüşür Çigin, Tigin, Çengiz Tengiz vb)
    BURÇİN: Dişi geyik
    BURÇUGİN: Özü sözü bir, güvenilir
    BURÇUK: 1- Tahta veya keçeden yapılmış küçük heykel 2- Varlık, servet 3- Çiçek, gül
    BURKA: Yüz örtüsü, fular (Tozdan ve fırtınadan korunmak için yüze takılan örtü)
    BURKAN: 1- Totem, heykelcilik 2- Hüzün, iç burkuntusu
    BURKE: 1-Burka 2- Berke, kamçı
    BURLA(Hatun): Üzüm, üzüm salkımı
    BURTA: 1- Benek, ben 2- Altın tozu
    BURTAG: Burtak çakıllı, taşlı toprak
    BURUK: Kırgın, alıngan, mahzun
    BURUL: İçli, içten, samimi
    BURUNÇUK: Burulmuş, buruşuk
    BURUNDU: Atların terbiyesi için burunlarına takılan kıskaç
    BURUNGU: Geçmiş, mazi, hatıra
    BUŞKU:Telaş, heyecan
    BUYAN: (Bayan, Muyan) 1- Kut, baht, mutluluk 2- Sevap,hayır 3- Dayanıklılık, mukavemet
    BUYANDI: Kutlu, bahtı açık
    BUYRA: Kıvırcık, kıvrılmış, bürülmüş
    BUYRAÇ: Amir, buyuran
    BUYRAT: Engebe, engel
    BUYRUK: 1- Emir, buyruk, buyurma 2- Göktürkler döneminde vezir, (bakan) anlamına da
    kullanılmıştır
    BUYURUK: Buyruk, emir
    BUZAÇ: Bozucu, bozguna uğratan
    BUZAN: Bozan, düşman birliğini dağıtan
    BÜBÜLÜK: Gül, konca
    BÜDENE: Bir bıldırcın türü
    BÜGÜ : 1- Büyü, sihir 2- Felsefe 3- ejderha
    BÜK: Kıyı, sahil
    BÜKE: 1- Genç kız, küçük hanım (Bike) 2- Bükü, ejderha
    BÜKE BADRAÇ: birl Büke/Badraç Mitolojideki, yedi başlı ejderha
    BÜKEÇ: Güçlü, bükücü
    BÜKEY: Büken, bükücü, güçlü
    BÜKİN: Hanımcık, küçük hanım
    BÜKLÜM: Kıvrım, büküntü, saçak
    BÜKÜ: Ejderha
    BÜKÜŞ: Bükme eylemi, bükmek
    BÜLEK: Bilek
    TKırgızların, Mürti oymağı beylerinden
    BÜLTE: Demet, deste, top
    BÜNGÜ: Tos atmak, kafa vurmak
    BÜR: Gonca; gonca gül
    BÜRÇE: Kurt yavrusu
    BÜRÇEK: 1- Kurt yavrusu 2- Saç kıvrımı
    BÜRGE: 1- Kellik 2- Bahşiş, hediye
    BÜRKEV: Himaye,vesayet
    BÜRKÜT: 1- Bahşiş, hediye 2-Bir kartal türü
    BÜRÜM: Bürülmüş, katlanmış
    BÜRÜNCÜK: İpekten yapılmış, şal, fular
    BÜTE: 1- Fidan 2- Bütünlük
    BÜVET: Baraj, set, su seti
    BÜYÜ: Sihir, gizliyi bilme işi, bilgelik
    BÜYÜK: 1- Olgun, saygıdeğer 2- Bilge 3- Büyü, büyücü
     
  4. 24 Nisan 2009
    Konu Sahibi : asibuz
  5. asibuz

    asibuz Ne Mutlu TÜRKÜM Diyene!!! Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    387
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    CABADAK: Hayret, şaşma
    CABALAK: Yabalak, yaygın
    CAĞIMDA: Yaratıcı, üretken
    CAĞIMDI: Lütufkar, iltifat eden
    CAĞLI: Namuslu, dürüst
    CAKŞI: Yakşı, yakışıklı, güzel
    CALMAN: Yalman
    CAMAN: 1- Yaman, 2- Kam, büyücü
    CAMANBAY: birl Caman/BayŞamanist gelenekte, obanın büyücüsü,doktoru, kötü ruhları kovan kişi
    CAMUGA (Camuka) Kızgın, asabi
    CANİK: Tüccar, ticaret erbabı
    CANKU: Meşveret
    CARIP: Yakın, dost, çok yakın arkadaş
    CARLIK: Yarlık, emir, ferman
    CARTI: Şık, alımlı
    CARUZ: Heyecan
    CATUK: Halim, haluk
    CAV: Gösteriş, afi, fiyaka
    CAVANKUL: Uygurlar döneminde ordunun sol cenahını ve oradaki askerlerin tümüne verilen ad
    CAVILDAK: Neşeli, şen şakrak
    CAVLI: Gösterişli, cafcaflı
    CAYMAZ: Cesur, kararlı
    CAYNAK: Pençe, Doğan pençesi
    CEBE: 1- Silah,ok, cephane 2- Zırh
    CEBEN: Gayretli, çalışkan
    CEBENOYAN: Cebe/Noyan
    Çengiz Kagan’ın dünyaca ünlü komutanı ve yakın arkadaşı(Çengiz’in bütün Türkleri bir bayrak altında toplama fikrinin mimarı bu ulu kişidir)
    CELASUN: (Çalasun) 1- Delikanlı 2- Cesur, savaşçı 3- Becerikli, eli tez
    CELAYIR: (Çalayır) 1- Bilgin, gün görmüş, tecrübeli 2- savaşçı
    CELDEN: Yel, yel parçası
    CELME: Çalım, fiyaka, gösteriş
    CENGEL: Hafif, ince
    CENGİZ: Çengiz, Tengiz, Deniz
    CEREN: Ceylan, ahu, gazel
    CERKİN: Hısım, yakın
    CERKUDAY: birl Yer/Kutay Eski dönem yer tanrısı
    CETİK: Yetkin, uzman, olgun
    CETİZ: Yetkin, becerikli
    CEYRAN: Ceren
    CIDA: Mızrak, kısa saplı mızrak
    CIGI: Şamanist gelenekte ,iyi ruh Boy ve oymakları kötülüklerden koruduğuna inanılan ruh
    CILDUZ: Yıldız
    CILIMGA: Kağan ve Han’ların mektuplarını yazmakla görevli kişi
    CİBELİK: Sonsuz, sonsuzluk
    CİCİ: (Cicik, cicek) 1- Çiçek, gül 2- Konuk 3- Sevim, sevimlilik
    CİDAGU: Yetkin, yetenekli, becerikli
    CİDE: İri, uzun bir ağaç türü
    CİGA: Taç, gelin başı
    CİĞİL: Hafif, yeğni, kolay
    CİLMAYA: Türk mitolojisindeki efsanevi kanatlı at
    CİNGİL: 1- Galip, utkan 2- Güvenilir,sadık
    CİNGÜ: Zafer, utku
    CİVİL: İyi ruh, temiz , arınmış ruh
    COLAY: (Yolay) birl Yol/AyKazaklarda “ayağı uğurlu” kişiler için kullanılır
    COLDA: Yolcu, yola çıkan
    CUCİ: 1- Cici, çiçi, cicik, çiçek, çuçu, çuçi 2- KonukBu ad daha çok, beklenmeyen doğumlar sonrası kullanılır ve bu yüzden “konuk” anlamını içerir
    CULUM: Narin, nazik, hassas
    CUMUK: Yumuk, yumulmuş
    CUPAR: Parfüm, güzel koku
    ÇABA: Gayret, enerji
    ÇABACI: Gayretli, enerjik
    ÇABAK (Çaba)1-Çabuk,çevik 2- Küçük bir göl balığı türü
    ÇABAR: 1- Çapar, davranır 2- Ulak, kurye, elçi
    ÇABUK: (Çapuk) Çapan, çaba gösteren, çabalayan
    ÇAÇA: 1- Savaş baltası 2- Gemici 3- Çiçi, çiçik
    ÇAGAVUN: Bal arısı
    ÇAĞ: 1- Zaman, vakit 2- devir, devran 3- su sesi, şırıltı
    ÇAĞA: Yavru çocuk
    ÇAĞAN: 1- Bayram, eğlence 2- Şimşek 3- gürz, çakan 4- Beyaza kaçan beyazımsı
    ÇAĞANAK: Çalgı, enstrüman
    ÇAĞAŞ: Kırlangıç
    ÇAĞATAY: birl Çağ/Atay
    1-Çağının en ünlüsü 2- çağdaş, çağının ilerisinde
    ÇAĞDAŞ: Çağın insanı, aynı çağda yaşayan kişiler
    ÇAĞIL: 1- Su sesi 2- Çakıl taşı
    ÇAĞILDAK: Çağlayan, şelale
    ÇAĞILTI: 1- Su sesi, suyun taş ve kayalara çarparken çıkarttığı ses
    ÇAĞIN: 1- Şimşek , çakın 2- Gürz, topuz
    ÇAĞIR: Çağırı, çağrı
    ÇAĞIRGAN: Çağıran, davetkar
    ÇAĞLA: 1- Namuslu, dürüst 2- Erik türlerinden bir yemiş
    ÇAĞLAK: 1- Namuslu, dürüst 2- Çağlayan, şelale
    ÇAĞLAR: Şelale, çağlayan
    ÇAĞLASUN: Dürüst
    ÇAĞLAV: Dürüst
    ÇAĞLAYAN: Şelale
    ÇAĞLAYIK: Şelale
    ÇAĞLI: 1- Dürüst 2- Yakışıklı, güzel
    ÇAĞLIN: Meşhur ve liyakat sahibi
    ÇAĞRI:1- Mesaj, davet 2- Doğan kuşu, doğanın bir çeşidi
    ÇAĞRUK: Katı, sert
    ÇAKA: 1- Savaş baltası 2- Çakı 3- Fiyaka, çalım, gösteriş
    ÇAKALOZ: 1- Fener 2- İlkel bir top silahı (Top mermisi yerine çakıl taşı atan)
    ÇAKAN: 1- Gürz,topuz 2- Şimşek
    ÇAKAR: 1-Deniz feneri 2- gürz
    ÇAKI: Kesici, yontucu küçük bıçak
    ÇAKICI: 1- Çakma eyleminde bulunan 2- Çakı ustası
    ÇAKIL: Çakıl taşı
    ÇAKIN: 1- Şimşek 2- Kıvılcım
    ÇAKIR:1- Doğan türü bir avcı kuş 2- Gürz 3- Şarap, içki
    ÇAKIRCA: Doğan türü bir avcı kuş
    ÇAKIRCI: Eskiden saraylarda, özel olarak doğan terbiyeciliği yapanlara verilen bir sıfat
    ÇAKMAK:Çak kökünden türeyen, vurmak, kesmek, bölmek eylemi için kullanılan bir sözcük
    ÇAKMUR: Tutumlu, eli sıkı
    ÇAKTU: İri yapılı, gösterişli
    ÇAL: Kılıç darbesi, darbe, vuruş
    ÇALAP: Ulu ruh, Kadiri mutlak (Eski dönem Tanrı sıfatlarından)
    ÇALGAR: Çalıcı, vurucu
    ÇALGIÇAY: Taştan yapılmış el değirmeni
    ÇALIK:1- Silahşör, iyi kılıç kullanan 2- Çelik 3- Mesaj, haber 4- Haşarı, yaramaz
    ÇALIM: 1- Gösteriş, fiyaka, kurum 2- Kılıcın keskin tarafı
    ÇALIMLU: Gösterişli, çekici
    ÇALIN: Çiğ, jale
    ÇALIŞ: Azim, ceht
    ÇALIŞGAN: Çalışkan, işgüzar
    ÇALKARA: Doğan türü bir avcı kuş
    ÇALKIN: Darbeci, hamleci, vurucu
    ÇALMA: Maden üzerine yapılmış oyma, işleme
    ÇALMAN: Çalıcı, vurucu
    ÇALUK: Çalık
    ÇAM: Bir ağaç türü
    ÇAMUR: Sazlık, bataklık
    ÇANAYAZ: Berrak, billur
    ÇANDAR: Karışık, karma
    ÇANDIR: Karışık
    ÇANGA: 1- Soylu 2- Pençe
    ÇANGAL: 1- Çok sık ağaçlı bölge 2- Budaklı ağaç
    ÇAPAN: 1- Ulak, haberci 2- Enerjik,- çalışkan 3- iş elbisesi, eski giysi
    ÇAPAR: 1- Enerjik, çalışkan 2- Giysi 3- Saldırgan 4- ulak, haberci
    ÇAPGIN: Enerjik, koşan, ardından giden
    ÇAPGUR: Tufan, afet, deprem
    ÇAPIN: Atak, hücum, savlet
    ÇAPITGAN: Saldıran, saldırgan
    ÇAPLAN: Bir şahin türü
    ÇAPLI: Şahin türü bir avcı kuş
    ÇAPTI: Koşan, seğirten
    ÇAPTUĞ: Ünlü, çok tanınan
    ÇAPUL: Çapmak kökünden, vuran, saldıran, alıp götüren vb eylemlerin tümü
    ÇARDU: Cinli, perili
    ÇARMAGUN: Görevli, görevlendirilmiş , emir almış
    ÇAŞKA: Sabi,bebek, yavru
    ÇAŞUT: Haberci, muhbir, ajan
    ÇAT: Yansıma, yayılma, ün
    ÇATAK: Çatal, çatallı, iki kollu değnek
    ÇATAL: İki kollu, iki kola ayrılmış nesne
    ÇATGAL: 1-Yüksek dağlık bölge 2- Çatal
    ÇATIK: Çatılmış, tersleşmiş
    ÇATLI(ğ): 1-Ünlü, tanınmış 2- Gözü kara, cesur
    ÇATUK: Bıçak sapı yapılan bir ağaç türü
    ÇAV: Ün, şöhret, yansıma, duyuru, bildiri
    ÇAVA: Ünlü, tanınmış
    ÇAVAŞ: Ünlü, tanınmış
    ÇAVLAK: Çağlayan, şelale
    ÇAVLAN: Çağlayan
    ÇAVLI: 1- Ünlü,meşhur 2- Doğan yavrusu
    ÇAVUDUR: İyi üne ve şöhrete sahip olan
    ÇAVUNT: Ün, şöhret
    ÇAVUŞ: Bilgi veren, bilgi götüren, bilgi dağıtan (Çavkökünden)
    ÇAVUT: Duvar, sütun
    ÇAY: Dere, ırmak
    ÇAYAN: 1- Dövülmemiş, dökme demir 2- İşlenmemiş ham demir
    ÇAYLAK: Kuyruğu uzun ve çatallı bir avcı kuş
    ÇAYLAN: 1-Dere kenarı 2- Çağlayan
    ÇEBER: 1- Usta, mahir 2- Hoş, latif
    ÇEBİ : (Çepi,çepni) 1- Sert bakışlı 2- Usta eli yatkın, yetenekli 3- Cebe, çebe, silah
    ÇEKEN: Cazip, cazibe, çekicilik
    ÇEKİM: Cazibe, çekicilik
    ÇEKİMLÜ: Çekimli, cazibeli
    ÇEKLİ: Armağan, hediye, düğün hediyesi
    ÇEKMERGEN: Nişancı, iyi vuruş yapan, silahşör
    ÇELEK: Bülbül, güzel öten bir kuş
    ÇELEN: 1- Becerikli, çalışkan 2- Fettan, yanıltıcı
    ÇELİK: (Çelük,çuluk) Gücü arttırılmış sert demir
    ÇELİKTEN: Çelik parçası
    ÇELİM: Beden, endam, gösteriş
    ÇELME: 1- Çalma 2- Başa örtülen bez (Bandana)
    ÇENGİN: Gösterişli, dikkat çekici
    ÇENGİZ: Deniz
    ÇENGŞİ: Mucize, olağanüstülük
    ÇEPEN: Hatip, iyi konuşan, güzel söz söyleyen
    ÇERÇİ: Ulak, haber, bildiri ulaştıran kişi
    ÇERİ(Ğ): Asker, savaşçı, toplanarak bir araya gelmiş erat
    ÇEVEN: Çevre, muhit
    ÇEVGEN: Cirit, değnek
    ÇEVRİ: Çeviri,girdap, anafor
    ÇEVRİM: 1- Girdap, anafor 2- Çevre, muhit
    ÇIDAM: Dayanıklılık, metanet
    ÇIDAMLI: Metin, dayanıklı
    ÇIDIK: Güç, dayanıklılık
    ÇIGAY (Çığay): 1- Fakir, varlıksız 2- Kurt yüzlü, kurt bakışlı
    ÇIĞ:1- su damlası, kırağı 2- kar yığını, kar topu
    ÇIĞAL: Omuz, omuz başı
    ÇIĞIN: Çıkın, bohça
    ÇIĞIR: 1- Çağ, devir 2- çığın açtığı yol 3- Dar yol, patika
    ÇIĞLA: Saf, halis
    ÇIĞLAN: Saf, halis
    ÇIĞRI: 1- felek 2- melodi
    ÇIKAN: 1- kaynak, kaynarca 2- yeğen, hala çocuğu
    ÇIKMAK: 1- çıkma eylemi 2- Kaynak 3- çakmak
    ÇILDIM: Seri- hızlı, enerjik
    ÇIMRIN: Aktif, faal
    ÇIN: (çin, çine) sağlam, dayanıklı, güvenilir
    ÇINAK: 1- sevap, hayr 2- güvenilir,sadık
    ÇINDAN: sandal ağacı
    ÇINGAY: Özü, sözü bir, sözüne güvenilir
    ÇINGILIÇ: birl Çın(sağlam, dayanıklı) Kılıç
    ÇINGIR:1- Kopuza benzeyen bir saz 2- Çıngırak
    ÇINTAY: Soylu, güvenilir
    ÇIRAY: Yüz, eda, çehre
    ÇIRGANIŞ: Zevk, haz, tat
    ÇITIRKI: Işık, nur, ziya
    ÇİBEK: Atmaca türü bir avcı kuş
    ÇİÇEK: 1- Gül, gül çiçeği 2- Cici, cicik
    ÇİÇİKAĞAN: birl Çiçi/Kağan
    Hun Kaganı (Ulusçuluğu, devlet siyasetine sokan ve bunun savaşını veren kişi)
    ÇİGAN: Yoksul, fakir
    ÇİGEN: Gayretli
    ÇİGENDİK: Gayretli, çalışkan
    ÇİGER: 1- Gayret,azim 2- Çökertiş,çökertme
    ÇİGERMİŞ: Çökertmiş, düşmanı bozguna uğratmış
    ÇİGİL: Olgun,gelişmiş, olmuş
    ÇİGİLVAR: Kısa ve küçük ok, özel ok
    ÇİĞDEM: Yaban çiçeği, (Itır çiçeğinin Türkçesi)
    ÇİL: Dağ tavuğu
    ÇİLDE: Kış mevsiminin en soğuk dönemi
    ÇİLDU: Hızlı, seri, çabuk
    ÇİLEN: 1- Çığ 2- Jale 3- Bir dağ çiçeği
    ÇİLENTİ: Çığ, jale
    ÇİMÇİK: Saf, masum
    ÇİNE: (Çin) 1- Sadık, güvenilir 2- Öz, soy 3- Kurt, kurt yavrusu
    ÇİNKAY: Sözüne güvenilir, özü sözü bir
    ÇİPLİ: Narin, ince yapılı
    ÇİRAY: Yüz, çehre, eda
    ÇİT: Çizgi, sınır, limit
    ÇİTER: birl Çit/Er (sınır muhafızı)
    ÇİZGEN: Saban izi, karasabanın tarlada açtığı yol
    ÇİZİM: Resim figürü
    ÇOBAN: 1- Elinde cop (değnek, sopa) olan 2- Muhtar, oba beyi
    ÇOBAR: Değnekli, değnek taşıyan
    ÇOBAYIKMIŞ: Gönül kırıcı, haşin
    ÇOGA: Vahşi hayvan
    ÇOGAY: Yoğun, kesif
    ÇOĞAŞ: 1- Debdebe, şaşa 2- Vahşi hayvan yavrusu
    ÇOKAN: 1- Gürz, topuz 2- Hayvan yavrusu
    ÇOKU: 1- Debdebe, şaşa 2- Bolluk, bereket
    ÇOLAK (Çalak) Silahşör, iyi kılıç çalan
    ÇOLBANAK: 1- Uzak görüşlü 2- Törenin dışında kalan 3- Nikahsız ilişkiden doğan çocuk (Hakas Türklerinde)
    ÇOLDU: 1- Bahşiş, mükafat 2- Ganimet
    ÇOLPAN: 1-Kuzey yıldızı 2- Uzak görüşlü 3- Tanıdık, bildik, aşina
    ÇOMAK: 1- İri ve yuvarlak değnek 2- Bir ucunda topuz bulunan sopa, silah 3- İnanmış, inançlı
    ÇONGAR: Gürültü, şamata, nara
    ÇOPUR: Geyik ve karaca yavrusu
    ÇORA: (çura, çur) 1- Yer tanrısı 2- Cin, peri 3- Ruh
    ÇORAMAN: Cinli, perili
    ÇORLU: Cinli kötü ruhların etkisinde kalan kişi Bu ad Şamanist gelenekten gelen bir ad dırEskiden bunalımlı ve toplum tarafından hoş karşılanmayan kişiler için bu ad verilirdi ve bu kişiler Kam ve Baksılar tarafından tedavi edilmeye çalışılırdı)
    ÇOTAK: Kabza, kılıç kabzası
    ÇOTUR: Kabza, kılıç kabzası
    ÇÖKERMİŞ: Çökertmiş, düşmanı bozmuş
    ÇÖKLÜ: Soylu, asil
    ÇÖKÜL: Irmakların taşarak vadilere bıraktığı tortu
    ÇÖMÇE: Ağaçtan oyulmuş su kabı
    ÇÖZELİ: Kıpçak, merkezden uzakta olan
    ÇÖZELTİ: Ayrılış, kopuş, firak
    ÇUBAN: Çoban, muhtar, obabaşı
    ÇUÇU: Şair, şairane konuşan
    ÇUĞA: (çuka) 1- Yürekli, cesur 2- Arınmış, duru 3- narin
    ÇUĞAY: Narin ve alımlı kız
    ÇULÇU: Serçe, Turgay kuşu
    ÇULUK: 1-Çelik 2- çalık, kılıç çalan 3- aceleci, heyecanlı
    ÇURAN: Ruhlarla ilgilenen
    ÇUTUR: Kılıç kabzası
    ÇUVAŞ: 1-Sakin, rahat 2- dindar, dünyaya değer vermez
    ÇÜCEN: Akıllı, aklını kullanan
    ÇÜNÜK: Çınar ağacı
     
  6. 24 Nisan 2009
    Konu Sahibi : asibuz
  7. asibuz

    asibuz Ne Mutlu TÜRKÜM Diyene!!! Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    387
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    DADAKeğme, dokunma, tatma
    DADAL: Tat alan, sezen, farkına varan
    DAĞ: (Tağ,tağ,tak,tav) Dağmec genişlik, büyüklük, ululuk,heybet
    DAĞAÇA: Dağ gibi heybetli
    DAKAK: Ucu ataşli ok
    DAL: 1-Ayrı, bölünmüş 2- saldırı, büyüme, yayılma 3- batma, çıkma 4- yalınlık, çıplaklık
    DALAN: koridor, dehliz
    DALAŞ: Döğüş, karşılıklı saldırı
    DALAY: (Talay) Genişlik, ululuk, sonsuzluk mecaz eden, asıl anlamı , büyük deniz, okyanus
    DALBAY: 1- Vasi, ardına sığınılan kişi 2- Çuhadan yapılmış şapka
    Kırgızlarda- 3- avcı kuşları yakalamak için, tuzaklara bağlanarak bırakılan küçük kuş
    DALBOY: Vasi, ardına sığınılan kişi
    DALKILIÇ: birl Dal/Kılıç mec Zırhsız ve korunmasız
    DALKIRAN: Kırıcı, ayırıcı
    DAMLA: Su damlası , tane
    DANA: İnek yavrusu, iki yaşındaki genç inek
    DANİŞMAN: Müşavir, bilgi ve tecrübesine danışılan kişi
    DANSIK: (Tansık) Olağanüstü, fevkalade
    DARGA: Vali, üst düzey, bürokrat
    DARGUN: Alıngan, kırılan, narin
    DARI : 1- Bir tahıl türü 2- sıkı, sıkıntı, zorluk
    DARICA: 1- Darı gibi, darı niteliğinde mec Bereketli 2- sıkı, sıkıcı, zorlu
    DARSIK: Öfkeli, hiddetli
    DARUKA : (Darga) Vali, yönetici, bürokrat
    DARULGAN: alıngan, nazlı
    DAŞKI: Taşkı, taşmış, dışarı çıkmış, dışarıda olan
    DAYAK: Değnek, baston, dayanılan nesne
    DAYANÇ: 1- Dayanak, destek, güven 2- Dayanma gücü tahammül
    DAYANGAN: Dayanıklı, metin
    DAYANGI: Köşe minderi
    DAYAR: Hazır, hazırlıklı
    DEBRET: Kımıldayış, devinim
    DAĞER: Kıymet, para, nafız
    DEĞERBİLİR: birl Değer/Bilir Kadirşinas, vefalı
    DEĞERLÜ: Değerli, kıymetli
    DEĞİRMİ: Çevreli, yuvarlak, toparlak
    DEĞNEK: Dayanak, dayanılacak nesne
    DELİ: Usu gitmiş, azmış, dellenen, mecgözü kara, yiğit
    DEMİR: Demir madeni
    DEMİRAĞ: Zırh, örgülü göğüslük birl Demir/Ağ
    DEMİRDEN: Demir parçası
    DEMİRDÖĞEN: birl Demir/Döğen mec Acı kuvvet sahibi
    DEMİRGEN: 1- Demir, ham demir 2- temren, okun ucundaki demir parçası
    DEMİRHAN: birl Demir/Han
    Şamanist gelenekte “ Maden Tanrısı”
    DENERİ Dikkat, itina
    DENGİZİK: Denizcik, küçük deniz, göl
    DENİZ: Deniz, büyük göl
    DENLİ: Edepli, terbiyeli
    DEPEGEN: Tekmeleyen, iyi tekme atan
    DEPREM: Zelzele, sarsılma, kımıldama (Kişisel görüşüme göre bu ad çocuklara deprem sırasında yada deprem felaketi sonrası yaşanan, çileli günler sırasında doğan ve o günlerin anısına verilen bir addır)
    DERİN: Derinlikden mec Olgunluk, bilgelik
    DERMEK: Dirilik, canlılık, bir arada tutmak
    DERNEK: Eğlence, toy, birliktelik
    DEVİN: Hareket, kımıldanış, davranış
    DEVRİM: Devirme, yıkma, devirip yerine geçme,ihtilal
    DEYİM: Söyleniş, darbımesel
    DEYİŞ: Söyleyiş, şiirsel anlatım, ozan dili
    DIVRAK: Yakışıklı, alımlı, civan
    DİBEK: 1- Ağaçtan oyulmuş büyük havan 2- Yayık ağaç
    DİK: 1-Yükseklik, yükseliş 2- kararlılık, yıkılmazlık, caymazlık 3- inat
    DİKEÇ: Sütun, dikil, dikilmiş
    DİKMEN: İnatçı, kararlı
    DİLEK: Dil ile istenen, dile getirilen istek, arzu, murat, dilek
    DİLER: Dileyen, dileyici
    DİLİM: kesik, bölüm, bölünmüş, biçimlenmiş
    DİNÇ: Zinde, sağlam, dirençli
    DİNLER: Terbiyeli, munis, muti
    DİP Baht, talih
    DİPÇİN: 1- Bahtı açık 2- Sağlam, dayanıklı
    DİREK: 1- Dirilik, sağlamlık, ayakta kalmak 2- Temel, dayanak 3- Vezir,bakan
    DİREN: Direnç, karşı koyuş, dirilik
    DİRENÇ: Direnme gücü
    DİRENGEÇ: Destek, dayanak
    DİRGEN: 1-Dirilik,2- harmanda kullanılan demir çatal
    DİRİ: (diri, dirik, Tiri, tirik) Can, ruh, canlılık, canlı
    DİRİL: Can, ruh, tin
    DİRİM: Yaşam, sağlık, canlılık
    DİRLİG: Yaşam, hayat
    DİRSE: Derse, söylerse, konuşkan
    DİZİK: (dizi) Kolye, takı
    DİZLEK: Hazır cevap, konuşkan
    DODURGA: 1- Dolgun, doyumlu 2- doyuran, doyurucu 3- açık, net, berrak
    DOĞA: 1- Tabiat,doğallık, ortaya çıkış 2- Huy, yaradılış, fıtrat
    DOĞAN: 1- Soylu bir av kuşu 2- Doğmuş, olmuş, ortaya çıkan
    DOĞRU: Dürüst, yalansız, sözüne güvenilen
    DOĞRUL: 1-Doğruluk, dürüstlük 2- Ayakta duran, dirençli
    DOĞU: Güneşin doğuş yönü
    DOĞUÇ: Doğuş,doğma, ortaya çıkış
    DOĞUDAN: Doğulu, doğu yönünden gelen
    DOĞUŞ: Doğma, ortaya çıkış
    DOKUNAK: Dokunuş, değiş, mec Ağır, mahsun,yürek sızlatan, yüreğe dokunan
    DOKUNÇ: Dokunak, hüzün
    DOKUZ: Dokuz sayısı, Türklerin en çok eskilerden beri uğurlu sayılarındandır
    DOKUZ ARKA: Dokuz/Arka (Eski dönemlerde soyluluk gösterme ve belli etmesi açısından, bir kişinin babasından itibaren geriye doğru dokuz atasının sayılıp açıklanması)
    DOLANDI: Dolanan, gezgin
    DOLU: 1-Bilgin, tecrübeli, öğretmen 2- Bütün, tam, eksiksiz 3, Şamanist gelenekte ve Alevi_Bektaşi gelenekte, içki, şarap 4- kısa süren, iri taneli yağmur
    DOLUN: Tam, bütün, eksiksiz
    Yakut Türklerinin eski bereket Tanrılarından
    DOLUNAY: Ayın on dördü, ayın en güzel hali
    DOMANİÇ: 1-Dumanlı bölge 2- Tümsek, engebeli arazi
    DONAT: Giyim, kuşam, zenginlik, cömertlik
    DOMURCUK: Gül, tomurcuk
    DONATMIŞ: Giydirip, kuşatmış, sevindirmiş, cömertlik göstermiş
    DONATUR: Cömert, eli açık, bağışlayıcı
    DONSUZ: Çıplak, fakir, varlıksız
    DORA: Doruk, zirve, şahika
    DORAN: (Duran) Diri, canlı, yaşayan
    DORU: 1- Doruk, zirve 2- Kara ile kızıl arası renk (At rengi)
    DORUK: Zirve, uç, şahika
    DOYMADUK: Doyumsuz, sevilmeye doymayan, doyulmayan
    DOYUM: 1- Doymak, tatmin 2- Ganimet, bereket
    DOYURAN: mec Cömert, hayr sahibi, iyilik sever
    DÖĞEN: 1- Dövüşçü,döven 2- Ekin saplarını ezmeye yarayan, altında çakmaktaşı bulunan geniş tahta
    DÖĞER: 1- Döver 2- değer, kıymet 3- Kalın, enli bir ağaç
    DÖĞERLİ: Değerli
    DÖĞÜŞ: Dövüş, savaş, kavga
    DÖĞÜŞGEN: Kavgacı, savaşçı
    DÖKÜMHAN: birl Böküm/Han 1- Dökmekten döküm 2- Düğüm, bağ
    DÖLEK: 1- Çok döl veren 2- Koyunun kuzuladığı yer 3- İtibarlı, saygıdeğer, maharetli
    DÖLEN: Muti, sevgi gösteren
    DÖNDER: (Döne, döndü gibi “dönmek” fiilinden türetilmiş, çocukları ölen ailelerin, yeni çocukları olduğunda kullandıkları adlardan)
    DÖNDÜ: Dönüş yapan (Reenkarnasyon) çocukları ölen ailelerin verdiği adlardan
    DÖNGEL: Saat
    DÖNGÜ: Dönüşüm, başa dönüş
    DÖNGÜN: Dargın, gönlü kırık
    DÖNMEZ: Kararlı, cesur, azimli
    DULAK: Dolu, olgun, tecrübeli
    DUMAN: 1- Sis, kırağı 2- ateşten çıkan gaz
    DUMLU: 1- dumanlı, sisli bölge 2- Soğuk ve ayaz alan yer
    DUMRUL : 1- Okun sivri ucu 2- Başı dumanlı, efkarlı
    DURA: (Durak) 1- yaşam, hayat 2- Sağlamlık, dayanıklılık, kalıcılık 3- ev, yaşanılan yer, barınak (Bu ad, çocukları ölmüş ailelerin yeni çocukları olduğunda yaşamda kalıp uzun yaşaması ve sağlıklı olması dileğini içeren adlardandır ve çok eskilere dayanan bir gelenekle bu gün de sürdürülmektedirDurak, Dursun, Durmuş, Durdu, Yaşar, Tokta, Tok, Toka, Toktamış, Turan vb adlar da hep aynı psikoloji ve geleneğin ürünüdür
    DURAK: (Dura) Yaşam, hayat
    DURAN: (Turan) Durucu, kalıcı, yaşayan, canlı
    DURCU: Durucu, kalıcı canlı
    DURDU: 1- Duran, kalıcı, canlı, yaşayan 2- Yaşam, hayat
    DURGAÇ: Durak, durulan, yaşanılan yer
    DURGUN: 1- Durulmuş, süzülmüş, arınmış 2- Sakin, sükuna ermiş, kendi halinde
    DURMUŞ: 1- Duran, yaşayan, canlı 2- Yaşam, hayat
    DURSUN: Durması, yaşaması istenen
    DURU: 1- saf, sade, berrak 2- Duran, durgun
    DURUK: Duru, durucu
    DURUL: 1- Sükun bulmak, huzura kavuşmak 2- Günahsızlık, arınmışlık
    DURULCA: Masum, günahsız
    DURULMAZ: Afacan, yaramaz
    DURULMUŞ: Tatminkar, sakin
    DURUM: Yaşam, hayat, süreğenlik, duruş
    DUVA: (Düve)
    DUVAK: Örtül kapanmış, gelin başı
    DUVAN: (Doğan)
    DUYAN: Duyucu, hissedici
    DUYAR: Duyarlı, hisli, duygulu
    DUYARI: Duyarlılık, hislilik
    DUYGU: His, duyum
    DUYUŞ: Duyum, hissediş, duyarlılık
    DUYUŞAN: Duyan, hisseden
    DÜĞÜN: (Töğün, Toygün) Toy günü, yemekli eğlence
    DÜŞ: Rüya, aniden ortaya çıkış
    DÜŞELGE: Pay, hisse
    DÜŞERGE: Miras, pay
    DÜŞÜNGÜ: Düşünerek üzülme, kafaya takma, üzülme, teessür
    DÜVE:1- Genç inek, dananın büyüğü 2- Döven, dövüşçü
    DÜVECİ: Dövücü, dövüşçü
    DÜVEHAN: birl Düve/Han
    DÜVEN: (Döven)
    DÜYECİ: Dövüşçü, döğüşçü
    DÜZ: (Tüz) 1- Doğru, doğruluk, gerçek 2- Soy, kök, döl 3- Kural,kaide
    DÜZE: Düzen, uslup, tarz
    DÜZEN: Kural, kurallar bütünü
    DÜZGE: Süs, makyaj
    DÜZGÜN: 1- Düzülü, düzenli, muntazam 2- Gidişat, teamül
     
  8. 24 Nisan 2009
    Konu Sahibi : asibuz
  9. asibuz

    asibuz Ne Mutlu TÜRKÜM Diyene!!! Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    387
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    EBıN:KK43:Evin) Tane, öz
    EBıNÇ: Refah, huzur
    EBıRı: Erim, erdem, fazilet
    EBREK: Dayanıklı, sebatkar
    EBREN: 1- Evren, kainat 2- Felek, talih
    EBRET: Ayrılım, ihtilaf
    EBRÜK: Dayanıklı, sebatkar
    ECE: (Eçe)
    ECEVıT: 1- Çalışkan ,, aktif 2- haşarı, yaramaz
    EÇE: 1- Dahi, çok akıllı, çok zeki 2- Saygıdeğer, görgülü hanım
    EÇıNE: Doğru sözlü, sözüne güvenilir
    EDE: (Edi, Ata) Atalık, hatırı sayılan, sözü dinlenen kişi
    EDERKON: birl Ede/Kon (Konmaktan can, ruh)
    EDGÜ: 1- ıyi, güzel, hoş 2- Adil, adaletli 3- Eğitmen, öğretmen
    EDGÜDı: 1- Eğitici, öğretici 2- ıyi, ala
    EDı: Eda, ata, saygıdeğer ulu kişi
    EDıGE: 1- ıyi, iyi kalpli 2- öğretmen
    EDıK: Kısa konçlu çizme
    EDıL: (ıdil,etil, atil) iyilik, güzellik
    EDıZ: 1- Kıymet, kıymetli 2- Yüksek, Yükselmiş
    EGE: (Eke,Öke)1- Dahi, çok akıllı 2- Egemen, sahip 3- Bakıcı, eğitici
    EGEMEN: 1- Hakim, sahip, kendinden başkasını dinlemeyen, buyrukçu 2- bilge kişi, dahi
    3- ağa, ağabey
    EGıT: Göz değmesi ve nazara karşı göz kenarlarına sürülen bir ot
    EĞBER: Eğri, eğrilmiş
    EĞıLMEZ: Gururlu, mağrur, dik başlı
    EĞıN: Eğirilmiş
    EĞıR: 1- Sarış, çeviriş, kuşatma 2- bükme, kıvırma
    EĞNEZ: Narin, zayıf, ince
    EĞREK: Sık, bol
    EĞRı: Eğik, bükük mec Saygılı, alçak gönüllü
    EĞRıM: Pınar, göze, küçük çağlayan
    EKE:1- Dahi, çok akıllı 2- Sahip, egemen 3- bakıcı, eğitici
    EKEÇ: Cana yakın ve çekici kız
    EKELıK: Deha, kıymet
    EKıM: 1- Ekin ekme eylemi 2- Yarım, ziraat
    EKıN: 1- Mahsul, tarla ürünü 2- tarlaya ekilip olması beklenen her türlü bitki
    EKıNCı: 1-ıkinci (erkek, ya da kız) 2- Rençber, çiftçi
    EKSÜK: Azlık, yokluk, yoksulluk
    EKŞı: Eksi,eksik, azlık, yokluk
    EL: 1- ıl, Ülke, Memleket 2- ılgi, bağlantı 3- Barış, Sukunet 4- Kolun, bilekten aşağısı
    ELA: (Ala) Renkli alacalı
    ELBAN: (ılban) Devletçi, devletine bağlı, sadık
    ELBıR: birl El/Bir mec Elbirliği, işbirliği, imece
    ELCEK: 1- Ekin biçme aracı 2- Munis, sessiz
    ELÇıK: Eldiven
    ELÇı: 1- Devletine bağlı, devletçi 2- Devleti adına aracılık eden, haberci, temsilci
    ELÇıM: Demet, tutam
    ELÇıN: 1- Demet, bağ, buket 2- Ekin biçerken kullanılan bir alet 3- Devlet görevlisi, devletine bağlı
    ELDEK: 1- basiret, kabiliyet, eylem gücü 2- Yedek, elde bulunan
    ELDEM: 1-Alışkın, yetişkin 2- Sevimli, cana yakın 3- evcil koyun
    ELDÜZ: birl El/Düz Yurtsever
    ELEZ: (Eliz)Arı,duru, temiz, munis, uyumlu
    Yakut destanlarında bekaret tanrıçası (Ulu Tuyun’un kızı)
    ELGAY: Yurtsever
    ELGıN: 1- Konuk, öncelik verilen kişi 2- Gurbetçi, yurdundan uzak
    ELGÖRMÜŞ: Gezgin, seyyah
    ELGÜN: Halk, avam, halktan kişi
    ELıBOL: Cömert, eli açık, sahi
    ELıK: Usta, eli yatkın
    ELıŞ: Usta, maharetli
    ELıTAŞ: Cimri, eli sıkı
    ELıTEZ: Becerikli
    ELKATMIŞ: birl El/Katmış Ülke fethetmiş, algan
    ELKıN: 1- konuk 2- Yolcu
    ELÖVER: Yurtsever
    ELTUTAR: birl 1- El/Tutar mec Yardımsever, hayırşinas 2- Fatih, Algan
    ELVEREN: Olgunlaşan, yeterlilik kazanan
    EMÇı: Doktor,eczacı
    EMEÇ: Amaç, gaye
    EMEK: 1- Gayret, cehd, zahmet 2- Güç, enerji
    EMEN: 1-Can, ruh, hayat 2- Ağaç dikmek için açılan çukur 3- meşe ağacı
    EMET: Sınır, mesafe
    EMGEK: Emek, zahmet, güçlük
    EMLEK: Duygulu, merhametli
    EMRE: (ımre) Düşkün, aşık, hayallerle yaşayan
    EN: (Yen)1- Derinlik, genişlik 2- Av 3-Kıyı 4- Arka
    ENÇU: Sükun,huzur,ruh derinliği
    ENDEŞ: Eşit, müsavi
    ENEÇ: Meyil, meyilli
    ENıK: (enük, enek)Genişçe, yayık
    ENGıN: 1- Genişlik, derinlik, yayıklık 2- ufuk, ufuk çizgisi
    ENıCUK: Hısım, kavim- kardeş
    ENıŞ: (Enuş) 1- ıniş, yokuşun karşılığı mec Rahata ve huzura erme 2- Uçlarda, ekstrem
    ENKıŞ: Tecrübeli, deneyimli, olgun
    ER: 1- Olgun,olmuş, ergin, yetişkin erkek 2- Asker, çeri
    ERÇE: birl Er/ÇeErkeğe yakışır biçimde
    ERÇıN: Ülkenin idari bölümlerinden her biri (ıl, ilçe, kasaba vb)
    ERDEM: ( Ertem) Fazilet, bilgelik, yücelik, hünerlilik
    ERDEMÇı: Erdem sahibi
    ERDEMLÜ: Erdem sahibi
    ERDEN: Er parçası, erden olma
    ERDıN: Ermiş, olgun
    EREK: Erişilmek istenen, ülkü, hedef
    EREKLı: (Ereğli) Ereği olan
    EREM: Müjde, iyi haber
    EREN: 1- Olgun, 2- Hür, bağımsız 3- Din ile bütünleşmiş
    ERENTÜZ: birl Eren/Düz
    TTuva ve Çuvaş Türklerinde, “Terazi Yıldızı”
    EREZ: 1- Erişilen, mutlu olunan 2- Cesur, gözü kara, dayanıklı
    ERGEN: Olgun, deneyimli
    ERGENE: 1- Güçlülük, egemenlik 2- Maden dağı 3- Dağlar arasındaki geçit
    ERGENEKON: 1- Maden dağı 2- Dağlar arasındaki yurt
    ERGı: Eriş, olgunluk, deneyim
    ERGıL: 1- Bilgili, deneyimli, yetişkin 2- Savaşçı, cengaver
    ERGıN: 1- Ermiş, olgun, irfan sahibi 2- Savaşçı, cengaver
    ERGUN: 1- Yumuşak huylu kişi 2- Hızlı koşan at 3- Argun
    ERıK: Ermiş, olgun, bilge, filozof, becerikli
    ERıKEN: Ermiş, olgun, bilge
    ERıM: 1- Müjde, iyi haber 2- Felsefe, derin bilgi 3- Vade, zaman
    ERıNCıK: Mahçup, utangaç
    ERıNÇ: 1- Olacak, olması gereken, kaçınılmaz sonuç 2- Nimet, bolluk
    ERıŞ: Gaye, erişilmesi istenen
    ERıŞEK: Ülkü, gaye
    ERıŞEN: Ulaşan, vasıl olan
    ERıŞKıN: Olgun, kamil, ermiş
    ERK: 1- Güç, kudret 2- ıktidar, erklik, hükümranlık 3- Bağımsızlık,egemenlik
    ERKE: 1- Egemen, güç 2- ışve, naz, cilve 3- Çekicilik, çekiciliği kullanma istek ve yeteneği
    Türk mitolojisinde, Ülgen’in dokuz kızından biri ve namus tanrıçası
    ERKELı: Egemen
    ERKEM: Nazlım, işvelim, edalım
    ERKı: 1- Güçlü, egemen, erke 2- Atik, çevik
    ERKıN: 1- Bağımsız, otorite tanımaz 2- Başına bıuruk, kendi bildiğini okuyan 3- Sürekli, süreklilik
    ERKıNDıK: Erkinlik, bağımsızlık, hürriyet
    ERKLıG: Egemen, kuvvetli, şevkatli
    ERKMEN: 1- Bağımsız, başına buyruk 2- Bekar, evlenmemiş
    ERLıK HAN: birl Erlik/Han
    Şamanist gelenekte “Cezalandırma Tanrısı”
    ERMAN: 1- Erdemli, güç, mert 2- Kutsal, mukaddes
    ERMıŞ: Olgun, müdrik
    ERNEK: Küçük parmak, serçe parmağı
    ERSE: Ermesi, olgunlaşması istenen
    ERSıN: 1- Uzun ömürlülük dileği 2- Olgunluk, bilgelik dileği
    ERSÜ: Fazla, çok fazlalık
    ERTE: 1- Seher, şafak 2- Yarın, gelecek, sonraki, halef
    ERTEGı: Destan, lejant
    ERTEN: Tan, şafak
    ERTıK: Meslek, sanat
    ERTıM: Olgun, erişkin, bilge
    ERTıN: 1- Mahsun, hüzünlü 2- Kendine yeten
    ERTıNGÜ: 1- Olağanüstü, fevkalade 2- Efsane, mit
    ERZENE: Doruk, zirve, en üst
    ERZı: Veli, vasi, yönetici
    ERZıK: 1- Asıl, ana, temel 2- Soylu ve yiğit
    ESBOL: birl Es/Bol Çok zeki, çok akıllı (Usu-bol)
    ESE: 1- Mutluluk, sağlık 2- Yel, esinti
    ESELıK: Selam, selamet
    ESEN: 1- Sağlık, selamet 2- Yel, yumuşak yel
    ESENLÜ: Esenli, sağlıklı
    ESER: Esinti, yel
    ESı: Yel, esinti
    ESıM: Esinti
    ESıN: 1- Esinti, yel 2- soluk, sağlık, nefes 3- ılham
    ESıNTı: Yel, hafif yel
    ESıRGEN: 1- Arkadaş, dost, yaren 2- korunan, yakınlık duyulan
    ESıRGENÇ: Nazlı, nazenin
    ESıRKıŞ: Merhamet, acıma duygusu
    ESKıN: Yel, yel alan
    ESLEK: 1- Yumuşak başlı, uysal 2- Selam, selamet
    ESNEK: Uzayan, genişleyen, esen
    ESRıGÜN: birl Esri/Günfırtına
    ESRıK: Mecnun, kendinden geçmiş
    ESRıMıŞ: Kendinden geçmiş
    ESTELıK: Yadigar, hatıra
    ESTı: Yel, esinti
    EŞıM: Çalışkan, becerikli
    EŞıNGEN: 1- Çalışkan 2- Eşit, müsavi
    EŞıTGEN: ışitken, işiten, dikkatli
    EŞKıN: 1- Hızlı, atik 2- Dayanıklı, metin 3- Rüzgarlı bölge, rüzgar alan bölge
    EŞLıK: Dost, yaren, refik
    ETGÜ: 1- ıyi, iyilik 2- Etki, şiddet
    ETıGE: Öğretmen, mürebbiye
    ETıL: ıtil- idil
    ETıNGÜ: Olağanüstü, fevkalade
    ETıZ: Yüksek, ulu
    EVCıL: Evine bağlı, evcimen
    EVCıM: 1- Evcimen, evcil 2- ışgüzar, hamarat
    EVCıMEN: Evine bağlı
    EVCıMıK: Ekonomist, muktesit
    EVDEŞ: Hanım, erkeğin eşi
    EVGı: ıvedi, acele
    EVGıN: 1- Aceleci, telaşlı 2- Evcil, evine bağlı
    EVıN: Cevher, öz, nüve
    EVıRGEN: 1- Tedbir, tedbirli 2- Dönüşüm, çevirim
    EVREN: 1- Kainat 2- Ejderha, canavar 3- Baht, talih
    EVRENSEL: Evreni kaplayan, evreni içine alan
    EYGı: ıyi, salih, temiz
    EYGıŞ: ıyi kişi, iyi insan
    EYGÜ: ıyi, iyice
    EYıN: Vücut
    EYıNÇ: Refah, mutluluk
    EYLEM: 1- ış, iş görme, çalışma 2- Etkileyici davranış 3- Durdurma, önünü kesme
    EYLETMEZ: Amansız, aman vermez
    EYLETÜR: ıyilik sahibi, cömert
    EYLıK: ıyilik, yardım, iane
    EYMEN : 1- Alçak gönüllü, mütevazı 2- Yardımsever, hayırşinas
    EYMÜR: (Eymir) ıyilik sahibi, hayırşinas
    EYTEMıŞ: Güzel konuşan, tatlı dilli, hatip
    EYÜGE: ıyi,iyice
    EZDı: Ezen, ezici, baskıcı
    EZGı: 1- ıyi, iyilik, 2- Uyum, ahenk 3- Acı, üzüntü 4- Name, hoş sada
    EZGıN: Ezik, ezilmiş, acı çekmiş, mahzun
    EZıLGEN: Mazlum, zulüm görmüş
    EZıM: 1- Belirti, iz 2- Zorunluluk, mecburiyet
    EZıNÇ: 1- Belirti, iz 2- Ezginlik, mahzunluk
     
  10. 24 Nisan 2009
    Konu Sahibi : asibuz
  11. asibuz

    asibuz Ne Mutlu TÜRKÜM Diyene!!! Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    387
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    GALI:Kalın, Hediye, bağış, çehiz
    GALIN: Hediye, çehiz
    GAMAĞ: Bütünlük, bütün, tüm
    GARA: Kara
    GARACU: Sivil, resmi olmayan
    GARGILI: Kargılı, mızraklı
    GASPAK: Süslü, müzeyyen
    GAYIR: (Kayır) 1- Taraf, destek, kayırma 2- Lütuf, ihsan, hediye
    GAYURMUŞ: Kayırmış
    GAZAN: (Kazan) 1- Kazanma, kazanç, üstünlük 2- Kızgın, kızgınlı celallenmek
    GEÇE: Geçmiş, mazi, geçen
    GEÇEK: Geçit, köprü
    GEÇER: Geçeli, caiz
    GEÇGEL: Makbul, nafız
    GEÇGıL: Geçerli, makbul
    GEÇGıN: Geçmiş, kendinden geçmiş, feda etmiş
    GEÇıM: 1- Yaşam, dirlik 2- Anlaşma, uyuşma 3- rısk, yiyecek, nafaka
    GEÇıMLÜ: Munis, yumuşak huylu
    GEÇıMLÜK: Geçinmek için gerekli olan
    GEDEK: 1- Görev, vazife 2- Oyuk, kırılıp, yıkılarak açılan yol
    GEDıZ: Su birikintisi, gölet
    GEGEZ: Mümkün, uyumlu
    GEĞıN: Set, şiddetli
    GELBERı: Ocaklardan,ateş çekmek için kullanılan ucu eğri demir çubuk
    GELDEÇ: Gelecek, ati, istikbal
    GELEK: (Gelik) halef, sonraki
    GELGEÇ: Geçici, kalıcı olmayan
    GELGEL: Çekim, cazibe
    GELDı: Gelecek, istikbal
    GELıN: Gelen, dışarıdan içeriye gelen
    GELıNCıK: Kır çiçeği
    GELıK: Halef, sonraki
    GELıKLı: Halef
    GENCE: (Gençek, genç) Taze, yavru, genişleyen, gelişen
    GENEŞ: Müşavere, meşveret
    GENGŞı: Cengşi, mucize
    GENıŞ: Yaygın, enli, engin
    GENSU: birl Gen/Su Deniz, büyük göl
    GER: 1- Söz verme, ant içme, bağlama, anlaşma, birleşme 2- Vahşi hayvan yavrusu
    3- Dev, devasa
    GERAY: birl Ger/Ay Uygun, münasip, layık
    GERAYHAN: birl Geray/Han
    Kırım hanlığının kurucusu ve ilk hanı Daha sonra gelen hanlar bu adı, birer
    unvan olarak kullanmışlardır
    GEREZ: Dilber
    GERGÖZ: 1- Zabit, zabıta 2- Geyik gözü
    GERıM: 1- Yön, cihet 2- Hicap, utangaçlık
    GEYıK: (Geyük) Yabani, vahşi, yabancıl
    GEZ: 1- Nişan, işaret 2- Giz, sır
    GEZGıN: Seyyah
    GEZGıNSU: birl Gezgin/Su Irmak
    GEZLER: Nişancı, iyi atıcı
    GIYIN: Gamze, çukur
    GıCıK: Taze, hoş, sevimli
    GıDıK: Uç, kenar, sınır, limit
    GıRAY: Uygun, layık
    GıRGıN: Girişken, müteşebbis, cana yakın
    GıRıK: Girişken, müteşebbis
    GıRıŞKEN: Girgin
    GILAV: Teşvik, destek
    GILIG: (Kılık) Huy, yaradılış, tabiat
    GIRGIÇ: Çalışkan, aktif, faal
    GıRÇEK: 1- Gerçek, hakikat 2- Bağlı, sadakatli
    GıRTıNE: ıman, inanç
    GıZ: Sır, Gizlilik
    GıZEM: Sır, esrar
    GıZLENÇ: Hazine, define
    GONÇA: Bahşiş, hediye
    GORAL: Kısmet, nasip
    GıCıK: Minyon, sevimli
    GÖCEK: Taze, hoş, güzel
    GÖÇELGE: Konup göçülen yer
    GÖÇER: Göçmen
    GÖÇMEN: Muhacır
    GÖÇÜNCÜ: (Göçküncü) Geçici, fani
    GÖĞEN: Gök rengi, maviye çalan, mavileşmiş
    GÖĞKUTLUĞ: birl Gök/Kutlu
    GÖĞNÜK: 1- Yanmış, kavrulmuş 2- Mavi, maviye kaçan
    GÖK: 1- Tanrı, TanrıdanTanrısal, kutsal 2- Mavi ,Gök rengi 3- Yer üstü, gökyüzü
    4- Ezel-ebet, başsızlık ve sonsuzluk 5- Güzellik, göz alıcılık, üstünlük
    GÖKBEN: 1- Tanrıdan gelen, gök parçası 2- Masmavi
    GÖKBÖRı: birl Gök/Böri Tanrısal kurt(Bozkurt)
    GÖKBÖRı: birl Gök/Böri (Bazı kaynaklarda “Bozkurt” olarak da geçer)
    GÖKÇE: Güzel, zarif, çekici, gözalıcı
    GÖKÇEK: Gökçe, çekici, güzel
    GÖKÇEL: Mavimsi, maviye çalan
    GÖKÇELı: Güzel, Yakışıklı
    GÖKÇEN: Gökçe, güzel, alımlı, dilber
    GÖKÇıL: 1- Gökten gelen, göksel 2- Mavi, maviye çalan
    GÖKÇıN: Mavi
    GÖKLEN: Ulu, mübarek
    GÖKMEN: Tanrısal, Tanrıdan gelen
    GÖKTÜRK: birl Gök/Türk Tanrıdan kut almış Kutsanmış Türk(Tanrısal Türk,
    Tanrı tarafından gökte yaratılıp, yeryüzüne yollanan Türk)
    GÖL: Göl, deniz mec Ululuk, geniş gönüllülük
    GÖLEĞEZ: birl Göl kenarında yetişen bir su çiçeği
    GÖLET: Küçük göl, gölcük, yapay göl
    GÖMEÇ: Kuyuda (Toprak fırında pişirilen ekmek)
    GÖMEK: Kömek, yardım, inayet
    GÖMÜÇ: Hazine, define, mücevher
    GÖNDEM: ıtaatkar, muti, sadık
    GÖNDER: Mızrak, direk
    GÖNE: Onur, iftihar
    GÖNEN: 1- Feyz 2- Onur, iftihar 3- Bolluk, bereket
    GÖNENÇ: Açık, talih, mutluluk, iftihar
    GÖNÜL: 1- Can, ruh, duygu merkezi 2- Kalb, vücudun kan pompası
    GÖNÜLDAŞ: Gönül birlikteliği, aynı inanç, duygu ve düşünceleri paylaşıp
    savunan bireylerin her biri
    GÖRCEĞıZ: Ufuk çizgisi
    GÖRÇEK: Ufuk, ufuk çizgisi
    GÖRÇÜM: Geçici, fani
    GÖREGEN: Görgülü, görüp geçirmiş, deneyimli
    GÖREK: Görüntü, peyzaj, manzara
    GÖREZ: Meltem, hafif yel
    GÖRGÜ: Terbiye, muaşeret
    GÖRGÜÇ: Dürbün
    GÖRGÜLÜ: Terbiyeli
    GÖRGÜN: Görgülü, deneyimli
    GÖRK: ıhtişam, olağanüstü güzellik ve çekicilik, ihtişam, debdebe
    GÖRKEM: ıhtişam, debdebe, heybet, olağanüstülük
    GÖRKEN: Hürmetli, Hürmete layık
    GÖRKLÜCE: ıhtişamlı, heybetli, yakışıklı, güzel
    GÖRKLÜĞ: Çok güzel, çekici, ihtişamlı
    GÖRÜMCÜK: Görülmesi, ilgilenilmesi gerekli olan
    GÖRÜK: Gözetleyici, casus
    GÖRÜN: Görüntü, Açıklık, netlik
    GÖRÜNDÜK: Aşikar, gizlisiz, saklısız
    GÖVEL: Gök rengini almış, göğe ermiş
    GÖVERı: Yeşermiş, gururlu
    GÖVEZ: Mağrur, gururlu
    GÖY: Taze, genç
    GÖYMEN: Yanık, yanık tenli
    GÖYNÜK: Yanık, kavrulmuş
    GÖZ KAMAN: birl Göz/Kaman Gözde, seçkin, göz kamaştırıcı
    GÖZAL: Göz alıcı, farklı, seçkin, el üstünde
    GÖZBAY: birl Göz/Bay Sihirbaz
    GÖZBAYCI: Sihirbaz, illüzyonist
    GÖZDE: Beğenilen, göze girmiş, el üstünde tutulan, emsallerinden daha üstte bulunan
    GÖZE: (Gözek, Köze) Kaynak suyu, menbaa
    GÖZEBE: Tahmin, beklenti
    GÖZEGER: Çekici, cazibeli
    GÖZEGÜ: Gözde, çekici
    GÖZEĞEN: Ufuk, ufuk çizgisi
    GÖZEĞıR: birl Göz/Eğir Çekici, cazip, göze hoş gelen
    GÖZEK: Göze
    GÖZEN: Cazibeli, çekici, göze hoş gelen
    GÖZERı: Dürbün
    GÖZGEÇ: Ayna
    GÖZGÖR: Ayna
    GÖZGÜ: Ayna
    GUNA: Kına
    GONCUK: (Göncük) Kısa gün, kış günü
    GUR: (Gür,Kür) 1- Şiddet, kızgınlık, öfke 2- Ateş, ateşlilik
    GURSAÇTI: birl Gur/Saçtı (Kızgın, celalli, hiddet ve öfke saçan)
    GUVA: Geyik
    GUYUK: Canavar, ejderha, vahşi ve yırtıcı hayvan
    GUYULDAR: Uyumlu, ahenkli, geçimli
    GUZ: 1- Güzel, çekici, yakışıklı 2- Oğuz
    GÜCENıR: Alıngan, mahçup
    GÜCENMıŞ: Alıngan
    GÜÇ: (Güçü, küç, küçlük) Enerji, kuvvet
    GÜÇEYÜ: Çok güçlü, yenilmez
    GÜÇLÜK: Güç, zorluk, meşakkat
    GÜDEK: Güdülenme, motivasyon
    GÜDER: Murat, emel, beklenti
    GÜDÜL: 1- Saç üzerinde pişirilmiş mısır ekmeği 2- Kısa, kalın 3- Gözü pek
    GÜDÜR: Hayal, kurgu
    GÜLEÇ: Güler yüzlü, mütebessim
    GÜLEGEN: Güler yüzlü, mütebessim
    GÜLEK: 1- Handan, mütebessim 2- Gölcük, küçük göl
    GÜLEN: Mutlu, mütebessim
    GÜLER: Mütebessim, güler yüzlü mec Talihi açık
    GÜLESıN: Mutlu, sıkıntısız, tasasız olma dileği
    GÜLGÜN: Gülen, mütebessim
    GÜLSÜN: Mutlu, sıkıntısız olma dileği
    GÜLÜK: Gülen, mütebessim
    GÜLÜMSER: Mütebessim, sevimli
    GÜMÜL: Demet, buket, deste
    GÜMÜŞ: Gümüş madeni
    GÜN: Güneş, gündüz, afitap
    GÜNANA: birl Gün/Ana
    Sogay Türklerinde eski dönem, güneş tanrıçası
    GÜNÇE: Güneşlik, şemsiye
    GÜNÇEK: Güneşlik
    GÜNÇÜ: 1- Güneşe benzeyen, güneş gibi 2- Güneşi seven
    GÜNDAŞ: Gün/Daş Aynı güneşi paylaşan, gün ortağı
    GÜNDEM: Ağır başlı, mülayim
    GÜNDEN: El üstünde tutulan, revaçta
    GÜNDER: birl Gün/Der (Derlemekten)
    GÜNDÖNDÜ: birl Gün/Döndü bir çiçek türü
    GÜNDÜ: Gündüz, gün ortası
    GÜNDÜZ: Gün içi, gün ortası, güneşli gün
    GÜNEŞ: Güneş
    GÜNEY: (Küney) Güneşe bakan, güneş gören
    GÜNGEN: Takvim, vakit
    GÜNGÖR: birl Gün/Gör “mec Bahtı açık olsun, mutlu olsun”
    GÜNGÖRMÜŞ: birl Gün/Görmüş “mec Deneyimli, dolu yaşamış
    GÜNLÜK: Güneşlik, şemsiye
    GÜNTÜLÜ: birl Gün/Tülü (Gündüz düşü)
    GÜNÜÇ: Nafaka, günlük
    GÜNYELı: birl Gün/Yeli doğudan gelen yel, doğu rüzgarı
    GÜR: (Kür) 1- Sağlam, sıkı 2- Sık, yoğun 3- Yiğit, korkusuz
    GÜRBOĞA: (Kürboğa) birl Gür/Boğa
    Türkistan’ın Araplarca işgal edildiği dönemlerde, özellikle o sıralarda
    Genel vali olan, “ ıbni-kuteybe” adlı çapulcuya karşı, kahramanca direnen ve her defasında
    Yeni direnişler örgütleyerek, Türkleri işgallere karşı uyanık ve diri tutmaya çalışan bir Türk beyi
    GÜRBÜZ: Sağlıklı, kuvvetli, dayanıklı
    GÜRE: Güç, enerji
    GÜRELı: 1- Enerjik, çalışkan 2- Haz, doyum
    GÜRGEN: Bir ağaç türü
    GÜRÜZ: (Gürz) Topuz
    GÜVEN: ıtimat
    GÜVENÇ: Güvence, garanti
    GÜYÜK: Canavar, vahşi hayvan
    GÜZ: Sonbahar
    GÜZEL: (Gözel) Yakşı, alımlı, çekici, göze hoş gelen
    GÜZEY: 1- Taze, körpe, yeni 2-Destek, fırsat 3- Sonbahar 4- Kuzey yönü
    GÜZıN: (Güzün) Güz vakti, güz vaktinde doğan
    GÜZLEK: Güz döneminde kalınan yer

    NOT: Türkçe'de h harfi yoktur Ancak zamanla "K" harfi ile başlıyan bazı kelimeler H harfi ile başlamıştır

    HAN:1- Devlet başkanı 2- Kağana bağlı, özerk devlet başkanı 3- beylik başkanı, yönetici
    HANIM: 1- Han’ın dişisi 2- Soylu kadın 3- Han’ın evdeşi (Hatun) 4- Türk töresinde, kadınlara olan saygıyı ifade eden genel bir sıfat
    HANLI: Yurttaş, Bir Han’a bağlı kişi, Bağımsız bir devletin mensubu
    HATUN: (Katun) 1- Kağan’ın evdeşi, kraliçe 2- Saygı duyulan, görgülü hanım Türkçe’deki, kadın sözcüğü buradan gelir
    HOMAR: (Humar) Yakışıklı, çekici, güzel, süslü, fiyakalı
    HUN: (Kul) Koyun, koyunlu
    HUŞ: Bir çam ağacı türü





     
  12. 24 Nisan 2009
    Konu Sahibi : asibuz
  13. asibuz

    asibuz Ne Mutlu TÜRKÜM Diyene!!! Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    387
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    IDAÇU: Muhafız, koruma
    IDUĞ: (Iduk) Kutsal, tanrısal
    IĞAÇ: 1- Ağaç, ağaçlıklı bölge 2- Fersah
    IĞAR: Kıymetli, ağır
    IĞDIR: 1- ıyi, hoş, hoşluk 2- Yetkin, ehil
    IĞIRCIK: Fecir
    ILAÇIN: Laçin, şahin kuşu
    ILANKU: 1- Kıvrak, atletik 2- Ulu, Ululanmış, yüce
    ILDIR: 1- Ürküt, ürkütücü 2- Berk, sert
    ILDIRIM: Yıldırım, berk
    ILDUZ: Yıldız, necm
    ILGAR: 1- Gayret, cehd 2- Atın, dört nala gitmesi hali
    ILGAT: Kapalı, müphem, belirsiz
    ILGIM: Serap
    ILGIN: Hoş kokulu bir bitki
    ILGIT: Ilık, tatlı, sakince, yumuşakça
    ILICA: 1- Ilımlı, ılık, ılıkça 2- Yunak, hamam
    ILIK: Soğukla sıcak arası
    ILIMAN: 1- Ilık, ılık hava 2- Uyumlu, sakin, mutedil
    ILKI: 1- At yavrusu 2- At sürüsü
    ILKICI: At çobanı
    IMIRGI: Taze, körpe
    IMRAĞ: (Imrak, ımre, Emre) Aşık, şayeste, geçkin
    INAÇ: Yar, canan
    INAK: 1- Han ve Kağanlara yakın olan kişi “Hasbey” 2- Gamsız 3- Canan, yar
    IRAZ: (Irıs, uraz) 1- Baht, talih, mutluluk 2- Cesaret, gözü pek olma
    IRGA: Talihli, şans, şanslı
    IRIM: 1- Büyü, efsun 2- ıçinden su akan toprak, arazi
    IRLAYU: Irlayan, yırlayan, akarak uzaklaşan, ırmak
    IRMAK: Akarsu
    ISIK: (Issıg-Issık) Isı, sıcaklık, hararet
    ISIYEL: birl Isı/Yelmeltem
    ISRIK: Okşayıcı, sarıcı, ısıtıcı
    ISSIK: Isık, ısı
    ISSIZ: Soğuk, tenha, cansız, kimsesiz
    ISTIK: Sıcak, ılıman
    IŞBARA: 1- Çalışkan, hamarat 2- birl Isı/Bora
    IŞIK: Aydınlık, nur
    IŞIL: Yarul, nur, ziya, ışık parıltısı
    IŞILTI: Işık parçası
    IŞIN: Güneş parıltısı, ışık parıltısı, yansısı
    IYIŞ: Armağan, hediye, ihsan
    ıBAR: Parfüm, koku, misk
    ıÇ: 1- Öz, görünmeyen yan, bir nesnenin öz yapısı 2- ıçerde kalan kısım, iç kısım
    ıÇBUYRUK: birl ıç/Buyruk
    Saraylardaki iç hizmetle görevli kişi
    ıÇEN: (ıçin) ıçli, duygusal
    ıÇER: ıçeride, kapalı, mahfuz
    ıÇERGE: (ıçergu) ıçten, samimi
    ıÇGE: ıçeri, içerde, dahili
    ıÇGELıK: birl ıç/Gelik ıçten gelen, doğal davranış, samimiyet
    ıÇGER: ıçe alan, içe bağlayan, tabi kılan
    ıÇGıN: ıçli, içten, samimi
    ıÇıGEN: 1- ıç geçiren, içli 2- Sabırsız, aceleci
    ıÇıK: 1- ıçli, duygulu 2- ıçerde, dahilde, devlete tabi
    ıÇıM: 1- Duygu, hassasiyet 2- Yudum, yudumluk
    ıÇıNGıR: ıçli, hassas
    ıÇıT: ıçilecek nitelikte, içimi güzel
    ıÇKUR: Savaş meydanı
    ıÇLEK: ıçli, narin, hassas
    ıÇLı(K): Duygulu, hassas
    ıÇTEN: Samimi,açık, dürüst
    ıÇTENLÜK: Samimiyet
    ıDE: (Ede, ıdi) Ululuk, nüfuz, kudret
    ıDEGE: Ulu, nüfuz sahibi, edici, yapıcı
    ıDEGER: Eder, yapar
    ıDEKLı: Yapıcı, edici, güçlü
    ıDER: 1- ızci, takipçi 2- Yapan, yapıcı, edici
    ıDGÜ: 1- ıyi, güzel 2- Tanrısal, mübarek
    ıDı: (ıdik) 1- Tanrı, rab, sahip, efendi 2- Tanrısal, Tanrıdan gelen, mübarek, kutlu
    ıDıKUT: birl ıdi/KutKut sahibi, Tanrıdan gelen, Tanrıya yakın, Tanrıya benzer, Tanrı tarafından görevlendirilmiş vb anlamları içeren ve Uygur kağanlarının büyük çoğunluğunun kullandığı bir unvan
    ıDUK: ıdi, Tanrısal, mübarek
    ıGAN: Yıkan, yıkıcı, deviren
    ıGıT: 1- Yiğit 2- Bakıcı, eğitici
    ıĞDı: (ığdir) Yetkin, ehil, iyice
    ıĞREK: Saf, temiz, duru, arı
    ıĞSEN: Kayıtsız, ilgisiz
    ıĞSıZ: Salim, selametli
    ıKıNÇ: ıkinci
    ıKıZER: ıkizlerden her biri, benzer
    ıKŞıT: Yürekli, bagatur
    ıL: 1- Doğuş, oluş, oluşum 2- Bitişme, bütünleşme, doku 3- Devlet 4- Yurt, yer, konak, memleket,diyar 5- Halk, ahali, insan topluluğu 6- Barış, sulh
    ıLAÇAN: birl ıl/Açan ıl almış, fatih, algan
    ıLAÇıN: Laçin, şahin
    ıLBAY: birl ıl/Bay Vali, bakan, beylerbeyi
    ıLBEY: birl ıl/Bey
    Otmanlılar döneminde asker toplayıp, onların eğitim ve lojistiğini sağlayan kişilere
    verilen bir unvan
    ıLBı: Büyü, sihir
    ıLBıLGE: birl ıl/Bilge ( Devlet yönetiminde bulunmuş ve devlet tecrübesi olan)
    ıLBıLıG: 1- Devlet bilgisi ve deneyimi 2- Devlet arşivi
    ıLBıLMıŞ: birl ıl/Bilmiş Yurtsever, yurduna bağlı
    ıLÇı: Devlete hizmet eden, devletin hizmetinde olan
    ıLÇıN: Devlet görevlisi, devlete iş gören
    ıLDAŞ: Yurttaş, hemşehri
    ıLDEM: Pişman, nadim
    ıLER: Oluşum, bitişim
    ıLEY: Civar, etraf
    ıLGEN: Kanıt, delil, ispat
    ıLGERÜ: 1- ıleri, ileride 2- Doğu, doğudan 3- Bolluk, refah
    ıLGEZDı: birl ıl/Gezdi, Gezgin, seyyah
    ıLGEZER: birl ıl/Gezer, Gezgin
    ıLGı: Bağlantı, bitişim, alaka, özen
    ıLGıK: Barışsever, barışçı
    ıLGıNÇ: ılgi çeken, ilgi duyulan,enteresan, sıra dışı
    ıLGıR: Barışçı, barışsever
    ıLGÖRMÜŞ: birl ıl/Görmüş, Gezgin
    ıLGÜ: Amaç, hedef
    ıLGÜY: Nazlı, nazenin
    ıLHAN: birl ıl/HanBölge Hanı, Kağanlığa bağlı özerk han
    ıLıDı: Yarar, fayda
    ıLıG(ğ): 1- Ünlü, tanınmış, meşhur 2- ılk, birinci, başlangıç, ortaya çıkış
    ıLıK: ılk, birinci, önce
    ıLıNGı: Devletine bağlı, devletinin hizmetçisi
    ıLıŞ: Bitişik, yakın
    ıLK: Başlangıç, doğuş, çıkış, öncelik
    ıLKE: (Ülke) Kurucu, yapıştırıcı, oluşturucu(Günümüz Türkçe’sinde,”prensip, düstur” anlamında)
    ıLKı: ilk, ilkin, birinci
    ıLKıN: Birinci, öncelikli
    ıLKUŞ: birl ıl/Kuş Kartal türü bir avcı kuş
    ıLLı: Bağımsız, özgür, devleti olan
    ıLMEN: Devletç devletine sadık
    ıLSıRET: birl ıl/Siret Düşmanın devletini yıkıp, esir eden, devletsiz bırakan
    ıLTEMıŞ: birl ıl/Demiş Yurtsever
    ıLTER: Yurt koruyucusu, yurduna sahip çıkan, yurtsever, yurdunu toparlayan
    ıLTERıM: birl ıl/Terim
    ıLTERıŞ: birl ıl/Teriş, Yurdunu ve budunu derleyip, toparlayan, bir aya getiren ve yücelten
    ıLTÖRE: birl ıl/Töre, Devlet geleneği
    ıLTUTMUŞ: birl ıl/Tutmuş, Algan, fatih
    ıLUN: 1- Ulu,yüce 2- Soylu 3- Genç, cıvan
    ıLYIĞDI: birl ıl/Yığdı, Algan, fatih
    ıME: Em, çare, derman
    ıMEÇE: Birliktelik, emek ortaklığı
    ıMEN: 1- Emen, can, ruh 2- Kayın ağacı
    ıMER: Hayırsever, iyilik sahibi
    ıMGE: 1- ıyi, yararlı 2- ız, belirti 3- Tasavvur, zihinsel sembol
    ıMıŞÇı TUNGATAR: birl ımişçi/Tunga/TarKaplanlarla dövüşen cesur kişi
    ıMRAG (imrağ-ımrak): Aşık, derviş, dost
    ıMRE (Emre-ımrağ): 1- Ağabey,ağa 2- Beylerbeyi 3- Aşık, derviş, dost
    ıMREN: ımrenmektenimrenilen, iç geçirten
    ıNAK: 1- Kardeş, kardeş çocuğu 2- Han ve beylerin en güvenilir adamı ve yardımcısı
    ıNAL: 1- Soylu, Kağan yada Hanların ana tarafından akraba 2- Anası Kağan yada Han soyundan olup babası kara budundan, halktan olan kişi 3- Avrupa’daki, kont, baron vb unvanların Türkçe’deki karşılığı 4- Emin ve güvenilir kişi
    ıNALÇIK: Küçük ınal
    T1- Uygur kağanlığı dönemi bey ve komutanlarından 2- Haverezmler devleti bey ve
    ıNAN: ıman, inanç 2- Kural, akide 3- Emniyet, güvenlik
    ıNANGU: ınanılan, güvenilen, mutemet
    ıNANIR: ımanlı, inançlı
    ıNCE: Hafif, yeğni, nazik
    ıNCESEN: Huzur ve güvenlik, sükunet
    ıNCı: (Yinçi, yinçgü) 1- işve, naz,eda 2- Sessizlik, ıssızlık 3- ıstiridye türü deniz
    kabuklusundan çıkan tane, takı
    ıNÇGÜ: ınce, narin
    ıNER: ınmekden mec Alçak gönüllü, mütevazı
    ıNERBAŞ: birl ıner/Baş mec Alçak gönüllü
    ıNı: Kardeş, karındaş,kayın birader
    ıNıSı: Küçük erkek kardeşi
    ıPAR: Parfüm, misk
    ıPEK: (Yipek) ıpek böceğinin ipeği (ıpkökünden)
    ıRÇı: 1- Yırcı, halk ozanı 2- ırik, iricik 3- Yirçi, yerci, toprak sahibi
    ıRÇıK: 1- ıricik 2- Er, küçük er
    ıREN: 1- Sert, katı2- Araç, vasıta 3- Ürek, yürek
    ıRENÇıN: 1- Bağımsız, başına buyruk 2- Güçlü, dayanıklı
    ıRGE: 1- Yırlama, söyleme, okuma 2- Ergin, olgun
    ıRGıN: (ırge) Uygurlar ve Karluklar dönemi memuriyet unvanlarından
    ıRıK: Sert, katı, iri
    ıRıM: Müjde, iyi haber
    ıRıS: 1- Kurtuluş, hürriyet 2- Iras, ıraz
    Türk mitolojisindeki tanrıça adlarından “kötü ruhları kovup, tamuya gönderen tanrıça”
    ıRKıL: 1- Ululuk, heybet, cesaret 2- Aksakal,kam, baksı
    ıRKıN: Olgun, bilge, ulu
    ıRKıT: Ürküt, ürkütücü, heybetli
    ıRKLı: 1- Güçlü, muktedir 2- Yüksek dereceli memur
    ıRNEK: (Emek) Serçe parmak
    ıRŞı: Peri, peri kızı
    ıRTEGÜN: birl Erte/Gün Sabah
    ıRTEM: 1- Erdem, fazilet 2- Marifet, hüner
    ıRTıŞ: Hüner, hünerlilik
    ıRTÜK: Değer, kıymet
    ıSEN: 1- Esen, yel, rüzgar 2- Doğa, tabiat 3- Açık, net, sahih
    ıSTEK: ısteyiş, arzu
    ıSTEM: ırade, dileme erki
    ıSTEMı: ıstem, irade, dileme ve buyurma erki
    ıŞBARA: (iş, devinme, davranma) Bara /Var, varlık) birl ış/Bara
    ıŞÇEN: ışgüzar, hamarat
    ıŞGÜN: (ıçgün) Kızıl yapraklı bir yayla çiçeği
    ıŞıM: (ıçim) ıçtenlik, samimiyet
    ıŞıTGEN: ışitici, dinleyici,öğüt dinleyen
    ıŞLEK: 1- ıdmanlı, eğitimli 2- ışgüzar, çalışkan
    ıTBARAK: birl ıt/Barak (Barık, baraka)
    Türk mitolojisinde adı geçen köpek
    ıTGÜÇı: ıteleyen, itici, yapıcı, destekçi
    ıTıK: Yetik, yetkin, uzman
    ıTıMGEN: ıteleyen, itici, destekçi
    ıTMAÇ: Alet, edevat, takım
    ıTMıŞ: (Etmiş) Yapıcı, uzman, uzmanlaşmış
    ıVECEN: Aceleci, telaşlı
    ıVGıN: (Evgin) Ateşli, sabırsız, telaşlı
    ıYBA: Utangaç
    ıYE: Güç, kudret, erklik, sahip olma
    ıYEUZA: birl ıye/Uza, Güçlü, egemen ve uzman
    ıYı: ıyi, yararlı ve uğurlu
    ıYıK: 1- ıyi, uğurlu 2- Heves
    ıYıM: 1- Güzellik,hüsn-i niyet 2- Dost, canan, yaren
    ıYıMSER: Olayları iyi gözle gören ve yorumlayan
    ıYNEM: Dost, ahbap, yaren, canan
    ıZ: Basma, ezme, sıkıştırma, kesmek, yarmakbildiren kökten; yarık, yara, kalıntı, belirti
    ıZGı: (ıZGÜ) 1- ıyi,kutlu 2- Akıllı, zeki 3- Adil, adaletli
     
  14. 24 Nisan 2009
    Konu Sahibi : asibuz
  15. asibuz

    asibuz Ne Mutlu TÜRKÜM Diyene!!! Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    387
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    KAAN:KK43:Kagan) Kagan sözcüğünün Moğol ağzındaki söylenişi
    KABA: Büyük, iri, şişkin
    KABAK: 1- Kapalı, kabuklu 2- Kabarık
    KABAL: Kapalı, zindan, mahpus
    KABAMIŞ: Kapalı, güçlü, mahfuz
    KABAN: 1- Kapan, kapıcı 2- Kabarık, asi, isyankar 3- Dik yokuş
    KABAR: 1- Kabarık, asi, kabadayı 2- Kapan
    KABARTU: Şişik, kabarık, kabarcık
    KABIŞ: Kavuş, kavuşma, birleşme, toplanma
    KACIR: Kaçır, kaçırıcı, korkutucu, ürkütücü
    KAÇ: (Kaçı, kaş) Kaçan, koşan
    KAÇAĞLI: Kaçaklı, kaçıcı, koşucu
    KAÇAN: 1- koşan, kaçan 2- Vakit, saat, vade
    KAÇGAR: (Koçgar,kaşgar) 1- Koç gibi, koç yiğit 2- koç başı
    KAÇIR: Kaçıran, kaçırtıcı
    KAÇIRA: (Kaçır) 1- Kaçıran, ürküten 2- Çalışkan, aktif
    KAÇMAS: 1- Kaçmaz, ürkmez, korkmaz 2- Evcil, munis
    KAÇUT: 1- Savaş, dövüş 2- Kısa mızrak, kargı
    KADAGAN: Buyruk, ser, emir, komut
    KADAK: (Katak,Katık) 1- Katı, sert 2- Mıh, çivi 3- Armağan, hediye
    KADAŞ: Arkadaş, yaren, yakın
    KADIR: (Katır) mec Güçlü, dayanıklı, metin, inatçı
    KADIRCA: Katır gibi
    KAGI : (KAKI) Öfke, şiddet
    KAĞAN: ımparator, hanların hanı
    KAĞANLI(G) : ımparatorluk, imparatorluğa mensup olma
    KAĞBA: Koruyucu, muhafız
    KAKIĞAN: Öfkeli, gözü kara
    KAKINÇ: 1- Kılıç ve kargı hamlesi 2- ıhtar, ikaz 3- Hiddet, öfke
    KAKIZ: Gözü pek, hiddetli
    KAKŞA: Seri, aceleci, hızlı
    KAKUMAKLU: Gazaplı,şiddetli
    KAL: Ulu, saygıdeğer, hatırı sayılır
    KALABA: 1- Ulu, saygıdeğer 2- Sayıca çok, kalabalık, bolluk
    KALAKLI: Ulu, yüksekte
    KALANÇA: Bakiye, arta kalan, artık
    KALÇAV: Şakacı, nüktedan
    KALDUN: Kalan, artan, bakiye
    KALGAN: (Kalkan) Ok, kargı, kılıç gibi savaş aletlerine karşı koruma sağlayan siperlik
    KALGAY: Veliaht, şehzade
    KALIN: 1- Sert, dayanıklı 2- Mal, servet, varlık 3- Çeyiz 4- Yararlılık, fayda
    KALINGU: (Kalın) Kalıng, güçlü, dayanıklı
    KALISIZ: Şüphesiz, kararlı
    KALMUK: Güç gösterisi, güçlülük, kabadayılık
    KAM: Şamanist gelenekte, ulu kişi (Hekimlik, filozofluk, büyücülük, duacılık dahil olmak üzere, oba ya da oymakların, her türlü sorunuyla ilgilenen kişi)
    KAMALAG: Sedir ağacı
    KAMAN: 1- Kuman, kumanlı 2- Gözü kara, cesur, aman vermeyen
    KAMAŞIG: Melez, karışmış
    KAMAZ: Sarsıcı, sallayıcı,ürkütücü
    KAMÇI: Kırbaç
    KAMDU: Para yerine geçen eşya, emanet
    KAMŞAT: Şaşırtıcı, ürkütücü
    KAMU(Ğ): 1- Bütün, tam, hep 2- Halk, ahali 3- Destek, dayanışma
    KAN: 1- Soy, sop, kaynak, can, canlılık, soyluluk 2- Damarlardaki sıvı 3- Kağan, han
    KANAT: 1- Tüy, telek 2- Taraf, yön, cenah
    KANCI: 1- Kan güden soylu 2- Kanıcı, kanmış, inanıcı
    KANDI: ınançlı, kanık
    KANDUK: (Kanduk) Kandı, kanık
    KANDUKYURT: birl Kanduk/Yurt Gurbet
    KANG: (Kang, kan) Kan, soy, ata
    KANGSIK: 1- Kardeş gibikardeş yakınlığında 2- Üvey kardeş
    KAYNAK: (Kanak) mec Soylu
    KANIĞ: 1- Kanmış, kanık 2- Sevinç, neşe
    KANIK: 1- Kanma, inanma, kabul, ermek 2- Sevinç, neşe
    KANIŞ: Kandırış, cilve, işve
    KANITGAN: Şevk veren, kan kaynatan
    KANK: 1- Kan, soy 2- Ata, baba
    KANKLI: Soylu, soyu sopu belli, kanlı
    KANLI: Soylu
    KANTIK: 1- Kandırıcı, işveli 2- Uzakta, gurbette olan
    KANYUMAZ: birl Kan/Yumaz (Yumak, yıkamakdan)
    KAPALAN: Kaplan
    KAPAR: 1- Akıl, can, ruh 2- Kalkan, zırh 3- Kapan, tuzak
    KAPGAN: 1- Kanlı, soylu 2- Kalkan, zırh 3- Algan, fatih 4- Kaplan 5- Kapan, tuzak
    KAPGIŞAY: Saf, sade, halis
    KAPKIR: Hassas, imtizaçlı
    KAPLAN: Kapan, kedigillerden bir yırtıcı hayvan
    KAPURTU: Kabartı, kabarık, kabadayı
    KAR: Kar tanesi
    KARA: Siyah renk, ak’ın karşıtı AncakBu sözcükte de Türkçe ad ve sıfatlar arasında özel bir yere sahiptir Çünkü birçok mecaz anlamı içinde barındırması ilgi çekicidir Birçok birleşik adın, başında ya da sonunda kullanılabildiğinden, çeşitli anlam değişiklikleri de ortaya çıkabilmektedir Bu yüzden, içerdiği tüm anlamları açıklamakta yarar vardır Bu durum,ayrıca Türklerin, sosyal yaşamlarında, renklere ne derece önem verip, ne derece zengin anlamlarla bezediğinin de önemli ipuçlarını verecektir Örneğin: Ak:Temizlik, güzellik, soyluluk, merkez Gök(mavi): Kutsallık, özgürlük, Kızıl(kırmızı): Dikkat, özen,tedbir, değişiklik, devrim, şiddet Yeşil: Doğum, tazelik, huzur, sükun anlamlarını içinde barındırmaktadır Renklerle yönler de anlatılabilir Ak: güney, Kızıl: Doğu, Sarı: Batı, Kara: Kuzey yönlerini anlatır Kara’nın öteki anlamlarına gelince:
    1- Güç, şiddet
    2- Olağanüstülük, harikuladelik
    3- Ululuk, büyüklük, ulaşılmazlık
    4- Cesaret, atılganlık, yiğitlik
    5- Yas, keder, üzüntü, ölüm
    6- Fakirlik, sıradanlık, (soylu olmamak)
    7- Kötülük, bela, uğursuzluk
    8- Esmer ten, yanık ten
    9- Aşırı soğuk, kış
    KARAALMAZ: birl Kara/AlmazNamuslu
    KARABAŞ: birl Kara/Baş 1- Evlatlık 2- Kul, köle
    KARABATAK: birl Kara/BatakBir deniz kuşu
    KARACA: 1- Karaya çalan, esmer 2- Gözü kara, cesur, şiddetli 3- Bir ceylan türü
    4- Halktan soylu olmayan
    KARACIK: 1- Esmer, kar tenli 2- Gözbebeği
    KARAÇIL: Kumral, karaya çalan
    KARAGA: Karga, kuzgun
    KARAĞLI: 1- Yaslı, matemli 2- Bakışları etkileyici
    KARAHAN: birl Kara/Han
    1- Türk mitolojisinde “Tanrılar Tanrısı” 2-Devletlerinde, soylu
    olmayıp, kara budundan (halktan) biri olarak devlet kuran kişilerin takındığı unvanlardan
    KARAK: 1- Kara/Ak 2- Gözbebeği 3- Bakış, nazar
    KARAKÇI: 1- Gözlemci, bakıcı 2- Karakeçi
    KARAKIRK: birl Kara/Kırk (Kırk sayısı da, üç ve dokuz gibi, Türklerin uğurlu sayılarındandır)
    KARAKITAY: birl Kara/Kıtay (Çinliye benzeyen, Çinlilerle kanı karışıp, melez olmuş)
    KARAKOL: birl 1- Kara el 2- Gözetleme yeri, gözetim alanı
    KARAKUŞ: birl Kara/Kuş (Mizan Yıldızı)
    KARAKÜNE: Kara gün
    KARAL: Vade, müddet
    KARAMIŞ: Bakmış, görmüş, açık göz
    KARAMAN: 1- Kara tenli 2- Yiğit, gözü kara
    KARANÇI: Bakıcı, gözlemci
    KARAOTAĞ: birl Kara/Otağ
    Eski dönem, toy ve şölenlerde, çocuğu olmayan beylerin oturduğu kısım, tribün (oğlu olanlar,Ak otağa, kızı olanlar kızıl otağa, konuk edilirlerdi)
    KARAOZAN: birl Kara/ozan (halk ozanı)
    KARASAGU: ağıt, mersiye
    KARASÜYÜK: birl Kara/Süyük (kemik) (avam, halktan)
    KARAŞAMAN: birl Kara/Şaman
    TŞamanist gelenekte, kötü ruhlarla uğraşan şamanlar
    KARAŞIN: Esmer, karaya çalan
    KARAUL: Bakış, gözlem yeri (Karakol sözcüğü buradan gelir)
    KARAÜREK: birl Kara/Yürek Cesur, korkusuz
    KARAV: Bakış, nazar, bakan
    KARAVUL: (Karaul) 1- Gözcü, keşif kolu 2- Muhafız
    KARAY: yardımcı, yararlı, yardımsever
    KARAYIŞ: bakış, bakan
    KARAYıR: birl Kara/Yer (kara toprak)
    KARÇAK: 1- Pençe 2- Büst, yarım heykel
    KARÇIGA: Bir şahin türü
    KARDAŞ: Kardeş, kardeş yakınlığı
    KARGI: Mızrak
    KARGIN: Meşbu
    KARGUY: 1- Bir atmaca türü 2- Gözetleme kulesi, dağ başlarına yapılan yüksek yapı
    KARIK: Karışık, melez
    KARIKSIZ: Saf, temiz, karışık olmayan
    KARIMIŞ: karışık, karışmış
    KARINÇIK: Bakış, nazar, göz kaçamağı
    KARINDAŞ: 1- Kardeş, kardeşlik 2- Kız kardeş, bacı (Kazak ve Kırgızlarda)
    KARLIGAN: karlar eriyince açan bir dağ çiçeği
    KARLIK: Karlı arazi, karlı dağ
    KARLU: Karlı, kar almış
    KARLUGAÇ: Kar çiçeği
    KARMAS: Karıştırmaz (Soyunu, neslini)
    KARŞI: Karşıt, zıt
    KARŞIT: Karşı
    Türk mitolojisinde, Ülgen’in yedi oğlundan biri ve Temizlik Tanrısı
    KARTAL: ıri kanatlı avcı kuş (Karatal)
    KARUÇ: 1- Karış, karışık 2- Kara uç
    KARYAĞDI: birl Kar/Yağdı (Doğumu, kar yağdığı sırada olan)
    KASAR: 1- Keser 2- kasıntı, afili 3- Fırtına
    KASMIŞ: Afili, fiyakalı, kasıntı
    KAŞ: Kaş, korkusuzluk, cesaret
    KAŞGAR: Cesur, üstün vasıflı
    KAŞKA: 1- Yiğitlik, mertlik 2- Üstün vasıflılık 3- Dayanıklılık, metanet
    KAŞUK: Dayanıklı, metin
    KATAK: Katı, sert
    KATAN: 1- Sert, katı 2- Saplayan, (Kargı, ok) 3- Ekleyen, artıran
    KATGI (katkı): 1- Katı, sert, haşin 2- Yarar, yararlılık 3- Neşe, şenlik
    KATGIÇ: Katı, sert, dayanıklı, haşin
    KATI: sert, dayanıklı, haşin, güvenli, adamakıllı, etraf
    KATLICAK: Katıca,sertçe,şiddetli
    KATIGU: Çalışkan, gayretli, azimli
    KATIĞDI: Çok katı, şiddetli, kuvvetli
    KATIK: 1- Katı, sert, güçlük, şiddet 2- Katılan, katılım 3- Ekmek, yemek
    KATILGAN: Dayanıklı, metin, sert
    KATILIK: Güçlük, sertlik, dayanıklılık, haşinlik
    KATIRAK: Katıca, haşince
    KATIYEL: birl Katı/Yel (Kuru rüzgar)
    KATIZ: 1- Ağaç kabuğu 2- Tarçın
    KATLAV: Zırh, siper
    KATLIG: Katılık, sertlik
    KATMIŞ: 1- Saplamış 2- Katılaşmış 3- Eklemiş
    KATUN: (Hatun) ımparatoriçe, Kağan eşlerine verilen bir unvan (Kadın sözcüğü buradan gelir)
    KAVAN: Kovucu, defedici
    KAVÇIN: Konuk, kısa süreli misafir
    KAVŞIT: 1- Kavuşma, vuslat, kavuşulan yer
    KAVURT: 1- Kurt 2- Haşmet, ihtişam 3- Dayanıklılık, kalıcılık
    KAVUŞ: 1- Menzil, kavuşulacak yer 2- Buluşma, buluşma yeri
    KAY: 1- Tipi, kar fırtınası 2- Masal, hikaye
    KAYA: Taş bloğu mec 1- Sertlik, sağlamlık, yıkılmazlık, dayanıklılık 2- ıhsan, inayet
    KAYAK: Kayık, sandal
    KAYALAK: 1- Kayık, sandal 2- kaya, kayalık
    KAYAN: 1- Çığ, çığ kümesi 2- Sel, sel suyu
    KAYAR: 1- Sel, sel suyu 2- Gurur, onur
    KAYAŞ: Hısım, akraba, kavim kardeş
    KAYÇI: Masalcı, destancı
    KAYDU: 1- Katı, sert, şiddetli 2- Kaygı, hüzün 3- Sel, sel suyu
    KAYGAÇ: Kayık, sandal
    KAYGAŞ: Mucize, olağanüstülük
    KAYGIN: 1- Üzgün, kaygılı 2- ısyankar, isyan halinde
    KAYGU: Kaygı, endişe, titizlik
    KAYGULU: Kaygılı, mahzun
    KAYGUN: Mahzun, üzgün, müteessir
    KAYGUSUZ: Vurdumduymaz, gailesiz, umursamaz
    KAYI: 1- Sel 2- Kar fırtınası 3- Muhkem, iyi korunan
    KAYIR: 1- Kayırma, hamilik, destek 2- Heybet, gösteriş 3- Azim, kararlılık
    KAYIRGAŞ: 1- Deste, demet 2- Kayırıcı, koruyucu
    KAYIRMIŞ: Kayıran, kayırıcı, destekçi
    KAYIRŞI: 1- ıçli, merhametli 2- Karşı, muhalif, hizip
    KAYITGAN: Dik başlı, boyun eğmeyen
    KAYITMAS: Adil, adaletli
    KAYMAS: Adaletli, düzenli
    KAYNAK: Pınar, göze
    KAYNAR: 1- Pınar, göze 2- Ateşli, kızgın
    KAYNARCA: 1- Kaynak, pınar, menbaa 2- Ilıca, banyo
    KAYRA: Yardım, inayet
    KAYRAL: Yardım, destek
    KAYRALDIĞ: 1- Destekli, torpilli 2- Eli açık, cömert
    KAYRIM: Arka, destek, inayet
    KAYRU: Geri, arka, destek
    KAYTAG: Aldatıcı, adaletsiz, hilebaz
    KAYTBAY: Adil, adaletli, hakkaniyetli
    KAYTMAZ: Adil
    KAYTUN: Yardımsever
    KAYURTAR: Kurtarıcı, yardımsever
    KAZAK: 1- merkezden uzak kalan 2- Otoriteye bağlı olmayan,başına buyruk 3- Gezgin
    KAZAN: 1- Kazanç, kazanım, birikim, artı değer, bolluk 2- Kızan, kızgın
    KAZANCUK: 1- Kazanç, kar, getiri 2- Yemek kazanı, tencere
    KAZANÇ: Gelir, kar, artı değer, getiri
    KAZGAN: Kazan, kazanç
    KAZILIK: 1- Kazık 2- Kazma aleti 3- Kızgın, celalli
    KAZIRGAN: Şamanist gelenekte, kötü ruhların, doğruluğa gelmesi için,geçici bir süre için kaldığı ateş çukuru Bir nevi cehennem
    KAZU: Nimet, kazanç
    KAZUK: (Kozu, Kazık) 1- Kazma 2- Kazık, sırık
    KEBEK: Kabuk, ağaç kabuğu
    KEBENÇ: ıtimat, güven, hoşnutluk
    KEBENÇÜ: Hoşnut, bahtiyar
    KEÇıG: 1- Geçit, köprü 2- Mutlu, sevinçli
    KEÇıKLıĞ: Mutlu, sevinçli
    KEÇıR: Bağışlayıcı, affedici
    KEÇÜRGEN: Bağışlayıcı, affedici
    KEDıMLıG: 1- Zırh, demir ağ 2- Giyimlik, giysi
    KEKMEN: Olgun, ergin, ermiş
    KELEŞ: Alımlı, yakışıklı, cıvan
    KELEZTı: Hayal, serap
    KELGıN: Gelgin, suyu kabaran ırmak
    KELıŞTÜ: Olgunluk, gelişim, suhulet
    KELTEÇı: Gelici, gelecek olan, halef
    KEMEÇ: Asker, askeri görevli
    KENÇEK: (Gençık, Genç)
    KENÇLıYÜ: Oğuz beylerinin, özellikle güz kurultayların dan sonraki toy ve şölenlerde, kendi mallarını yağmalatıp, halka dağıtılması için kurdukları büyük sofra Yağma sofrası
    KENDÜZ: Nefs, can, ruh
    KENEŞ: ıstişare, müşavere
    LENGEŞ: Keneş
    KENGEŞLÜ: Danışık, anlaşık, dayanışmalı
    KENDıL: Gönül, gönüllü, temiz yürekli
    KENı: (Kuni) Adaletli, adil, dengeli
    KEPKE: Örnek, numune
    KEPTıK: 1- Latif, şakacı 2- Eşit, müsavi
    KERAMUN: Karaman, esmer tenli
    KERAYET: Sahil, kıyı, plaj
    KEREGÜ: Ev, çadır, barınak
    KEREKLı: Gerekli, elzem, ihtiyaç
    KEREKTÜ: ıhtiyaç, lüzum, zaruret
    KEREKÜLÜG: Çadırlı, göçebe
    KERELTı: Tanıklık, şehadet
    KEREN: Ulu, kebir, kadir
    KEREŞ: Kiriş, yay kirişi
    KERı: 1- Eski, kadim, geride kalan 2- Germekten, gerilmiş, gergin
    KERıNÇSıZ: Eşsiz,emsalsiz
    KERKı: Balta, nacak
    KERKıT: Nacak
    KERTÜK: (Kertik) 1- Ağaca bıçakla çizilen çizgi 2- yapay, suni
    KESEN: 1- keskin, kesici 2- Bölüm, ara
    KESı: Keskin, kesen, kesici, sert
    KESıK: Kesi, keskin
    KESKıN: 1- Sert mizaçlı, asabi 2- Uç, ekstrem 3- Kesici
    KEŞıKÇE: 1- Muhafız, koruyucu 2- Defa, sıra, adet
    KEŞıKÇı: 1- Israrlı 2- Nöbetçi
    KET: 1- Darbe 2- Yılmaz, azimli, kararlı
    KETÇıK: Darbecik
    KETE: Ulu, büyük
    KEYıK: Baht, mutluluk
    KEZEGEN: Gezgin, çapkın
    KEZGEN: Gezgin, çapkın
    KEZGıÇ: Gezgin
    KEZıK: Cesaret, atılganlık, cüret
    KEZıR: (Kizir, keser) Cesur, cüretkar
    KIBI: Keşif, buluş
    KICIR: Öç duygusu, intikam
    KICURGAN: Gösterişli, mağrur
    KIDIK: Gedik, güdük
    KIĞILCIM: Kıvılcım, şerare
    KIĞITDUK: Davet, ikram
    KILAĞI: Kılıç ve bıçakların bilendikten sonra ağız kısmında meydana gelen çizgi
    KILAĞUZ: Kılavuz, rehber
    KILAVUN: Düğün hediyesi
    KILDI: 1- Yaratıcı, yapıcı 2- Etken, amil
    KILGI: 1- ıstem, irade 2- Yaratılmış, kılınmış
    KILICI:Yaratıcı, yapıcı, halik, kadim
    KILIÇ: (Kıl-Uç) Silah
    KILIG: 1- yaradılış, huy, karakter 2- Beceri, iş, yapıcılık
    KILIGLI: 1- ıyi huylu, ahlaklı, görgülü 2- Becerikli, çalışkan, işgüzar
    KILIN: 1- Huy, yaradılış 2- Naz, işve
    KILINÇ:Kılınış, huy, karakter
    KILIVAN: Hediye, bahşiş, ödül
    KILUÇ: Kılıç
    KIMAÇA: Engel, mania
    KIMAR: Komar, homar, yakışıklı, cezb edici
    KIMIRTU: Kıpırdanış, devinim, jest
    KIMIZ: Ekşi, mayhoş anlamına gelen ve kısrak sütünden yapılan bir içki
    KIMNA: Sürekli, daima, her zaman
    KIN: 1- Silah muhafazası 2- Gayret, çalışma 3- Suç, cürüm, ayıp
    KINAGU: 1- Ceza, cezalandırma 2- Çalışma, aktivite
    KINAY: Aktif, çalışkan
    KINCAL: ınce, narin, zayıf
    KINÇAK: Bıçak kılıfı
    KINGAL: ınce, narin
    KINGIR: Metin, dayanıklı, sebatkar
    KINIK: 1- Gayret, gayretli, çalışkan 2- Muhterem, şerefli, hakim
    KIP: Baht, talih
    KIPÇAK: 1- Merkezde kaçmış, uzaklaşmış ve bir otoriteye bağlı bulunmayan 2- Çayırlık, geniş toprak,sahipsiz boş ve geniş arazi 3- Ağaç kovuğu 4- Bahtı açık, talihli
    KIR: 1- Kırmakdan Kırış, kesiş, kırma, yarma eylemleri 2- Ak’a yakın kirli beyaz renk 3- mec Olgunluk, tecrübe
    KIRAÇ: 1- Kırlaşmış, kıra çalan, kır gibi 2- Kırıcı, kırık, yarık 3- Verimsiz toprak, yaşlı toprak
    KIRAN: 1- Bozgun yapan, düşmanı yok eden 2- Dağ yamacı 3- Yön, kenar, kıyı
    KIRAY: 1- Genç, delikanlı 2- Kıran, kan dökücü, vurguncu
    KIRCA: Kıra çalan, ,kırlaşmış mec Olgun, bilge
    KIRCI: 1- Kırıcı, sert mizaçlı 2- Kenar, uç, sahil
    KIRGI: 1- Kırım 2- Bir atmaca türü
    KIRGIL: Kırık, üzgün, kırgın
    KIRGIN: 1- Gönül kırgınlığı 2- Bozgun
    KIRGIZ: 1- Kırgıncı, bozguncu, geçimsiz 2- Kırk/Uz 3- Numune, örnek
    KIRICI: 1- Kıran, bölen, yaran mec Sert mizaçlı, gönül kırıcı 2- Kenar, sahil
    KIRIK: Kırılmış, bölünmüş
    KIRIM: 1- Kırış, bozgun, katliam 2- Kırgınlık, küskünlük 3- Uç nokta, kenar
    KIRIY: Sahil, kenar
    KIRKIN: Bahşiş, hediye
    KIRKLI: Eski, Şamanist gelenekten, bazı değişiklikler yada dinsel motiflerin de eklenmesiyle,
    bugünlere kadar gelen bir inanca göre; gerçek anlamı “kırk ünlü ata ruhunun koruması altındaki kişi”
    KIRMAN: Kırma yeri, Kırman, harman
    KISIG: 1- Hapis, dar yer 2- Kısıtlı, bağımlı
    KISIGLU: Hapis, mahpus, kıstırılmış
    KISRIK: Utangaç, mahçup
    KISTAVUL: Acele, aceleci, telaşlı
    KIŞIL: Kışlık, kış için ayrılmış
    KIŞLAK: Kışın kalınan yer, ez, kışlık ev
    KITAY: 1- Çinliye benzeyen , Çinliye karışmış 2- Kutay
    KIVANÇ: Gurur, kıvanma, sevinme, öğünme, mutlu olma, kendine güvenerek ve öğünerek
    sevinme hali
    KIVAM: Olgunluk,yeterlilik
    KIVANDUK: Kıvançlı, mutlu
    KIVIK: Ara, fasıla
    KIVILCIM: Ateş parçası, şerare
    KIVLIK: Kıvanç ve mutluluk nedeni
    KIVRAK: 1- Kıvançlı 2- Hareketli, dayanıklı
    KIVRIM: Hare, iltiva
    KIYAK: 1- gaddar, acımasız 2- Kayak, kaydıraç 3- Çekicilik, cazibe
    KIYAL: ımge
    KIYAN: 1- Dağdan hızla akan sel suyu 2- Gaddar, acımasız, kıyıcı
    KIYAT: Çekici, cazibeli
    KIYGA: Zeki, çok akıllı
    KIYGI: Zeka, deha
    KIYIK: 1- Zeka, dahi 2- Çekici 3- Kaçak, kapçak
    KIYIKSIZ: Kaçmaz, sözünden dönmez, düz
    KIYIN: 1- Akit, sözleşme, anlaşma 2- Güç, kudret, otorite
    KIYIŞKAN: 1- Sözünün eri, sözünde duran 2- Cesur, gözü pek
    KIYMAÇ: Gamze
     
  16. 25 Nisan 2009
    Konu Sahibi : asibuz
  17. asibuz

    asibuz Ne Mutlu TÜRKÜM Diyene!!! Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    387
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    KIYUK: 1- Mutluluk 2- Geyik
    KIZARIK: 1- Kızıl, kızıllaşmış 2- kızgın
    KIZGAN: Kızgın, kızışmış
    KIZGIN: Kızıllaşmış, asabi
    KIZI: Şiddet, asabiyet, kızama, kızgınlık
    KIZIK: 1- Kızgın, asabi 2- Kısık, hapis
    KIZIL: 1- Kırmızı, al 2- Altın 3- Kızmış, kızarmış, kızgın
    KIZILALMA: birl Kızıl/Elma
    Olgun, kızarık elma anlamı, bir sembol ve imgedir Ülkü’yü motivasyonu içerir Bazen,
    fethedilmesi gereken illeri ifade eder, çoğu kez ise bütün Türklerin, tek bayrak altında toplandığı devletin, “Birleşik Türk devletleri”nin imgesi
    KIZILGU: Kızarmış, kızgın
    T Kırgızların, Mürdi oymağı, dip dedelerinden
    KIZILHAN: birl Kızıl/Han
    Şamanist gelenekte Tanrı sıfatlarından
    KIZILOTAĞ: birl Kızıl/Otağ
    Kağan ya da Han’ların verdikleri, toy ve şölenlerde, kız çocuk sahiplerinin oturduğu, şeref tribünü
    KIZIMTAY: birl Kızım/Tay (Kızmaktan kızgınlık) Tay
    KIZIRAK: (kızarık, kızrak) Nadir, ender rastlanan
    KıÇı: 1- Kişi, adam, insan 2- Küçük, minyon 3- Geçmiş, geçik, eski 4- Keçi
    KıÇıCıK: 1- Kişicik, insancık 2- Küçük, minyon
    KıÇıK: 1- Küçük, minyon, Geçik, geçmiş
    KıÇıN: Zincir
    KıÇKı: 1- Eski, kadim 2- Kişi, insan
    KıÇKıNE: (Giçgine) Geçkin, geçmiş kadim
    KıDGÜ: Giyim, giysi, elbise
    KıLÜKEN: Gülen, güleç, güleryüzlü, mütebessim
    KıNDıK: Orta, odak, merkez
    KıNEŞ: Şura, meşveret, kongre
    KıRıŞ: Sinirden ve bağırsaktan yapılan sicim Ok yayı olarak da kullanılır
    KıRTı: Doğruluk, gerçekçilik
    KıŞıLıK: Karakter, şahsiyet, insan olma özelliği
    KıŞKEN: (Kiçgen) 1- Küçük, minyon 2- Geçen, geçmiş
    KıÇKENTAY: birl Kiçken/Tay minyon, minik
    KıYE: Kut, talih, ululuk
    KıYELı: Mübarek, saygıdeğer, ulu
    KıZEK: 1- Kesik 2- Nöbet 3- Seyran, gezinti
    KıZıR: 1- Keser, kesici 2- Gever, gezgin 3- Atılgan, cesur
    KOBRAT: (Kubrat) Derlemek, toparlamak, örgütlemek
    KOBU: (Kovu) Buket, demet
    KOBURCUK: Kabarcık, kabarık, kabadayı
    KOCA: 1- Ulu, saygıdeğer, hürmete layık 2- Bilgili, tecrübeli, görüp geçirmiş 3- Gösterişli, azametli 4- Mert, düz, koç gibi
    KOCABAŞ: birl Koca/Baş Koruyucu, muhafız
    KOCAMAN: 1- Akıllı, bilge 2- ıriyarı, cüsseli, heybetli
    KOÇ: Erkek koyun mec Düz, mert, yüz yüze dövüşen, hilesiz, yiğit, dayanıklı, yılmaz
    KOÇA: 1- Koç gibi2- Kibar, centilmen
    KOÇAK: Koç gibi, cesur yürekli
    KOÇAN: 1- Centilmen, kibar 2- Koşan, koşucu
    KOÇAŞ: Rehber, yol gösteren, önde giden
    KOÇGAR: (Kaçgar,kaşgar) 1- Koç başı 2- Koç gibi, koç yiğit
    KOÇı: Koç gibi, koç yürekli
    KOÇLUĞ:KK43: Koçluk) Koç olacak kuzu
    KOÇO: Kibar, mert
    KOÇU: 1- Koç gibi 2- Kibar, centilmen
    KOÇUM: 1- Yiğit, mert 2- Koşum, koşma
    KOÇUN: Düz, hilesiz, temiz yürekli
    KOÇUGAR: Mert, yiğit, özü sözü bir
    KODAR: Mağrur
    KODAZ: Mağrur
    KOKLUĞ: Koku, parfüm
    KOKULUG: Koku, Parfüm
    KOKUM: Parfüm
    KOKUŞ: Dalları, ok yapımına elverişli bir ağaç türü
    KOLAN: 1- Hediye, bahşiş 2- Kollayan, koruyan 3- At, eşek,katır gibi hayvanların, eyerini
    bağlamaya yarayan kemer
    KOLBAG: Kadınların, aksesuar olarak bileklerine taktıkları, boncuklu halka
    KOLBAŞ: Askeri birlik başı, komutan, askeri koruyup kollayan kişi
    KOLBAY: Askeri danışman
    KOLCUK: Kolcu, muhafız, koruyucu
    KOLÇAK: Kolcu, koruyucu, kollayıcı
    KOLÇU: Muhafız, bekçi
    KOLDAGÜÇ: Hami, koruyucu, şefkatli, merhametli, yardımsever
    KOLDAŞ: 1- Silah arkadaşı 2- Arkadaş, birbirini kollayan
    KOLGAK: ıstek, heves, talep
    KOLGAY: Veliaht, şehzade (Kırım ve Kazan hanlıkları döneminde kullanılan bir aksesuar
    KOLKA: 1- Kolgu, kol takısı 2- Refika, hanım, eş
    KOLTAG: Arka, himaye, destek
    KOLUÇ: Kolcu, kolbaşı, komutan
    KOLUNÇUĞ: Yakarış, niyaz
    KOMAN: (Kaman,kuman) 1- Yurduna yabancı sokmayan 2- Aman vermeyen 3- Kumral
    KOMAS: Komayan, bırakmayan, aman vermeyen
    KOMUK: 1- Kabuk, ağaç kabuğu 2- Hazine, define
    KOMUR: Cesur, gözüpek
    KON: 1- Yurt, vatan 2- Konak, yerleşim, mekan
    KONAÇ: Aşiyan
    KONAG: 1- Konuk, misafir 2- Konuk ağırlanan ev
    KONALGA: 1- Konuk yeri, baş köşe 2- Menzil, konulacak, varılacak yer
    KONAT: 1- Cana yakın, munis, sokulgan 2- konuk ağırlayıcı, konuksever
    3- Birlikte göç eden oba birliği
    KONCA: 1- Armağan, bahşiş 2, Gül
    KONÇUK: 1-Aşina, tanıdık 2- Konuk
    KONÇUY: Kağan kızı, prenses, soylu kız
    KONDU: Yerleşik, yerli
    KONDUR: Konuksever, cömert
    KONGAR: 1- Koyu kırmızı renkteki at 2- Kızıla yakın renk tonu
    KONIK: Can, ruh, yaşam
    KONŞUK: 1- Konşu, komşu 2- Yerleşim yeri 3- konuşma, laf
    KONUK: 1- Misafir 2- Can, ruh 3- Varılacak yer, menzil
    KONUL: 1-Kerevetlerin altındaki, yük konan boşluk, yüklük
    KONULGA: 1- Konuk yeri, baş köşe 2- Konuğa verilen yemek, değerli yemek
    KONUR: 1- Yakışıklı, civan 2- Gururlu, onurlu, mağrur 3- Kara ve kızıl karışımı renk,
    at rengi, doru at
    KONUŞ: 1- Yerleşim, karargah 2- Menzil, varılacak yer
    KOPAN: 1- Galip, utkan 2- Ulu, yüksek
    KOPTURU: Saygı duruşu, tören duruşu
    KOPU: Kop, çok, çokluk
    KOPUN: Çoklu, bereket, bütünlük
    KOPUZ: Saz, bağlama (Kop_Uz)
    KOR: 1- Öz, maya, asıl 2- Ateş parçası, ateş
    KORBA: Filiz
    KORCU: Korucu
    KORGAN: Korunan yer, kale, kurgan
    KORGAVUŞ: Savunucu, müdafi
    KORIÇI: Korucu, koruyucu, bekçi, yasak bölgeleri bekleyen ve koruyan kişi
    KORIG: 1- Koru, ağaçlık, yeşil bölge 2- korunan, yasak bölge
    KORKMAZ: Korkusuz, cesur
    KORKUNÇ: Korkutucu, ürkütücü
    KORKUT: 1- Heybetli, korkutucu, korku salan
    KORUĞ: 1- koru, koruluk, ağaçlıklı bölge 2- Koruma bölgesi 3- Yasak bölge, askeri bölge
    KORUKÇU: Koruyucu, korucu, muhafız
    KOŞ: 1- Koç 2- Dizi, sıra, dize
    KOŞAK: 1- Koşulan, koşturan 2- Neşide, destansı şiir
    KOŞAR: 1- Emredici, buyurucu 2- Koşucu, çalışkan, hareketli 3- Dizen, düzenleyen
    KOŞMA: Ölçülü, uyaklı söz
    KOŞUK: 1- Yan yana, birlikte, yaren, dost 2- Koşma, şiir
    KOŞUL: Hüküm, şart
    KOŞULGAN: Koşul koyan, buyurucu
    KOŞUM: 1- Koçum 2- Bağlı, yan yana 3- Atın, eyer, kulan, üzengi vb malzemelerinin tümü
    KOŞUN: 1- Asker, savaş birliği 2- Halk, ahali 3- Dizi, dize
    KOTKU: Alçak gönüllü, mütevazı
    KOY: 1- Koyun 2- Merhamet, acıma duygusu
    KOYLU: 1- Merhametli 2- ıstikamet, yön, yönünü bilen 3- Koyunlu
    KOYU: Merhamet
    KOYULDAR: 1- Merhametli 2- Hürmetli
    KOYULMUŞ: 1- Merhametli 2- Çalışkan
    KOYUNLU:Merhametli
    KOYURGA: 1- Hürmet, lütuf 2- Acıma duygusu, merhamet
    KOYURTANG: Özgürlük, Hürriyet
    KOZAN: Kozalak
    KOZALAK: Çam, selvi gibi ağaçların sert çiçeği
    KOZAN: Kazan
    KOZGAV: Kıyam, isyan, başkaldırma
    KÖPÜRGE: 1- Köprü, geçit 2- Savaş davulu
    KÖÇET: Filiz, sürgün
    KÖÇMEN: Göçmen, göçücü
    KÖDÜRGÜ: Kurban, adak
    KÖGMEN: (Gökmen) 1- Tanrısal, ilahi 2- Sayın, saygıdeğer 3- Gücünü Tanrıdan alan
    KÖĞÜZ: 1- Göksel, Tanrısal 2- Göğüs, sine
    KÖK: 1- Gök 2- Aile, soy
    KÖKDAŞ: Emsal, örnek
    KÖKEN: Göğen, gelen, 2- Köken, soy, aile
    KÖKıM: 1- Göğüm 2- Soyum, ailem
    KÖKLÜ: 1- Tanrıdan gelen 2- Soylu
    KÖKTEM: 1- Bahar 2- Gençlik 3- Deha, akıl
    KÖL: Göl mec Ululuk, sonsuzluk, derinlik, bilgelik
    KÖLMÜK: Halk, ahali
    KÖLÜK: Yük hayvanı
    KÖMEK: 1- Yardım, arka, destek, inayet 2- Ahali, halk
    KÖMEN: 1- Hayal, düş 2- Irk, soy 3- Cevher, damar
    KÖMEY: Gerdan, döş
    KÖMÜÇ: Hazine, define
    KÖNG: (Könk) Cariye, odalık
    KÖNGÜL: Gönül, can
    KÖNıLıK : Adalet, doğruluk
    KÖNKAŞ: Künkaş, kenkeş, meşveret
    KÖNÜ: Adalet, doğruluk
    KÖNÜL : Gönül , can
    KÖP: Çok, gür, çokluk, bolluk
    KÖPTÜK: 1- Bereket, bolluk 2- Kalabalık
    KÖPÜK: Kabarcık, köpürcük, çoklu, artış
    KÖREGEN : Gören, görücü
    KÖREM: 1- Körpe, taze 2- Görgülü, terbiyeli
    KÖRGEN: Gören, görücü
    KÖRGÜZ: Görgülü, centilmen, beyefendi
    KÖRKE: Ağaçtan yapılmış tabak
    KÖRKEM: 1- Görkem, ihtişam 2- Hoş, güzel, latif
    KÖRKLÜĞ: Güzel, alımlı, cemile
    KÖRPE: Taze, cıvan
    KÖRÜ: (körüg) Gözcü, haberci, casus, gözlemci
    KÖRÜM: 1-Bakış, nazar, gözlem 2- Düş, rüya 3- Zeka, fehm
    KÖRÜMÇı: Astronom, rasat, gözlemci, yıldızları inceleyen kişi
    KÖRÜMDÜK: Bakıcı, nezaretçi
    KÖRÜNÇ: 1- Görgü, muaşeret 2- Bakan, nazır
    KÖSEMEN: Tas artan koç
    KÖŞÜK: Dilek, temenni
    KÖTÜZ: Kıymetli
    KÖVENÇ: 1- Güvenç, güvence, teminat 2- Azamet, gurur
    KÖVEZ: Afi, çalım, fiyakalı
    KÖYMEN: 1- Yanıcı, yanık 2- Hayal
    KÖYMEZ: Yanmaz, ateş almaz
    KÖZLÜK: At kuyruğundan yapılan, göz kamaşması ve göz ağrılarının tedavisinde kullanılan bir dokuma
    KUANÇ: Kıvanç, sevinçli gurur
    KUANÇI: Kıvanç
    KUBAL: Gürz, demir topuz
    KUBAN: Kapan
    KUBAT: Kapalı, gizli
    KUBAY: birl Kubi/Ay
    Yakutların eski dönem “Temizlik Tanrıçası”
    KUBı: (Kubil) Gökyüzü, feza, sema Mec Başsızlık ve sonsuzluk
    KUCAN: Göçen, göçer
    KUCAR: Göçer, göçücü
    KUÇAM: Deste, demet, bağ
    KUÇAR: Göçer, göçmen
    KUDA: Sihir, büyü
    KUDAGAÇI: Büyücü, doktor
    KUDAK: Kadak, katı, sert
    KUDEKAN: Buyruk, sert, emir, azar
    KUKUN:kıvılcım, ateş parçası
    KUKUŞ: 1- Gonca, gül 2- Şaka, latife
    KUL: Bağımlı, bağlı, köle mec Bağlılık, sadakat
    KULA: 1- Kızıl ve karışımı renk, doru, bordo 2- Yelesi, ve kuyruğu kara, gövdesi kızıla çalan at 3-Yabani at 4- Gözü kara,atılgan
    KULAÇ: 1- Açıklık, mesafe 2- ıki kol arasındaki ara
    KULAGU: 1- Yaratıcı, kılıcı, hükmedici 2- Kula gibi 3- Korkusuz, gözü kara
    KULAN: 1- Galip, utkan 2- Vahşi at 3- Yaban eşeği
    KULANŞI: 1- At terbiyecisi 2- Musikişinas, müzisyen
    KULBAK: Merhametli, yardımsever
    KULDAM: Sadık kul
    KULGA: Güvercin
    KULGU: 1- Müfettiş, murakıp 2- Güvercin
    KULı: (kulıg) Cesur, gözü kara
    KULPU: 1- Kilit 2- kulluk, kulluk eden
    KULUGA: Güvercin
    KULUN: Tay, süt emen çağdaki at yavrusu
    KUMAÇ: Solgun, soluk
    KUMAK: 1- Yardım, kömek 2- Sevda, aşk
    KUMAN: 1- Solgun 2- Kumral, sarı ile kahverengi arası renk 3- Aman vermeyen, dirayetli
    KUMANDI: Mutlu, sevinçli
    KUMARAL: Kumral, buğday tenli
    KUMARGA: Kuşatma, muhasara
    KUMRAL: Buğday tenli
    KUL: 1- Koyun 2- Can, ruh 3- Uçurum 4- Adalet
    KUNAN: 1- ıki yaşına gelmiş kısrak 2- Adaletli, adil
    KUNAR: Bereket, bolluk
    KUNARLI: Bereketli, münbit
    KUNDUZ: Dere kenarlarında yaşayan, kürkünden börk yapılan bir hayvan
    KUNı: Adalet, hakkaniyet, adaletlilik
    KUNT: 1- Dayanıklı, metin 2- Sade, gösterişsiz
    KUNUK: 1- Mahzun, elemli 2- Konuk
    KUPÇI: ınce, zarif
    KUPTAN: Niyaz, dua, yakarış
    KUR: Düzen, sıra, hiyerarşi, düzenleme
    KURAL: Düzen, düzenlilik, kaide
    KURALAY: Ceylan, ahu
    KURAR: Organizatör, düzenleyici
    KURAY: Bir çeşit bozkır bitkisi ot
    KURÇ: (kuruç) Kılıç yapımında kullanılan, iyi bir çelik türü
    KURÇAK: Heykel, yontma taş
    KURÇI: 1- Kürçü 2- Kurucu
    KURÇIK: Kurum, kuruluş, yapılanma
    KURGA: 1- Tecrübeli, bilge 2- ınce, narin
    KURGAN: 1- ıstihkam, kale 2- Anıt, anıt mezar
    KURIDIN: Batılı, batı bölgesinden
    KURUM: Figür, dans
    KURIMLAK: Cilveli, hareketli, kıvrak
    KURIKAN: 1- Kürkan, damat 2- Hisar, kale 3- Ağaçlık bölge
    KURLAS: Düzen, işleyiş, ahenk
    KURMAN: Düzgün, düzenli, düzenleyici
    KURMUŞ: Planlı, düzenli, örgütlü
    KURT: Bağımsızlığına olan düşkünlüğü, evcilleşmeyen tek hayvan oluşu, mücadeleciliği, hareketliliği,gururlu ve zeki oluşu, özellikle de sosyal ve örgütçü oluşu ve daha bir çok özellikleriyle, Türklere benzeyen ve Türklerin de çok eskiden beri kutsayarak, sembolleştirdiği hayvan
    KURTAK: Kurulu, ayarlı
    KURTAR: Kurtarıcı
    KURTARAN: Kurtarıcı
    KURTGA: Tecrübeli, gün görmüş
    KURTUL: Haraç, vergi, cizye
    KURTULGU: 1- Vergi, haraç 2- Kurtuluş, istiklal
    KURTULMUŞ: Özgür, bağımsız, azade
    KURTUN: Batılı, batıdan
    KURUĞÇIN: Kurşun
    KURUK: Koru, park, koruluk
    KURULTAY: birl Kurul/Tay Kongre, divan, oturum
    Gerek seçim, gerekse devlet için önemli kararların alındığı seçkinler meclisi
    KURUM: 1- Kuruluş, düzen, düzenleme 2- Çalım, jest, afi 3- Kaya parçası
    KURUT:1- Kurt 2- Kale burcu 3- Kurutulup, suyu alınmış peynir topağı
    KUSKUN: Atın kuyruğundan geçirilip, eyere bağlanan kayış
    KUŞ: Kuş
    KUŞÇAK: Kuşçu, kuş eğiticisi
    KUŞÇU: Kuş eğiticisi
    KUT: 1- Uğur, talih, baht 2- Tanrısal, mübarek 3- Can, ruh, dirilik, yaşam kaynağı, yaşam gücü 4- kader, yazgı 5- Erk, iktidar 6- Bereket, nasip
    KUTADGU: Kutsanmış, kutlu, değerli, yararlı
    KUTALAN: birl Kut/Alan mübarek
    KUTALDI: birl Kut/Aldı kutlu, mübarek
    KUTALMIŞ: birl Kut/Almış kutlu, mübarek, kutsanmış
    KUTAMIŞ: Kutsamış, değer vermiş, mübarek eylemiş
    KUTAN: 1- Dua, yakarış, niyaz 2- Bir avcı kuş 3- Saban, pulluk
    KUTAR: Kutsar, kutsayan, kut veren
    KUTAŞ: Kutlu, mübarek
    KUTAY: birl Kut/Ay T 1- Ateş parçası,ateş 2- Şamanist gelenekte,” Ateş Tanrısı” 3- ıpek, ipekli kumaş 4- Tanrıça 5-Paha biçilmez, değerli
    T ılhanlı hanlarından, Argun Han’ın evdeşi ve Keykatu Han’ın anası
    KUTGARU: Buyruk, fermen
    KUTKU: Ağırbaşlı, alçak ,gönüllü
    KUTLU: 1- Mübarek, Tanrısal 2- Bahtiyar 3- Kabul görmüş, saygıdeğer
    KUTLUCA: Uğurlu, bahtı açık
    KUTLUĞ: Kutlu, mübarek
    KUTLUĞ ıNANÇ: (Kutluk ınanç) Kutlu/ınanç
    KUTLUK: Kutlu
    KUTLUK : (Kutluğ) Kutlu, mübarek
    KUTSANDI: Kutlu, mübarek
    KUTUN: 1- Mesut, mutlu, nurlu 2- Mukaddes, kutsal
    KUTUNMUŞ: Kutlu, mübarek
    KUTUR: Kutlu, mübarek
    KUTUZ: birl 1- Kut/Uz 2- Yaban öküzü
    KUVANÇ: Kıvanç, gurur, mutluluk, iftihar
    KUVANDUK: Kıvanç, mutluluk, iftihar, gurur verici
    KUVART: 1- Kurt 2- Dayanıklı, kavi, metin
    KUVAT: Sevinç, mutluluk
    KUVRAG: Toplum, toplumcu
    KUYAK: Zırh, demirağ
    KUYAN: Tavşan, bozkır tavşanı
    KUYAŞ: Güneş ışığı
    KUYDUNG: Beden, vücut
    KUYMU: Sevinç, neşe
    KUYTAK: Mahfuz, siper
    KUYTURKA: Bağış, ihsan, lütuf
    KUYULDAR: Saygıdeğer, saygıya layık
    KUYUM: Aksesuar, küpe, bilezik
    KUZ: Dağın, güneş görmeyen yamacı
    KUZAY: Kuzey yönü, güneşin az olduğu yer,Karanlık ve soğuk yer
    KUZLAK: Bebe, yavru
    KUZU: 1- Koyun yavrusu 2- Yavru, bebe
    KÜÇ: Güç, dirayet, kudret
    KÜÇKARA: birl Küç/Kara (Acı kuvvet)
    KÜÇEM: 1- Güç, kudret 2- zorba
    KÜÇEY: Güçlü, gücü yeten
    KÜÇı: Güç, güçlük, zorluk
    KÜÇıN: An, kısa zaman parçası
    KÜÇKEY: Güçlü, zorlu
    KÜÇLÜK: Güç, güçlük, zorluk, kudret
    KÜÇÜK: Ufak, minyon
    KÜÇÜLÜ: Güçlü, zorlu
    KÜÇÜLÜK: Güçlük, güç, zorluk
    KÜÇÜM: Güç, kudret
    KÜKLER: Müneccim, yıldız falcısı
    KÜKREK: 1- Onur, gurur 2- Kükreyiş, kükreyen
    KÜL: 1- Ateş, ateşlilik, yakıcılık, yok edicilik 2- Yenilmezlik 3- Ulu, ünlü 4- Cesaret, gözü karalık 5-Göl, göl gibi geniş ve büyük
    KÜL TıGıN: birl Kül/Tigin Birkaç anlam: 1- Ateş prensi 2, yenilmez prens 3- Ulu prens 4- Yok edici prens
    KÜLÇUR: Ululuk, yüksek mevki, saygıdeğerlik
    KÜLE: 1- Güle , gülüş 2-Demet,bağ, deste
    KÜLEGEÇ: 1-Güleç, güler yüzlü 2-Name, melodi
    KÜLEGEN: Gülen, güler yüzlü
    KÜLEK: 1- Fırtına, kum fırtınası 2-Bakraç, tahtadan yapılmış yoğurt kabı
    KÜLEM: Bereketli, münbit
    KÜLER: birl Kül/Er Ulu, saygın kişi
    KÜLTEM: Deste, demet, buket
    KÜLÜG: (Külük) 1-Ünlü, meşhur, çok tanınan 3-Hızlı,seri
    KÜLÜNK: Kazma
    KÜMÜŞ: Gümüş
    KÜN: Gün, güneş
    KÜNANA: birl Gün/Ana
    Şamanist gelenekte, göğün yedinci katına bakan tanrıça
    KÜNÇEK: Güneşlik, şemsiye
    KÜNDEŞ: 1- Gündeş, güneşe eş değerde 2- ızci, takipçi, halef
    KÜNDÜN: Gün ışığı
    KÜNDÜZ: Gündüz
    KÜNEŞ: Güneş
    KÜNGERÜ:Arzu, dilek, temenni
    KÜNG: Cariye, dişi köle
    KÜNı: 1- Adil, adaletli, hukukçu, yasalara bağlı 2- ıtaatkar, muti
    KÜNKAŞ: Danışma, nasihat
    KÜNTEM: Günlük, gündelik
    KÜNÜÇEN: Muti, itaatkar, saygılı
    KÜNÜLÜK: 1- Şemsiye, 2- Günlük, yevmiye
    KÜR: 1- Gür, sık, bol, bolluk 2- Canlı, diri, sağlam, sarsılmaz 3- Gürleyen, kükreyen, kabadayı, gözü kara, yürekli 4- Öz, maya, özünü yitirmemezlik 5- Düzen, düzenlilik 6- Çare, çözüm, deva
    KÜRÇE: Esas, asıl, maya, öz
    KÜRÇı: Kabadayı, gözü kara
    KÜRHAN: (Gürhan) birl Kür/Han
    Türk mitolojisinde, Kara Han’ın oğullarından
    KÜRı: ıç geçiren, imrenen, kıskanç
    KÜRKAN: birl 1- Kür/Kan (Gür/Kan) 2- Damat (Körekan)
    KÜRMEN: Özlü, soylu
    KÜRÜGEN: 1- Gürgen 2- Köregen, damat
    KÜRÜM: Basiret, meleke
    KÜRÜNÇ: 1- Özlü, soylu 2- Düzen, düzenli 3- Kıskanç
    KÜŞLıK: 1- Güçlük, güç, zorluk 2- Mutlu, mutluluk
    KÜŞÜM: 1- Ar, edep, hicap 2- Güç, güçlülük
    KÜVENÇ: Güvenç
    KÜVENÇı: Güvence, garanti
    KÜZ: Güz, sonbahar, hazan
    KÜZNEK: Işık kırılması
     
  18. 25 Nisan 2009
    Konu Sahibi : asibuz
  19. asibuz

    asibuz Ne Mutlu TÜRKÜM Diyene!!! Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    387
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    MAMAKakin, kendi halinde
    MAMAY: Sakin, munis
    MAMIŞ: 1- Saygılı, söz dinler 2- Saygı
    MANAS: 1- Huy, mizaç 2- Heybet, heybetli
    MANAY: Saha, bölge, mıntıka
    MANÇO: Mengü, sonsuz
    MANÇU: Mengü, sonsuz
    MANGALAY: 1- Alın, yüz, cephe 2-Süvari, iyi ata binen
    MANGU: Mengü, bengü, sonsuz
    MANGUR: Mangır, bakır para
    MANGUT: Ölümsüz, sonsuz
    MARAL: Ceylan, ahu türü bir hayvan
    MAYDA: Narin, ince, ince yapılı
    MENÇıK: Mülkiyet, mal varlığı
    MENDEŞ: (Menteş, mintaş) Acele, aceleci
    MENGı: Mengü, bengi, bengü
    MENGıLıK: Sonsuzluk
    MENGÜ: Ebedi, sonsuz, sonsuza kalan, sonsuzluk, ölümsüzlük
    MENGÜÇ: Sonsuzluk, sonsuzluğa ulaşmış, ermiş, ulu, saygıdeğer
    MENGÜÇ ATA: birl Mengüç/Ata
    Bilgi ve tecrübesine başvurulan ulu ve bilge kişi
    MENGEN: 1- Nişancı, iyi ok atan, okçu 2- Becerikli, mahir
    METE: 1- Soylu, saygıdeğer 2- Bütün, bütünlük, bütünlükçü
    METEHAN: birl Mete/Han
    Hun kağanlarının en ünlüsü Aynı soy ve kökten gelen boylar arasında, kan dökülmesini
    yasaklamış hepsinin tek bir devlet çatısı altında toplanması gerektiğini,bunun aynı zamanda Türk Tanrısı’nın bir emri olduğuna inanarak bu yolda mücadele etmenin ve bunun getireceği sonuçların,en büyük ve paha biçilmez bir mutluluk olduğuna inanmış, bunu da ayrıca,devlet politikası biçimine getirmiştiTürk töresine devlet idaresine sokan,ilk düzenli ve sınıflı kara ordusunu kuran,”Birleşik Türk Devletleri ülküsünü devlet siyaseti olarak ve bunu gerçekleştiren ilk Türk büyüğü
    MıN: 1-Bin,bin sayısı 2-ben,gamze
    MıNG:1-Ben,gamze 2-Huzur,refah 3-Bin sayısı
    MıNGAN: Benli,gamzeli
    MıNGıLıK: Rahat,huzur,refah
    MıNGıR: Çok külliyetli
    MOĞOL:Kaygı,endişe,hüzün
    Oğuz’un amcası ve ilk kayın atası
    MOKAN: Büken, güçlü
    MONGUÇ: Atik, çevik, hamleci
    MOTUN: Bütün, bütünlük ( Mete Han’ın asıl adının bu olduğunu söyleyen tarihçiler de var)
    MUGLU: Üzgün, hüzünlü
    MUNAR: Serap, algın
    MUNCUK: Boncuk, takı, mücevher
    MUNÇUĞ: (Boncuk)
    MUNG: 1- Hüzün, elem, üzüntü 2- Ming, ben, gamze
    MUNGLUĞ: (Mungluk) Üzgün, bunalmış, hüzzam
    MUNGUL: Hüzünlü, elemli
    MUTLU: Mutlu, mesut, bahtiyar
    MÜÇEK: öpücük, buse
    MÜGE: ınci çiçeği
    MÜLDÜZ: Berrak, saf
    MÜREN: Irmak, akarsu