Özcan Ünlü'den bir şiir...

Konusu 'Şiir' forumundadır ve Eski_dxuxnya tarafından 31 Mayıs 2007 başlatılmıştır.

    31 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : Eski_dxuxnya
  1. Eski_dxuxnya

    Eski_dxuxnya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Mart 2007
    Mesajlar:
    329
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86



    Neden susayım usta, kırmızı bir gök yağıyor üstüme

    Dörtnala içiyorum rüzgârın soğumuş yapraklarını

    Göğsümdeki âteş düşüyor soyunmuş dudaklarıma

    Savurup atıyorum taflan yemiş çocukları, alnımdan

    Yürü yürü çoğalıyor eylül denen yol,

    Geçiyor eşiklerden yağmur kokulu saçlarıyla iki sevgili

    Ve birdenbire uçuruma düşüyor simyası yalnızlığın...



    Islak çöl ıslıkları yapışıyor moraran parmaklarıma usta

    Eylül denen ölüm çiçeğine veriyorum son nefesimi

    Kurşuna dizilmiş düşlerden tanıyorum hayalifener çocukları

    Sesime katık yaptığım hüznünden ve içime batan aşk teknesinden

    Çıkarıp alıyorum incecik çığlıklarını çocuk yanımın

    Bir sonbahar aynasında unutmak istiyorum yoksulluğunu ülkemin

    Alışmak toza toprağa bulanmış karanlıklarına serin sokakların...



    Biliyorum, hüzün akşamlarında dökülüyor bütün sırlarım usta

    Kalbe değen yıldırımlar yazıyor aklıma kara sevdalı bulutlar

    Işıktan sesleriyle ölüyor kuşatılmış bahçelerdeki çiçekler

    Küskün zambaklar sığınıyor gecemin üşüyen dar kapılarına

    Kapanmış pazarların titreyen meydanlarında düşüyorum sayımdan

    Elimde eli sevgilinin ve içimde uçamayan kuşların sessizliği

    Bahçeye koşan kokusundan tanıyorum nefesini eylülün...



    Ben ölürsem, kim taşıyacak onca gök gürültüsünü usta

    Kim toplayacak uçarı hüzün şimşeklerini çocukların kalbinden

    Kıyılarına vura vura ancak ben yürürüm lodoslu dalgaların

    Sarhoş sokakların ruhunu ben döndürürüm boynu bükük yaprağa

    Lezzetli güz sofralarında kalan sevinçlerini bilirim çocukların

    Ateşler içinde yanan güller bana anlatır sırlarını

    Herkes adına toplarım hüzün soluyan kuşları o serin sokaklardan



    Ölüp ölüp dirildim usta, yağmurla yıkadılar cesedimi

    Sağnak yemiş caddelerinde kayboldum güngörmüş kentlerin

    Unutup sonbaharı, poyraz bakışında ısındım sevgilinin

    Gözlerinin limanına demirledim intihar yüklü bulutları

    Ellerimle topladım cüretkâr gözyaşlarını yazıklı şarkılardan

    Sessizce ağladım, alnıma koyarak sıcaklığını gülücük çukurunun

    Küçüldükçe gözlerim tanıdım eylülün sarışın mahzunluğunu



    Bir hüzzam şarkı söyle, dinsin içimin melâli usta

    Yarı uçuk kentlerde zaten ağlıyorum bütün yoksullukları

    Eylülün aynasında bir ben, bir de poyraz bakışı sevgilinin

    Ve küçük bir çocuğun destan okuyan gözlerini bırakıyorum

    Çamur bakışlı sokaklar kaçıyor adımlarımın uğultusundan

    İşte sana usta, söylediğin o hüzzam şarkıyı bırakıyorum

    Hüzün mü? Hâlâ mümkün! Ben çekip gidiyorum...


    Özcan ÜNLÜ