Özdemir İnce Siirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve nerde tarafından 28 Temmuz 2007 başlatılmıştır.

    28 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : nerde
  1. nerde

    nerde Aktif Üye Üye

    Katılım:
    29 Haziran 2007
    Mesajlar:
    326
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    YORGUN DEĞİLİM


    Yorgun değilim,
    seni beklemekten,seni düşlemekten,geçen günlerden,
    yeniden başlasam da bir başka yenilgiye.

    Yorgun değilim,
    ne aşktan,ne dostluktan,ne de ölümden,
    geceye gözlerimi açarak bakıyorum.

    Yorgun değilim,
    ne acıdan,ne umuttan,ne de korkudan,
    sonbaharla birlikte kazıya başlıyorum.

    Yorgun değilim,
    ne geçmişten,ne şimdiden,ne de gelecekten;
    bir yanlızlığım vardı,gittikçe aşıyorum

    Alıntıdır...:1hug:
     
  2. 30 Haziran 2008
    Konu Sahibi : nerde
  3. violet sky

    violet sky Aktif Üye Üye

    Katılım:
    5 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    25
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    Ölümü Deneyen Küçük Kıza

    Bir anıt düşledim senin için
    mor bir tanyerinin kıyısına diktim
    geldi saçlarına yuva yaptı ay
    kuşlar, çiçekler seninle konuştular

    Sen anladın onların yarasını

    Sabahın beşi kardeşin senin
    çakıltaşları da kardeşin
    gün batarken menekşe olacaklar
    ve basma gömlekler giyecekler

    Bir sen anladın onların yarasını

    Yeni bir sözlük yarattın kendin için
    kuşlara, çiçeklere, çakıltaşlarına da öğrettin
    sizin için bir dünya kuruldu sözcüklerden
    ev: soluksuz bir at
    okul: sürgün yeri
    Gökyüzü: yok
    Sokak: çıkmaz
    Dünya: surlar
    Düşler: sığınak

    - Ölümden korkmadın mı küçük
    - Hayır çok ölü gördüm ben

    Gökten yağan kuşları
    can çekişen kediyi
    sesi kesilen ağaçları görmüştür
    bir kentin öldüğünü görmüştür
    ölümün öldüğünü görmüştür

    Bir anıt düşledim senin için
    Mor bir tanyerinin kıyısına diktim

    Özdemir İnce
     
  4. 19 Kasım 2008
    Konu Sahibi : nerde
  5. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.195
    Ödül Puanları:
    238
    DURUM



    Pazar günü geçmek bilmiyor
    Birden bir kavak fışkırıyor pencereden
    Hızla kapıyı örtüyor bir sokak
    Bir kız saatine bakıyor alanda
    Gençliğim, güneşim, rüzgârım benim!
    Bu çıraklık sabah akşam sürüyor.

    Pazar günü geçmek bilmiyor
    Toprağın alnında eriyor güneş
    Sevdiğim uzakta, bir an kadar yakın
    Aramızda sessizliğin amansız yasası
    Aklımda denizle donatılmış kentim
    Alışıyor sevgilim yaprak dökümüne.

    Pazar günü geçmek bilmiyor
    Nerede o ölüme yürümek öyküsü
    Ölüme yürümek, bir tarla açarmış gibi,
    Yürümek, genç ve mutlu, yürümek, sessizce.

    Pazar günü geçmek bilmiyor
    Gecenin güne değdiği yerde
    Saatler geçiyor parmaklarımın arasından
    Paslanmış demir renkli saatler
    Taze kan kokusu yoğunlaşıyor aklımda
    Bir pazar, yanmış küllenmiş bir gövde,
    Bütün pazarlar gibi geçiyor
    Bütün aylar, bütün yıllar gibi geçiyor.

    Kentim biraz uzakta, donatılmış bir gemi.

    Özdemir İnce