Özgür düşünebilmek

Konusu 'Hayat Bilgisi' forumundadır ve MRMN tarafından 4 Ocak 2010 başlatılmıştır.

    4 Ocak 2010
    Konu Sahibi : MRMN
  1. MRMN

    MRMN Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    11 Aralık 2009
    Mesajlar:
    8.858
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    Bu çok basit bir eylem gibi görülebilir, ancak hiç de öyle değil.. Çünkü kişi daha doğuştan çevrenin etkisi altında kalmaya başlar. Aklını kullanarak düşünebileceği yaşa geldiğinde toplumsal dogmalar, değer yargıları, batıl inançlar, baskılar, korkular, şartlanmalar ve zaaflar çoktan zihnini esir almıştır ve bu çerçeve içinde düşünmeye zorlanır. İnsan ancak özgür düşünebildiği sürece vicdanlı, adaletli, erdemli ve hür olabilir. Yine özgür düşünemeyen kişiler gerçeği görmekte zorlanacaktır.

    Aslında tabiatı itibarıyla düşünmek fiili hiç bir şekilde yasaklanamaz, ancak bu fiilin neticesi olan düşünceyi açıklamak yasaklanabilir. Konu bu yönüyle toplumsal bir olaydır. Kısaca, özgür düşünce ile düşünce özgürlüğü farklı şeylerdir. Bu sebeple biz özgürce düşünelim de, varsın bu düşüncemizi açıklayamamamız tek eksiğimiz olsun! Çünkü Allah açıklasak da, açıklamasak da düşüncemizi bilir ve biz tüm fiillerimizin hesabını sadece Allah’a veririz. Ne var ki bırakın düşünceyi açıklayıp açıklamamayı, iş özgürce düşünme noktasına dahi gelemiyor çoğu kez… Zira yukarıda sıraladığımız herhangi bir toplumsal sebep kişiyi özgür düşünmekten alıkoyabiliyor. Bu sebepler silsilesi zamanla bireyselleşip kişinin düşünsel çerçevesini oluşturuyor ve hadi özgürce düşün denilse dahi bu sınırı aşamıyor. Kısaca yasaklanamayana en büyük yasaklamayı biz kendi kendimize yapıyoruz. Değer yargılarımız (maddi ya da manevi), şartlanmalarımız, korkularımız, tamah ettiklerimiz, körü körüne inandıklarımız ve bağlanıp vazgeçemediklerimiz vb. uğruna beynimizi ipotek etmişiz veya haciz altında sanki…

    Bir kez yitirilmiş olan özgür düşünce yeteneğini yeniden elde edebilmek de çok zordur. Üstelik bu durum insan fıtratına uygun olmadığı için sıkıntılı sonuçlar da doğurur. Çoğu kez neticesi bedensel ve ruhsal hastalıklar olarak kendini gösterir.

    Nihayet ortaya köleleşmiş, iradesiz, bağımlı ve her yönden hasta bir toplum çıkar. O kadar ağır ve çok yönlü baskılar altında ki zihnimiz, özgür düşünemediğimiz için, kendimizle ilgili gerçekleri görebilmek konusunda objektif olabilmemiz de mümkün değil.. Görünüşte birilerinin bize ne yapacağımızı veya nasıl düşüneceğimizi söylemesinden hoşlanmadığımızı zannederiz. Ancak doğduğumuz andan beri birileri bize sürekli ne yapmamız ve nasıl düşünmemiz gerektiğini söyleyip duruyor. Yeter ki bunu açıkça yapmasınlar veya zaaflarımızın arkasına saklansınlar. O zaman hiç mesele çıkmaz, kayıtsız şartsız teslim oluruz her düşünceye ve duruma…

    Hattâ bırakın özgür düşünmeyi, açık veya gizli bu baskılar sebebiyle düşünmeye bile korkar hale gelmişiz. Fakat düşünmeksizin insanca yaşamın devamı da mümkün değil.. Buna da bir çare bulmuşuz biz insanlar.. Toplum içinde düşünme yeteneğini kaybetmemiş birilerini bizim adımıza düşünmesi için görevlendiriyoruz ve “hadi sen düşün, biz de kayıtsız şartsız kabul edelim” diyoruz. Bunu açıkça ifade etmesek de davranışlarımızla bunun işaretini veriyoruz. Böylesi daha mesuliyetsiz, kolay, emniyetli ve maliyeti düşük(!) geliyor galiba bize…

    * Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile, kendisine güzel bir rızk verilen ve o rızıkdan gizli ve açık olarak harcayan hür bir insanı misal verdi. Hiç bunlar eşit olur mu?… (16/75)

    Tüm toplumsal huzursuzlukların altında ve özellikle terörün kökeninde özgür düşünemeyen beyinlerin birilerinin kalıplaşmış radikal düşüncelerine kayıtsız şartsız tâbi olması yatar. Biz insanlar, kendi inancımıza göre olumlu ya da olumsuz bahanelerle düşünme melekelerimizi köreltip yok ediyoruz. İnanılır gibi değil ama yüzyıllardır vazgeçmeden bunu yapıyoruz biz… İnsanın kendi kendine yaptığını, kainattaki tüm varlıklar bir araya gelse ona yapamaz. Umalım ki, bizim adımıza düşünmesi için seçtiğimiz kişiler vicdanlı, erdemli, adaletli, insaflı, tarafsız ve koşulsuz sevmeyi başarabilen kişiler olur, yoksa insanlığın yarını umutsuz ve karanlıktır!