Özlemek

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve MeleklerKorusun tarafından 31 Temmuz 2009 başlatılmıştır.

    31 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : MeleklerKorusun
  1. MeleklerKorusun

    MeleklerKorusun Yorgun Savaşçı Pro Üye

    Katılım:
    7 Haziran 2008
    Mesajlar:
    3.058
    Beğenildi:
    73
    Ödül Puanları:
    153
    Özlemek denince ilk aklıma gelen kolalı jelibonlar olur hep. “Bir pakette
    sonsuz jelibon olsa” derdim küçükken. Ağzıma atınca patlayan sakızlar… Deli
    gibi sağa sola koşarak yakar top oynamak. İkinci dondurmada fırça yemek anne
    babadan. Yazlıkta bir grup “küçük” olarak defalarca ev-bakkal arası
    koşturduğumuz anlar.


    Sonra kışın bahçeye çıkamayınca pencerenin arkasından bakıp da yazı özlemek.
    “Bir an önce yaz gelsin.” deyip de bisiklete bineceğim anı hayal etmek.
    Akşam mahallede yarım saat daha fazla kalabilmek için karın ağrısı çekmek.
    Sevdiğimiz dersi özlemek. Uzaktayken kavuşmayı özlemek. Köfte-patates
    ikilisini özlemek.


    Özlemek çocukken hep güzelliklerle ve heyecanlarla dolu olmuş.


    Yıllar geçtikçe özlem yük katmış anlamına. Daha mantıklı daha ağır duygular
    girince hayatımıza özlemek bir iç geçirişe kadar gelmiş. Hafta içi günlerde
    Cuma’yı beklemek ve hafta sonuna özlem duymak olmuş .


    Özlem duygularla daha iz bırakır olmuş sonralarda. Paylaşılan güzel
    zamanların, heyecanların ve ardında iz bırakan tüm anların bir bütünü gibi
    büyür olmuş özelden genele. Özlem denince aklıma balonlar gelir bir de.


    Bazen özlemlerimiz bir balonu ipinden tutarak bakmaktır ona aşağıdan. İpini
    bırakınca elimizden uçup gider ve gitgide yükselir. Yükseldikçe uzaklaşır
    ama uzaklaştıkça küçük gelmeye başlar gözümüze. Ve koskoca gökyüzünde birkaç
    dakika sonra göremeyiz bile artık ne rengini ne kendisini.




    Kavuşmak varsa sonunda özlemin, ona ulaşana kadar geçeceğimiz basamaklardan
    daha hızlı çıkmak isteriz. Biri olsa da arkadan ittirircesine hız katsa
    bize. Özlediğimiz şeye olan kavuşma inancımızdandır koşarkenki hızımızın
    artışı. Bazen ise içimizden öyle çok şey götürür ki, ertesi sabah
    uyandığımızda birkaç yük birden ağırlaştığımız bile olur.


    İki ucu keskin bıçaktır benim özlemim. Güldüğüm bir an sanki sırtıma bıçak
    saplanırcasına varlığını kafama vurur. “Unutma” der. Zaten unutamam ki !!!


    Bir akşam sahilde yürümektir özlemim sana sımsıkı elele. Akşam olsa da
    sesini duysam diye zamanın akışını istememdir. “Yatıcaz-kalkıcaz-yarın
    olacak-buluşacaz” diye heyecanlanmaktır. Yanımda olduğunda “yakındaki uzak”
    oluşundur. Ortak kurulan bir hayali paylaşmaktır manzaralı bir yolda
    arabayla giderken. “Canım” kelimesidir yüreğimden çıkarcasına. “Sana bir şey
    olursa yaşayamam ben” demektir.


    Arkandan bakmaktır el sallamak için. Gözlerine bakmak değil içine akmaktır
    çoğu zaman. Bir an kapalı olsa da gözüm açtığımda yanımda görmektir seni.


    Işığı kapatıp kahvenin fincanda köpürmesini beklemektir beraber. Elime
    yapışan sakızı çıkarmaktır. İçine sıcak suyu koyduğunda rengi değişen
    bardağında beni hatırlayacağını düşünmemdir.


    Ve benim sana olan özlemim: “Asıl ben seni çok özlemişim.” deyişinin yanına
    o hayali çiçeği eklememdir. Biraz senden biraz benden. Bugün seni özlüyorsam
    bil ki asıl olan içimdeki sestir.


    İnsanı mum gibi içine eriten özlemler de yaşanmak içinse, o mum bitip
    mecburen sönene kadar yaşanacak demektir.


    ????
    alıntı​
     
  2. 3 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : MeleklerKorusun
  3. radika

    radika Popüler Üye Üye

    Katılım:
    22 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.046
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    Güzel bir paylaşımdı teşekkürler...a.s.