Pablo Neruda

Konusu 'Yazarlar' forumundadır ve BenPia tarafından 15 Ağustos 2009 başlatılmıştır.

    15 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : BenPia
  1. BenPia

    BenPia Queen Üye

    Katılım:
    8 Nisan 2008
    Mesajlar:
    4.898
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    106
    Pablo Neruda (asıl ismi: Ricardo Eliezer Neftalí Reyes Basoalto) (12 Temmuz 1904 Parral, Şili - 23 Eylül 1973 Santiago), Şilili yazar ve şair.


    Hayatı [değiştir]Şili'de demiryolu işçisi bir baba ve öğretmen bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Annesini çok küçükken kaybetti. 13 yaşındayken yerel "La Mañana" gazetesindeki bazı makalelerle katkıda bulunmaya başladı. 1920'de "Selva Austral" isimli edebiyat dergisinde "Pablo Neruda" adıyla yazmaya başladı. Şair, bu takma ismi Çek şair Jan Neruda'da anısına seçmişti. Daha sonra bu isim yasal adı olarak kalmıştır. İlk kitabı Crepusculario 1923 yılında yayınladı. Sonraki sene şairin en tanınmış ve pek çok dile çevrilmiş olan eserlerinden Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı(Veinte poemas de amor y una cancion desesperada) basıldı. Edebi çalışmalarına devam ederken, bir yandan da Santiago'daki Şili Üniversitesi'nde Fransızca ve pedagoji okudu. 1927-1935 arası hükümetin elçisi oldu ve Burma, Seylan, Java, Singapur, Buenos Aires, Barselona ve Madrid'te görev yaptı. Bu dönemde yazdığı şiirler ezoterik sürrealist şiir kitabı "Residencia en la tierra" (1933)da toplanmıştır.

    İspanya İç Savaşı ve García Lorca'nın ölümü onu çok etkiledi ve önce İspanya sonra da Fransa'da Cumhuriyetçi harekete katılmasına neden oldu. Bu sırada şiirlerini topladığı Kalbimdeki İspanya (España en el Corazón (1937)) üzerine çalışmaya başladı. Kalbimdeki İspanya iç savaş sırasında cephede basılması açısından önemlidir. Aynı yıl ülkesine dönen Neruda'nın daha sonraki eserlerini siyasi ve sosyal konular üzerine oluşturmuştur.

    1939'da Paris'te İspanyol göçmenler için konsolosluk görevine getirildi. Meksika'daki konsolosluk görevi sırasında Canto General de Chile'yi yazdı. Bu eserde bütün Güney Amerika kıtasının doğası, insanları ve tarihi yazgısı epik şiir şeklinde anlatılmaktadır. Eser, 1950'de Meksika'da basılırken, Şili'de de el altından yayınlandı. Yaklaşık 250 şiirin yer aldığı eser, on kadar dile çevrildi ve bu çeviriler yüzünden Neruda elçilik yaptığı ülkelerde zorluklar yaşadı.

    1943'te Şili'ye dönen Neruda, 1945'te senatör seçildi ve Şili Komünist Partisi'ne katıldı. 1947'de Başkan González Videla'nın grevdeki madencilere yönelik baskıcı protestolarını protesto ettiği için, 2 yıl boyunca kendi ülkesinde kaçak yaşadı. 1949'da yurt dışına çıktı ve 1952'ye kadar çeşitli ülkelerde bulundu. Bu dönemde yazdığı eserler politik aktivitelerinin damgasını taşır. Örneğin Las Uvas y el Viento (1954) Neruda'nın sürgündeki günlüğü gibidir.

    Yaşamı boyunca güçlü siyasi duruşuyla tanınan Neruda, ülkesindeki ve İspanya'daki faşizme karşı durmuştur. 1970 yılında Şili başkanlığına aday gösterilmiş, ancak daha sonra başkan seçilen Salvador Allende'yi desteklemiştir. Allende seçilince Neruda'yı Şili'nin Fransa elçisi olarak görevlendirdi. 1971 yılında edebiyat dalında Nobel Ödülü aldı. 1972 yılında sağlık sorunları nedeniyle elçilik görevini bırakarak Şili'ye döndü. 24 Eylül 1973'de kalp yetmezliğinden hayatını kaybetti.



    bojografisi biraz prosedür ve kesinlikle saygidan koyuyorum ..asil siirleriyle tanimanizi tavsiye ederim
     
  2. 15 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : BenPia
  3. moondancer

    moondancer Sonunda Çok Mutlu :) Üye

    Katılım:
    12 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    614
    Beğenildi:
    166
    Ödül Puanları:
    113
    Pia,tek kelimeyle süpersin.. vereliniortak


    Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
    Şöyle diyebilirim: gece yıldızla dolu
    Ve yıldızlar, masmavi titreşiyor uzakta
    Şakıyarak dönüyor gökte gece rüzgarı.
    Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
    Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara.
    Kollarıma aldım bu gece gibi kaç gece
    Kaç defa öptüm onu sonsuz göğün altında
    Sevdi beni o ben de bir ara onu sevdim
    O durgun, iri gözler sevilmez miydi ama

    Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim.
    Yokluğunu düşünüp, yitmesine yanmakla
    Duyup geceyi, onsuz daha engin geceyi.
    Ota düşen çiy gibi, düşmekle şiir cana
    Ne gelir elden, sevgim onu tutamadıysa.
    Gece yıldız içinde, o yoldaş değil bana
    Hepsi bu. uzaklarda şarkı söylüyor biri.
    Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
    Gözlerim arar onu, yaklaştırmak ister gibi
    Yüreğim arar onu, o yoldaş değil bana

    Artık sevmiyorum ya nasıl, nasıl sevmiştim
    Sesim arar rüzgarı ulaşmak için ona
    Ellere yar olur. öpmemden önceki gibi.
    O ses, ışıl ışıl ten ve sonsuz bakışlarla
    Artık sevmiyorum ya severim belki yine
    Ne uzundur unutuş ah ne kısadır sevda
    Böyle gecelerde kollarıma aldım çünkü
    Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca

    Belki bana verdiği son acıdır bu acı
    Belki son şiirdir bu yazdığım şiir ona
     
  4. 2 Kasım 2009
    Konu Sahibi : BenPia
  5. BenPia

    BenPia Queen Üye

    Katılım:
    8 Nisan 2008
    Mesajlar:
    4.898
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    106
    Bunca gün, ah, bunca gün
    görmeyi seni böyle kirilgan, böyle yakin,
    nasil öderim, neyle öderim?

    Uyandi kana susamis
    ilkbahari korularin,
    cikiyor tilkiler inlerinden
    ciylerini iciyor yilanlar,
    ve ben gidiyorum seninle yapraklarda
    camlar ve sessizlik arasinda,
    sorarak kendime nasil, ne zaman
    ödeyecegim diye su bahtimi.

    Bütün gördüklerim icinde
    yalniz sensin hep görmek istedigim
    dokundugum her sey icinde
    senin tenindir hep dokunmak istedigim:
    seviyorum senin portakal kahkahani
    hoslaniyorum uykudaki görüntünden.

    Ne yapmaliyim, sevgilim, sevdicegim
    bilmiyorum nasil sever baskalari
    eskiden nasil severlerdi,
    yasiyorum, bakarak, severek seni,
    ask tabiatimdir benim..

    Her ikindi daha da hosuma gidiyorsun.

    Nerde o? Hep bunu soruyorum
    kayboldugunda gözlerin
    Ne kadar gec kaldi! Düsünüp inciniyorum,
    yoksul, aptal, kasvetli duyuyorum kendimi
    geliyorsun sen, bir esintisin
    seftali agaclarindan ucan.

    Bu yüzden seviyorum seni, bu yüzden degil
    o kadar neden var ki, o kadar az,
    böyle olmali ask
    kusatan, genel
    üzgün, müthis,
    bayraklarda donanmis, yasli,
    yildizlar gibi cicek acan,
    bir öpüs kadar ölcüsüz...
     
  6. 29 Kasım 2009
    Konu Sahibi : BenPia
  7. BenPia

    BenPia Queen Üye

    Katılım:
    8 Nisan 2008
    Mesajlar:
    4.898
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    106
    Bunca zamandır nerede olduğumu soracak olursan
    "Oldu bir şeyler" demeliyim
    oturmalıyım bir taşa
    kararan dünyada,
    kendini yemiş bitirmiş bir nehirde.
    Korumasını bilmiyorum yitirdiklerini kuşların
    Geride bıraktığım denizi
    ya da çığlığını kızkardeşimin.
    Nedir bu toprağın zenginliği?
    Gün neden günle kapanıyor?
    Neden karanlık gece çalkalanıyor ağzımda?
    Ve ölüm neden?

    Nereden geldiğimi sormayacak mısın?
    Anlatayım sana;
    Kırık şeyleri
    Acılı kapları
    Sık sık tozlanan koca sığırları
    ve tutulu kalbimi.

    Bunlar ne belleğimizde uyanan sarı güvercinler,
    ne de anılardır kuşaktan kuşağa akan.
    Ağlayan yüzlerdir bunlar,
    Parmaklardır gırtlağımızdaki,
    ve toprağa düşen yapraklardır.
    Yiten günün karanlığıdır.
    Yeşertir kaleleri hüzünlü kanımızdaki.

    İşte menekşeler ve işte kırlangıçlar,
    Sevdiğim her şey
    Tatlı mesajlar veren günbegün
    açıkta zaman
    tatlılığı artan.
    Kaçamayız biz; Dişlerimizin arasından:
    Neden kemiriyor boşa giden zaman
    sessizlik kabuğunu?
    Ne yanıt vereceğimi bilmiyorum.

    O kadar çok ki ölümüz
    Ve o kadar çok ki kızıl güneş önünde setler
    Ve o kadar çok ki çarpık kabuklu başlar
    Ve o kadar çok ki öpücüklerimizi engelleyenler
    Ve o kadar çok ki unutmak istediklerim.
     
  8. 7 Ocak 2010
    Konu Sahibi : BenPia
  9. EFSUNN

    EFSUNN alamut Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    526
    Beğenildi:
    8
    Ödül Puanları:
    108
    ne demiş neruda
    "Başka kitaplarla hapsedilmek için yazmıyorum
    ya da zambağın somutlaşmış çırakları için değil
    gelip geçecekler için, gereksindikleri
    ay, su, düzenin değişmez temelleri
    ekmek, şarap, ve okullar, gitarlar ve el aletleri için. "

    sonra da nazım için bir döktürmüş pir olmuş sanki

    NÂZIM'A BİR GÜZ ÇELENGİ

    Neden öldün Nâzım? Senin türkülerinden yoksun ne yapacağız
    şimdi
    Senin bizi karşılarkenki gülümseyişin gibi bir pınar bulabilecek
    miyiz bir daha?
    Senin gururundan, sert sevecenliğinden yoksun ne yapacağız?
    Bakışın gibi bir bakışı nereden bulmalı, ateşle suyun birleştiği
    Gerçeğe çağıran, acıyla ve gözüpek bir sevinçle dolu?
    Kardeşim benim, nice yeni duygular, düşünceler kazandırdın
    bana
    Denizden esen acı rüzgâr katsaydı önüne onları
    Bulutlar gibi yaprak gibi uçarlar
    Düşerlerdi orada, uzakta,
    Yaşarken kendine seçtiğin
    Ve ölüm sonrasında seni kucaklayan toprağa

    Sana Şili'nin kış krizantemlerinden bir demet sunuyorum
    Ve soğuk ay ışığını güney denizleri üstünde parıldayan
    Halkların kavgasını ve kavgamı benim
    Ve boğuk uğultusunu acılı davulların, kendi yurdundan...

    Kardeşim benim, adanmış asker, dünyada nasıl da yalnızım
    sensiz
    Senin çiçek açmış bir kiraz ağacına benzeyen yüzünden
    yoksun
    Dostluğumuzdan, bana ekmek olan,
    Rahmet gibi susuzluğumu gideren ve kanıma güç katan.

    Zindanlardan kopup geldiğinde karşılaşmıştık seninle
    Kuyu gibi kapkara zindanlardan
    Canavarlıkların, zorbalıkların, acıların kuyuları
    Ellerinde izi vardı eziyetlerin
    Hınç oklarını aradım gözlerinde
    Oysa sen parıldayan bir yürekle geldin
    Yaralar ve ışıklar içinde

    Şimdi ben ne yapayım? Nasıl tanımlar
    Senin her yerden derlediğin çiçekler olmaksızın bu dünya.
    Nasıl dövüşülür senden örnek almaksızın,
    Senin halksal bilgeliğinden ve yüce şair onurundan yoksun?
    Teşekkürler, böyle olduğun için! Teşekkürler o ateş için
    Türkülerinle tutuşturduğun, sonsuzca.



    Pablo NERUDA

    Çeviren : Ataol BEHRAMOĞLU


    ahhhh neruda kim sevmez ki bütün dünya insanlarının kardeşi olmuş şairi
     
  10. 24 Ocak 2010
    Konu Sahibi : BenPia
  11. BenPia

    BenPia Queen Üye

    Katılım:
    8 Nisan 2008
    Mesajlar:
    4.898
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    106
    Yavaş yavaş ölürler
    seyahat etmeyenler,

    Yavaş yavaş ölürler
    okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
    vicdanlarında hoş görmeyi barındıramayanlar.

    Yavaş yavaş ölürler
    Alışkanlıklarına esir olanlar, her gün ayni yolları
    yürüyenler,
    Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler, Elbiselerinin
    rengini değiştirme riskine bile girmeyenler, veya bir yabancı ile
    konuşmayanlar,

    Yavaş yavaş ölürler
    İhtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar,
    tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı görmek istemekten
    kaçınanlar

    Yavaş yavas ölürler
    Aşkta veya iste bedbaht olup istikamet
    değiştirmeyenler,
    Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
    Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar.

    Yavaş yavaş ölürler
     
  12. 24 Ocak 2010
    Konu Sahibi : BenPia
  13. BenPia

    BenPia Queen Üye

    Katılım:
    8 Nisan 2008
    Mesajlar:
    4.898
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    106
    en sevdigim siirlerinden biri.. muhtesemmm
     
  14. 11 Mayıs 2010
    Konu Sahibi : BenPia
  15. didi_

    didi_ İki deli kedim... Üye

    Katılım:
    6 Ocak 2009
    Mesajlar:
    1.618
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    Bu şiiri yazınca aklıma eski bir anım geldi. boshayallersmile
     
  16. 4 Kasım 2011
    Konu Sahibi : BenPia
  17. sargins

    sargins Aktif Üye Üye

    Katılım:
    29 Ekim 2011
    Mesajlar:
    36
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    31
    Yaşadığımı İtiraf Ediyorum adlı otobiyografisini öneririm...Bu muhteşem yaşamı bir şiir tadında okumak için...