PCOS nedir ?

Konusu 'Tüp Bebek Özel Bölüm' forumundadır ve Kazen tarafından 1 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    1 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Kazen
  1. Kazen

    Kazen Babalar ve Oğulları Yönetici

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    12.375
    Beğenildi:
    17.207
    Ödül Puanları:
    488
    Polikistik over sendromu olarak adlandırılan ve halk arasında yumurtalıklarda birçok kist varlığı olarak tanımlanan durum genç kadınlarda %10 oranında, çocuk sahibi olmak isteyen kadınların da %25-45’de görülmektedir.
    Bu tanımlamanın nedeni ise hastalardaki tipik ultrasonografi bulgusudur; yumurtalıkları bir gerdanlık şeklinde saran birçok folikül yan yana dizilmiştir. Ayrıca düzenli adet görememe şikayeti çok sıktır. Uzun aralıklarla adet görme, bazı hastalarda ise adet görememe şikayeti sözkonusudur. Aşırı kıllanma ve kilo artışı da sıklıkla eşlik eden bulgulardır.

    Çocuk sahibi olmak amacıyla infertilite merkezlerine başvuran kadınlarda en sık karşılaşılan sorunlardan biridir, çünkü bu kadınların yumurtalıklarında düzenli yumurta gelişimi olmamaktadır.Aşırı kilo alımı ise tüylenme artışı ile birlikte durumu daha da olumsuz etkilemektedir.Bu nedenle hastalarımıza ilk önerimiz kilo vermeleri yönündedir.Kilo vermeyi başaran ve boy/kilo indeksinin 28 kg/m2’nin altına indiği hastalarda tedaviye olumlu yanıt oranı artmakta, hatta kendiliğinden gebelikler görülebilmektedir.

    Bu hastalarda artmış insülin direnci sözkonusudur,insülin duyarlığını arttıran ilaçlardan biri olan metforminin kullanımı başarıyı arttırmaktadır.
    Çocuk isteyen kadınlara yumurta gelişimini sağlayan ilaçların(klomifen sitrat,rec-FSH) uygun şekilde ve dozda uygulanması ile büyük oranda gebelik elde edilmektedir. Başarılı olunamayan olgularda tüp bebek tedavisi de denenebilir.
     
  2. 7 Ocak 2007
    Konu Sahibi : Kazen
  3. Kazen

    Kazen Babalar ve Oğulları Yönetici

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    12.375
    Beğenildi:
    17.207
    Ödül Puanları:
    488
    POLİKİSTİK OVER NEDİR ?

    Polikistik Over Sendromu’nun (PKO) tıp literatürüne ilk tanıtımının Stein ve Leventhal adlı bilim adamları tarafından yapıldığı kabul edilir (“Stein-Leventhal Sendromu&#8221:KK66:. Bu iki bilim adamı 1935 yılında bir tıp dergisinde yayınladıkları makalede bu sendromu meslektaşlarına aşırı tüylenme, adet görememe, gebe kalamama, aşırı kilo alma ve diğer bazı belirtilerden oluşan bir durum olarak sunmuşlar ve yumurtalıklarda çok sayıda kistik oluşumdan bahsetmişlerdir.
    Aynı bilim adamları 1948 yılında Polikistik Over Sendromu olan kadınlara patolojik tanı koyma amacıyla yumurtalıklarından ameliyat yoluyla “wedge resection” (kama şeklinde parça çıkarma) şeklinde uyguladıkları biyopsi sonrasında sendromun belirtilerinin hafiflediğini veya kaybolduğunu gözlemlemişler ve bu kadınların %90’ının gebe kalabildiğini yazmışlardır. Bundan sonra, temel amacı patolojik tanı koyma olan bu yumurtalıklardan parça çıkarma yöntemi uzun süreler boyu PKO’nun standart bir tedavisi haline gelmiştir. Günümüzde PKO için çok sayıda ilaç tedavisi yöntemi geliştirilmiş olmasına karşın bu yöntemin modifiye edilmiş ve yumurtalıklara ince iğneler batırılması şeklinde uygulanan “drilling”yöntemi dirençli PKO olgularında halen kullanılmaktadır.

    Çok kısa bir şekilde özetlenecek olursa PKO, yumurtalıklarda çeşitli nedenlerle oluşan bir hormonal ortam dengesizliği sonucu yumurtlamanın bozulması ve yumurtalıklardan aşırı miktarlarda androjen (erkeklik hormonu) salgılanması durumudur. Olayda genel olarak kan şekerinin normal sınırlar içerisinde kalmasını sağlayan insülin hormonu metabolizmasında bozukluk da söz konusu olabildiğinden dışarıdan görünen yüzü çoğu durumda yalnızca bir adet düzensizliği ve tüylenme olan PKO, olaya insülin hormonunun da katılmasıyla aslında tüm vücudu etkileyebilen bir metabolizma hastalığıdır.

    Polikistik Over Sendromu dışavurumu ve belirtileri çok değişken olabilen bir durumdur. Stein ve Leventhal’in ilk tanımladığı PKO, sendromun ağır ve nispeten ender görülen bir şeklidir. Gerçekte ise PKO yalnızca bir adet düzensizliği ve beraberinde hafif bir tüylenme şeklinde belirti verebileceği gibi bazı durumlarda tek belirti tüylenme olabilir.

    Bazı kadınlarda temel sorun gebe kalamama şeklinde olabilirken, hiçbir belirti vermeyen ve ancak ultrasonografi veya laboratuvar yöntemleriyle saptanabilen PKO olguları çok enderdir. Bu nedenle PKO belirtilerini bilmek, kadının PKO’dan şüphelenerek doktora başvurmasını sağlamada yeterlidir.

    Pratik olarak söylemek gerekirse, PKO sinsi bir hastalık değildir.

    PKO yaklaşık %5 kadında görülen ve çoğu durumda belirti veren, uzun vadede yaratması muhtemel sorunlar için oldukça etkili önlemler alınabilen bir hastalıktır.

    Özellikle yeni PKO tanısı almış olan kadınlarımızın bilmesi gereken, kendi haline bırakıldığında PKO’nun ciddi sağlık sorunları yaratabileceği, etkili bir şekilde tedavi edildiğinde ise çocuk sahibi olabilme de dahil, hiç PKO’su olmayan bir kadın gibi hayatlarını sağlıklı bir şekilde devam ettirmelerinin mümkün olduğudur.

    POLİKİSTİK OVER (PKO) NEDİR?

    Polikistik over sendromu yumurtlama olmaması ve buna bağlı olarak ortaya çıkan genellikle gecikmeler şeklinde adet düzensizliği, tüylenme, kilo alma, gebe kalamama veya “zor” gebe kalma ve çok çeşitli başka belirtilerle seyredebilen bir durumdur.


    Normalde adet döngüsünün ilk gününden itibaren olgunlaşmaya başlayan yumurta hücresini barındıran içi sıvı dolu kesecik, yani folikül, çeşitli nedenlerle gelişememekte ve gelişimin yarıda kalması, her defasında yumurtalıklardan birinde milimetrik boyutlarda bir kistin oluşmasıyla sonuçlanmaktadır.

    [​IMG]

    Polikistik, kelime olarak "çok sayıda kist" anlamına gelen ve bu durumu tarif etmek için kullanılan bir kelimedir. Over ise Latince’de yumurtalık anlamına gelen kelimedir.

    Sendrom, tıpta “belirtiler topluğu” anlamına gelir. Polikistik Over, tüylenme, adet düzensizliği, gebe kalamama, şişmanlama gibi çeşitli belirtilerle seyrettiğinde Polikistik Over Sendromu adını alır. Bazı yazılarda ise Polikistik Over Hastalığı deyimi vücudun olumsuz etkilenmeye başladığı durumları tarif etmek için kullanılabilmektedir.

    Sitemizde “Polikistik Over Sendromu” deyimi ve deyimi kısaltmak amacıyla PKO terimleri daha sık kullanılacaktır.


    PKO NEDEN OLUR?

    Yumurtalıklardan birinde yumurtlamayı sağlamak amacıyla folikül gelişiminin başladığı aşamanın herhangi bir nedenle yavaşlaması veya duraklaması durumunda folikül gelişip çatlayacağı yere burada milimetrik çapta bir kist oluşur ve çatlamadan kalır. Bu durum her adet döngüsünde tekrarladıkça yumurtalıklardaki kist sayısı artar.

    Yumurtlama her iki yumurtalıkta da olan bir olay olduğundan belli bir süre sonra her iki yumurtalıkta birden bu milimetrik kistlerin sayısı artar.

    Folikül gelişimi yumurtalıkların yüzeye yakın kısmında olduğundan her adet döngüsünde sayısı artan bu "yarım" foliküller yumurtalığın yüzeye yakın kenarı boyunca dizilirler.

    Foliküllerin Gelişimi Neden Durur?

    PKO bir kısır döngü hastalığıdır. Herhangi bir nedenle yumurtlama sürecini bozan her olay, sonuçta yumurtalıklarda polikistik yapının gelişmesine neden olabilir.

    Bu olay,

    beyinde yer alan ve yumurtlama için ilk sinyalin verildiği hipotalamus bölgesinden dalgalanmalar şeklinde olan GnRH adı verilen hormonun salgısını bozan bir olay,

    veya hipotalamus bölgesine komşu olan ve yumurtalıklara GnRH hormonundan sinyal aldıktan sonra LH ve FSH hormonu salgısı yaparak folikül geliştirme ve yumurtlama emri veren hipofiz bezini olumsuz etkileyen bir olay olabilir.

    Hipotalamus ve hipofiz bölgelerindeki bu hormonların salgılarını bozan temel olaylar aşırı ruhsal stres, prolaktin hormonu yüksekliği, tiroid hormonları salgı bozukluklarıdır. PKO’da bu tür nedenler arka planda yer alırlar.

    Direkt olarak yumurtalıkların içindeki hassas hormonal dengeye etki eden bir olay foliküllerin gelişimini oldukça olumsuz etkileyebilir ve PKO gelişimine neden olan en temel mekanizmalar bu bölgeyi etkilerler. Şeker hastalığı veya şeker hastalığına eğilim, böbreküstü bezlerinden aşırı miktarda androjen hormon (erkeklik hormonu) salgılanması gibi olaylar yumurtalıklardaki hormon dengesinin bozulmasına, buradan hipotalamus ve hipofiz bölgelerine bozuk sinyaller gitmesine ve böylece yumurtlamayı sağlayan temel hormonlar olan LH ve FSH hormonlarının salgılarının bozulmasına neden olabilirler.

    Yumurtlama durakladıkça yumurtalıklardaki kist sayısı artar, kist sayısı arttıkça yumurtalıkların içindeki hassas hormonal dengeler daha da bozulur ve yumurtlama bozukluğu daha kronik hale gelir.

    "Yarım folikül" sayısı arttıkça “bozuk sinyaller” artmaya devam eder ve yumurtlama daha da zorlaşır.

    PKO BELİRTİLERİ

    PKO'dan şüphelenilmesini sağlayacak en önemli iki belirti kadında gecikmelerle seyreden bir adet düzensizliği ve normaldışı bir tüylenmenin olmasıdır.
    Tüylenme "yarım kalan foliküllerden" testosteron ve diğer "erkeklik" hormonlarının fazla miktarlarda üretilmesine bağlıdır.


    PKO'lu kadınlarda tüylenme en sık erkeklerde sakal çıkan bölgelerde olur. Daha ileri durumlarda normaldışı tüylenme göğüsler arasında, göğüs uçlarında, göbekte olabilir. Tüylenme hiç ortaya çıkmayabileceği gibi (bu oldukça enderdir, tüylenme PKO'nun "olmazsa olmaz" bir belirtisi kabul edilebilir), yüzde çenede, boyunda, göğüs uçlarında, göğüs arasında, bacakların iç kısımlarında estetik problemlere yol açacak kadar aşırı miktarlarda olabilir.

    Androjen (erkeklik) hormonların etkisiyle ortaya çıkan bu tüylenme dışında, yine bu hormonların etkisiyle hassas ciltte akne (sivilceler) ortaya çıkabilir.

    PKO bir yumurtlama bozukluğu olduğundan sendromun diğer bir önemli belirtisi de adet düzensizliğidir. Bir kadının yılda bir veya iki kez gecikmeli adet görmesi normal kabul edilirken adet gecikmelerinin sık olması bir yumurtlama bozukluğuna işaret edebileceğinden muhtemel bir PKO açısından inceleme gerekir.

    Yumurtlama olmadığından rahim iç tabakası progesteron hormonunun etkilerinden yoksun kalır ve bu yüzden yalnızca östrojen hormonu etkisiyle kalınlaşır. Kalınlaşma belli bir aşamaya geldiğinde tabakanın kan dolaşımı yetersiz kalır ve östrojen hormonu da tabakayı desteklemekte yetersiz hale gelir. Bu durumda genellikle gecikmeli bir süre sonunda kalınlaşan tabaka genellikle normalden fazla bir kanamayla birlikte dökülmeye başlar.

    Ender durumlarda PKO'lu bir kadın düzenli olarak adet görebilmesine karşın, genellikle 35 günün üzerinde ve düzensiz aralıklarla adet kanaması görülür.

    Yumurtlama olmaması, adet düzensizliğinin yanı sıra gebe kalamama, veya "zor gebe kalma" sorununa da neden olur.

    Bazı durumlarda PKO, tekrarlayan düşüklere neden olabilmektedir.

    "Şişmanlık" PKO'lu kadınların yarısında vardır. Şişmanlığın hastalığın tam olarak neresinde bulunduğu, yani hastalığı kolaylaştırıcı bir etken mi olduğu veya hastalığın sonucu mu olduğu halen tartışmalıdır.

    PKO TANISI NASIL KONUR?

    Tüylenme ve adet gecikmeleri olan bir kadında yapılan muayenede ultrasonografide de tipik PKO görüntüsünün gözlemlenmesiyle PKO tanısı kolaylıkla konulabilir.

    Muayenede veya ultrasonografide yumurtalıklar irileşmiş bulunabilir. Bu da yumurtalıklardaki “yarım folikül” sayısının çok fazla olduğunu ve olayın uzun zamandır devam ettiğini gösterir.

    PKO tanısında yardımcı olan testler arasında en önemlileri hormon ölçümleridir. Kilolu olan kadınlarda şeker hastalığı veya şeker hastalığına eğilimi gösteren testler uygulanır.

    PKO kan yağlarını da olumsuz etkileyebildiğinden buna yönelik çeşitli incelemeler de çoğu durumda yapılır.

    Tüylenmenin belirgin olduğu durumlarda böbreküstü bezlerinden kaynaklanan hormonal hastalıklar ve çok ender görülen hormon salgılayan tümörler için ayırıcı tanı gerekli durumlarda yapılır.

    PKO NASIL TEDAVİ EDİLİR?

    PKO mutlaka tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Rahim iç tabakasının progesteron hormonu etkisinden mahrum kalması ve sürekli kalınlaşması belli bir süre sonra rahim iç tabakasında kanser öncesi değişiklikler oluşmasına (“endometrial hiperplazi&#8221:KK66:, hastalık uzun süre devam ettiğinde ise bu tabakada kanser gelişmesine neden olabilir.

    Dahası, PKO kadında androjen ("erkeklik") hormonlarının aşırı salgılandığı bir hastalıktır. Bu nedenle uzun vadede, kadında artmış androjen hormonlar kan lipit (yağ) metabolizmasını olumsuz etkilemekte, kalp-damar sistemi hastalıklarının ortaya çıkma riskini artırmaktadır.

    Gebe kalamama sorunu nedeniyle incelenen bir çiftte sıklıkla PKO sorununa rastlanır ve tedavi, çocuk arzusu olup olmamasına göre değişir:

    Çocuk arzusu olmayan bir kadında doğum kontrol hapları verilerek yumurtlama en temel aşamasından, yani folikül gelişim aşamasından durdurularak daha fazla sayıda kist gelişimi önlenir.


    Doğum kontrol hapının içinde bulunan progesteron hormonu etkili maddeler de rahim iç tabakasında kanser öncüsü lezyon gelişimine karşı korurlar.

    Çocuk arzusu olmayan bir kadında doğum kontrol hapları verilerek yumurtlama en temel aşamasından, yani folikül gelişim aşamasından durdurularak daha fazla sayıda kist gelişimi önlenir. Doğum kontrol hapının içinde bulunan progesteron hormonu etkili maddeler de rahim iç tabakasında kanser öncüsü lezyon gelişimine karşı korurlar.

    Tüylenmenin temel sorun olduğu durumlarda erkeklik hormonu salgısını azaltan veya hormonların kıl folikülüne etkisini engelleyen çeşitli tedavi seçenekleri mevcuttur.

    Doğum kontrol hapı kullanamayan veya kullanmak istemeyen kadınlarda rahim iç tabakasının korunmasına yönelik olarak adet düzeninin belirli aralıklarla progesteron hormonu verilmesi yoluyla sağlanması gerekir.

    Çocuk isteyen bir kadında ise yumurtlamayı sağlamak amacıyla ağızdan veya enjeksiyon yoluyla çeşitli hormonal ilaçlar verilerek “ovulasyon induksiyonu” yapılır ("yumurtlamayı sağlamak için ilaç verilmesi"). PKO'lu kadınların yumurtalıkları bu ilaçlara çok hassas olduklarından tedaviye çok fazla sayıda folikülün aynı anda gelişmesiyle cevap verebilirler. Bu yüzden PKO durumunda yumurtlama tedavisi çok dikkatli yapılır ve sıkı takip edilir.

    Kilo verilmesi tedaviye önemli katkılarda bulunur. Vücut ağırlığının %5 oranında azalması bile yumurtlamanın geri dönmesini sağlayabilir.

    Şeker hastalığı veya şeker hastalığı eğilimi saptandığında bu durumun çeşitli ilaçlarla tedavisi mümkün olabilmektedir.

    Laparoskopiyle yumurtalıklara ufak delikler açılarak (“drilling&#8221:KK66: foliküllerin sayıca azalması ve kısır döngünün kırılması sağlanabilir, ancak bu yöntem en son kullanılması gereken yöntemlerden biridir.

    PKO ÖNEMSENMELİDİR

    Polikistik Over (PKO) defalarca belirtildiği gibi, belirtiler veren, yani sinsi olmayan bir durumdur. Öncelikle bu nedenle PKO, yani yarattığı belirtilerin kadına verdiği rahatsızlıklar (adet düzensizliği, tüylenme, gebe kalamama gibi) nedeniyle kadını çoğu durumda tedavi arayışına iten bir durumdur.
    Yine de günlük yaşamı olumsuz etkileyen bir belirti veya bulgu olmasa veya kadın PKO'nun kendisinde yarattığı değişikliklerden rahatsız olmasa dahi, vücutta yarattığı olumsuz metabolizma ortamı nedeniyle PKO, basit bir yumurtlama bozukluğu olmaktan çok, kısa veya uzun vadede ciddi sorunlar yaratabilen bir durumdur.

    PKO’nun kadın yaşamı üzerinde uzun vadede yaratabileceği muhtemel olumsuzluklar aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

    Diyabet (Şeker Hastalığı) Gelişme Riski

    PKO, ileri yaşlarda Tip II, yani insüline bağımlı olmayan (tedavide ağızdan alınan ilaçların kullanılabildiği) diyabet gelişme olasılığının arttığı bir durumdur. Özellikle kilolu olanlarda bu risk daha da yüksek olmakla beraber 40 yaşın üzerinde olan PKO’lu kadınların yaklaşık %40’ında diyabet gelişmektedir.

    Diyabet gelişiminin altında yatan temel neden muhtemelen PKO gelişimine de zemin hazırlamaktadır. Yani PKO kendi başına diyabet gelişimine neden olmamakta, ancak bazı kadınlarda PKO geliştiren temel mekanizma (insülin direnci), ileri yaşlarda diyabet gelişme riskini de artırmaktadır.

    PKO’nun bu özelliğinin bilinmesi PKO tanısı almış olan kadının belli aralıklarla insülin direnci ve diyabet açısından takip edilmesini ve diyabet tanısı konduğunda tedavinin erken başlamasını sağlamaktadır. Diyabet erken tanındığında ve etkili bir şekilde tedavi edildiğinde yaşam süresini kısaltan bir hastalık olma özelliğini büyük oranda kaybeder.

    Yapılan çalışmalara göre son zamanlarda gündemde olan Metformin ve diğer insülin duyarlılığını artırıcı ilaçlar etkili bir şekilde kullanıldıklarında, ileride diyabet gelişme riskini ertelemekte ve hatta ortadan kaldırmaktadırlar.

    PKO ve Gebelik Şekeri

    PKO’nun şeker hastalığıyla olan yakın ilgisinin bilinmesi PKO’su olan kadının gebeliğinin doktor tarafından ele alınmasında da bazı farklılıklar getirir. Gebelik, artan hormonların etkisiyle genel olarak zaten insülin direnci gelişme eğiliminin yüksek olduğu bir dönemdir ve duyarlı kişilerde gestasyonel diyabet (gebelik şekeri) durumunun gelişmesine neden olabilir.

    Gestasyonel diyabet gebeliğin belli dönemlerinde yapılan tarama testleriyle ortaya çıkarılabilen ve bebek ve anne adayı zarar görmeden kontrol altına alınabilen bir durumdur. PKO’lu anne adayları gestasyonel diyabet gelişimi açısından daha yüksek risk altında olduklarından gebelik döneminde çok daha sıkı takip altında tutulurlar.

    gestasyonel diyabet>>

    Kalp ve Damar Sorunları

    PKO, kanda androjen (erkeklik) hormonların yüksek olduğu bir durumdur ve bu denli yüksek seviyeler kan yağları (lipitler) üzerine olumsuz etkiler yaratırlar.

    Yine PKO, ileri yaşlarda hipertansiyon gelişme riskini artıran bir durumdur.

    PKO’lu kadınların kilolu olmaya eğilimli olmaları, şeker hastalığı geliştirmeye olan eğilimleri ve yukarıda bahsedilen iki olumsuz durum birleştiğinde ortaya artmış bir damarlarda sertleşme (ateroskleroz) riski çıkar. Bu da inme (felç), kalp krizi gibi ciddi damarsal sorunları beraberinde getirir.

    PKO’lu kadınların kendilerini kilo almadan korumaları, gerekli durumlarda kullanılan lipit düşürücü ilaçlar, kan şekerinin sıkı denetim altında tutulması, tansiyonun sürekli olarak denetlenmesi bu tür risklerin gerçekleşme olasılığını belirgin şekilde azaltır.

    PKO, insülin direnci mekanizması üzerinden genel olarak kan pıhtılaşmasının artma eğiliminde olduğu bir ortam oluşturur. Bu da damar tıkanıklığı gelişme riskini artıran bir durumdur. Özellikle insülin direnci olan ve kilolu olan kadınlarda, normalde PKO’da nispeten sık kullanılan ve östrojen içeriği yüksek doğum kontrol haplarından kaçınmak ve insülin direnci ve kilo sorununu düzeltici girişimlerde bulunmak bu riski belirgin olarak azaltır.

    Rahim Kanseri Gelişme Riski

    Rahim kanserinin (daha doğru deyimle rahim iç tabakası kanseri (endometrium kanseri) bilinen en önemli risk faktörleri arasında şişmanlık, şeker hastalığı, hipertansiyon ve çocuk doğurmamış olmak vardır. PKO bu sayılan tüm bu risk faktörlerinin nispeten sık görüldüğü bir durumdur.

    Rahim kanseri gelişimine zemin hazırlayan en önemli etken ise rahim iç tabakasının uzun süreli tek başına östrojen hormonu hakimiyetine maruz kalmış olmasıdır. Bu son durum yumurtlama olmaması nedeniyle progesteron hormonunun koruyucu etkilerinden maruz kalan PKO’lu kadınlarda oldukça ön plandadır.

    PKO’da yumurtlamanın düzenli olarak sağlanması veya eksik olan progesteron hormonunun ilaçlarla dışarıdan takviye edilmesi ve şişmanlık, şeker hastalığı ve hipertansiyon sorununun sıkı denetim altında tutulmasıyla PKO’lu kadınlarda rahim kanseri gelişme riskinin en aza indirilmesi tümüyle mümkündür.
     
  4. 1 Kasım 2007
    Konu Sahibi : Kazen
  5. metro

    metro Aktif Üye Üye

    Katılım:
    30 Ekim 2007
    Mesajlar:
    6
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    bende polikistik over hastasıyım.klomen isimli ilaç içtim.bundan sonraki aşamalar nelerdir.bilgi verebilirmisiniz banada.
     
  6. 2 Kasım 2007
    Konu Sahibi : Kazen
  7. hafsaa

    hafsaa Guest

    3 4 ay klomen kullanırsın daha sonra iğne tedavisi sonra aşılama sonrada tüp bebek
     
  8. 1 Nisan 2012
    Konu Sahibi : Kazen
  9. Kazen

    Kazen Babalar ve Oğulları Yönetici

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    12.375
    Beğenildi:
    17.207
    Ödül Puanları:
    488
  10. 26 Nisan 2012
    Konu Sahibi : Kazen
  11. bilekhulya

    bilekhulya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    15 Mart 2012
    Mesajlar:
    16
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    31
    Merhaba,
    Bana da farklı bir hastanede PKO teşhisi konmuştu. Sonra Aret Kamar'a gittim bir tavsiye üzerine ve tedavi ettikten sonra ben de pko olmadıgı ortaya cıktı. Doktor bilgisi tecrübesi cok önemli bu konuda.
    Hatta biliyor musunuz yarın kanal 7 de 13.45 bu konu hakkında konuşacak kendisi.
    bence dinlemek de fayda var.
     
  12. 24 Ekim 2014
    Konu Sahibi : Kazen
  13. kardelen-2

    kardelen-2 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    22 Nisan 2014
    Mesajlar:
    428
    Beğenildi:
    208
    Ödül Puanları:
    33
    Merhaba,
    Test günü : Adetin 3. günü
    TSH - 0,93 _ 0,34-5,6
    LH- 10.38_ 2,12-10,89
    FSH- 6,88 _3,85-8,78
    Prolaktin :16,38 _2,6-28,4
    E2 :101 _ 20 --- 88
    Hormon test sonuçlarımı bilginiz varsa açıklamanızı rica edebilir miyim? Ayrıca LH hormonun FSH hormonundan fazla olması PCOS var demektir diye görmüştüm gebeliğe engel durum mu bu
     
  14. 22 Ekim 2015
    Konu Sahibi : Kazen
  15. 00peri00

    00peri00 Üye Üye

    Katılım:
    3 Eylül 2014
    Mesajlar:
    103
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    18
    bugün bana da pcos teşhisi kondu tarlusal adlı ilacı kullanmaya başladım aynı ilacı kullanan var mı acaba?
     
  16. 3 Kasım 2015
    Konu Sahibi : Kazen
  17. bayantribik

    bayantribik Yeni Üye Üye

    Katılım:
    25 Şubat 2015
    Mesajlar:
    15
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    3
    Kizlar bugun sivilce icin cildiyeye gittim kist olabilecegini soyledi ve kadin doguma yonlendirdi.tehlikeli bi durum mu?? :110: