Pilonidal sinüs kıl dönmesi

Konusu 'Dermatoloji - Deri ve Cilt Hastalıkları' forumundadır ve angel25 tarafından 28 Mayıs 2007 başlatılmıştır.

    28 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : angel25
  1. angel25

    angel25 Evli Mutlu Hamile :)))))) Üye

    Katılım:
    27 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    960
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    86
    PİLONİDAL SİNÜS ( KIL DÖNMESİ )

    Kıl dönmesi anlam olarak derinin dermis tabakasında oluşan kılın ilerlediği yolu şaşırarak ciltten çıkamayıp cilt altında uzaması halidir.Bu tarz kıl dönmesi kılın olduğu ve kökünden çekildiği vücudun her bölgesinde görülebilir.Bu tür kıl dönmesi daha çok batık veya kıl batması olarak tarif edilir.
    Kıl dönmesi hastalığı terimi alışkanlık olarak kuyruk sokumunda oluşan kıl yumağı için kullanılmaktadır. Ancak tamamen eski ve yanlış bilgilerden kalan bir isimdir ve yeni bir isim bulunmadığından hastalığı tam tarif etmemesine rağmen kullanılmaya devam etmektedir.
    Eski görüşte bu hastalığın doğumsal kaynaklı bir kist olduğu düşünülüyordu bu sebeple KİST DERMOİD SAKRAL olarak adlandırılıyordu. Yeni görüşe göre bir kist değil ( kist : tam kapalı boşluk) bir sinüs (bir delikle açıklığı olan boşluk) olduğuna karar verilmiştir ve PİLONİDAL SİNÜS adı kullanılmaktadır.

    Genellikle 15-25 yaş grubunda gürülür daha kıllı olmaları sebebiyle erkeklerde 10 kat daha sık görülür.Toplumda görülme sıklığı % 1 kadardır.30 yaşından sonra kuyruk sokumu bölgesinin cildi kalınlaştığı için hastalık başlamaz,bu yaşta görülen vakalarda problemin daha önceden var olduğu ama tedavinin ertenlediği düşünülür.




    So What is This About?Kıl dönmesi hastalığının nasıl olduğu hakkında tüm tıbbi kurulların onayladığı son bilimsel görüşe göre; baş,ense ve sırttan dökülen kılların kalçanın arasına sıkışıp yürürken oluşan sürtünme hareketiyle matkap ucu gibi cildi delerek cilt altına girip orada yumak oluşturmasıdır.Bu alanda görülmesinin bir sebebi de 30 yaşına kadar bu bölge cildinin orta hatta zayıf olmasıdır. Yapılan incelemede bölgeden çıkan kılların o bölgeye ait olmadığı ve daha yukarıdan döküldüğünü göstermiştir.Yine mikroskobik düzeyde yapılan incelemelerde hiç kıl köküne(kıl follikülü) rastlanmamıştır. Kalça yapısı sebebiyle kilolu insanlarda daha sık görülür.
    ParticipationGenellikle önemli bir belirti vermediğinden hastalarda uzun süre tedavilerini ertelerler.İlk oluştuğu dönemde doku içine giren kılların az olması sebebiyle 1-2 cm lik hafif ağrılı bir şişlik şeklindedir.Dikkatli bakıldığında kuyruk sokumu cildinde orta hatta bir veya birkaç yerde kılların girdiği delikler görünür.Sert oturma gibi travma sonucu kılları vücuttan ayıran kapsülün zedelenmesi halinde hafif bir akıntı şikayeti olur ve uzun zaman devam edebilir ancak enfeksiyon oluşup apse gelişirse tablo tamamen değişir.Artık ciddi ağrı,ateş,titreme gibi bulgular eklenmiştir ve acil müdahale gerekir.Müdahale sonrası genellikle apsenin boşaltıldığı yerde kalan delikten uzun süre cerahatli akıntı olur.

    Kıl dönmesinin belirtileri nelerdir ?


    Kıl dönmesi için bir sınıflama yapılmamıştır ancak 1-2 cm lik şikayet yapmayan basit bir formda olabildiği gibi tedavinin geciktirilmesiyle tüm kalçaya dağılmış onlarca delikten akıntı yapan ileri seviyelerde ve anüsün hemen yanına açılarak fistül denilen başka bir hastalıkla karışan şekilde de karşımıza çıkabilmektedir.Ayrıca tedavinin gecikmesiyle ortaya çıkan ve acil bir durum olan apse formu da sayılabilir.

    günümüzde ençok uygulanılan ameliyat çeşidi,

    Flap yöntemi :


    Genel olarak orta hattaki kıl dönmesini çıkarıp yerine yanlardan daha dayanıklı kılsız bir cilt parçasını getirip dikme işlemini içerir.Kıl dönmesi çıkarıldıktan sonra oluşan boşluğa yan taraftan cilt,cilt altı ve kasın zarını içeren bir parça dil şeklinde kökü vücuda bağlı olarak getirilip dikilir.En büyük üstünlüğü tekrarı diğer ameliyatlara oranla daha azdır.Getirilen parçanın şekline yada tarif eden cerrah yada kliniğin adına göre limberg,rhomboid,eliptik,karydakis,modifiye limberg,V-Y flap,Z plasti gibi çeşitli isimler verilmiştir. Küçük ayrıntılar dışında etki ve yan etki konusunda ciddi farkları yoktur.
    AVANTAJLARI:
    -Tekrarlama ihtimali düşüktür(% 1- 8 ) (çok değişken sonuçlar verilmektedir)
    -Gerginlik olmadığından daha az ağrılıdır (klasik ameliyata göre)
    DEZAVANTAJLARI:
    -İş gücü kaybı fazladır (10-15 gün)
    -Narkoz gerektirir(bölgesel uyuşturmayla yapılabilir ama kalite düşer)
    -Yataklı tedavi kurumu gerektirir(ayaktan da yapılabilir ama enfeksiyon riski çok yükselir)
    -Abartılı bir yara izi olur ( 10-12 cm uzunluğunda büyük bir “Z” harfi şeklinde
    - Yüzde 12 civarında enfeksiyon gelişebilir
    -Ameliyat sonrası erken dönemde yara açılabilir.
    -Ameliyat sonrası zorunlu yatış pozisyonu gerekir.
    -Ameliyat sonrası vakum aleti konmazsa kanama ve enfeksiyon riski çok artar.
    -Teknik olarak zor bir ameliyattır.
    -Uzun sürer (40-45 dakika)


    herkeze sağlıklı günler :nazar:
     
  2. 28 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : angel25
  3. angel25

    angel25 Evli Mutlu Hamile :)))))) Üye

    Katılım:
    27 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    960
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    86
    bi siteden alıntıdır benim çok hoşuma gitti umarım sizde beğenirsiniz :Roflol:


    Tabak kısmımızda diken varmışcasına oturma güçlüğü çekmeye başladığımızda Numune hastanesinin saygıdeğer doktorlarına acil kısmından başvurduk. 10 ayrı odada götü bilimum hemşire ve doktora gösterdikten sonra 10. doktor hadiseyi anladı ve dedi ki:
    "Planoidal sinüs vakası gelişmiş. Bu durum iltahaplı bi durum olduğundan acil kısmına git iltahabını alsınlar".
    Yahu hoca dedim... bu iltahap aldırma da ne ki nasıl olacak. Dümbelek adamın cevaba bakın:
    "sen hiç suratındaki sivilceyi sıkmadın mı? onun birazcık büyüğünün götünde olduğunu düşün. Onu sıkacaklar"
    İyi dedik bişi değilmiş. Gittik acil servise. Her zaman olduğu gibi şöööyle uzan aç götü dediler. Uzan dedikleri yerde 3 adam ölmüş sanki kan içinde. Bi hemşire hemen sildi bi örtü attı sağolsun. Kanı görünce yusuf abiyi hatırladım biraz. Yüzüstü yattık, donu indirdik, pozisyonu aldık, resmi ve istek üzerine tecavüz. Bi doktor geldi sırtıma dirseği ile bastırdı. İki hemşire ayak bileklerimden yakaladı, biri de belime çöktü. (131 kilo çekiyorum tam olarak zaptetmek kolay değil) Olm ne yapıyorsunuz be bi sivilce için bu kadar hayırdır diyecektim vazgeçtim. Esas oğlan (ibne doktor) geldi elinde bi neşter, aha olm dedim sıçtın. Göte bi çizik attı, hiiç bişi hissetmedim. Hah iyi kesik tamam bişe hissetmediğime göre olaydan yırttık. Meğer yeni başlıyormuş. Drenaj olayı şuymuş. Bi büyük enjektörün ucuna serum hortumu takmış 10 santim kadar. O kestiği yerden sokuyor ve içindeki iltahabı çekiyor. İltahap dediğim meret öyle suratınızdaki sivilce iltahabı gibi değil. Resmen etiniz yırtılarak şırınganın içine giriyor. Ben hayatım boyunca bu kadar acı hissetmedim. Bu şekilde 4 şırınga doldurdu. O sedyeden kalktığımda YEMİN ediyorum ayakta duramıyordum. Resmen o kadar çektiğim acıdan dizlerimin bağı çözüldü, başım döndü ve acilin girişinde bissürü sedye durur, oraya kendimi zor attım ve yattım. Bayılmak üzereydim. İşlemler yapılırken bir havlu ısırdım bağırmamak için.
    Tavsiyem de olacak :
    Eğer kıl dönmeniz iltahaplı şekilde şişme gösterdiyse 10 kişi tarafından tecavüze uğrayacağınızı bilseniz o iltahabı drenaj ile aldırmayın. Manda gibi böğürtürler. Sonra 10 gün antibiyotik iğneleri oldum iltahap kurusun diye. Sabah 1 akşam 1. Süzgece döndü paket.
    Ameliyat günü geldi. Ameliyat önlüğü, galoş ve kukuleta ile indik ameliyathaneye, kapı aralığından annemize son bi veda için el salladık. Ameliyathanede bi koridor uzanıyor sağlı sollu perdelerle kapanmış 3 er ameliyathane var. Beni oturttular koridorun başına. Ameliyattan çıkan oturduğum yerin arkasına geliyor ve ayılana kadar tokatlar ve türlü işkencelere maruz kalıyor. Hissetmiyor olmaları çok güzel. Ben de iki çakayım diyesim geldi. Neyse... Bizim doktor çıktı karşı kapıdan maskesini takıyor. Bana kafa salladı takıldım peşine girdik ameliyathaneye yürüyerek. O da ne!! anasını satayım içeride fıtık ameliyatı yapılıyor. Ortalık kan gölü, doktor önünde 5000 makas dizili kesiyor biçiyor, adamın üzeri örtülü bir doğum sandalyesinde kan içinde yatıyor. Manzara acayip. Beni görünce bir heyecanlandılar sormayın. Bu kim ne işi var burada diye bağırmaya başladılar. Meğer bizim doktor bana selam verip geçmek niyetindeymiş, ben gel hadi demek istediğini sanmışım. Sedyede yatarak girmem gerekirmişki etrafta olup biteni görüp heyecan yapmayayım. Kovdular beni aynı yerime başım eğik geldim oturdum. Görmediğim bok kalmadı tabi. Sıram geldi yatırdılar sedyeye götürdüler ameliyat masasına iki kişi anca itiyor sedyeyi. Ameliyat masasına kollar ve bacaklardan tutup hoppa diye atamayacaklarını anladılar. Kendim geçtim. Yine ayakta yine etrafı seyrede ede. ) Anestezici geldi, damar yolları yapıldı adamın elinde 5 adet şırınga. 1. şırıngayı boşalttı bana bi güzel. adama dedim ki; "sanırım bayılıyorum hafif başım dönüyor" o da dedi ki; "yok heyecandandır, daha narkozu vermedim. son şırınga narkozdur" iyi dedik devam etti. Son şırıngaya gelince işte şimdi bayılacaksın narkoz bu dedi. onu da yaptı bende tık yok. "nasıl hissediyorsun diyor" bende sadece "hafif başım dönüyor". Neyse 3. narkoz şırıngasını da boşalttı. ve dediki "bu kadar narkoz bir fili 2 hafta uyuturdu" Film kesildi.
    Uyandık, odadayız, ağrı sızı yok beyinde hafif uyuşukluk. Ayakucunda sülale. Tebrikleri aldık.
    Hemşire geldi ve söylediği söz beni kopardı:
    "oğlum sende de ne göt varmış, kestik ama dikebilene aşk olsun!!!"
    Ameliyat sonrası çıkarttıkları METEOR parçalarını kavanoza doldurup kardeşime göstermişler. Söylediğine göre orta halli bir adamın kafası kadarmış ))) Korkudan aynaya bakamaz olmuştum )) şaka bi yana estetiken bir problem yok hala kocaman bi götüm var.
    15 gün kadar hastanede yüzüstü yattım. Gelen elliyo giden elliyo... folloş oldu... Sonra babam halime dayanamadı beni arabaya taşıyıp arka koltuğa yüzüstü uzattı. Kızılayın ortasına geldik, tam zafer çarşısının karşısında askeriyenin önünde lastik patladı. Durduk. Babam + kardeşim indi lastiği değiştiriyor ben ve götüm de arka koltukta yatmış nöbet tutan askerle bakışıyoruz.
    :Roflol:
     
    Esmerai bunu beğendi.
  4. 22 Temmuz 2010
    Konu Sahibi : angel25
  5. ztekeli

    ztekeli Aktif Üye Üye

    Katılım:
    30 Kasım 2009
    Mesajlar:
    18
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Ne kadar güzel anlatmış olayı.
     
  6. 27 Temmuz 2010
    Konu Sahibi : angel25
  7. Esila_

    Esila_ Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    23 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    483
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Gözümden yaş geldi yemin ederim kaydirigubbakcemile3