Polonya'nin Dış Siyasetinin Öncelikleri

Konusu 'Yurtdışı Paylaşım Polonya' forumundadır ve EU1 tarafından 30 Nisan 2008 başlatılmıştır.

    30 Nisan 2008
    Konu Sahibi : EU1
  1. EU1

    EU1 Guest

    Polonya dış siyaseti, devletin, 1989 yılından itibaren hayata geçirilmelerinde bir tutarlılıkla amaç ve görevlerde büyük bir istikrarın gözlenebileceği yaşam alanlarına bağlıdır. Polonya Cumhuriyeti'nin çıkarlarının gerektirdiği, devletin dış güvenliğini ve iç istikrarını sağlamayı, devletin uyumlu ekonomik ve toplumsal gelişimiyle Polonya Cumhuriyeti'nin uluslararası arenada pozisyonunu güçlendirmeyi hedefleyen dış siyasetinin temel amaçları, aşağıdaki biçimde özetlenebilmektedir:
    Batı güvenlik ve ekonomik işbirliği yapılarıyla birleşmeye yönelim;
    Çok yönlü ilişkilerin ve Polonya Cumhuriyeti'nin tüm komşularıyla karşılıklı yararlı işbirliğinin kurulması ve geliştirilmesi;
    Polonya'nın bölgesindeki pozisyonunun güçlendirilmesi ve buna bağlı olarak bölgede var olan tüm işbirliği yapılarına aktif katılıma yönelinmesi.
    Polonya dış siyasetinin diğer amaçlarını da düzenleyen belirleyici amacı, ülkeye sürekli güvenlik ve ekonomi, kültür ve toplumsal alanlarda birbirleriyle dengeli ve sürekli gelişimi sağlayabilmek için, özellikle Polonya'nın en yakın çevresinde, uluslararası bir ortam şekillendirmektir.

    Doksanlı yılların başında biçimlendirilip, takip eden hükümetler tarafından tutarlılıkla hayata geçirilen, ülkeninin siyasi sahnesinin önde gelen aktörlerince desteklenen Polonya dış siyaseti öncelikleri, Polonya toplumunun çok büyük bir desteğiyle karşılaşmış ve farklı siyasi tercihlerin pazarlık konusu - bugüne kadar- olmamıştır.

    1989'dan sonra, Polonya, dış siyasetinin temelini, Batı ve onun entagrasyon yapılarıyla bağlantı olarak belirlemiştir. Avrupa Birliği ve NATO üyeliği, Polonya diplomasisinin "stratejik amaçlarından" sayılmıştır; bu amaçlara erişilmesi bugün çok yakın görünmektedir.

    Polonya dış siyaseti önündeki ödevler, aşağıdaki biçimde sıralanabilir:
    NATO ile birleşme sürecinin tamamlanması ve siyasi ve askeri açıdan İttifaka entagrasyonuna ilişkin çalışmaların sürdürülmesi;
    Avrupa Birliği ile görüşmelerin düzenli bir biçimde sürdürülmesi ve AB'ne üyelik için müttefikler bulunması;
    Polonya'nın tüm komşularıyla siyasi, ekonomik, kültürel ve insani ilişkilerinin gelişmesini sürdürmesi;
    Polonya'nın başlıca partnerleri olan Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Fransa ve Büyük Britanya ile ilişkilerin yüksek dinamiğinin devam ettirilmesi;
    Polonya'nın üyesi olduğu bölgesel yapılara aktif katılımının sürdürülmesi;
    Dünyada, Avrupa'da ve bölgesinde ülkenin kültürel ve ekonomik pozisyonunun güçlendirilmesi yönünde faaliyet yürütülmesi.

    I.

    Polonya devletinin çıkarları kavramının temel unsuru, her devlette olduğu gibi, dış güvenliğin sağlanmasıdır. Ancak, kendi güvenlik kavramını oluştururken, Polonya bütün Avrupa kıtasının istikrar ve güvenliğine katkı sağlamayı da arzu etmektedir. Polonya, güvenliğini hem başka devletlerle işbirliği içinde hem de öncelikle NATO ya da Batı Avrupa Birliği gibi uluslararası yapılara katılarak ve Panavrupa yapılarının faaliyet etkinliğinin arttırılması ve güçlendirilmesi yoluyla sağlamaya çalışmaktadır. Tarihi deneyimler karşı konulmaz bir biçimde ortaya koymaktadırlar ki, Polonya dış siyaseti ülkemizle uluslararası çevreler arasındaki ortak bağımlılıkların jeopolitik biçimine büyük bir hassasiyet göstermelidir. Polonya, kendine güvenlik ve kalkınma olanaklarını sağlamaya yönelirken, bugüne değin olan tek taraflı bağlılıkların başka ülkelerle partnerlik temelinde ortak çalışmaya dönüşmesine sürekli uğraşmalıdır. Kısa bir süre sonra fiilen üyesi olacağımız NATO, Polonya tarafından ülkenin güvenliğini teminat altına alan en temel mekanizma olarak görülmekte ve ona katılımımız ülkemizde artık geri döndürülmesi mümkün olmayan demokratik değişimlerin ve Batının demokrasiyle yönetilen devletler ailesine ülkemizin kalıcı şekilde dahil edildiğinin tespiti olarak değerlendirilmektedir. NATO'nun, ABD'nin Avrupa'daki kalıcı varlığına dayanmak suretiyle, ortak bir savunma sistemi olmayı sürdürmesi ve etkili ve yararlı işlemesinin garantisini veren Amerikan önderliğinin de devam etmesi, Polonya Cumhuriyeti Devleti'nin çıkarları gereğidir. Uluslararası çevredeki kökten değişiklikleri dikkate alarak Polonya, İttifakın bugüne kadar olan faalitelerinin yalnızca üye ülkelerin devlet sınırlarıyla sınırlanmayan yeni ödev ve aktivite alanlarına doğru genişletilmesiyle birlikte Avrupa'da güvenliği sağlamayı kendilerine amaç edinmiş kurumlarla NATO'nun işbirliğine hazırlanmasını desteklemektedir.

    NATO'un Avrupa ve Euroatlantik boyutu arasındaki uygun dengenin ve karşılıklı tamamlayıcılığın korunması, Polonya Cumhuriyeti güvenliğinin çıkarınadır. İşte bu yüzden Polonya, Amerika'nın Avrupa'da kalıcı varlığına bütün gücüyle arka çıktığı kadar, Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği (ESDI) kavramı çerçevesinde NATO'nun Avrupalı üyeleri arasında işbirliğinin geliştirilmesini de o ölçüde desteklemektedir.

    Polonya, NATO'nun Avrupa güvenliğinin temel unsuru olarak kalması gerektiğini bir temel ilke olarak kabul ederken, istikrarın ve Avrupa güvenliğinin, aynı zamanda küresel güvenliğin de artmasına neden olacak AGİT, Batı Avrupa Birliği, Avrupa Birliği güvenlik ve ortak dış siyaseti ya da küresel güvenlik sistemi BM gibi başka yapılanma ve kurumların işlevine de büyük bir önem vermektedir.

    Hem NATO'nun Avrupa'daki dayanağı ve hem de Avrupa Birliği'nin askeri-siyasal desteği olan Batı Avrupa Birliği yapılanmasına tam üyelik, Polonya dış siyasetinin temel amaçlarından biridir. NATO'ya girişi, Polonya'ya WEU'daki şimdiye değin süren statüsünü, müttefik olunan bir partnerden WEU ile müttefik olmuş bir ülkeye dönüştürme şansı vermektedir. Polonya'ya göre, WEU için harekat kabiliyeti oluşturulması, bugüne kadar var olan transatlantik işbirliği konstrüksiyonunu tehdit etmemekte; kriz durumlarının çözümünde üstlendiği rol ise, NATO faaliyetlerine rekabet yaratmamaktadır.

    Polonya, AGİT'in Avrupa kıtasındaki kriz durumlarının önlenmesi ve çözümünde önemine ve hizmetlerine de değer vermektedir. Buna karşın, Teşkilatı Avrupa'daki temel güvenlik kurumuna dönüştürmeyi hedefleyen her türlü girişime de kesinlikle karşıdır; AGİT forumunda Rusya'nın lanse ettiği Avrupa kitlesel güvenlik kavramını kesinlikle kabul etmemektedir. AGİT'in Avrupa'nın istikrarına katkısı yadsınamaz. Ancak askeri tehdit hallerinde, askeri bir potensiyale sahip olmadığından yararlılığını kaybetmektedir; bünyesinde karşıt çıkarların çakıştığı düşünüldüğünde ise çabuk karar almak için kısıtlı imkanlara sahiptir.

    Polonya'nın NATO'ya girişi, hiçbir suretle Rusya'dan yahut başka herhangi bir devletten gelen tehdite bir karşı yanıt değildir, daha ziyade kaynağını geleceğin Avrupasının, kıtanın Rusya dahil bütün devletlerini kapsayan bir Avrupa olacağı inancında bulmaktadır. Bundan dolayı Polonya, İttifakın genişlemesinin Rusya'yı izole olmaya sürükleyeceğine dair argümanları asla kabul etmemişti; NATO'nun Rusya ve Ukrayna ile işbirliğini güçlendirmesini, Avrupa'ya özgü ve bölgesel güvenliğin başka inşaa biçimlerini de, genişleme sürecine eşlik eden önemli bir faktör olarak değerlendirmektedir. Polonya, Euroatlantik bölgesinin diğer ülkeleri gibi Rusya'nın da, Avrupa'nın ortasında bir istikrar, güvenlik ve ekonomik gelişme alanının oluşturulmasıyla ilgilendiği varsayımından hareket etmektedir.

    Polonya dış siyasetinin önemli ödevlerinden birisi de, İttifaka katılmaya henüz davet olunmamış devletlerin üyelik taleplerini desteklemektir. Polonya, NATO'nun ilk genişlemesinin hiçbir surette son genişlemesi olmaması, İttifakın kapılarının her zaman açık tutulması görüşünde ısrarlıdır. Gelecekte varlığı her zaman ihtimaller dahilinde olan doğrudan bir tehdit durumunda ülkenin yalnız kalmasına göz yumulmamasının yanı sıra, kalkınma ve medeniyet alanında birçok geç kalınmışlığın telafisi, demokratik siyasi sistemin ve serbest pazar ekonomisinin sağlamlaştırılması, Polonya güvenliğinin çıkarınadır. Reformların sürdürülmesi ve tamamına erdirilmesi Polonya Cumhuriyeti'nin yalnızca istikrar ve güvenlik şartı değildir, ama aynı zamanda başka devletlerle işbirliği yapan bir partner ve bütünleşme sürecinin bir katılımcısı olarak Polonya'nın çekiciliğini ve güvenilirliğini arttıracaktır.




     
  2. 30 Nisan 2008
    Konu Sahibi : EU1
  3. EU1

    EU1 Guest

    II.

    Polonya dış siyasetinin ikinci stratejik amacı ise Avrupa Birliği'ne girmektir. Güçlü, dayanışmacı, ortalama bir vatandaş için anlaşılır yapılanmalara, kurumlara ve işleme biçimlerine sahip, insanlara ve onların sorunlarına yakın, ulusal farklılıklara ve üyelerinin kimliklerine saygılı, ulusal çıkarları grup çıkarları ile uyumlu hale getirme yetisindeki Avrupa Birliği'ne katılım, Polonya'nın çıkarınadır.

    Birliğe üyelik, Polonya'da yalnızca ekonomik yararları açısından değerlendirilmemektedir. Avrupa bütünleşmesinin kaynaklarında, bölünmüşlüklerin ortadan kaldırılmasına ve olası anlaşmazlıklara karşı önlem alınmasına yönelim, entegrasyon sürecini kabul eden ülkeleri birleştirecek ortak değerler gibi siyasi faktörlerin bulunduğunun bilincinde olunması, üyeliğe yönelmemizde önemli bir rol oynamaktadır. O değerleri Polonya da tanımaktadır, Polonya da aynı tarihi köklere sahiptir, kıtanın çehresini şekillendiren bütün kültürel ve tarihsel olaylara katılmıştır. Birçok Polonyalının fikrinde, Avrupa Birliği ona katılan devletlerin uyumlu ekonomik gelişimi ve uygarlıklarının kesintisiz ilerlemesinin sembolü değildir yalnızca, ama aynı zamanda belirli bazı değerlerin de sembolüdür: Demokratik devlet düzeninin, insan haklarına ve etnik azınlıklara saygının sembolüdür. Polonya'nın AB'ne üyeliği, özellikle de Polonya'nın birleşmiş Avrupa'da var olması için daha iyi bir alternatif bulunmadığı için, hayati bir önem taşımaktadır. Aksi halde kenarda bırakılmış marjinal bir ülke olarak kalacağız. Üyelik, yalnızca her iki tarafa da getireceği neticeler açısından değil, ama aynı zamanda kıtanın geleceği açısından bölünmüşlükleri yenmenin ve yeni ilişkiler kurmanın yolu olarak değerlendirilmelidir. Farklı yaptırım ve çözümlerin kabul edilme tarihleri değişik olabiliyorsa da, Birliğe tam üyelik Polonya'ya çok gereklidir. Polonya'nın siyasal ekonomik çıkarları noktasından bakıldığında, Polonya'nın ne zaman tam üyelik statüsüne kavuşacağı değil de, buna ne kadar hazır olduğu daha önemli görülmektedir. Bu nedenle Polonya diplomasisi tarihlere özel bir önem yüklememektedir, gerçi dış siyaseti hayata geçirirken uygun anın yalnızca bir defa ele geçtiğini hatırlamak gerekmektedir. Birleşme görüşmelerinin çok fazla uzamasının toplumsal bir isteksizliğe, bugüne kadar olan dinamiğin ve şevkin kırılmasına, Birlik karşıtı görüşlerin boy atmasına neden olması da ihtimal dahilindedir.

    NATO üyeliğinde olduğu gibi, Polonya'nın Avrupa Birliği'ne girmesi de, toplumun çok büyük bir kesiminin desteğini almaktadır; son dönemde görüldüğü şekilde bu desteğin azalması, Polonya'da Euroseptisizmin artışına bir kanıt olarak değil de, Avrupa bütünleşmesinin gerçekte ne demek olduğunu kavramada ve bilmede artış sayesinde şekillenen reel desteğin bir yansıması olarak alınmalıdır. Polonya şuna inanmaktadır ki, Avrupa Birliği'ne giriş tek tarafa yarar getiren bir anlaşma değildir; halen üye olan ülkelere reel ekonomik yararlar getirecek, onun tüm boyutlarında; iktisadi, toplumsal, siyasal alanda ve AB'nin Orta ve Doğu Avrupa ile olan ilişkilerini pekiştirerek dış ilişkiler alanında da, Avrupa bütünleşme sürecinin güçlenmesine etki edecektir.

    Bugün Polonya'nın önünde bir dizi temel ödev bulunmaktadır, bunların arasında Birlik üyesi olma yükümlülüklerinin üstlenilmesine dair birçok sorun üzerine, tüm yurt çapında sürdürülen tartışmaya önemli bir yer düşmektedir. Üye ülkelerden hangisinin Birliğin geleceğine dair vizyonu bizim görüşlerimize de yakındır, bilindiği üzre uluslararası mutabakatların alanı olan II. ve III. konu kapsamı çerçevesindeki işbirliği karşısında nasıl bir gelecek görüyoruz, çıkarlarımıza en uygun Ortak Tarım Siyaseti reformu hangisidir, AB ile Birleşik Avrupa Teşkilatı arasındaki ilişkiler nasıl olmalıdır gibi bir dizi sorunun kısa bir süre içerisinde yanıtlanması gerekmektedir. Bütünleşme sürecinde pasif bir rol almak istemeyen orta büyüklükte bir ülke olarak Polonya, bu süreçten kaynaklanan ortak sorunların çözümünden kaçınamaz. Polonya dış siyasetinin karşısına dikilen bu sorulara açık yanıtlar verilmemesi, bizim en baştan beri zayıf ve güvenilirliği az bir partner olmamıza yol açar.
     
  4. 30 Nisan 2008
    Konu Sahibi : EU1
  5. EU1

    EU1 Guest

    III.

    NATO'ya ve AB'ne üyelikten başka Polonya dış siyasetinde bölgesel siyaset, en yakın komşularımızla ilişkiler ve bölgemizde çok taraflı işbirliği yapılanmalarına katılım öncelikli bir yer tutmaktadır. XXI. yy. eşiğinde Polonya'nın jeopolitik durumu çok elverişlidir ve hatta iddia edilebilir ki, bugüne değin hiç bu denli elverişli olmamıştır. Halen Polonya'nın bütün komşularıyla, hatta yakınlıklarının bugüne değin birçok talihsizliğe yol açtığı komşuları dahil, karşılıklı yarar getirecek iyi komşuluk ilişkileri kurmak için her türlü şansa sahiptir ve bunların birçoğunu da kullanmıştır. Polonya Cumhuriyeti'nin en yakın çevresindeki istikrar, devletin güvenliğine ilişkin konuların hayata geçirilmesi için, Polonya dış siyasetinde gerekli bir güvence olarak görülmektedir. Buna ulaşmak için yürünülen yolda ilk adım, bütün komşu devletlerle sınırların dokunulmazlık ilkesini ve sınırlara dair her türlü talebten vaz geçildiğini deklare eden, azınlık haklarını güvence altına alan işbirliği ve iyi komşuluk anlaşmaları yapılması olmuştur. Tarih deneyimleriyle yüklü Polonya-Almanya ilişkileri birkaç yıldan beridir rutin özellikler kazanmış, iki komşu devletin ortak iş ve çıkarlarına dayanan ilişkiler halini almışlardır. Polonya, bütünleşme talepleri için Almanya'nın desteğinin önemini tam anlamıyla takdir etmektedir. Ekonomik, kültürel işbirliğinin, sınır ticaretinin gelişmeye devam etmesini ve insanlarımız arasındaki ilişkilerin güçlenmesini önemsemektedir. Aynı zamanda Polonya, Fransa, Almanya işbirliği forumunu oluşturan Weimar Üçgeni çerçevesindeki işbirliğinin devamını, bu işbirliğinin bugüne değin üstlenmiş olduğu işlevin dinamik hale getirilmesi kadar, genişletilmesini ve yeni biçim ve unsurlarla pekiştirilmesini de önemsemektedir.
    Avrupa güvenliği ve bütünleşmesine, Polonya'nın doğu sınırı ötesindeki duruma ilişkin sorunlarda işbirliği konusunun geliştirilmesi, yararlı olurdu.




    Polonya dış siyaseti, Rusya ile çok yönlü ve iyi ilişkilerin geliştirilmesine büyük bir önem vermektedir. Polonya'nın NATO ve AB'ne girişiyle birlikte söz konusu ilişkilerin, yeni bir dinamik ve içerik kazanma, öncelikle ekonomik, ama aynı zamanda kültürel, bilimsel ve insanlararası ilişkilere özgü yeni işbirliği alanlarıyla zenginleşme şansı vardır. Polonya ve Rusya arasındaki ilişkilerin önemli bir unsuru, ayrı ayrı cumhuriyetlerle ve başka idari birimlerle, özellikle de Kaliningrad Mıntıkası ile dolaysız işbirliğidir. NATO'ya katılım ve gelecekteki Avrupa Birliği üyeliği, Polonya'nın Avrupa'da "boz renk bir bölge" oluşturmayı bırakmasına yol açacak ve kendisini, hiç kuşkusuz onun bölgedeki pozisyonunu büyüten ve güçlendiren, iki büyük alanın kesişme noktasında bulacaktır. Polonya dış siyaseti, Doğu Avrupa ülkeleriyle ilişkileri için özel bir sorumluluk taşıyan bir bölge lideri olarak üstleneceği rolün getireceği yeni ödevlere bugünden hazırlanmak durumundadır. Polonya'nın Euroatlantik yapılanmalarına katılmasının, Doğu komşularımızla ilişkilerimizde yeni bariyerler yaratmaması için elden gelen herşey yapılmalıdır. Dolayısıyla, Doğu siyasetinin, Polonya dış siyasetinin stratejik amaçlarıyla (NATO ve AB'ne aktif üyelikle) uyumlu hale gelmesi, ama aynı zamanda bu amaçların yalnızca basit bir türevi olmaması, özellikle önemlidir. Polonya, kendi Doğu siyasetinin ileride NATO ve AB'nin Doğu siyaseti halini almasına yönelecektir. Bölünmeler yaratmak niyetinde olmadığına, ama siyasi ve ekonomik yeni işbirliği ya da bölgesinde ve Avrupa'da istikrar ve güvenliğin inşasında ortak faaliyet alanları aradığına Doğulu partnerlerini ikna edebilmek yönündeki uğraşını da devam ettirecektir. Polonya, NATO'ya girdikten sonra bölgesindeki istikrar ve güvenlik sorumluluğunun ek bir artışa uğrayacağının bilincindedir.

    Polonya'nın bölge siyasetinin önemli unsurlarından biri, Polonya'nın stratejik partnerlikle bağlı bulunduğu Ukrayna'nın uluslararası konumunun güçlendirilmesi ve Avrupa'ya yaklaşımının korunması yönünde faaliyetlerin sürdürülmesidir. Polonya, Batılı partnerlerinin Ukrayna'nın konumunu güçlendirecek ve bu ülkedeki ekonomiye ve sisteme dair reform sürecini destekleyecek faaliyetlere katılmalarını hedefleyen adımlar atmıştır. Polonya, halen pek uygun olmayan şartlara rağmen, Beyaz Rusya'nın da Avrupa politikasının gidişatına katılması politikasını, bu ülkenin gerek resmi hükümetiyle ve gerekse muhalefetiyle ilişkiler kurmak suretiyle, sürdürmek isteğindedir. Avrupa'daki yeni bölünmelerin kalıcı hale gelmesine meydan vermemek için; Polonya, bölgesinin NATO ve Avrupa Birliği'ne davet edilen ilk grup ülkeleri arasında bulunmayan bu ülkelerine karşı aktif bir politika sürdürmeyi hedeflemektedir. Bu, örneğin Polonya'nın siyasi ve ekonomik transformasyon sürecinden ve NATO ile AB'ne tam üyelik için hazırlık süreçlerinden getirdiği tecrübelerin onlara aktarılması, bu ülkeler için yardım programları oluşturulması ve Batı tarafından hazırlanmış programlara iştirak anlamına gelmektedir. Böylece, bölgenin özelliğini iyi tanıyan ve iyi anlayan bir ülke olarak Polonya'nın olanakları burada yararlı olabilecektir. Onların bütünleşme çabalarına destek olmayı ve her iki yapılanmanın da forumuna aday statüsü kazanmalarında onlara yardım etmeyi hedeflemektedir.

    Polonya dış siyasetinin, yazının girişinde hatırlatılan öncelikli hedefleri arasında, yeni bölgecilik diye anılan, doksanlı yılların başlarında kurulmuş yapılanmalar (Baltık Devletleri Konseyi, Orta Avrupa İnisyatifi, CEFTA) çerçevesinde bölgesel işbirliğinin geliştirilmesi önemli bir yer tutmaktadır. Polonya, bu bölgesel işbirliğine günümüze kadar varlığını sürdüren bölünmüşlüklerin, günümüze kadar varlığını sürdüren stereotiplerin aşılmasına, bölgede istikrarlı ve güvenli bir çevre şekillendirilmesine, devlet yaşantısının her alanında yeni bağlar oluşturulmasına uzanan bir yol ve aynı zamanda Polonya Cumhuriyeti'nin hedeflediği geniş yapılanmalar çerçevesinde gelecekteki bütünleşmeyi kolaylaştıran bir faktör diye bakmaktadır. Polonya, kuruluşların geliştirilmesi, telekomünikasyon alanında işbirliği, çevrecilik ve turizm gibi alanlarda, aynı zamanda uluslararası organize suç örgütleri, ekolojik felaketlerin önlenmesi, uyuşturucu kaçakçılığı gibi yeni tehditler oluşturan alanlarda da bölgesel işbirliğine büyük bir önem vermektedir. Hem Avrupa Birliği üyesi hem de onunla işbirliği içindeki ülkelerin, NATO'ya üye ya da gelecekte üye olacak ülkelerin, aynı zamanda tarafsız ülkelerin ve Rusya'nın da iştirak ettiği Baltık Devletleri Konseyi çerçevesinde yapılan işbirliği, yukarıda sayılan hedeflerde önemli roller üstlenmektedir.

    Yine aynı derecede önemli başarıları, CEFTA çerçevesinde yapılan işbirliği hesabına da katabiliriz. Bugüne kadar elde edilen başarıların bilançosuna bakılarak, CEFTA'nın Orta Avrupa'daki ekonomik işbirliğinin kalıcı bir enstrümanı olduğu rahatlıkla söylenebilir; sürekli artan üye sayısı, yeni devletlerin katılma talebinde bulunmaları ve genişleyen işbirliği kapsamı bunu kanıtlamaktadır. Elbette bu, CEFTA'nın tümüyle tamamlanmış ve iyileştirilmeye gereksinim duymayan bir yapı olduğu anlamına gelmemektedir.

    Polonya'nın bölgesinde ve Avrupa'da oynadığı rolün kabul görmesiyle birlikte aktif ön diplomasiye, anlaşmazlıkların önlenmesine ve çözüm yolları aranmasına, demokratik kurumların, insan haklarına saygının ve Avrupa'nın yeni düzeninin güçlendirilmesine yönelik çalışmalara konsantre olan AGİT'teki önderlik rolü 1998 yılında büyümüştür. AGİT, aynı zamanda Polonya'nın Avrupa siyasetindeki rolünün ve siyasi konumunun da güçlenmesine katkı sağlamalıdır.

    Polonya diplomasisinin öncelikli amaçlarını konuşurken, Polonya dış siyasetinin yalnızca Avrupa kıtası sorunsalı ile sınırlanmak istemediğini vurgulamak da yerinde olacaktır. Amaçlarından biri de, Avrupa'nın dışında kalan bölgelerde Polonya Cumhuriyeti'nin kesintisiz büyüyen bir aktiviteye sahip olması, BM forumunda ve İnsan Hakları Komisyonu'nda aktif faaliyetler göstermek, ayrıca Polonya Cumhuriyeti'nin bölgesel anlaşmazlıkların çözümüne katılımının artmasıdır.