Sabiha Paktuna Keskin söylediklerini paylaşalım...

Konusu 'Çocuğum Büyürken' forumundadır ve AskKirintisi tarafından 19 Mayıs 2010 başlatılmıştır.

    19 Mayıs 2010
    Konu Sahibi : AskKirintisi
  1. AskKirintisi

    AskKirintisi Yeni Üye Üye

    Katılım:
    17 Eylül 2007
    Mesajlar:
    4.817
    Beğenileri:
    8
    Ödül Puanları:
    0
    Gerek kitaptan, gerekse tv den söylediklerini paylaşalım, bilmediklerimizi öğrenmiş oluruz.
     
  2. 19 Mayıs 2010
    Konu Sahibi : AskKirintisi
  3. frambuaz

    frambuaz SIKINTI ve MUZ KABUĞU Üye

    Katılım:
    18 Kasım 2008
    Mesajlar:
    4.241
    Beğenileri:
    8
    Ödül Puanları:
    0
    Bu bayanı bi kaç hafta önce Bloomberg tv de bir programda gördüm. O günden beri de idolüm oldu..Yeni anne olmuş biri olarak söylediği herşeyi zihnime kazıdım..
    Bugünlerde Prima'nın yeni ürünün reklamlarına da çıkıyor.
    Söylediği şeylerden beni en çok etkileyeni ; bebeğin anne kokusunu daha anne karnındayken biliyo olması..
    Anne ve bebek arasındaki bağın önemi üzerinde çok duruyor ayrıca..
     
  4. 19 Mayıs 2010
    Konu Sahibi : AskKirintisi
  5. askvesen

    askvesen Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Kasım 2009
    Mesajlar:
    333
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    PROF.DR. SABıHA PAKTUNA KESKıN

    Ödül Cezadan Çok Daha Etkilidir

    Çocuk Nörologu ve Doktoru Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin, çocuklarla doğru iletişim kurmak için onları anlamak gerektiğini söylüyor. Tutarlı olmanın önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Keskin, 'Hayır dediğiniz şeyi takip etmiyorsanız, sonraki 'hayır'larınız geçersiz olur. Çocuk sözünüzü dinlemez' diyor.

    Yaşamımızın en önemli ve hassas dönemi olan çocukluk dönemi, kendi içinde farklı dönemlere ayrılıyor. Her dönemde çocuğun davranışları ve ihtiyaçları değişiyor. Ebeveynlerin çocuklarıyla doğru iletişim kurabilmeleri için bu dönemleri bilmeleri ve ona göre davranmaları gerekiyor. Çocuk Nörologu ve Doktoru Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin, ebeveynlerin çok fazla otoriter olmamalarını ve her şeye 'hayır' dememelerini tavsiye ediyor. Çocukta güven duygusunu oluşturmak için tutarlı davranmaları gerektiğini, aksi halde çocuğun söz dinlemeyeceğini söylüyor.

    Çocuğa ödül vermenin, ceza vermekten daha etkili bir yöntem olduğunu belirten Prof. Dr. Keskin, 'Yanlış davranışları azaltan her şey cezadır. Doğru davranışları artıran her şey ödüldür. Dayak ve hakaret ceza değildir, bunlar yanlış davranışı artırır. Çocuk ilk fırsatta aynı davranışı tekrar yapmaya ve sizi taciz etmeye başlar. Çocuğunuz sizi taciz ediyorsa mutlaka siz hata yapıyorsunuzdur. Doğru ceza çocuğa karşı yanıtsız kalmaktır ve çocuğun haklarını elinden almaktır' diyor.

    Prof. Dr. Keskin, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde Pediatrik Nöroloji Bilim Dalında Öğretim Üyesi olarak görev yapıyor. Ayrıca özel muayenehanesinde hizmet veriyor. Çocuk davranışlarını anlamak için çeşitli çalışmalar yapan Prof. Dr. Keskin, ABD'de Pediatrik Nöroloji üzerine eğitim aldı ve Türkiye'ye döndükten sonra otistik ve hiperaktif çocukları tedavi etti. Prof. Dr. Keskin'in 'Bana Seni Anlat Anne', 'Çocuklarla Doğru ıletişim' ve 'Anne ış'te' isimli kitapları bulunuyor. Türkiye'de bir ilke imza atmaya hazırlanan Prof. Dr. Keskin, dikkat yetersizliği olan çocuklara eğitim veren bir okul açmak için çalışmalar yapıyor.

    Çocuklarla doğru iletişim nasıl kurulur?
    Doğru iletişim kurmak için çocuğun içinde bulunduğu dönemi bilmek gerekir. Ebeveynler bu dönemleri bilir ve çocuğa ona göre davranırlarsa iletişim kendiliğinden kurulur. 0-3 yaş dönemi çocuğun anneye bağlandığı ve onun koruması altında olduğu dönemdir. Bu dönemde çocuğun ağlatılmaması ve her istediğinin yapılması gerekiyor. Bu şekilde çocuk şımarmaz. Şımarmak, ilişkinin bozulması, ilişkideki bağın kopması demektir. ılişkiyi koparan en önemli durum ebeveynin verdiği komutları takip etmemesidir. 'Hayır' dediğiniz şeyi takip etmiyorsanız, sonraki 'hayır'larınız geçersiz olur. Çocuk sözünüzü dinlemez. Bu durumda onun 'şımarık' olduğunu düşünürsünüz. Aslında çocuk değil, ilişki şımarır. Bunun önüne geçmek için ebeveynlerin her şeye 'hayır' dememesi gerekiyor. Genellikle çocuklar babalarının sözünü dinlerler. Çünkü babalar çok fazla komut vermezler.

    Bence anneler de bu yöntemi denemeli. Çocuğun hangi davranışına sinirlendiklerini ya da hangi davranışının çocuğa zarar verdiğini tespit edip ona göre komut vermeli ve komutlarını takip etmeliler. 4-11 yaş dönemi yani 'yarış dönemi'nde de çocuğu takip etmek istiyorsanız, çocuğun yarışmasına izin verin ve yapmaktan hoşlandığı şeyleri onunla birlikte yapın. Örnek, onunla oyun oynayın. Anne ve baba aşırı otoriter olmamalı. Güçlü ve güvenilir olmalı. Çünkü insanların güce ihtiyacı vardır. Ergenlik döneminde çocukların arkadaşları için olumsuz eleştiriler yapmamak gerekiyor. Çocuğunuzun arkadaşında gördüğünüz olumsuz yanlar, çocuğunuzda da vardır. Çünkü çocuklar kendisine benzeyenin peşindedirler. Çocuğu arkadaşından uzaklaştırmak değil, olumsuz yönlerini bulup iyileştirmek gerekir. Sözel olarak olumsuzlukları ifade etmek çocukla kurulan ilişkiyi bitirir.

    Tatlı-sert otorite kurun

    Çocukluk döneminde yaşanan olumsuzluklar ilerleyen yıllarda çocuğu nasıl etkiler?
    Bu çok hassas bir konu. Bir günlük bebeğe annesinin kucağında aşı yapılır. Bu kesinlikle yanlıştır. Çünkü anne karnında annesinin kokusunu kodlamıştır ve o kokuyu duyarken bebeğe o acıyı hissetirmemek gerekir. Çünkü beyni bunu kaydeder. 0-4 yaş döneminde kimse bir şey hatırlamaz. Ama hatırlanmayan olaylar yaşamımız boyunca davranışlarımızı etkiler. Bu dönemde beyinde anıların kaydedildiği bölüm olan 'hipokampus' çalışmaz. Onun yerine 'amigdala' fotokopi yapar gibi yaşananları kaydeder. Çocuğun beyni saniyede 30 milyon kayıt yapar. Bu kadar kayıt yapan bir teknoloji yok, olması da mümkün değil. 'Amigdala'nın kaydettikleri yaşam boyunca silinmez.

    Psikolojik açıdan sağlıklı bireyler yetiştirmek için anne ve babalara ne tür görevler düşüyor?
    Anne ve babanın tatlı-sert bir otorite kurması gerekir. Komut verme, öğüt verme gibi iletişimin bazı genel kuralları vardır. Bu kurallar çocukla kurulan iletişimde de geçerlidir. Çocukla konuşurken emir cümlesi kullanmamak gerekir. Kendi sorununuzu anlatmak için karşı tarafa kendinizi anlatmanız gerekir. Ancak karşı tarafı dinlemek istiyorsanız, onu ona göstermeniz gerekir. Yani 'Sana ne oldu böyle?' demek yerine, 'Çok üzgün görünüyorsun' denilmelidir. Ebeveynlerin çocuklarıyla empati kurabilmesi onları anlamasıyla mümkün olur. Çocuk davranışları için bazı genel kurallar vardır. Ama bunun dışına çıkan çocuklar da oluyor. Bu gibi durumlarda da bir uzmandan yardım almak zorunlu hale geliyor.

    Ceza ve ödülün çocuk yetiştirmede rolünü anlatır mısınız?
    Ceza deyince, aklımıza dayak ve azarlamak geliyor. Aslında ceza bu anlama gelmez. Çocuğu kontrol etmek için onun davranışları hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. Davranışları azaltan her şey cezadır. Davranışları arttıran her şey ödüldür. Dayak ve hakaret o davranışı artırır. Otomatik olarak ödül haline gelir. Çocuk ilk fırsatta aynı davranışı tekrar yapmaya ve sizi taciz etmeye başlar. Çocuğunuz sizi taciz ediyorsa mutlaka siz hata yapıyorsunuz demektir. Çocuk rövanş alıyordur. Çocukları istemedikleri davranışları tekrarlanıyorsa, ebeveynler o davranış karşılığında gösterdikleri davranışı göstermemelidir. Doğru ceza çocuğa karşı yanıtsız kalmak ve çocuğun haklarını elinden almaktır. Örneğin, televizyonu yasaklayabilirsiniz. Ya da istemediğiniz bir davranışı yaptığı zaman, sanki hiç duymamış ve görmemişsiniz gibi hiçbir yanıt vermeyebilirsiniz. Ödül cezadan çok daha etkindir. Ders çalışmayan bir çocuk kitabının başına geçtiği anda onu ödüllendirebilirsiniz. En küçük davranışı ödüllendirerek çocuğu şekillendirirsiniz.

    Çocuğa güven duygusu nasıl verilir?
    Tutarlıysanız çocuğa güven verirsiniz. Söylediğinizi kısa bir süre sonra unutuyorsanız çocukta güvensizlik başlar. Güven şarttır. Annelerden özellikle bu duyguyu beslemelerini istiyorum. Çocuk babasına güvenmeli, babasının güçlü olduğunu bilmeli. Boşanan anne ve babalar için de aynı kural geçerli. Baba yoksa da dede ya da dayı gibi bir akrabanın o duyguyu vermesi gerekir. Çocuk, yaşadığı evine de güvenmelidir. 'Evimiz sağlam, depremde yıkılmaz' gibi sözlerle çocuğa güven verilmelidir. Bu güvenini sarsmamak için çocuğun yanında anne ve babanın 'hastayım' dememesi, hasta olduğunu belli etmemesi gerekiyor. Çocuk anne ve babasının hasta olduğunu duymak istemez.

    ıki çocuk arasında üç yaş olmalı

    ıki çocuğu olan ebeveynlere neler tavsiye edersiniz? Çocuklarına nasıl davranmalılar?
    Bu çok önemli bir konu. Çocuklar 0-11 yaşına kadar 'asosyatif' öğrenir. Yani bir şey olur, onun arkasından tekrar olduğu zaman çocuk onu öğrenir. Anne hamileyken çocuğuna karnında kardeşini taşıdığını ve kardeşinin doğacağını söyler. Anne çocuğuna bu durumu anlattığını ve çocuğunun ikna olduğunu düşünür. Oysa öyle değildir. Bebek dünyaya geldikten sonra çocuk kardeşinin o evde yaşamaya başladığını ve hiç ayrılmadığını görür. Bebek doğduktan altı ay sonra kardeş kıskançlığı en üst seviyeye çıkar. Aslında 'kardeş kıskançlığı' sözünü değiştirmek istiyorum. Bu, anneyi paylaşamamadır, anneyi kaybetme korkusudur. Bu nedenle annenin çocuklarına eşit davranması gerekir. Bunun için de bebeğini emzirirken diğer çocuğuyla da ilgilenmeli, onu da yanına almalı, onun elinden tutmalı. Çocuğa, 'Seni atmıyorum, Sensiz olmaz' mesajının verilmesi gerekir. Bunları yaparken de çocuklara yaşlarına göre davranılmalıdır. Ebeveynlerin iki çocuk arasında üç yaşın olmasına özen göstermesi gerekir. Çünkü 0-3 yaş anneye bağlanma dönemidir. Özellikle erkek çocukları daha hassas ve kırılgandır. Bu dönemden sonra ikinci bir çocuk düşünülmelidir. Ayrıca çocuklar üç yaşından önce kreşe gönderilmemelidir.

    Çocuğu anneanne ve babaanne gibi aile büyüklerinin büyütmesine yaklaşımınız nasıl?
    Normal şartlarda çocuğa annenin bakması lazım. Özellikle üç yaşına kadar çocuğa annenin bakması şart. Bebeği emzirmekle sütü sağıp biberonla vermek aynı şey değildir. Ama çalışan annelerin durumu farklı. Bu durumda çocuğa anneanne ya da babaannenin bakmasında bir sakınca yok. Bu, bir zenginliktir. Ancak çocuğu yetiştirirken anneyle anneanne ya da babaannenin çatışmaması gerekir. Anne, anneannenin bilgisinin eski olduğunu düşünür. Anneanne ve babaanneler geçmişten gelen tecrübelerine göre hareket ederler. Örneğin, anne çocuğunu klozete alıştırmaya çalışırken, anneanne lazımlığı kullanmak isteyebilir. Aslında çocuk klozetten hoşlanmayabilir. Çocuk bütün bunları 'Annem böyle yapar','Anneannem böyle yapar' şeklinde beynine kaydeder. Anneanne ve babaannenin yetiştirdiği çocuğun terbiyesi bozulmaz.

    ÇOCUKLUK DÖNEMLERı

    0-1,5 yaş 'emme dönemi'dir. Bu dönemde anne emzirebildiği kadar bebeğini emzirmelidir.
    1,5-3 yaş 'anal dönem'dir. Çocuk, dışkısını kendisine ait bir organ gibi algılar. Bu nedenle bu dönemde çocuğa tuvalet terbiyesi verilmemeli. Çocuk bu dönemde ağlatılmamalıdır. Çocukların ağlatılması güven duygusunun zedelenmesine neden olur.
    0-3 yaş 'kodlama dönemi'. Bu dönemde beyin yalnızca kodlama yapar, beyinden herhangi bir geri alım beklememek gerekir. Çocuğa renkleri ve sayıları bu dönemde öğretmeye çalışmak büyük hatadır. Çocuğun sosyalleşmesini, arkadaşlarıyla oyuncaklarını paylaşmasını beklememek gerekir. Üç yaşına kadar kimsenin bir anısı yoktur. Çünkü bu yaşa kadar henüz kendimizi fark etmeyiz. Üç yaştan sonra 'ben' fark edilir.
    3-4 yaş 'cinsel kimlik' dönemi. Anne ve babanın birlikteliğine en çok ihtiyaç duyulan dönemdir. Bu dönemde anne ve baba çocuğun yanında kesinlikle kavga etmemelidir. Erkek çocuk babayı, kız çocuk da anneyi taklit eder. Bu nedenle anne ve babanın çok olumlu bir tablo sergilemesi gerekir. Bu yaşta çocuğun yaşıtlarıyla beraber olması gerekiyor.
    4-11 yaş 'yarış dönemi'. Bu dönemde çocuk yarışır. Kendisini toplumun koyduğu kurallara uymak zorunda hisseder. Çocuk toplumsal kurallara uymak ve kendisini gösterebilmek için yarış halindedir.
    12-18 yaş 'ergenlik dönemi'. Bu dönemde çocuk yaşıtlarına benzeme ve onların arasında sivrilme savaşı verir. Çocuğun arkadaşlarını eleştirmemek gerekir.
     
  6. 19 Mayıs 2010
    Konu Sahibi : AskKirintisi
  7. zeytinimmm

    zeytinimmm Yeni Üye Üye

    Katılım:
    15 Ocak 2010
    Mesajlar:
    137
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    30 günlük bi uygulamadan bahsediyor.30 gün boyunca çocuklara hiç engel koyulmadığı takdirde çocukların problemlerininden kutulduğunu söyledi.bu gün doktorum programında konuşurken duydum ama tam dinleyemedim.bilen dinleyen varsa açıklayabilirmi?
     
  8. 19 Mayıs 2010
    Konu Sahibi : AskKirintisi
  9. askvesen

    askvesen Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Kasım 2009
    Mesajlar:
    333
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    ben bu uygulamayı daha önce dinlemiştim.çocuğa 30 gün boyunca ne yaparsa yapsın kendine zarar verecek şeyler dışında hiç tepki vermemek,davranışlarına engel olmamak,kaşlarınızı bile çatmadan sevgiyle gülümseyip seni yinede çok seviyorum imajı vermek gerekiyor. ilk 15 gün çok zorlu geçeceğini çocuğun sizi sınamak için daha agrasif davranışlarda bulunacağını eğer sabredebilirseniz 15 günün sonunda çocuğun davranışlarında azalma ve 30 gün sonrada tamamen düzelme olacağını söylüyor.
     
  10. 19 Mayıs 2010
    Konu Sahibi : AskKirintisi
  11. tria

    tria mucize meleklerim Üye

    Katılım:
    5 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.311
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    ))) bu otuz gün tavsiyesini tutarsam benim böcüklerim kesinlikle evimizi başımıza yıkarlar .
     
  12. 19 Mayıs 2010
    Konu Sahibi : AskKirintisi
  13. Nida

    Nida Yeni Üye Üye

    Katılım:
    20 Eylül 2007
    Mesajlar:
    2.176
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Harika biri oldugunu düsünüyoum Sabiha hanimin.Kitaplarini aldim , tavsiye ederim.
     
  14. 19 Mayıs 2010
    Konu Sahibi : AskKirintisi
  15. UfuruktenPrenses

    UfuruktenPrenses twitter@UfuruktenPrnses Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2007
    Mesajlar:
    11.389
    Beğenileri:
    17
    Ödül Puanları:
    38
    Hitabeti ve bilgisi mükemmel..
    Çocuk sahibi değilim ama can kulağıyla dinliyorum yakaladığım yerde.
     
  16. 19 Mayıs 2010
    Konu Sahibi : AskKirintisi
  17. TOTEM

    TOTEM Yeni Üye Üye

    Katılım:
    4 Haziran 2009
    Mesajlar:
    226
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    İsmini çok duydum ama ben de ilk defa bu sabah doktorum da izledim.Gerçekten konusunda harika bir uzman ... Bende anne iş te kitabını almak istiyorum.Malum doğum iznindeyim ve bitecek diye geriliyorum
     
  18. 19 Mayıs 2010
    Konu Sahibi : AskKirintisi
  19. gnydn64

    gnydn64 serapgnydn.blogspot Üye

    Katılım:
    18 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    4.883
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    36
    bende çok beğeniyorum doktor hanımı
    internette videolarıda var ilk öyle karşılaşmıştım

    videolarından bazı aklımda kalanlar
    nedir çocuğun şımarması herşeye hayır demesimi
    3 ve 4 yaşlarında çocuk kimliğini farkettiği için farkettirme çabasındadır ve hayır der bu birde ergenlik döneminde tekrarlanır hayır der
    3-4 yaş ve ergenlik dönemi çocuğun isyan dönemidir hatta bu dönemlerde hayır demiyorsa dolayısıyla herşeyi kabulleniyorsa bir anormallik vardır.

    yada şımarıklık dediğimiz sözünüzün dinlenmemesimi
    15 20 tane davranışın peşine düşmek yerine anne onun için olmazsa olmaz 3 5 davranışın peşine düşer ve iyi takip ederse diğer davranışlara müdahalede bulunmazsa bu sorunda çözümlenecektir.
    diyor doktor hanım

    kardeş kıskançlığı...
    burada büyük çocuğun sıkıntısı acaba ben ne olucam bana da bakmaya devam edeceklermi düşüncesidir.
    bunuda bu dönemde ben kızımı/oğlumu bırakmam evide dağıtsa üstünüde pisletse vs. ben seni bırakmam diyerek bunu bir oyun şeklinde söyleyerek kıskançlığı en aza inirebilirsiniz

    2 kardeş arasında ki kavgaya anne müdahale etmemelidir hele hele hakem hiç olmamalıdır.
    karışmamalıdır.