Sabır,boyun eğmek değil,direnmektir....

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve beyaz toprak tarafından 19 Mayıs 2009 başlatılmıştır.

    19 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : beyaz toprak
  1. beyaz toprak

    beyaz toprak çirkin ama tatlı cadı=) Üye

    Katılım:
    10 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    4.948
    Beğenildi:
    22
    Ödül Puanları:
    148
    Düşünsenize bir: Hastalık olmasaydı sıhhatin, ölüm olmasaydı hayatın, yaşlılık olmasaydı gençliğin...
    yokluk olmasaydı varlığın, kötü olmasaydı iyinin, küfür olmasaydı imanın, cehennem olmasaydı cennetin, karanlık olmasaydı aydınlığın, çirkin olmasaydı güzelin kıymeti bilinir miydi?
    Hayat yolu dümdüz ve pürüzsüz olsaydı, yürümek bu kadar cazip olur muydu? Her şey birbirinin aynı olsaydı, öğrenmenin temel taşı olan merak tahrik olur muydu? Tüm insanlar aynı planyadan çıkmış gibi birbirinin tıpkısı olsaydı, tanımak için küçük parmağımızı oynatmaya gerek kalır mıydı?
    Eğer her zorluğun yanında bir kolaylık, her derdin bir dermanı, her ıstırabın bir bilgeliği, her çekilen acının bir hasılatı, her musibetin bir nasihati, her kederin bir bedeli olmasaydı hayat yaşanmaya değer miydi?

    Hepsinden öte sabır bu kadar değerli olur muydu?

    Sabır. Birçok kavram gibi kirlettiğimiz, kargaşaya kurban ettiğimiz, içeriğini darmadağın ettiğimiz, sonra da dönüp haksızlık ettiğimiz muhteşem bir kavram.

    ''Sabreden derviş, muradına ermiş'' gibi harika bir deyim, nasıl oldu da ''Sabreden derviş, sabrede ede gebermiş'' gibi soysuz ve hayasız bir lafa dönüştü?
    Nasıl olacak? Sabır kavramının zihnimizde uğradığı tahrif sonucu elbette.

    Sabır, herkesin her istediğini ''Hemen, şimdi!'' sloganıyla elde etmeye çalıştığı acele ve ecele giden kendini bilmezler çağında, ''Asla vazgeçmem, zamanı gelinceye kadar beklerim'' diyebilme kararlılığıdır.

    Şeyh Bedreddin, Varidat'ında diyordu ki ''Evme (acele etme)! Unutma ki her yemişin bir mevsimi vardır: Sen de mevsimini bekle!''

    Sabır, omuzladığın mukaddes yükü götürürken rüzgar tersinden esmeye başladığında geri dönmemek, yükü atmamak, yolu satmamak, yola yatmamaktır. Sırtını yüke verip göğsünü rüzgara siper etmektir.
    Her rüzgarın bir ömrü, her Nemrud'un bir İbrahim'i, her Firavun'un bir Musa'sı, her kışın bir yazı, her gecenin bir sabahı, her derdin bir dermanı olduğunu unutmamaktır.

    Sözün özü, sabır direniştir. Kur'an : ''Allah sabredenleri sever'' derken işte bunu demiş olur: Allah direnenleri sever. Yine Kur'an : ''Ey iman edenler! Sabredin'' derken bunu demiş olur. Yani: Ey iman edenler! Direnin!

    Hepsinden öte Asr Suresi, işte bu nedenle ''sabır'' suresidir:

    ''Asra yemin olsun ki insanlık hüsrandadır! Ancak iman edenler, salih amel işleyenler, hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesna!''

    Son ayetin açılımı şudur: Hakkı tavsiye etmenin bir bedeli vardır. Çünkü siz hakikate tabi olup onu tavsiye ettiğinizde, varlığını yalana adayanlar ister istemez bundan rahatsız olurlar. Hakikat güneşinin doğuşundan rahatsız olanlar, ülkeyi mağaraya çevirmenin yolunu ararlar.

    Bu durumda hakikati savunmanın bir faturası vardır ve size bunu pahalıya ödetmeye çalışırlar. Ayetin son kısmı işte bunu söyler: Hakikati savunmanın bedelini ödemek gerektiğinde de sabrı tavsiye edin. Hakikat üzerinde direnin ve asla geri adım atmayın.

    Öyle ya, hem hakkı savunacaksınız hem de başınız sıkışınca savunduğunuz hak siperini terk edip kaçacaksınız. Bu yakışır mı? Günah işlemenin bile bir bedeli olsun da sevap işlemenin bir bedeli olmasın mı? Kumarbazlar bile bir risk alırken hakikati savunanlar hiçbir risk almasınlar mı?

    Hakikate olan sadakatiniz, onun uğruna nereye kadar ne bedeli göze aldığınızla orantılıdır. Ne diyordu Kur'an:

    "'İnanıyorsanız, üstün gelecek olan sizsiniz!''

    ''ALINTI''
     
  2. 19 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : beyaz toprak
  3. Ally

    Ally Vadideki Zambak Üye

    Katılım:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    2.072
    Beğenildi:
    23
    Ödül Puanları:
    148
    Keşke eskisi gibi sabırlı olabilsem benneyaptımki Eskiden sabrımla övülürdüm şimdiyse her şeye cevabım hazır :nazar:
     
  4. 19 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : beyaz toprak
  5. beyaz toprak

    beyaz toprak çirkin ama tatlı cadı=) Üye

    Katılım:
    10 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    4.948
    Beğenildi:
    22
    Ödül Puanları:
    148
    sabırlı olmak bir erdemdir ve ben gerçekten inanıyorumki sabrın sonu selamettir ahh keşke şu sabrı biraz gösterebilseka.s
     
  6. 19 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : beyaz toprak
  7. senayda

    senayda Rabbime Sığındım... Üye

    Katılım:
    20 Kasım 2008
    Mesajlar:
    3.499
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    aynen canım keşke birazda olsa sabırlı olabilsek...ama maalesef insanı yaşanan olaylar iyice tahammülsüz yapıo..sabrın sonu selamet çok gzl bir söz ama olmuyo işte sabret sabret biryere kadar...eskiden bende daha sabırlıydım olaylara daha sessiz kalabiliyodum ama şimdi eski tahammülüm sabrım yok maalesef..sözle belli edemesem bile yüzümle bi şekilde belli ediyorum..keşke sabırlı olabilsem..:1no2:
     
  8. 19 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : beyaz toprak
  9. beyaz toprak

    beyaz toprak çirkin ama tatlı cadı=) Üye

    Katılım:
    10 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    4.948
    Beğenildi:
    22
    Ödül Puanları:
    148
    şimdi düşünüyorumda önceki yaşantımla şimdikini kıyaslıyorum vay bee diyorum nelere sabretmişim göğüs germişim şimdi olsa hayatta yapamma neden çünkü ister istemez yıpranıyoruz sinirler yıpranıyo duygular yıpranıyo hayat bizi yoruyo ama yinede yardımı allahtan isteyerek gayret göstermeliyizki hem bu hem öteki dünyamızda mükafatını alalım..