Sağlıklı yaşam düzenli muayeneden geçiyor.

Konusu 'Gebelik' forumundadır ve Adivar tarafından 1 Nisan 2009 başlatılmıştır.

    1 Nisan 2009
    Konu Sahibi : Adivar
  1. Adivar

    Adivar Popüler Üye Üye

    Katılım:
    27 Haziran 2007
    Mesajlar:
    6.280
    Beğenildi:
    43
    Ödül Puanları:
    148
    Sağlıklı bir çocuk dünyaya getirmek, sorunsuz bir hamilelik ve menopoz dönemi geçirmek tüm kadınlar için önemli. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı, Kadın Doğum Uzmanı Prof. Dr. Mithat Erenus'tan, gebelik ve menopoz dönemlerinde neler yapılması gerektiğini ve çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere hangi tedavi yöntemlerini tavsiye ettiğini öğrendik.

    Menopoz, adet döneminin bittiği, yumurtalık fonksiyonlarının kaybolduğu dönem olarak tanımlanıyor. Türkiye'de kadınlar 48, Amerika'dakiler ise 58 yaş civarında menopoza giriyor. Fizyolojik bir olay olan menopozdaki en önemli faktörü ise genetik oluşturuyor. Ancak sigara, bazı ilaçların kullanımı, cerrahi olarak yumurtalıkların alınması ve kanser tedavisi gibi durumlar menopoza erken girilmesine neden olabiliyor.

    Herhangi bir hastalıkla karşılaşmadan her kadının 6 ayda bir jinekolojik muayene olması, yılda bir kez kanser tarama testi yaptırması gerekiyor. Meme kanseri açısından ise 40 yaşından sonra 2 yılda 1, 50 yaşından sonra yılda bir kez meme kanseri taraması yapılması öneriliyor. Düzenli muayeneler özellikle gebelik dönemlerinde hem bebek hem de annede oluşabilecek rahatsızlıkları önlüyor.

    Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı, Kadın Doğum Uzmanı Prof. Dr. Mithat Erenus, menopozdan adet düzensizliğine, gebelikten tüp bebek yöntemine kadar bir çok önemli bilgiyi bizlerle paylaştı ve kadınlara önemli tavsiyelerde bulundu.

    Menopoza giriş için belirli bir yaş aralığından bahsedebilir miyiz?
    Menopoz, adet döneminin bittiği, yumurtalık fonksiyonlarının kaybolduğu, östrojen eksikliğine bağlı semptomların başladığı bir dönemi kapsıyor. Menopoz fizyolojik bir olay. Bu yüzden menopoza giren kadınların yaş aralığı da değişiklik gösteriyor. Türkiye'deki kadınlar ortalama 48 yaş, Amerika'da ise 58 yaş civarında menopoza giriyor. Menopoza giriş yaşındaki en önemli faktör genetik. Bir kadının annesi ya da ablası kaç yaşında menopoza girdiyse o kadında benzer bir yaşta menopoza giriyor. Tabii ki bu durumu değiştiren faktörler de olabiliyor. Sigara, bazı ilaçların kullanımı, cerrahi olarak yumurtalıkların alınması, kanser tedavisi ve bazı enfeksiyonlara maruz kalma gibi durumlar nedeniyle kadınlar 1 ya da 2 yıl menopoz dönemine erken girebiliyor.

    Erken menopozun zararları neler?
    Bu dönemlerde, kemik erimesi ve kırıklara yatkınlık dediğimiz durumlar daha erken görülebilir. 65'li yaşlarda olan kadınlar kırıklardan korkarken bu korku 50-55'li yaşlara kadar inebiliyor. Kadınların hormonları üreme çağı boyunca çok sık değişiyor. Bu da psikolojik yapıyı değiştiriyor. Adet olmadan önce bazı kadınlarda adet öncesi gerginlik sendromu yaşanıyor. Bu durum depresyona ya da agresif davranışlara sebep olabiliyor. Menopoz döneminde, östrojen değerinin ani olarak azalması ya da kaybolmasıyla ateş basması, terleme, sıkıntı gibi durumlarla kadınlar karşı karşıya kalabiliyorlar.

    Kadınlar düzenli olarak jinekolojik muayeneye geliyorlar mı?
    Ülkemizde maalesef kadınların düzenli hekime gitme alışkanlığı yok. Bir çok hastamız sadece hamile olduğu zaman kontrole geliyor. Kadın doğumda özellikle koruyucu hekimlik çok önemli olduğu için hastaların, doğru bilgileri hekimlerinden almaları gerekiyor. Güvendikleri bir hekime düzenli olarak gidip, hem üreme çağı boyunca hem de menopoz döneminde muayene olmalılar. Bugün bir kadın için beklenen yaşam süresi 73 yaş civarında. 73 yaşındaki bir kadın da hayatı boyunca birçok hastalıkla karşı karşıya kalabiliyor. Menopoz için bize gelen kadının kalp ve tansiyon hastalığı gibi rahatsızlıkları varsa bütün açılardan onları takip ediyor, önleyici tedbirler almaya çalışıyoruz. Her kadının düzenli olarak hekime gitmesini ve hiç olmazsa yılda bir bu tetkikleri yaptırmasını ve jinekolojik muayeneden geçmesini öneriyoruz.

    Kadınlar hangi aralıklarla doktora muayene olmalı?
    Her kadının 6 ayda bir kontrol edilmesi, yılda bir kez Pap Smear testi (kanser tarama testi) yaptırmasını özellikle öneriyoruz. 40 yaşından sonra 2 yılda bir, 50 yaşından sonra yılda bir kez meme kanseri taraması yapması gerekiyor. Ayrıca her kadın banyodan sonra kendi meme muayenesi yaparak sık görülen meme kanserine karşı tedbir alabilir.

    Pap Smear testi hangi aralıklarla yaptırılmalı?
    Pap Smear, rahim ağzı kanseri açısından önemli bir tedavi. Kadın, cinsel olarak aktif hale geldikten ya da 21 yaşından sonra her yıl bu testin yapılmasını öneriyoruz. Testin sonucunda 3 kez negatif sonuç alınırsa, kontroller 2-3 yılda bir yapılabilir.

    Gebelik sürecinde dikkat edilmesi gereken noktaları anlatır mısınız?
    Kadınlara, gebeliğin başından itibaren düzenli kontrole gelmelerini ve bütün laboratuvar tetkiklerini yaptırmalarını öneriyoruz. Hamile kalmadan önce vitamin takviyesi ve gebeliğin üç ayından itibaren ise demir takviyesi almalarını söylüyoruz. Ayrıca down sendromu riskini değerlendirmek için çeşitli testler yapılıyor. Gebeliğin 22'inci haftasında detaylı kalp ultrasonu ile kalp anomollerinin ekarte edilmesini öneriyoruz. 24'üncü haftada şeker yükleme testinin yapılmasını, 32'inci haftaya kadar ayda bir, daha sonra 15 günde kontrollerin yapılması gerekiyor. Besin olarak süt, yoğurt, et ve tavuk gibi zengin proteinlerle beslenmeliler. Ayda 1 kilo kadar almalılar ve 11 kiloyu geçmemeliler. Ayrıca gebelik döneminde yürüyüş gibi onları çok fazla yormayacak sporlar yapabilirler.

    Çalışan kadınlar hamileliğin kaçıncı ayından itibaren istirahat etmeli?
    32'nci haftadan itibaren 8 haftalık bir doğum öncesi izni kullanabiliyor. Doğum sonrasında ise 6 haftalık bir dinlenme dönemi geçirebiliyor.

    Kan uyuşmazlığı nedir? Ne gibi önlemler alınmalı?
    Hamile kalan tüm kadınların kan grubunu bilmesi gerekiyor. Örneğin anne A Rh negatif, baba A Rh pozitif olduğunda, çocuk da pozitif kan grubuna sahip olursa anne ve çocuk arasında kan uyuşmazlığı ortaya çıkıyor. Kan uyuşmazlığı özellikle ikinci gebelikte sık olarak görülüyor. Böyle bir durumda ilk gebeliğin 28. haftasında erken korunma iğnesi yapılabilir. Eğer doğumdan sonra bebeğin kan grubu Rh pozitif ise, sonraki bebekleri korumak için antikor üretimini engelleyecek bir iğne doğumu takip eden 72 saat içinde yapılır.

    Normal doğum ve sezaryen gerektiren durumlar nelerdir?
    Sezaryen önceki dönemlere göre daha çok uygulanmaya başladı. Sezaryen, genel ya da lokal anestezi altında uygulanıyor. Ameliyat teknikleri çok geliştiği için eskisine göre komplikasyonlarla daha az karşılaşıyoruz. Doğum sancıları başlamamış ama bebeğin hayatı tehlikeye girmişse sezaryen yapmamız gerekiyor. Bazen kordonun önde gelmesi, kordonun bebeğe dolanması veya kordon sarkması gibi durumlarda normal doğum yerine sezaryenle bebeği alıyoruz. Bazen plesanta rahimden erken ayrılarak kanamaya neden olabiliyor. Bu da hem annenin hem de bebeğin hayatını tehlikeye atabiliyor. Çocuğun gelişimiyle ilgili anormal gelişimlerle karşı karşıya kalabiliyoruz. Kadınlarda kalça çıkıklığı yada kemik problemleri olabiliyor. Bu gibi durumlarda çocuğun başıyla annenin kalça kemiği arasında uyuşmazlık söz konusu oluyor. Böyle vakalarda sezaryen yapıyoruz.

    İlk doğumun nasıl yapıldığı sonraki hamileliklerde önemli mi?
    Hastaların çoğunluğu sezaryeni tercih ediyor. Özellikle rahmi bir önceki sezaryende dikey bir şekilde kesildiyse rahmin yırtılma ihtimali daha yüksek oluyor. Daha önce rahminde operasyon geçirmiş kadınlar da doğum sancıları sırasında rahmin yırtılmasına neden olacağı için sezaryeni tercih edebilirler.

    Üniversitenizde uygulanan tüp bebek programı hakkında bilgi verir misiniz?
    Hastanemizde herhangi bir kar amacı güdülmediği için medikal olarak en uygun olan hastaya bu tedavi uygulanıyor. çünkü buradaki amacımız çocuğu olmayan çifte en iyi şekilde yardımcı olmak. Çoğu zaman tüp bebek ilk uygulanması gereken yöntem olmayabilir. Daima en kolay ve ekonomik tedavileri seçmek gerekiyor. Bazen hastalar, başka tedavi yöntemleri varken direkt tüp bebek yöntemini uygulamak istiyor. Özellikle 25 yaşındaki genç bir çiftin hemen tüp bebek uygulamasına geçmemesini öneriyoruz. Genç oldukları için başka tedavi yöntemlerine başvurabilirler. 37 yaşından sonra ise tüp bebek uygulamalarının başarı şansları düşmeye başlıyor. Çünkü bu yaştan sonra kadınlarda 25 bin civarında yumurta kalıyor. 12 yaşında ise kadınlarda 400 bin tane yumurta bulunuyor. 40 yaşından sonra gebelik şansı yüzde 10'ların altına düşüyor.

    Tüp bebek tedavisi ortalama ne kadar sürüyor?
    Hasta geldiğinde öncelikli olarak bütün tetkiklerini yapıyoruz. Tedavi 15 günlük bir süreci kapsıyor. Bu süreçten sonra 10 günlük bir gebelik testini bekleme süreci oluyor. Eğer adet döneminden sonra bir tedavi uygularsak bu süreç 7-10 gün arasında bir zamanı kapsayabiliyor. Eğer başarı sağlanamazsa ikinci ve üçüncü kez bu tedaviyi tekrarlayabiliyoruz. Hiç sperm bulamıyorsanız ya da hiç yumurta elde edemiyorsanız tekrar tekrar bu işlemi denemek size bir sonuç vermez.

    Tüp bebek yöntemi hangi hastalara kesinlikle uygulanmaz?
    Yumurtalık donasyonu olmayan hastalara tüp bebek tedavisi uygulamıyoruz. 40 yaşın üzerinde hastalara da bu tedavi yöntemini pek fazla önermiyoruz.

    Bebekte anormalliğe sebep olabilecek durumlar nelerdir?
    Gebelik sırasında kullanılan ilaçlar, radyasyon, sigara ve alkol gebeliği etkileyebilir. Geçirilen enfeksiyon ve genetik faktörler de bebeğin gelişimine olumsuz etki yapabiliyor. Bu gibi durumlarda derin ultrason araştırmaları yapıyoruz. Gerekirse de anne karnındaki bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan örnek alarak direkt bebeğin kromozom analizini ortaya çıkarıyoruz. Böylece down sendromunu saptayabiliyoruz.

    -alıntı-