SAKM 3. Gençlik Tiyatro Festivali Hakkında

Konusu 'Sinema & Tiyatro' forumundadır ve Elif tarafından 22 Ağustos 2009 başlatılmıştır.

    22 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.619
    Beğenildi:
    5.147
    Ödül Puanları:
    438
    Haziran ayı ikinci yarısında Beyoğlu İstiklal caddesinde şöyle bir tur attıysanız; Atlas Pasajı’nın içindeki Küçük Sahne’de 15-29 Haziran 2009 tarihleri arasında düzenlenen SAKM 3. Gençlik Tiyatro Festivali’nden haberdar olmuş, hatta belki kiminiz ücretsiz sergilenen bu oyunlardan birini ya da birkaçını izleme imkânı bulabilmişsinizdir



    Ben, yoğun iş tempom sebebiyle festival ve etkinlikleri önceden takip edip kesinlikle kaçırmayan biri olamadım maalesef.. Fakat güzel bir tesadüf, belki de iyi bir zamanlama ile bu programdan haberim oldu ve çoğu oyunu izleyebildim İyi ki de izleyebilmişim.

    Sadri Alışık Kültür Merkezi’nin yetiştirdiği bu çocuklar beni yer yer güldürdü, bazen ağlattı; kendilerini ayakta alkışlattırdılar. Bu çocuklar beni gerçekten çok gururlandırdı. Eğitmenleri ya da aileleri duruyorken sana ne oluyor dediğinizi duyar gibiyim. Ben onların azmine, iradesine, yeteneklerine, cesaret ve özgüvenlerine hayran kaldım. Çoğu kişiye lütfedilmemiş duruşları ile göz dolduruyorlardı. Tiyatro sanatının çocuklarımız tarafından benimsenmesi ve aşkla icra edilmesi beni cidden çok ama çok duygulandırdı.

    Umarım ve dilerim; bu şevkle, hiç bıkıp usanmadan, yılmadan yollarına devam ederler. Sonsuz teşekkürler Sadri Alışık Kültür Merkezi çalışanları, eğitmenleri ve ille de öğrencilerine…

    Festival süresince izleyebildiğim oyunlardan; Sofokles’in “Antigone” si, Yavuz ÖZKAN’ın “Herkesin Bildiği Sırlar” adlı oyunu ve Kandemir KONDUK’un “Çarpraz Aşklar” ını çok beğendim, gayet hissederek ve hissettirerek sergilediler.



    Ayrıca konuk olarak katılan gruplardan izleyebildiğim iki oyun daha vardı ki, onlar da gerçekten alkışa şayandılar.



    İlki; Uludağ Stüdyo Oyuncuları’nın sergilediği, Özgür ÖKTEN’in yazıp yönettiği ve yerli Jim CARREY olduğuna tüm salonla birlikte şahit olduğum Ozan TAYLAN ile başrolü paylaştığı çok eğlenceli bir hikaye “TRAK”..



    Bu oyunu kesinlikle görmelisiniz. Sanırım yeni sezonda Bursa Mavi Balon Gösteri Merkezi’nde “Kat Altı Buçuk” adlı oyunla değişimli olarak sergilenecekmiş.



    Ozan TAYLAN, çoğumuzun tanımadığı ama çok eğlenceli, yetenekli bir karakter.. Geçen dönem -yanlış hatırlamıyorsam- Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği bir festivalde Bosch Tiyatro Grubu’ndaki diğer arkadaşlarıyla “İncili Bayır” adlı oyunlarını sergilemiştiler. Ayrıca Hamdi ALKAN’ın bazı skeçlerinde de oynamış ve bildiğim kadarıyla “Köprüaltı” adlı bir piyesin de yazarı…



    Diğer konuk grup ise Mimar Sinan Üniversitesi idi.. Oldukça eğlenceli başka bir performans daha.. Bir müthiş Ozan da burada gözümüze çarpıyor; oyunun yönetmeni, mütevaziliğinden ödün vermemiş, sevgili Ozan AYHAN… Öğrencilerin büyük bir başarıyla sahneye aktardıkları oyun ise, çocuk denilebilecek yaşta hayata veda eden George BÜCHNER’in yazdığı “Leonce ve Lena”..

    Ama açıkçası içlerinden en beğendiğim; son iki güne saklamış oldukları, birçok ödül alan Tuncer CÜCENOĞLU’nun yazdığı “Kadıncıklar” adlı oyundu. İki farklı cast kullanılmıştı iki ayrı gün için ama her ikisi de aynı tadı, aynı coşkuyu verdi.



    Daha önce bu oyun 2007-2008 sezonunda SAKM ‘nin profesyonel oyuncuları tarafından gösterilmişti. Fakat izleyememiştim. Kısmette genç oyunculardan izlemek varmış.



    Çeşitli kalemler tarafından da birçok defa yorumlanan oyunda; imam nikâhından seviyeli birlikteliğe, berdelden kumaya, kumadan töreye, töreden namus cinayetine, genel kadından, dost hayatına, dost hayatından günümüze kadar gelen ve kadınların yaşama alanlarını daraltan/körelten kadınların genelevde geçen öyküleri yer alıyor.

    Acı içinde eğlence… Hele bir sahne, hatta daha ziyade ufak bir replik var ki; insanın gözleri dolu dolu oluyor: Çaycı Parlak lakaplı oyuncu figüranlık anılarını anlatmaya başlıyor; yarı hüzünlü, biraz matrak, hafif de ballandırarak.. İnci; “..yahu Parlak! SADRİ ALIŞIK gibi adamsın vallahi...” diyerek araya giriyor. Her sahnesine ayrı büyülendiğim oyunun bu karesinde resmen tutuldum. Malumunuz olan İstanbul trafiği sebebiyle, hafta içine dek gelen oyunlara 3-5 dakika kadar geç kalmak gibi bir saygısızlık yapmamdan dolayı alışkanlık haline gelmiş olan en arka sıralardan birinin en sol tarafındayım yine… Bu kez salon tıklım tıklım.. Ama yine sol taraf koridorda ayakta Sevgili Kerem ALIŞIK, gururla öğrencilerini izliyor. Tıpkı Sayın annesi Çolpan Hanım gibi mütevazi, gururlu, asil…

    Ve o benim kalbimi yerinden oynatan cümle geliyor; “..SADRİ ALIŞIK GİBİ ADAMSIN..”

    Sanki bir suç işlemiş gibi soluma bakamıyorum; yüzyüze gelmekten öylesine korkuyorum ki..


    O hep mağrur, gururlu.. Öğrencileriyle gurur duyuyor, belli ifadesinden.. Sanki o an içinden konuşuyor gibi; “Aramızda olduğunu ve bizi izlediğini biliyorum. Seni unutmayan bir nesil yetiştiriyorum, benimle gurur duy..”

    Katılıyorum bu düşüncelere… Seni tanıyan ve unutturmayan bir nesil yetişiyor TURİST ÖMER....

    Sana özlem dolu sonsuz sevgi ve saygılarımızla,



    Deniz Zengin
    sakm.net