Salvador Dali - ölümsüz dahi olmaya yazgılı bir ikame çocuk

Konusu 'Resim' forumundadır ve AttaQue tarafından 7 Mart 2008 başlatılmıştır.

    7 Mart 2008
    Konu Sahibi : AttaQue
  1. AttaQue

    AttaQue Yeni Üye Üye

    Katılım:
    30 Nisan 2007
    Mesajlar:
    2.754
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    0
    '' Ölümsüz dahi olmaya yazgılı bir 'ikame' çocuk ''

    Ağabeyinin ölümünden 9 ay 10 gün sonra dünyaya gelen İspanyol ressam Salvador Dali 'ikame' bir çocuktur. (psikolojide 'ikame' ; ya da 'yerine konan' çocuk tanımı, çocuklarının ölümünden sonra onun boşluğunu doldurmak amacıyla dünyaya getirilen çocuk için kullanılır.) Dali yas tutan bir aileye katıldığından, ruhsal gereksinimlerine yanıt alamamıştır. Yaşamının birinci yılındaki gelişimsel süreci aksamış, kendisine ait olmayan daha önceden dokunmuş bir kimliğe bürünmek zorunda kalmak, kendilik algısının gelişimini örselemiş ve ergenlik döneminde de yoğun biçimde hissettiği değersizlik duyguları gelişmiştir.

    Dali, nasıl bir dünyaya doğduğunu şu sözlerle anlatır: '' Ben hayatımı yaşamadan önce ölümü yaşadım. Ben doğmadan 3 yıl önce ağabeyim 7 yaşındayken menenjitten öldü.''

    Aslında ağabeyi doğumundan 9 ay 10 gün önce 22 aylık bir bebekken ölmüştü. Dali bu öyküyü değiştirir ve ağabeyinin 7 yaşına kadar yaşadığını ve menenjitten öldüğünü hayal eder.

    Anne babasının onu ölen ağabeyinin yerine dünyaya getirdiklerini ve ölü ağabeyinin imgesinin nasıl ülküleştirildiğini, başka bir çocuk dünyaya getirmelerine karşın hala zihinlerinin kaybettikleri ve yasını tutamadıkları ölü çocuklarının imgesi ile meşgul olduğunu algılar. Bunu annesine ve kendisine şu sözlerle anlatır:
    '' Bu ölüm, annemi varlığının en derin yerinden sarstı. Ağabeyimin pırıltısı, zekası, zerafeti, yakışıklılığı onu o kadar mutlu ederdi ki kaybı berbat bir şoktu. Bunun üstesinden hiç gelemedi. Anne babamın umutsuzluğu, acısı sadece benim doğumumla hafifledi, ancak talihsizlikleri gene de bedenlerinin bütün hücrelerine sızmıştı. annemin karnındayken bile onların endişelerini, acılarını hissedebiliyordum. Fetus halindeyken şeytani, iğrenç bir plasenta içinde yüzüyordum. onların kaygıları peşimi hiç bırakmadı. Ağabeyimin varlığını derinden hissettim; onu benden hep daha iyi beceren, daha üstün biri gibi hissettim, varlığını beni duygulanımlarıma yabancılaştıran bir örselenme gibi algıladım... Ben ahlaksız, yanlış, kötü bir çocuktum. şeytanın gölgesinde büyüdüm ve hala acı çekiyorum. ''
    Bir yapıtında annesi elleri kanlı bir şekilde ve çok üzgün bir halde FREUD ' un kucağında resmedilmiştir. Resmin diğer tarafında bıçak tutan bir el ve onu engelleyen başka bir el görünür. Dali annesinin yasını ve suçluluk duygularını sezmektedir...

    Dali günlüklerinde anne babasının ölen ağabeyini nasıl ülküleştirdiklerini anlatır. Ağabeyinin bir dahinin yüz morfolojisine ve herkesi şaşırtan bir kavrayışa sahip olduğunu anlatır. Anne babasının ona ağabeyinin ismini vererek bilinç öncesi bir suç işlediğini ve onu olanak dışı bir ideale göre yaşamaya zorladıklarını, yatak odalarında ölmüş oğullarının bir resmini dolabın üzerinde muhafaza ettiklerini, bunun da Velasquez ' in İsa ' sı ile yan yana olduğunu hatırlar. Ebeveynlerinin odasına her girdiğinde ve ağabeyinin, o , çok güzel çocuğun fotoğrafını gördüğünde bütün geceyi bu ideal ağabeyin çürüdüğünü hayal ederek geçirir. Ancak kendi ölümünü ve bir tabutta olduğunu, sonunda dinlendiğini hayal ederek uyuyabilir. Ressam olunca da her gece yaptığı resme bakarak uyuyacaktır. Dali için resim yapmak ölümü alt etmekti. Resim ağabeyi ile bir buluşma yeri ya da bağlantı nesnesi idi. Güneş doğarken kalkar, uyanınca hemen yatağının yanında duran şövaleye bakar, ilk önce üzerinde çalıştığı resmini görürdü; yatarken de gördüğü son şey buydu.

    16 yaşındayken günlüğüne şunları yazacaktı: '' Bir dahi olacağım, dünya bana hayran kalacak. Muhtemelen hor görüleceğim ve anlaşılmayacağım, ama bir dahi, büyük bir dahi olacağım. ''

    Dali ağabeyinin ölümünden 9 ay 10 gün sonra doğar. ağabeyi öldüğünde Dali ' nin doğumuna neden olacak cinsel ilişki gerçekleşmiştir. Dali dokunmayı ve dokunulmayı sevmez, cinsel ilişkiye de girmez, sadece mastürbasyon yapar ve böylece kimsenin ölümüne neden olmaz, kendisi de ölmez. Dali için cinsellik hep ölümle ilişkilidir. Anılarında ve resimlerinde cinsellikle ölümün ilişkilendirildiğini kanıtlayan temalar sık sık karşımıza çıkar. Babasının kendisine cinsel ilişkilerle geçen hastalıkları anlatan resimli bir kitap gösterdiğinden, bunun kendisini ürküttüğünden söz eder. Çocukluğunda en sevdiği öyküdeki kral gibi dokunmayı ve dokunulmayı sevmez, cinsel ilişkiye giremez, sonradan evleneceği büyük aşkı Gala ile de durum değişmemiştir. o, '' Büyük bir mastürbatördür. ''
    Arkadaşları Dali ' nin cinsel yakınlık iması içeren en küçük bir olayda bile sesinin değiştiğinden ve cinselliğin onun için bir canavar olduğundan söz eder. Anılarında da cinsellikle ölümün ilişkilendirildiğinin izlerini süremek mümkündür. 5 yaşında iken, üç kadınla birlikte kırlarda gezinmekte, en güzelinin elini tutmaktadır. Kadınlar ona biraz dolaşmasını söyler, neden uzaklaştırılmak istediğini anlayamaz ve gözetlemeye başlar. Birden su sesi duyar, önce tam anlayamaz; sonra kadının işediğini fark eder. Ölümüne utanır ve çok kızar. Dönüşte kadınların elini tutmayı reddeder. İşeme/boşalma cinsellik ve ölümle ilişkilendirilmiş gibidir. Bir daha da kadınlara dokunmayacaktır.

    Cinsel hastalık kapmaktan çok korkar. Ergenlik döneminde uzun süre iktidarsız olduğuna inanır. Penisini karşılaştırır (resimlerinde cetveller sıklıkla yer alır) ve onu '' küçük, yumuşak, acınacak halde '' bulur.

    Cinsel ilişki ürkünçtür. Erken boşalması olduğundan bazen sadece bakmasının yeteceğinden söz eder. İlk kız arkadaşı ile cinsel ilişkiye girmez, kıza onu 5 yıl sonra terkedeceğini sürekli hatırlatır. Ona soğuk davranır, aşık olmadığını belli eder ve onu sefil bir köle pozisyonuna indirger.

    Ergenlik döneminde dış dünyaya kendisini utanç verici, şok edici, bazen kaba ve ahlaki kurallara uymayan şeyler yapan, egzibisyonist bir kişi olarak sunar, oysa çok mahçuptur, değersizlik duygularının altında ezilir. En ufak bir dikkatte kızarır, saklanır, zamanını yalnız geçirir. Saçını, giyimini, hareketlerini şaşırtmak için ve hayranlık toplamak üzere tasarlar hep. Dali ' nin stili de rahatsız edici ve şaşırtıcıdır. Yapıtları izleyenlerde korku ve kuruntuya sebep olur. Günlük yaşamında da şaşırtmayı ve korkutmayı sever.

    Kadınlara yanaşmaya çalışıp, görmezden gelinince '' Seni sefil yaratık, en çirkin kadınların bile seninle bir işi yok '' der kendisine. Kendisini yalnız hisseder, tekrar kadınları düşünmeye cesaret bile edemez. Özellikle kadınlarla yakınlaşacağı sırada gülme krizlerine tutulur ve onların incinerek uzaklaşmalarına sebep olur. Sonradan evleneceği Gala ile ilk el ele tutuştuklarında gene gülme krizi tutar, ancak Gala herkesin yapacağı gibi gururla elini çekmek yerine, Dali ' nin elini daha da sıkı kavrar. Kimsenin anlamadığı bir şeyi, gülmesinin anlamını medyum gibi anlamıştır. Dali ' nin gülmeleri züppelik değil, kıyamet, cehennem ve korkudur. O günden sonra hiç ayrılmazlar.

    Dali Fransız Devrimi ' nden ve devrim kahramanı Robespierre ' den ne zaman bahsedilse yatağa düşecek kadar hastalanır. Bir gün bir arkadaşı lirik bir şekilde uzun uzun Robespierre (ülküleştirilmiş ölü ağabey) hakkında konuştuktan sonra, otelde hastalanır. Bu hastalık dönemini otel odasında yalnız geçirir. İyileşmeye başlarken tavanda 2 ya da 3 tane hamamböceğine benzer böcekler fark eder. Tavan yüksektir, onları aşağıya indirmeye çabalar ama başaramaz ve onların orada olduğunu bilerek uykuya dalar. Uyanınca hemen tavana bakar, bir böcek kalmıştır. Diğeri muhtemelen uyurken üzerine düşmüştür. Çarşafları sallar, her tarafı inceler, birden korku içinde dona kalır. Ellerini çıplak vücudunda dolaştırırken, sırtında, parmaklarının ucu ile güçlükle erişebildiği bir noktada bir şey yakalamıştır. Çekip atmaya çalışır ama o şey sanki çektikçe vücuduna daha fazla asılmaktadır. Bir sıçrayışta dolabın aynasının yanına gider ve bakar. Artık şüphesi kalmamıştır, hamamböceği oradadır, etini acımasızca kavramaktadır. Kanıyla şişmiş yumuşak yuvarlak sırtını görebilmektedir. Köpeğin kulağına yapışınca kan akıtılmadan çıkarılamayan kenelerden biridir muhtemelen. Gözlerini kapatır, dişlerini sıkar ve onu felç eden bu durumdan kurtulabilmek için herşeye dayanmaya hazırlanır. İyice sıkar, çeker ancak kendisine öyle sıkıca yapışmıştır ki birazcık bile gevşetemez. Sanki bedeninin ayrılmaz bir parçasıdır. Sanki böcek birden korkutucu bir '' küçük siyamlı ikiz erkek kardeş embriyosu tohumu '' haline gelmiştir. Kaçınılmaz melun bir hastalık gibi sırtından çıkma aşamasındadır. Bir ustura alır ve kesmeye başlar, böcek inanılmaz bir direnç gösterir. Kan, sel gibi akar, ciddi bir kanama başlar. Kan gölünü görünce korkar ve kat görevlisini çağırır. Her taraf kan içindedir. Doktor gelmeden önce, daha önce yüzlerce kez gördüğü doğum lekesini kesmeye çalıştığını fark eder.

    Gala, Dali ' nin labil ruhsal yapısını dengeleyip, mali ve günlük işlerini düzenlemiştir. Karmaşık yaratma mekanizmalarını anlayabilen, bir tür ikizi, sekreteri, koruyucusu, ikinci rahmidir.

    '' Gala beni evlat edindi. Ben onun yeni doğan çocuğu, oğlu, sevgilisiydim. Gala benden ölümün etkilerini söküp attı. Delirmememin nedeni, deliliğimi onun üstlenmesidir. "

    (Popüler Psikiyatri - Sayı 19)

    Salvador Dali'ye olan hayranlığım kelimelerle ifade edilemeyecek büyüklükte.
    Keşke onu tanıyabilseydim demişimdir sürekli ve İspanya'ya müzesine gitmek istemişimdir. Çizdiği resimler , zekası , Gala'ya olan aşkı , delilikle dahilik sınırında gelgitler yaşayan bir efsane adam.
     
  2. 7 Mart 2008
    Konu Sahibi : AttaQue
  3. AttaQue

    AttaQue Yeni Üye Üye

    Katılım:
    30 Nisan 2007
    Mesajlar:
    2.754
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    0
    Dali bir gün babasının kapısını çalar , elinde bir poşet vardır.
    Babası Dali ' ye ve elindeki poşete ne olduğunu anlamaya çalışır gözlerle bakarken , Dali poşeti babasına uzatır ve '' Al bunu artık sana borcum kalmadı '' der.
    Poşetin içinde Dali'nin spermleri olduğu söylenir.
    '' Bu ne ya? '' dedirtip '' Vay be ! '' yi veren bir rivayet
    Ayrıca '' Bir Dahinin Güncesi '' kitabında FREUD ' un bir sözünü kullanmıştır.
    '' Kim ki baba otoritesine başkaldırır ve yener , o bir kahramandır ''

    Sevdiğim iki dahi adam bir noktada birleşmişler :)
     
  4. 7 Mart 2008
    Konu Sahibi : AttaQue
  5. AttaQue

    AttaQue Yeni Üye Üye

    Katılım:
    30 Nisan 2007
    Mesajlar:
    2.754
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    0
    Dali'ye bir gün sorarlar :
    "Nasıl iyi bir ressam olunur" diye.
    Cevabı ;
    "İyi ressam olmak çok kolaydır. Sadece iki şartı vardır. Birincisi ispanyol olmanız gerekir. ikincisi adınızın Salvador Dali olması gerekir" :p
     
  6. 1 Haziran 2008
    Konu Sahibi : AttaQue
  7. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.196
    Ödül Puanları:
    238
    Paylaşım için teşekkürler.. Sanat iyi ki var; yoksa her şey katlanılmaz bir boyutta artık.. Bugün okuduğum bir dergide.. Öfkeyi susturmanın tek yolunun sanat olduğuna dair bir cümle okudum. Çok da haksız değildi hani..

    Ustayı anmak için ben de bir kaç resmini eklemek istedim.. Çok zorlandım hangilerini ekleyeyim diye ama..


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
     
  8. 10 Aralık 2008
    Konu Sahibi : AttaQue
  9. yesilim

    yesilim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2006
    Mesajlar:
    9.033
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    148
    SALVADOR DALİ

    [​IMG]


    [​IMG]


    Resimlerinden bazıları

    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]
     
  10. 10 Aralık 2008
    Konu Sahibi : AttaQue
  11. yesilim

    yesilim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2006
    Mesajlar:
    9.033
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    148
  12. 10 Aralık 2008
    Konu Sahibi : AttaQue
  13. yesilim

    yesilim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2006
    Mesajlar:
    9.033
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    148
  14. 10 Aralık 2008
    Konu Sahibi : AttaQue
  15. yesilim

    yesilim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2006
    Mesajlar:
    9.033
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    148
    Güncel Sergiler
    İstanbul'da Bir Sürrealist: Salvador Dalí

    [​IMG]

    20.09.2008 - 20.01.2009

    Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), Akbank'ın sponsorluğunda ve
    Gala-Salvador Dalí Vakfı'nın işbirliğiyle,
    20. yüzyılın en önemli sanatçılarından, sürrealizm akımının temsilcisi Salvador Dalí'yi ağırlıyor.

    Salvador Dalí'nin kapsamlı bir retrospektifi niteliğini taşıyacak sergide; yağlıboya tablolar, çizimler ve grafiklerden oluşan 270 eserin yanı sıra, el yazmaları, fotoğraflar ve çeşitli dokümanlar yer alıyor. Gala-Salvador Dalí Vakfı koleksiyonuna ait eserlerle, vakıf dışında gerçekleştirilen en büyük geçici sergi olma özelliğini taşıyacak sergi, 20 Eylül 2008 -
    20 Ocak 2009 tarihleri arasında izlenebilecek.

    Serginin küratörü Montse Aguer Teixidor, İstanbulluların Salvador Dalí'yi ve onun olağanüstü sürreel dünyasını sergi sayesinde daha yakından tanıyacak olmasının altını çiziyor: "Sergi, eşsiz, yenilikçi, yetenekli ve farklı bir sanatçı olan Salvador Dalí'yi, ilk kez İstanbullularla buluşturacak. Bu evrensel ve provokatif sanatçının düşüncelerini, saplantılarını, ikonografisini ve olağanüstü sürreel dünyasını herkesin anlayabilmesini, daha yakından tanımasını sağlamayı amaçlıyoruz."


    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]
     
  16. 10 Aralık 2008
    Konu Sahibi : AttaQue
  17. yesilim

    yesilim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2006
    Mesajlar:
    9.033
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    148
  18. 10 Aralık 2008
    Konu Sahibi : AttaQue
  19. Lyre

    Lyre TuğçEgehan Pro Üye

    Katılım:
    9 Kasım 2008
    Mesajlar:
    9.041
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    146
    kendisi ile tanışmayı çok isterdim..
    paylaşım için tşkler emeğinize sağlık.. a.s.