Satürn Başak Burcunda Etkileri

Konusu 'Burçlar, Tarot ve Astroloji' forumundadır ve maviask tarafından 30 Temmuz 2009 başlatılmıştır.

    30 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : maviask
  1. maviask

    maviask Popüler Üye Üye

    Katılım:
    30 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.143
    Beğenildi:
    1.931
    Ödül Puanları:
    188
    HASAT ZAMANI: Satürn Başak'ta


    2 Eylül’de Satürn 2005’in Temmuz’undan bu yana Aslan burcundaki yolculuğunu tamamlayıp Başak burcuna geçecek ve 2010 yılına kadar burada ilerleyecek.



    Çıplak gözle görebildiğimiz en son gezegen olan Satürn çağlar boyunca güneş sistemimizin sınırını çizmiş ve bu nedenle sınırları temsil etmiştir: yaşamımızın sınırı, görüş açımızın sınırı, bedenimizi sınırı (deri) ve kişisel davranışlarımızın sınırı (yasa). Satürn “ne ekersen onu biçersin” prensibi ile yaptığımız seçimlerin sonuçlarını kabullenerek öğrenmemizi ve olgunlaşmamızı gözetir. Bu özelliği ile en ‘Büyük Öğretmen’dir. Her şeyin arkasındaki yapı veya iskelettir. Sınırları, engelleri, korkuyu, utancı, somutlaştırmayı, sınırlandırmayı, zorunlulukları, sorumlulukları, disiplini, görevleri, gerçekliği, kasılmayı ve gecikmeleri temsil eder. Fiziksel bedende deriyi, kemikleri, dişleri ve dizleri temsil eder. Dizlerimizle hayatın gerçekliği karşısında mütevazi bir biçimde eğiliriz ve bazen ilerleyebilmek için önce diz çökmek zorunda kalırız.




    Satürn'ün sembolü bir haç altında duran hilaldir. Haç maddesel dünyanın, hilal ise ruhun simgesidir. Hilalin maddenin altında bulunması fiziksel kısıtlamaların ve sınırların ruhun içsel ifadelerinden önce geldiğinin göstergesidir. Dolayısıyla Satürn'ün glifi fiziksel olanın kısıtlarını ve kaderini sembolize eder. İnsan ruhu büyümek ve bilinçlenmek için bu kısıtlardan geçmek zorundadır. Kısıtlar çeşitli biçimlerde görülebilirler; sağlığımız bozulabilir, depresyon nedeniyle işlev göremez hale gelebiliriz, parasal sorunlar elimiz kolumuzu bağlayabilir, günlük hayatımızda sorumluluklarımız boğucu hale gelebilir, bazı kayıplar yaşayabiliriz, kendimizi başarısız hissedebiliriz. Bazen bu kısıtlar katlanırlar, örneğin parasal sorunlar evliliğimizde ciddi bir anlaşmazlık doğurabilirler. Asıl sorunun ne olduğunu göremeyebiliriz. Bu noktada hayatımızın gerçekliği ile, hayallere kapılmadan, yüzleşmek ve bu sonuçların gereklerini yapmak zorunda kalırız. Bu sorunlarla boğuşurken kendimizi kimsesiz ve yetersiz hissederiz. Ancak sabır, dayanıklılık, engeller karşısında kararlılık, sistemli çalışma, doğru zamanda doğru adımları atma gibi özellikleri kullanarak bu zorlukları aşarız. Ölümsüz ruhumuz bu ölümlü dünyada ve bedende kendini tezahür ettirmek için mücadele ederken, bilinçli akılımız da kim ve ne olduğumuzu inşa etmeyi ve bu uğurda gerekirse hayatın gerçekliği ve bu maddesel dünyanın kısıtları karşısında diz çökerek adım adım ilerlemeyi öğrenir.



    Başak burcunun mevsimsel karşılığı hasat zamanıdır, yani yetiştirilmiş olanın kullanıldığı zamandır. Başak toprak grubundandır. Maddesel dünya ile ilgilidir ve değişken bir burç olduğu için değişen koşullara uyum sağlama ilkesini gösterir. Temel prensibi çalışmak, hizmet etmek, verimli olmak, bozuk olanı tamir etmek ve kusursuzlaşmaktır. Bunu dünya platformunda düşünürsek, yaşamda bir düzen kurmak, insanlara yararlı bir şeyler yapmak diyebiliriz. Daha kişisel düzeyde ise kendi aksaklıklarını analiz edip, bunları düzeltip, kendini kusursuzlaştırmak diyebiliriz. Başak’ı en iyi anlatan benzetme, bir ormana bakıp orada hastalıklı bir ağacı görüp ormanın bütününü kurtarmak için o ağacı iyileştirmek veya kesmektir. Gölge yönü ile Başak o ağacı görünce bütün ormanı hasta ilan eder. Diğer gölge yönleri hoşnutsuzluk, kaygı, küskünlük, olanaksız mükemmeliyetçilik, detaylara takılıp kalmak, kusur bulmak, bir kusur yüzünden bütünü harcamak, verimli olamamak ve düzen kuramamaktır. ve ustalaşamamaktır. Başak’ın en büyük özelliği ayrıştırmaktır. Gerekli ile gereksizi, yararlı ile yararsızı, sağlıklı ile sağlıksızı hemen seçer ve kategorize eder. Gölge yönüyle bu ayrıştırmada yaptığı hatalar her şeyi veya herkesi sağlıksız ilan etmesine ve en ufak ayrıntıya göre hemen kategorize etmesine neden olur. Bir bikinili görüp onu fahişe, bir türbanlı görüp onu kökten dinci ilan etmek gibi.



    Başak’ın tam karşısındaki burç Balık’tır. Balık ‘bir’liği, kabulleniciliği, anlayışı, beş duyu ve akıl ile algılanamayan tanrısal bir yazgıyı içten bilmeyi, ruhsallığı, kişisel istekleri bir kenara bırakabilmeyi, özveride bulunmayı temsil eder. Başak-Balık karşıtlığı ruhsal alem ile maddesel alemin dengelenmesini gösterir. Kendi günlük düzenin karşısında Tanrı’nın düzeni durur. Eğer bu iki düzen arasında çatışma varsa, yani senin planladıkların gerçekleşmiyorsa, endişelenirsin, kendi düzenini dayatmaya çalışırsın. Bu düzeni bir türlü oturtamadıkça, iyice kaygılanır başkalarında hata bulmaya, suçlamaya başlarsın. Oysa bu noktada önüne sunulanı kabullenmek, eğer varsa eksiklerini saptamak ve bu durumda yapılması gerekenler için kolları sıvamak ve çalışmak gerekir.



    Satürn’ün Başak burcunda ilerlemesi bizi doğru bir ayrıştırmaya, sağlıklı eleştiri ve analize, kendi düzenimizi fazla dayatmamaya, önümüzdeki gerçekliğe odaklanarak şimdiye kadar eksik kalanları tamamlamaya, çalışmaya ve verimli olmaya davet ediyor. Satürn şimdilik Türkiye’nin doğum haritasında basını, temel eğitimi, öğretmenleri, kardeşleri, trafiği, otomatik düşünme ve iletişimi, posta ve haberleşme ağını, kamu fikrini ve komşu devletleri temsil eden alanda ilerliyor. (Şimdi bu konularda sorunlar var. Örneğin son günlerde komşumuz Yunanistan’ın yarısı yandı.) Bu alan aynı zamanda dedikodunun, gevezeliğin, yüzeysel bilgilerle çok iyi bildiğini düşünmenin alanı. Her şeyden önce düşünme sistemimizi ve iletişimimizi düzenlememiz gerekiyor. Bunu öncelikle medyada, eğitimde, trafikte ve komşu devletlerde çıkan sorunlar kanalıyla yapacağız. Satürn Türkiye’nin haritasında dönüşümü temsil eden alanı yönettiği için bu konularda köklü dönüşümler söz konusu. Basının, temel eğitimin, trafiğin yeni baştan yapılandırılması gerekiyor. Ancak en önemlisi bizim düşünce sistemimizi yapılandırmamız, yüzeysel bilgilerle gevezeliği bırakıp her konuda temel bilgileri öğrenmeye başlamamızdır. Monolog halinde Türkiye’nin nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda konuşma devri kapanmıştır. Artık birbirini dinleme ve birbirinden öğrenme devri başlamıştır. Satürn tarihi simgelediği için özellikle tarihi öğrenmek çok önemlidir.



    Satürn bundan önce Ağustos 1919-Ekim 1921, Mayıs 1949- Ağustos 1951, Temmuz 1978-Eylül 1980 yılları arasında Başak burcundaydı. Bu üç dönem de Türkiye tarihinde kritik zamanlara işaret ediyor. 1919-1921 Kurtuluş Savaşının örgütlenme dönemi, bu dönemin sonlarında Sakarya Meydan Muharebesi yer alıyor. 1949-1951 çok partili döneme geçişi gösteriyor. 1978-1980 de 12 Eylül ihtilali ile sonuçlanıyor. Şimdi Satürn Başak’a dinî kesimin Cumhurbaşkanlığı dahil devletin tüm kademelerine hakimiyeti ile giriyoruz.



    Hasat Zamanı

    Bunun dışında Satürn hasatı temsil eden Başak burcuna girdiği için bugüne kadar maddesel dünyada kurduğumuz düzenlerin, üretim biçimlerimizin, dünyayı kullanma tarzımızın (Başak) hasatını almak zamanı gelmiştir. Satürn “ne ekersen onu biçersin” prensibi ile şimdiki hasadımızın iyi olmadığının sinyallerini vermektedir. Satürn’ün simgelediği kıtlık, milli felaketler, kuru ve sıcak hava, susuzluk, tarımda hasadın kötü olması, çiftçilerde, maden işçilerinde sorunlar ve ölümler görülmeye başlamıştır. Şimdiye kadar insana özgü aklımızla yeryüzünü evrenin kurallarına göre düzenleyip kullanmadığımız, buradaki kaynakları taciz ettiğimiz için hasadımız uzun süre bereketli olamayacak. Dolayısıyla şimdi ilerleyebilmek için önce doğanın karşısında diz çökmek ve hatayı tamir etmek için çalışmak zorundayız. Satürn 2008 yılının ikinci yarısında vatanı, kökleri, kökenleri, muhalefet partisini, tarımı, toprağı, toprak sahiplerini, gayrimenkul değerleri, madenleri, doğal kaynakları, aileleri, inşaatçıları, jeolojik olgulardan/havadan kaynaklanan malların zarar görmesi durumunu temsil eden alana geçecek. Yani köklü çaba gerektiren bir süreç başlıyor, ancak Satürn Başak’taki hareketi esnasında Türkiye’nin doğum haritasındaki önemli gezegenlere uyumlu açılar yaparak ilerleyecek ve bize bir şans daha sunacak. Bu fırsatı değerlendirebilmek umuduyla…



    “Hata, kendini beğenmişliğin bir sonucudur.

    İnsanlar sıkı çalışmazlar çünkü kendini beğenmişlik duygusu içinde,

    sıkı çalışmaksızın başarabilecek kadar zeki olduklarını sanırlar.” Edison



    BARIŞ İLHAN

    2.9.2007'de Radikal2'de yayınlandı