Sebze giren eve ilaç girmez

Konusu 'Bitkisel Kürler - Şifa Reçeteleri' forumundadır ve kibela24 tarafından 31 Ocak 2008 başlatılmıştır.

    31 Ocak 2008
    Konu Sahibi : kibela24
  1. kibela24

    kibela24 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    29 Aralık 2007
    Mesajlar:
    6.278
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    148
    Şifalı bitkiler son yılların yükselen trendi hiç şüphesiz. Oysa mutfaklarımızda hiç eksik olmayan, haftada birkaç kez yediğimiz ve bildiğimiz sebzeler tarihte ilaç olarak kullanılmış.
    Özellikle Türkler, Araplar, Kızılderililer ve Uzakdoğuluların sebzeleri ilaç olarak kullandıkları bir gerçek. Şimdilerde ‘kocakarı’ ilaçları ya da yöntemleri olarak adlandırılsa da sebze ve meyvelerin, kimyasal ilaçların olmadığı dönemlerde bazı hastalıklara karşı çare olarak kullanıldığı biliniyor.
    Şöyle kaynatın, şu kadar zahmetle hazırlayın gibi ilaç tarifleri değil sebze ilaçlarınınki. Tedavi için sadece o sebzeyi her zaman yaptığınız gibi tüketmeniz yeterli. Zaten 19 yy’da bilimselleşen bazı yöntemler sebzelerin tablet haline gelmesini sağlamış ve eczanelerde satılır olmuş. Bitki ilaçları hakkında bilinen en geniş kaynaklardan biri Osmanlı döneminde Hayatizâde Mustafa Feyzi Efendi’nin kaleme aldığı eser. Hayatizâde, 200’e yakın bitkinin ilaç olarak kullanılma tarifini vermiş. Bu bitkiler arasında sebzeler de var. Bakın hangi sebze ne derde derman oluyormuş;
    Biber
    Soğuk algınlığına iyi gelir. Sıkılıp suyu sürülürse romatizma ve siyatik ağrılarını hafifletir. Zaten romatizma ilaçları da biber suyundan yapılıyor. Yemeklerde acı biber yenirse bağırsakları dezenfekte eder, enfeksiyonların önüne geçer ve ishali durdurur. Sıcak güney illerinde çok tüketilmesinin sebebi de budur. Kandaki kolesterolü düşürür, enfarktüs olma riskini azaltır.
    Domates
    Domates arı sokmalarında, çıban deşilmesinde, diken ve cam batmalarında, güneş yanıklarında ilaç gibi kullanılır.
    Taze domates devamlı yenilirse (100-200 gr) prostat kanserinin oluşmasını önler. İçinde oksalik asit bulunduğundan böbrek taşı olanlara fazla domates yenmesi önerilmez. Çiğ domatesin hazmı zordur. Domates suyu cilde tazelik ve canlılık verir.
    Enginar
    Yaprakları kaynatılıp suyu içilince idrar söktürür ve kum düşürür. Bu sebeple enginardan ilaç yapılmıştır.
    Havuç
    Havucun bebeklikten itibaren beslenmeye girmesi öneriliyor. Sütlerine havuç suyu eklenirse bebeklerin sürekli kusmasına çare olur. Kemik gelişmesi, kan yapımı, göz sağlığı için çocuklara bol havuç yedirilmeli. Havuç karaciğerin yakın dostudur. Et yiyen insanlardaki pekliği giderir.
    Havuç suyu vücuttaki zehirli maddelerin dışarı atılmasını sağlar. Havuç suyu sütle karıştırıldığında astım, bronşit, ses kısıklığı ve öksürüğe iyi gelir. Sivilcelere karşı bol havuç suyu öneriliyor. Ülseri olanlar havuç suyu ve haşlanmış havuç yemeliler.
    Ispanak
    Yendiği zaman çabuk sindirilir ve bağırsakları mülayim tutar. Sırt, boğaz ve bağırsak ağrılarına, safraya iyi gelir.
    Kabak
    Böbrek taşı ve kum düşürmede kullanılır.
    Lapa hali kulak ağrısına iyi gelir. Bağırsaklardaki kıl kurdu ve tenyanın düşürülmesinde eskiden kabak çekirdekleri kullanılırdı.
    Kereviz
    Kereviz karaciğer, böbrek ve mesane hastalıklarında faydalı. Kalbi kuvvetlendirir. Sinir sistemini teskin eder. İnce kesilmiş kök ve yaprakları, suda hafif ateşte 15 dakika kaynatıldıktan sonra soğutulup tuz atıldıktan sonra üzerine limon sıkılıp 30 gün bir bardak içilirse romatizmayı tamamen tedavi eder.
    Karında su toplanmasını önler, idrar söktürür, vücuttaki fazla suyu boşaltır. Soğuktan çatlayan el ve ayakların tedavisi için, 250 gr kök kereviz 1 litre suda haşlanır, ılık hale getirilir ve çatlayan kısımlar 10 dakika bu suya batırılır, sonra kurulanır ve bir müddet beze sarılı tutulur.
    Lahana
    Lahana, protein ve vitamin değeri olarak zengin bir sebze. C vitamini yönünden zengin olan lahana içerisinde bulunan arsenik ve kükürt vücuttaki zehirli maddelerin atılmasında dezenfektan görevi üstleniyor.
    Çiğ lahana suyu sıkılır ve yarı yarıya greyfurt suyu ile karıştırılıp günde 1-3 bardak içilirse, zayıflatıcı etki gösterir. Kan yapıcı özelliği vardır.
    Marul
    Çabuk acıkmayı sağlar. Pekliğin önüne geçer ve hemoroiti olanlara özellikle tavsiye edilir.
    Dalak ve karaciğer tıkanıklığına, sarılık hastalığına iyi gelir. Sinirli kişilere huzur verir. Bir litre suya 60 gr marul veya kıvırcık yaprağı kaynatılırsa ve bu suyla yüz yıkanırsa ergenlik sivilceleri kaybolur.
    Maydanoz
    Maydanoz için neredeyse ‘her derde çare olur’ denilebilir. Mideyi kuvvetlendirir, hazmı kolaylaştırır. İnce kıyılmış maydanoz sıcak sütle veya suda kaynatılarak bu karışım sabahları aç karnına içilirse, öksürüğe, ses kısıklığına iyi gelir ve bağırsaktaki kıl solucanları ve kurtları düşürür. Kıyılmış haşlanmış maydanoz lapası ağrıyan yaraların, burkulan, ezilen kısımların ağrısını keser, iyileşmeyi çabuklaştırır.
    Nane
    Nefes darlığına, mide kramplarına, karaciğere bağlı rahatsızlıklara, bağırsak parazitlerine, kolite, baş dönmesine, sinir hastalıklarına, kalp çarpmalarına karşı iyi gelir. Nezleye karşı, kaynatılmış nane buharını, havlu altında solunum yapmak iyi gelir. Başın veya vücudun ağrıyan kısımlarına kaynatılmış ve sonra ılıtılmış nane suyuna bez sokup, bu bezle ağrıyan yere kompres yapmak, ağrıyı keser ya da hafifletir.
    Patates
    Mineral deposudur. Şeker hastalığına karşı dayanıklılığı artırır. Bir dilim patatesi gazlı bez içine koyup gözün üzerine tutunca göz şişliğini ve ağrısını keser. Yemek pişerken içine atılan patates yemeğin fazla tuzunu alır.
    Patlıcan
    Kolestrolü düşürür, iyi olgunlaşmamış patlıcanla yapılan yemekler sinir sistemini teskin eder. Kansızlığı giderir. Astım tedavisinde kullanılır. Patlıcanın yaprakları suda haşlanırsa yanık, apse, hemoroid ağrısını keser. Patlıcan fazla yağlı olarak pişirilip yenirse kabızlığı önler. Miktar artırılırsa ishal meydana getirir. Çok patlıcan yemek uykusuzluk, migren ve bağırsak kanseri meydana getirir. Patlıcan yakılıp külü sirke ile karıştırılıp elde edilen macun siğil üzerine sürülürse, siğilleri yok eder.
    Pırasa:
    Mide rahatsızlıklarına pırasa iyi gelir. Pırasa yemeği bağırsakları yumuşatır, pekliği giderir.
    Soğan :
    Damar sertliğine iyi gelir. Yumurta sarısı ile beraber yoğrulup iltihaplara sürülürse, onları kurutur. Zeytinyağı ile sabunun karıştırılmasından elde edilen macun, soğan lapasına karıştırılır veya ateşte pişmiş soğan içine konursa, diken ve cam batan kısımlara bu karışım konulduğunda ağrıyı keser ve bunların çıkmasını kolaylaştırır. Dolamalı parmaklarda iltihabı giderir ve dolamayı geçirir.
    Sarımsak :
    Tansiyonu düşürür ve dengede kalmasını sağlar. Pişmiş sarımsak öksürüğe iyi gelir.
    Sarımsak ve zeytinyağı lapası kulunç ağrılarına, burkulmalar, incinmelere ve açık yaralara iyi gelir. Bu lapa yenirse ishali önler.
    Turp:
    İdrar söktürür. Ağrı kesicidir; tohumları ve kendisi kaynatılıp, lapası ağrıyan yerlere sürülürse ağrıyı giderir, vurma ve çarpmalardan sonra kullanıldığında ağrıyı keser; bal, sirke ile pişirilip suyu gargara yapılırsa boğaz ağırlarına ve iltihaplanmalarına iyi gelir. Arı, yılan ve çıyan sokmalarında ağrıyı azaltır.
     
  2. 31 Ocak 2008
    Konu Sahibi : kibela24
  3. tutkumm

    tutkumm Aktif Üye Üye

    Katılım:
    8 Haziran 2007
    Mesajlar:
    69
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    COK TESEKKURLER EMEGINE SAGLIK...
    aciklamalariyla omasi gercekten guzel...
    patatesin tuzu aldigini bilmiyordum...