Selahattin Duman(Azgın Teke Sendromu):)))

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve nunu tarafından 9 Ekim 2006 başlatılmıştır.

    9 Ekim 2006
    Konu Sahibi : nunu
  1. nunu

    nunu Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    57
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    Besicilik yapanlar veya köyle ilgisi olanlar bilir.. Koyundu, keçiydi, sığırdı.. Etinden sütünden faydalanılan hayvanların erkeği pek makbul değildir..

    İnek buzağılar..

    Yavrusu dişi ise mal sahibi sevinir.. Hayvana ihtiyarlığının son demine kadar bakılır.. O da sahibini dölünden döşünden sebeplendirir, tonlarca süt verir..

    İneğin yavrusu erkekse sahibi yandı..

    Erkeğin, yani boğa adayının huyu suyu dört beş yaşına kadar çekilir.. Ondan sonra cinsel açıdan zaptedilmez hale gelir.. Çaresi kasap bıçağıdır..

    ***


    Haaa! Bir çaresi daha var.. Hayvanın husyeleri burulur.. Yani cinsel hayatı bitirilir.. “Dişilere ilgi duymayan” bütün erkekler gibi onlara da “öküz” derler..

    Tarlada sabah sürer, kağnı arabasını çekerler.. Dişi milletiyle ilgileri kalmadığından hissiyatları da sıfırlanmıştır.. Gamsız olurlar.. Dert, kasavet çekmezler..

    “Öküzün gamsızı kasabın bıçağını yalarmış..” lafı buradan çıkmıştır..

    TEKE SENDROMU
    Koyunun erkeği koçtur.. Hiperaktif ve saldırgandır.. Cinsellik açısından gözü karadır.. Kurban bayramlarında belediyelerin kurduğu toplu kesim merkezlerinde bu halleri daha iyi görülür..

    Cinsdaşları dört beş metre uzakta kasaba boyunlarını uzatırken, bunlar giderayak bir dişiyi daha becerme gayretindedirler..

    Onları kurban kesim yerinde koyunların sırtına binmeye çalışırken teşhis ederiz..

    Davar cinsi mahlûkat olduklarından bu hayasız halleri dini duygularımızı rencide etmez.. Güler geçeriz..

    Keçinin erkeği olan “teke” ise hepsinden farklıdır.. On iki yıl ortalama ömrü olan bu davar türünün erkeği cinsel açıdan çok aktiftir..

    Nedendir bilinmez yaş yarıyı geçtikten, hele dokuzu onu bulduktan sonra sürüdeki yavrulara musallat olur.. Yetişkinlere ilgi duymaz, kuzu dediğimiz yaştakilerle hissi ilişki kurmak ister..

    Çoban milletinin kelime haznesi “üç yüz” sayısı ile sınırlı olmasa bu teke davranışına mutlaka “erkek teke sendromu” gibi fiyakalı bir isim takarlardı..

    Tabii bir de “pişikoloci” eğitimi alsalardı..

    ***


    İnsan türünün erkeğinde de bu haller vardır..

    Temsil, otuz sene sakin sakin geçen bir evlilikten sonra bakarsınız ki adam; yaşına başına, hatta sosyal statüsüne uygun olmayan birine kaçmış..

    Gözü bir şey görmez..

    Laf dinlemez, nasihat heyetlerini kabul etmez.. Yukarıda gök kubbe yarılsa o bildiğini okur.. Evi, barkı terk eder kaçtığı kadına teslim olur..

    İşi bilenler böyle bir duruma hemen “Erkek teke sendromu yaşıyor..” teşhisini koyarlar.. Erkekte andropoz döneminin birinci ayağı budur..

    TEDAVİSİ YOKTUR
    Türkiye’nin gündemine arka arkaya birkaç “erkek teke sendromu” vak’ası düştü.. Ne kadar kadın köşe yazarı varsa kafası karıştı..

    Kimi bu erkekleri lanetledi.. Kimi hemcinslerine “Akıllı olun.. Fevri davranmayın.. Geçici bir durumdur..” fikirleri verdi.. Kimi de suçu kadınlarda bulan yazılar yazdı..

    Bunların okuyana yan etkisi yok..

    Çare çözüm göstermektir.. Ne yazık ki çaresi de yok..

    Bu sendromu yaşayan erkeklerin büyük bir bölümü, ilk şiddetli krizden sonra kendine gelir.. Pişmanlık duyar..

    Araya giren “nasihat heyetlerinin” lafını dinleyip, evine geri döner.. O andan itibaren de azgın tekeliği gitmiş, kasabın bıçağını yalayan gamsız bir öküze dönmüştür..

    Artık ondan, evin kadınına da hayır gelmez..

    Adam zenginse ailesi onu bir hayır kurumunun başına geçirir.. Temsil, en yakın mekteplerden birine “Okul Aile Birliği Başkanı” yaparlar..

    Adam orta halliyse yeniden sosyalleşmesi zor olduğundan onu hacca göndermekten başka çare kalmaz..

    Hacca gider, evdeki karı niyetine şeytan taşlar, böyle deşarj olur..

    ***


    Eve hiç dönmeyenlerin durumuna gelince.. Bunlar “Erkek teke sendromunu” en ağır yaşayanlardır..

    Dönüşü olmayan bir yola girdiklerini bilir, hayatlarının bundan sonraki bölümünü ona göre düzenlemeye çalışırlar..

    Önce kendilerine olan düşkünlükleri artar..

    Sağlıklı hayat meraklısı olurlar.. Sıkı diyet uygularlar.. Genç işi giyim kuşama dadanır, spor giyinmeye çalışırlar..

    “Bütün dertleri; uğruna evi terk ettikleri genç kadınla aralarındaki yaş farkını ört bas etmeye çalışmaktır..”

    Nüfusa gidip yaşlarını küçültmek mümkün olmadığından kendilerini estetikçilere teslim ederler.. Geçkin erkeğin sarkık derisinden bu sektör sebeplenir..

    BELİRTİSİ VAR MI?
    “Erkek teke sendromu”nun erkekteki ilk belirtisi televizyon başında ortaya çıkar..

    Tek başına televizyon izleyen bir erkek Lig TV’yi, haber kanallarını, aksiyon filmlerini seyretmiyor da Elma gibi, Sinek gibi gençlerin kanallarına takılıyorsa fikri bozulmuş demektir..

    Özellikle MTV veya Number One kanalında klip izliyorsa bilin ki çoktan kararını vermiştir..

    Hele hele Fashion TV’nin başından kalkmıyorsa gözü iyice kararmıştır ki karısının o erkekle her türlü ağız dalaşından uzak durması icap eder..

    Özellikle de “Senin için saçımı süpürge ettim..” cümlesini fikir tartışmalarında kullanması sakıncalıdır..

    Çünkü bu durumda erkeğin gözü kadının saçına takılır.. O saçların süpürgeye benzetilmesi için kuaföre ödenen yedi yüz, sekiz yüz liranın kendi cebinden çıktığını hatırlar..

    İyi olmaz..

    ***


    İkinci kategoriye girenlerin tedavisi yoktur.. Hapı da keşfedilmediğinden ağızdan ilaç alınması suretiyle sakinleştirilmeleri imkânsızdır..

    Eskiler bu durumu “azgınlaşma” ve “teneşir” ilişkisiyle açıklamışlar.. Ben keyfinizi kaçırmamak için adını doğrudan telaffuz etmiyorum..

    Ağızdan ilaç almakla tedavisi mümkün olmayan bu “teke sendromuna girmiş” erkeklerin gönül maceralarına son nokta teneşirde konulur..

    Bunun için de bir parça pamuk yeterlidir..


     
  2. 9 Ekim 2006
    Konu Sahibi : nunu
  3. Krdi

    Krdi Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    1.157
    Beğenildi:
    12
    Ödül Puanları:
    148
    Harika ya. Selahattin Duman'ın üslubuna oldum olası bayılırım. Yine harika olmuş. Yazanın da okutanın da ellerine sağlık
     
  4. 18 Ekim 2006
    Konu Sahibi : nunu
  5. royall

    royall yaşamak herşeye rağmen Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.214
    Beğenildi:
    13
    Ödül Puanları:
    106
    bayıldım ya zaten severekte okurum fırsat buldukça selahattin dumanınyazılarınıı çok hoş gerçekten:laugh: