Selülitli Prenses ve Kel Prens

Konusu 'Hayat Bilgisi' forumundadır ve seyran tarafından 1 Şubat 2008 başlatılmıştır.

    1 Şubat 2008
    Konu Sahibi : seyran
  1. seyran

    seyran Popüler Üye Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2007
    Mesajlar:
    852
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    108
    Evet itiraf ediyorum ben masallarla ve filmlerle uyutulmuş bir insanım.Aşkı böyle anlatmadılar bana.Sanırım size de..."Bir beyaz atlı prensin olcak,zengin olcan, mutlu olcan" hayalleriyle pişpişlediler beni.Tabi ben inanmadım ama çaktırmadım da.

    Aşk masallarında hep cillop gibi prensler taş gibi prenseslere aşık olur.Hep güzel ve yakışıklıların aşk yaşadıldıgı gösterilir ama hem tek taraf değil iki tarafta güzellik harikası olmalıydı.Sonra bir büyüdüm; kel göbekli bir adam yanına almış manken gibi hatunu...Şişman bir kadının yanında flinta gibi sevgiliyi görünce direk bu işte bişiy var dedim.Bana böyle anlatmamışlardı.

    Hemen masallardaki prens ve prenseslerin saf olanlardan seçildiği geliyor insanın aklına.Tabi ya kurbaga prensteki prensesin saflıgı bir yana,külkedisindeki prensin tüm gece boyunca dansettiği kızın yüzüne değil ayakkabı numarasına takılmış olması bi yanaydı.Türk filmlerindeki esas kızın saflıgı yüzünden başına gelenler ve esas oglanın düşmüş kaşlarıyla yüzündeki aglamaklı bakış da bu tezimi onaylıyor.Acaba aşık olmak için saf mı olmak gerek ya da saf olunca mı aşık olur insan? Tabi bu noktada kafam karışmaya başladı.

    Aşk masalları kurtarılmak için bekleyen evde kalmış prensesler ve atından başka sermayesi olmayan o cesur prenslerle doluydu.Hep merak etmişimdir bu prens ata binmekten ve kurtaracagı prensesi aramaktan başka napar?Tabi prensesler de evde kalmıştır ama hala sıfır beden ve gençlik iksiri içmiş durumdadırlar.Peki bu paranın suyu nerden geliyor diye düşünüyor insan? Türk filmlerinde durum farklı mı?..Film boyunca iki aşık belgrad ormanlarında o agaç senin bu agaç benim koşarlar.Sahillerde turlar,çay bahçelerinde,cafelerde keyif çatarlar."Demek aşık olunca insanın para derdi olmuyor" diye düşünürdüm?Keyfe bak; hem aşık oluyorsun,hem işe gitmiyorsun gez,toz dur.Büyüyünce bir baktım aşıklar çalışmaktan birbirlerinin yüzünü göremiyor?Artık dumurlardaydım ,bütün hayallerim yıkılıyordu.

    Bana aşıkların tek ugraşlarının büyücüler,kötü artisler ve oyuncuların aralarına girmesi oldugu empoze edilmişti.Gerçekte de öyleydi zaten.Ama prens ve prensesler durumu hep olgun karşılamaktadır.Acaba prenses çok saf oldugu için mi kraliçeye hiç karşılık vermez?Yoksa prens ve prensesin sinirleri mi alınmıştır?Ben hiç bir masal da sinir krizi geçiren bir prensese veya asabiyet timsali bir prense rastlamamıştım.

    Hem prensle prensesler asla tartışmaz ki.Tek sorunları üçüncü şahısların hebere hübere onları ayırmaya çalışmasıdır.Zaten para sorunu da yok ya onla ugraşır dururlar.Neden bana prenslerin prenseslerin gözünü morartabilecegini anlatmadılar?Anlattılar da ben mi duymadım.

    Zaten hiç bir prensesin prensini başka biriyle aldattıgını ya da tam tersi bir duruma şahit olmadım.Masal dünyam gerçeklerle yıkılmaya başladı bu noktada.

    Hem masallara yaşlı amca ve teyzeler sokulmamıştı.Aşk hep gençlerin sanırdım ben de.Tamam yaşlılar vardı ama o ya kötü kalpli cani kraliçe ya servet düşkünü kral ya da en kötü ihtimalle erol taş olabilirdi.Ama onlar aşık olmazdı ki.Bir kere aşık oldun mu gençlik iksiri içmiş gibi oluyorsun.Tabi bu inancım anDROPoza girmiş bir amcanın "ben de sevgili yapcam " edasıyla yanına yirmilik bir hatunu takmasıyla suya gömüldü.İyi de masallardaki amcalar hiç anDROPoza sokulmaz mıydı yoksa gerçekten ortada bir gençlik iksiri mi vardı.Bir türlü çözememiştim.

    Hem aşıklar öyle kolay da kavuşmazlar bikerem.Çile çekilmeli,mücadele verilmeli.Mecnun abim dagları delmişti,rapunzel için prens bey canavarı hançerlemişti.Filmlerde de ne erol taşlara,tecavüzcü çoşkunlara ve o iri yarı kötülere(tabi kötüysen pis bakcan iri yarı olcan) karşı gelinmişti.Ne cesurdu şu erkekler."Vaooovv" konumundaydım."Aşık oldun mu cesur oluyorsun " kesin bu böyle olmalıydı.Ama baktım aşıklar zoru gördü mü "kaçmak en kolayı" diyip vınlıyor.Artık inanmadım masallardaki aşka.Üstelik ortada canavar bile yokken kaçıyordu herkes bırakıp...

    Ama hala masalların sonundan umutluydum "evet prens ve prenses evlenir sonsuza kadar mutlu olur"...Yok kardeşim yok.Aşk varsa ayrılırlar ya da ihanet olur.Hadi evlendiler.Bu sefer dayak,ihanet,kavga,kayınvalide gidi dumurlar devreye girer.Mutlu sonlarsa nadir rastlanan şeylerdir.

    Ama artık biliyorum tabi.Pembe aşklar sadece masallarda var.

    Oysa ben büyüyünce aşık olcaktım.Çikolatadan evim,beyaz atlı prensim olcaktı."Zengin ve mutlu, yedi cüce bebeklerimizle sonsuza dek mutlu olcaz" sanıyordum.

    Uyutmuşlar beni.Büyüdüm, aşık da oldum.Ve mutsuz son.Ne prensim var ne de beyaz atı gerçi hiç olmamıştı ama.

    Şimdi ben de çikolata evimi yiyerek gerçekleri kabullenmeye çalışıyorum.

    ---Son--


    alinti
     
  2. 1 Şubat 2008
    Konu Sahibi : seyran
  3. SAYKAL

    SAYKAL kırık kalp Üye

    Katılım:
    19 Kasım 2007
    Mesajlar:
    195
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    ah canım adı üstünde bunlar masal
    anlamakta biraz geç kalmışsın
    keşke o aşklar gerçek olabilseydi
     
  4. 1 Şubat 2008
    Konu Sahibi : seyran
  5. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148
    Demek ki kahramanımız genç kız olmuş!....
     
  6. 1 Şubat 2008
    Konu Sahibi : seyran
  7. PurpleRain

    PurpleRain what if i'm the bad guy? Üye

    Katılım:
    29 Ocak 2008
    Mesajlar:
    8.294
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    146
    yazıyı okuduğuma çok seviniyorum, o aşklar masallarda malesef =(
     
  8. 8 Şubat 2008
    Konu Sahibi : seyran
  9. hxuxrrem 2000

    hxuxrrem 2000 SEN BU SEVGİYİ HAKETMEDİN Pro Üye

    Katılım:
    14 Aralık 2007
    Mesajlar:
    5.422
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    146
    yazıyı beğendim ama nerde o aşklar.............