Sen Beni Hiç Dinlemedin

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve realist tarafından 1 Eylül 2007 başlatılmıştır.

    1 Eylül 2007
    Konu Sahibi : realist
  1. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148


    SEN BENİ HİÇ DİNLEMEDİN

    Sen beni hiç dinlemedin, yada dinlemek istemedin.
    Dinler gibi yaptığında da kelimelerim boşlukta uçuştu.Yani beni hiç anlamadın.
    Aslında, senden beni anlamanı beklemiyordum.
    Zaten beni anlayabilmen için kadın olman gerekiyor.

    Oysa ben sana neler neler anlatmak isterdim.
    Seni sevinçlerime ortak edip, birlikte çoğalabilmek, üzüntülerime ortak edip birlikte azalabilmek isterdim.
    Oysa sen hiç dinlemedin beni...
    Dinleseydin eğer...
    ‘’ Biliyor musun bugün ne oldu ‘’ diyerek başlayıp devam ederdim.
    ‘’Canım çok sıkılıyordu, attım kendimi deniz kıyısına.
    Bir balıkçı barınağında ne gördüm biliyor musun.?
    Yaralı bir martı.yarası bacağında olmalı ki sarılmış.Kayalıkların üzerinde öylece duruyor, uçan arkadaşlarını seyrediyordu.
    Bana benzettim onu, yalnız .tek farkımız vardı.Onun yaraları sarılmış benim ki hala açık yaraydı ve kanıyordu’’
    Diye anlatırdım...Bitmezdi...
    Biliyorsun bir başladım mı anlatmaya, kolay kolay susmazdım.
    Takiii senden ikaz alana değin.
    ‘’ Hala yorulmadın mı’’ dediğinde ikimiz birbirimize bakıp gülümserdik.
    Ben o zaman sus pus hallerine bürünürdüm fakat geçici olduğunu sende bilirdin.
    Daha neler neler anlatmak isterdim şayet dinleseydin beni.Bilirdim senin ilgini çekmezdi bu konular ama ben sana anlatmayı severdim tüm bunları..
    Mesela;
    Vitrinde beğendiğim siyah elbisenin güzelliğini, yada babet ayakkabının şirinliğini,
    Tuttuğum takımın mağlup olduğu maçı ve yöneten hakemin bize yaptığı haksızlığı,
    Trafikte saatlerce kalışımı ve taksi şoförüyle ağız münakaşamızı,
    İşyerinde gıcık olduğum bayanı anlatarak bir nebzede olsa içimi rahatlatmayı,
    Kuaföre gidişimi, istediğim modeli fakat kuaförümün inatla anlattığı başka modelleri vs.. vs...
    Gördüğüm sevimli küçük köpeği,
    Ve en son sana olan özlemimi, sana olan sevgimi anlatmayı,
    Aslında buna gerek yok, sen zaten biliyorsun, benim sana olan tutkumu...
    Ü yüzden ya zaten tüm korkuların, tüm kaçışların...
    O yüzden ya zaten beni hiç dinlemeyişlerin...
    Bir kere uzun uzadıya dinleseydin beni, anlayacaktın
    Kaçışlarındaki korkaklığı
    Oysa ki hiç dinlemedin beni.

    ‘’BUGÜN PAMUK KALBİNDEN TAŞINIYORUM’’

    ‘’Bugün pamuk kalbinden taşınıyorum’’
    Eşyalarımı bavuluma gelişigüzel doldururken fonda bu şarkı yankılanıyordu.O anki ruh halime uygun olarak.
    Eşyalarım dediysem öyle pahada ağır olanlarından değil, ruhta ağır olanlarını, ruhuma ağır gelenlerini topluyorum.Topladıkça hafifleyeceğimi umarken, aksine daha da bir ağırlık çöküyordu üzerime.

    Bir bir fırlatıyordum bavulun içerisine, anılarımı, hatıralarımı, acı tatlı günlerimi vs. vs..Kısacası sana dair ne varsa her şeyi...
    Elime aldığım her şey sendin.Bir taraftan topluyorum diğer taraftan gözlerimden sicim gibi yaşlar akıyordu..Kimi zaman kızgınlıktan, kimi zaman kalbimin acısından... Engel olamıyordum göz yaşlarıma...
    Sen ise öylece duruyordun buz kesmiş gibi....Olanlara seyirciydin sanki...

    Aslında ben ilişkimizi daha çok ev sahibi-kiracı ilişkisine benzetiyordum.Sen ev sahibiydin ben kiracın..Sen ısrarla çıkmamı istiyordun, ben ise inatla kalmak için, biraz daha fazla kalmak için bahaneler arıyordum.
    Oysa biliyordum bunların olacağını günün birinde ..Bu hazin sonu yaşayacağımı..
    Oysa bulunduğum yerim küçücüktü..Razıydım ben bu küçük köşemde ömür boyu durmaya.Öyle büyük yerlerde gözüm yoktu, istemedim hiçbir zaman geniş mekanların bana ait olmasını..Buna bile razı olmadın...İstediğim her şey zor geldi sana..

    İlk başlarda o küçücük yerim ne kadarda rahattı, sanki pamuklar içerisindeydim.O yüzden sana pamuk kalplim diyordum..Oysa şimdi savunmasız, çaresiz halimi düşünmeden çıkmamda ısrar ediyordun.

    Oysa ki biliyordun bir canlı için oksijensizlik ne demekse veya denizden çıkartılan bir balık için su ne demekse, benim içinde sensizliğin o olduğunu..Yaşayamayacağımı, nefessiz kalacağımı biliyordun.Bile bile kıyıyordun bana.

    Belki uzaktan izleyeceksin olanları.Yaşadıklarımı takip edeceksin..Belki benim haberim olmayacak tüm bunlardan...

    Üzülmeyecek misin, üzüldüğümü gördükçe, kahrolmayacak mısın ben her gün kahroldukça..Pamuk kalplim sen bu olamazsın...

    Evet buz saraylarının prensi vakit ayrılık vakti.Artık taşınıyorum pamuk kalbinden.İstediğin buydu ve oluyordu..
    Bakma öyle gözlerimin içine içine...
    Zorlanıyorum....Arkamı dönüp gidemiyorum.
    Ne denir böyle durumlarda bilemiyorum ki...
    Hoşça kal mı ?....Kendine iyi bak mı?
    Niye böyle diyeyim ki !!!
    O benim iyiliğimi düşünüyor mu?
    Sanırım ‘’Gözün aydın’’ demek daha uygun olacaktı..
    Hiçbirini diyemedim ..Sadece ‘’ilaçlarının saatini kaçırma’’ çıktı ağzımdan.
    Sonra......Sonra da....
    ‘’Hoşça kal doya doya öpüp koklayamadığım, sarılıp uyuyamadığım hoşça kal’’
    Diyebildim göz yaşlarımı içime akıtarak...

    Sema ÇÜRÜK