Sen Iyi Bir Insansin, Ama Bilmediğin çok şey Var

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve BenCano tarafından 7 Haziran 2007 başlatılmıştır.

    7 Haziran 2007
    Konu Sahibi : BenCano
  1. BenCano

    BenCano ~HürGeneral~ Üye

    Katılım:
    17 Aralık 2006
    Mesajlar:
    2.257
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    148
    [​IMG]
    SEN İYİ BİR İNSANSIN, AMA BİLMEDİĞİN ÇOK ŞEY VAR.

    - Ben buradan ayrılıyorum...
    - Nereye gidiyorsun ?...
    - Sevdiğim adama gidiyorum...
    - Ama birlikte yola çıkmıştık..

    Geceydi, ama benim için o an bir kez daha gece oldu... Diyarbakır'ın
    köylerinden birindeydik.. Savaş bütün acımasızlığı ile sürüyordu..
    Uzaktan
    mermi ve top sesleri geliyordu... Bazen geceyi acı çığlıklar
    bölüyordu...

    Beni aşkım süreklemişti ölümün ortasına.. Bir kez de ölümün ortasında
    sınamak istemiştim aşkımı. O büyük yanılgımı, o büyük kaybedişimi.

    -Gitmesen olmaz mı ? Sana çok ihtiyacım var.
    -Gitmek zorundayım... Bak sen çok iyi bir insansın, ama bilmediğin çok
    şey var...


    Ansızın sesler kesildi... Sessizlik ölüm biriktirdi.. İnsanlar böylesi
    sessizliklerde birini yaralar ve öldürürdü.. Hiç kan akmazdı... Hiç bir
    çığlık duyulmazdı.."Bak sen çok iyi bir insansın... Ama bilmediğin çok
    şey var..."

    Böyle söyledi ve sevdiği adama gitti... Hiç kanım akmadı.. Hiç sesim
    çıkmadı.. Ölmedim de.. O an içimden bir şey yükseldi yukarıya doğru,
    yüzümü tuttu şevkatli elleriyle, sarılıp öptü beni iyi kalpli kederim... Ben
    de ona sarıldım, yıllar önce kaybetmiş annemi bulmuşcasına..."Güzel kederim"
    benim... Ne zaman "karanlık bir vadide" kaybolacak olsam, ne zaman
    mutsuzluktan ölecek olsam gelip sarılırdı...

    Aşksız, sevgisiz bir şey yapamam ben.. Hayatımda aşk yoksa küser evime
    dönerim.. Bu bir eksiklikmidir, zayıflıkmıdır bilmem.. Eğer hayatımda
    aşk
    yoksa durmadan o zavallı kalbimi delik deşik ederim.. Kimseyi
    suçlayamam ama
    en büyük kötülüğü kalbime yaparım.. Böyle zamanlarda o "güzel kederim"
    bana sarılıp, beni korumasa hiçbir sabaha çıkamazdım ben.. Hiçbir yola..

    Eski, hurda bir otobüsün en arka koltuğunda Diyarbakır'dan İstanbul'a
    dönerken yol boyunca hep o cümle acı bir uğultuyla dönüp durdu
    kafamda...

    "Bak sen çok iyisin, ama bilmediğin çok şey var.."

    Neydi bilmediğim?.. İyi olduğum için mi, hep koşulsuz sevdiğim,
    sevdiğim insana kendimi bütünüyle adadığım için mi kaybediyordum durmadan...
    İnsanların kaç yüzü vardı? bu yüzler nerelerde ve nasıl gizleniyordu?..

    Sevdiğimi kazanmak için kötü olmam mı gerekiyordu?.. Ama kötü olursam
    sevgim ne olacaktı; kötülükle sevgim kalbimde aynı anda nasıl barınacaktı..
    barınabilir miydi ?...

    Hayatta hep değişmez roller mi vardı ?.. Hep kendini saklıyan, hep
    güçlü olan, hep kötü davranan mı kazanacaktı?..

    Kazanmak... Ne ürkütücü bir kelime.. Benimde dilime bulaşmış işte..
    Sevgide kazanmak diye bir şey olabilir mi ?.. Ne adına.. Niye kazanmak.. Sevgi,
    boyun eğmektir bir anlamın önende.. Sevgi bir yücelişin içinde
    erimektir..
    Sevgi, kendi sınırlarını sevdiğinin sınırlarında kaybetmektir.. Sevgide
    kazanmak veya kaybetmek yoktur.. Bir başka iklimde, insanın
    yüzyıllardır özlediği kendisine sımsıkı sarılıp sevinçten göklere uçmasıdır
    sevinçten..

    Böylesi cümleleri sonsuza dek çoğaltabilirdim; ama bu dünyaya, bu
    hayatın kurallarına geçmiyordu cümlelerim..

    Bu dünyada bir yücelişin önünde sonsuza dek erimek yoktu.. Bu dünyada
    kurallar kadar amansız ve kader gibi acımazsız roller vardı.. Birileri
    kullanılıp kullanılıp terk ediliyor; diğeri ise hep özleniyor, hep
    aranıyor
    ve hep vazgeçilmez oluyordu..

    Kimileri hep inciltiliyor, hep terk ediliyor; kimileri hep kutsanıyor,
    yüceltiliyordu.. Buydu işte o acımasız kader..
    Diyarbakır-İstanbul otobüsünün en arka koltuğundaydım; Aşkım için ölümü
    göze almıştım, ama yetmemişti.. Aşkım için kalbime kötülük sokmamıştım, bu
    yüzden kaybettiğim söylenmişti.. Evimden başka dönecek bir yerim yoktu..
    Dışarıda yağmur yağıyordu.. Ne kadar iyi bilsemde vedalaşmaları, yinede
    hazırlıksızdım böylesine.. İşte o an sarılırdım iyi kalpli kederime,
    çünkü
    böyle anlarımı çok iyi bilirdi o.. En güzel şiirlerimi, en güzel
    yazılarımı ben böylesi anlarda yazmıştım..
    Ben bu acıyla ölürüm artık, dediğim
    böylesi anlarda bütün o başıboş dolaşan esinler, imgeler, düşler gelip beni
    bulmuş, beni seçmiştir.. En umutsuz anlarımda içimden bir hayal kadın
    çıkartmışımdır.. O hayal kadının yüzüne soluksuz bakmışımdır..
    Otobüslerin yağmurla lekeli camları ardındaki o kadının yüzünü, o "güzel kederim" den bile çok sevmişimdir.. Kadının camların ardında kımıldayan dudaklarını görmüşümdür de, sesini duyamamışımdır.. Sesini duyamasamda az çok ne dediğini bilmişimdir.. İşte bildiğimi sandığım o şey beni"karanlık
    vadimden" geçirir..
    Bu aşka düşmek tutkusunu tekrar tekrar o verir bana.. Benim
    gibilerin kaderi ne denli acımasızca çizilirse çizilsin, sevgiye
    duyulan bu hasreti durmadan o kışkırtır..

    Bu tutku olmasa, bu neden çoğaldığını bilmediğim hasret olmasa nasıl
    dayanırdım bunca acımasızlığa.. Sevmenin, bağlanmanın kaderi diye bana
    dayatılan bunca acımasız ve korkunç yasaya..

    Çünkü ben hep çok iyiydim, bu dünyaya ait değildim ya; bu yüzden ilk
    terkedilen hep ben olurdum, ilk vazgeçilen..

    Garip bir rastlantımıydı bilmiyorum, belkide çok kişinin başına
    geliyordur..
    Kimi sevsem onun hep uzakta hep bir sevdiği vardı; Ya ilk aşkı, ya onu
    terk edip giden biri, ya ayrıldığı kocası.. Benim sevgim, benim aşkım bana
    bir türlü geri dönmez de, o uzaktakine, o ulaşılmayan, o terkedip gidilen
    sevgiyi körükler, güçlendirirdi hep.. Kimi derinden sevsem, o bir
    başkasını derinden hatırlardı.. Oysa ne tuhaftı ki, o derinden özlenen, o terk
    edip giden, o derinden hatırlanan bu hayat gibi haksız, bu kader gibi
    acımasız biriydi.. Ama bunlar önemli değildi.. O güçlüydü.. Kötülük kadar
    güçlüydü..
    Haklı, haksız olması hiç önemli değildi.. O yenip gitmişti.. Teslim
    alıp gitmişti.. Öylesine çok sevdim ki onları, başkalarına duydukları
    sevgiyi anlatmalarını sessizce, içim acıyla kanayarak dinledim.. Beni
    yitirmekten
    neredeyse hiç korkmadılar, çünkü bu hayata göre fazla iyiydim, bu
    yüzden ilk defa vazgeçilebilirdi benden.. Elimden kötülük yapmak gelmiyordu;
    sevince köpekleşiyordum, unutuyordum bütün kuralları, bütün kaderleri.. Öyleyse terk edilmeyi baştan hakketiğim neredeyse açıkca söyleniyordu bana.. Öyle gizlice, saklanarak, utanılarak bile değil..

    Korkusuzca anlatırlardı bana o uzaktaki sevgililerini, ilk aşklarını,
    ayrıldıkları eşlerini..

    Hak vererek,saçlarını usulca okşayarak, teselli etmeye çalışarak
    dinledim onları..
    Beni yok saymalarını acıyla katlanarak dinledim..

    Ama sevgimi acısı ağır geldiği zamanlarda dayanamaz, bir an önce
    görmek, varlıklarını hissetmek isterdim tutkuyla.. Hiç beklemediğim bir anda
    değişir, tanınmaz hale gelirlerdi.. Böyle anlarda bilmediğim,
    anlamadığım bir özgürlükten bahsederlerdi;
    "Birbirimizi öyle çok aramayalım.. Öyle dip dibe yaşamayalım.. Açık
    yaşayalım.. Hayatımıza birileri girebilir, bunu anlayışla
    karşılayalım..
    Birbirimizi sahiplenmeyelim.. Sahiplenmek sevgiyi öldürür.."

    Susar dinlerdim.. Katlanırdım bu sözlere.. Çünkü köpek gibi seven
    bendim..
    Sevgide yenilmiş olan bendim..

    Seven herşeye katlanır.. Sevdiğini üzmemek için kendi kanatlarını
    kırar..
    Sevdiği istediğini yaşasın diye gözlerine mil çeker.. Aşkı bitmesin
    diye, kendini köleleştirir.. Bu dünyada koşulsuz sevmek rezil bir şeydir !!!

    Bana özgürlükten bahseden, sahiplenmenin sevgiyi öldürdüğünden o
    insanlar bir gün ansızın evlenirlerdi.. Benden esirgedikleri herşeyi
    evlendikleri eşlerine verirlerdi.. O nefret ettikleri sahiplenmekten son derece
    mutlu, sanki bir süre önce o sözleri onlar söylememiş gibi çekip giderlerdi..

    Çekip giderler ve beni kederimle başbaşa bırakırlardı.. İyi kalpli
    kederimi severim ben, çünkü herkes gider bir tek o kalır.. O benim çocukluğumun gizli bahçesidir.. Dünyanın en masum güneşleri orada doğar, orada batar..
    O bahçede ne güçlü insanlar vardır, ne de güçsüz.. Ne kazanan, ne de
    kaybeden vardır orada..

    Ama ben bu keder bahçesinde hep kendimi seyrederim.. Durmadan kendimi
    özlemeye mahkum edilmiş kendimi seyrederim..

    Beni terk edip gidenlerden tek bir ricam vardır.. Ne olur, beni bir
    daha aramayın.. Çünkü ben kolay unutamıyorum.. Çünkü ben size duyduğum,
    sizin deyiminizle o akıldışı aşk yüzünden keder bahçemi dağıtıyorum..
    Çocukluğumun o güzel bahçesini..
    Ne olur beni aramayın, çünkü sonra çok acı çekiyorum..
    Böyle derdim onlara, ama, yinede ararlardı.. Soluksuz, umutsuz bir gece
    mutlaka olur ve o zaman mutlaka akıllarına ben gelirdim.. O yedek
    sevgili..
    O bu dünyaya göre çok iyi olan.. Çok iyi olduğu halde hep ilk
    terkedilen..
    Yangında kurtarılması hep unutulan.. Sevgisi adına hep şekilden şekile
    giren.. Hep el altında tutulan.. Hep aynı sevecenlik tuzağına düşen..

    Bütün gece sevdikleri insanların ne denli acımasız ve hoyrat
    olduklarını anlatırlardı bana.. Güçlü bir kayaya çarpmışlardı.. Girdikleri
    yarışları kaybetmişlerdi.. Başarı onlara çok uzaktı.. Yanlış kişiyi seçmişlerdi..
    Bu ilişkinin sonu yoktu.. Verdikleri kavgada yenilmişlerdi.. Böyle şeyler
    anlatırlardı bana.. Benden zayıflamı, yara almış kişiliklerini onarmamı
    beklerlerdi.. Bunu da yapardım.. Dudaklarımı kanatarak, gözyaşlarımı
    içime akıtarak, kederli bahçemi onlar için bir kez daha dağıtarak bunuda
    yapardım..

    Ama sonunda bilirdim ki çekip gideceklerdi.. Bütün o kötü enerjilerini
    bana bırakıp gideceklerdi.. Aramayın, çok acı çekiyorum, dememe rağmen,
    hayatla bağları zayıfladığında, kendilerini kötü hissetikleri anlarda
    arayacaklar ve içinde güçlü ve güçsüz.. Kazanman ve kaybetmek.. Başarı ve başarısızlık geçen cümleleri bana bırakıp yine gideceklerdi.. Bir daha arkalarına
    bakmadan gideceklerdi..

    Ve giderken, Biliyor musun aslında sen çok iyi birisin, ama bilmediğin
    çok şey var
    , diyeceklerdi..

    CEZMİ ERSÖZ
     
  2. 7 Haziran 2007
    Konu Sahibi : BenCano
  3. ffcamdankalp

    ffcamdankalp Aktif Üye Üye

    Katılım:
    20 Aralık 2006
    Mesajlar:
    423
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86


    Güçlü durmak hayatta, yada güçsüz olsan bile o rolü biçmişsen kendine
    dayanılmaz hafifliği bu sık karşılaşmalar...
    Cezmi Ersöz'de dökmüş satırlara..
    Teşekkürler Cano'm
    Bende bir şarkıyla eşlik edeyim, Sezen Aksu'nu duygularıyla..



    Bazen daha fazladır her şey
    Bir eşikten atlar insan
    Yüzüne bakmak istemez yaşamın
    O kadar azalmıştır anlam

    O zaman hemen git radyoyu aç bir şarkı tut
    Ya da bir kitap oku mutlaka iyi geliyor
    Ya da balkona çık bağır bağırabildiğin kadar
    Zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor

    Ama fazla da üzülme hayat bitiyor bir gün
    Ayrılıktan kaçılmıyor
    Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür
    Ömür imtihanla geçiyor

    Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem
    Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir
    Acının insana kattığı değeri bilirim küsemem
    Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir

    Bir şiirden bir sözden
    Bir melodiden bir filmden
    Geçirip güzelleştirmeden can dayanmıyor
    Yıldızların o ışıklı fırçası azıcık değmeden
    Bu şahane hüzün tablosu tamamlanmıyor

    Ama fazla da üzülme hayat bitiyor bir gün
    Ayrılıktan kaçılmıyor
    Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür
    Ömür imtihanla geçiyor

    Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem
    Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir
    Acının insana kattığı değeri bilirim küsemem
    Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir
     
  4. 7 Haziran 2007
    Konu Sahibi : BenCano
  5. BenCano

    BenCano ~HürGeneral~ Üye

    Katılım:
    17 Aralık 2006
    Mesajlar:
    2.257
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    148
    çok sevdiğim bi eserle devam etmişsin kalbim sağolllll
     
  6. 7 Haziran 2007
    Konu Sahibi : BenCano
  7. iremsu

    iremsu MaBel Üye

    Katılım:
    23 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    1.836
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    ikiside çok hoştu sağolun varolun : )
     
  8. 7 Haziran 2007
    Konu Sahibi : BenCano
  9. Nixe

    Nixe Aktif Üye Üye

    Katılım:
    31 Mart 2007
    Mesajlar:
    256
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    emeklerinize sağlık
     
  10. 7 Haziran 2007
    Konu Sahibi : BenCano
  11. Gxuxnexsx

    Gxuxnexsx Yeni Üye Üye

    Katılım:
    11 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    3.446
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    yüreğinize sağlık.. arkadaşlar..
     
  12. 18 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : BenCano
  13. BenCano

    BenCano ~HürGeneral~ Üye

    Katılım:
    17 Aralık 2006
    Mesajlar:
    2.257
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    148
    teşekkürler
    sizler iyi insanlarsınız ama bilmediğiniz çok şey var........:)
     
  14. 18 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : BenCano
  15. dimitrina

    dimitrina pamuktan kalbin solmadan Üye

    Katılım:
    21 Mart 2008
    Mesajlar:
    422
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    86
    gercekten cok guzel bir yazi. zaten Cezmi Ersoz'un yazilarinin hastasiyim..hala okumadiysaniz "Sizofren aska mektup" kitabini tavsiye ederim:

    yokluğun bu yüreğimdeki yıldızsız
    bu dipsiz, karanlık gece...
    yokluğun odamın duvarlarına astıpım suretlere bakarken
    gözlerinde unuttuğum dalgın gözlerim...
    yokluğun yatağımda bıraktığın bu kimsesiz saç tellerin
    yokluğun elinin, kokunun, soluğunun değdiği herşeyi
    dünyanın en değerli hazinesi gibi saklayan
    bu yarı deli, bu hayattan kopuk ruhum...
    kapat gözlerini ve bana bak:
    ben diye ne varsa gördüğün işte, o senin yokluğun sevgili...