Sen Özelsin

Konusu 'Hayat Bilgisi' forumundadır ve EU1 tarafından 6 Kasım 2008 başlatılmıştır.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
    6 Kasım 2008
    Konu Sahibi : EU1
  1. EU1

    EU1 Guest


    Kendimi ne zaman işe yaramaz ve aciz hissetsem, aynı duyguları
    hissettiğim bir anda, eski bir dostun uzun zaman önce söyledikleri gelir
    aklıma. Yüzümü kocaman bir gülümseme sarar.

    Bana; "Kendini her aciz ve işe yaramaz hissettiğinde, parmağının ucuna bak"
    demişti.
    O sıra o kadar üzgün ve duygularımın içinde o denli kaybolmuştum ki, kendi
    sesimi bile tanıyamaz bir halde çok kısık bir ses tonu ile Neden,"demiştim.

    "Çünkü o parmak izlerinden bu yeryüzünde başka hiç kimsede yok" demiş ve
    eklemişti, "Sen özelsin. İnanmazsan parmaklarının ucuna bak."
    Birden sanki dirilmiştim. Evet, ben özeldim.
    Herkes aslında özeldir. Ama beni o günden sonra diğerlerinden ayıran tek
    ayırt edici özelliğim kendimin özel olduğumun farkında olmamdı.
    Hala karamsarlığa düştüğümde, bazen umutsuzluklarla boğuştuğumda o dostumu
    hatırlar ve parmağımın ucuna, yüzümde büyük bir gülümseme ile bakar ve kendi
    kendime "Sen özelsin. Bunların hepsini atlatırsın." derim.

    Yine aynı dostum bir karar aşamasında olduğum bir gün bana; "Önce ne
    istediğini iyi belirle" demişti ve eklemişti, "Sonra o istediğine
    ulaşmak için ne gerekiyorsa yap!"
    Sonra da elini tam üç kez gözlerimin önünde çırpmış ve bana "Ne oldu şimdi?"
    diye sormuştu.
    Ben de anlamsız bakışlar ile yanıt vermiştim. "Ne oldu?"
    "Üç saniye hayatından uçtu gitti ve hiçbir şey o üç saniyeyi geri
    getiremez" demişti... Ve eklemişti;
    "Hayatı, istediklerine ulaşmak için harca, bir gün arkana dönüp baktığında
    uçup giden o saniyelerin bomboş bir ömür haline geldiğini görmek
    istemiyorsan tabii!"
    Farkındasınız değil mi? Hayatlarımız saniye, dakika, saat dilimlerine
    bölünmüş, akıp gidiyor. Ve biz akan bir saliseyi bile geri dönüp tekrar
    yaşayamıyoruz. Onları geri getiremiyoruz. Aynaya baktığımızda her gün yeni
    bir beyaz saç telini ve yüzümüzde acımasızca akıp giden dakikaların izini,
    birer kırışıklık olarak seyrediyoruz.
    Peki biz hayattan ne bekliyoruz? Beklentilerimiz için varımız yoğumuz ile
    savaşıyor muyuz zaman denen acımasız düşmanla? Oysa parmaklarınızın ucuna
    bakın bir kez.
    Sonra da parmaklarınızı üç kez şıklatın. Orada gördüğünüz parmak izleri
    sizden başka kimsede yok ve parmaklarınızın ucundan çıkan o ses
    hayatınızın bomboş geçmiş üç saniyesi oldu, geçti gitti işte...
    Siz özelsiniz, siz yeryüzünde teksiniz... O zaman hayattan
    beklediklerimiz de bize layık olmalı, özel olmalı, ulaşılması için savaşa
    değer olmalı.
    Zaman denen canavar galip gelmeden, biz hayattan beklentilerimize
    ulaşmalıyız ki, geçip giden zamana rağmen, geriye dönüp baktığımızda kucak
    dolusu mutluluk ve beklentilere ulaşmanın hazzı ile zaman zaman yüzümüzde
    kocaman bir gülümse ile nanik yapabilelim...
    Ellerinizi üç kez çırpın, hayattan üç saniyeniz silinip gitti işte...
    Bugün özel bir insan olan kendiniz için ne yaptınız? Beklentileriniz için
    bir uğraş, savaş verdiniz mi? Yoksa zamanın sizi yenmesine seyirci mi
    kaldınız? Mesela özel eski bir dostu aradınız mı bugün?
    Bu kısa ama çok anlamlı hayat derslerini veren dostumu kaç zamandır
    aramadığımı düşündüm tüm bunları yazarken... Yerimden kalktım,
    Internet'ten çıktım ve telefon ile o dostumu aradım.
    Çok mutlu oldu...
    "Ne zamandır sesini duymamıştım, hangi dağda kurt öldü?" dedi.
    Ben de "Özel birini aramak istedim, aklıma sen geldin" dedim ve sonra
    ekledim:

    "Ve ellerimi üç kez çırptım, geçen zamanı geri getiremediğimi görünce belki
    de seni arayacak başka bir üç saniyem olmayacak, şu anda aramazsam deyip,
    yazdığım yazıyı yarıda bırakıp seni aradım" dedim.
    Çok mutlu oldu. Bir dostun mutluluğu ile ben de mutlu oldum.
    Dostumla telefon konuşmamı bitirip klavyenin önüne oturduğumda yüzümde
    kocaman bir gülümseme vardı.
    Özel birini arayıp, dakikaları geri getiremeyeceğim bir hayat içinde
    istediğim bir şeyi yapmanın huzuru ile yani mutlu bir yürekle tekrar yazmaya
    başladım. Ve zaman denen sinsi düşmana bir nanik yaptım.
    "Acımasızca akıp gidiyorsun ama ben seni hissediyorum, istediğim hiçbir şeyi
    ertelemiyorum ve istediklerimi elde etmek için hayatla savaşıyorum" der gibi
    mutlu idim.
    Siz hala ne duruyorsunuz?
    Koşun telefona, bir dostunuzu arayın. Birine e-posta gönderin. Onu
    sevdiğinizi hissettirin. Onun mutluluğu ile mutlu olun.
    Ellerinizi üç kez çırpın ve düşünün hayatınızdan üç saniye, boş bir sayfa
    gibi koptu gitti işte.
    Oysa siz özelsiniz ve size layık bir hayatı hak ediyorsunuz. Size layık
    mutlulukları hak ettiğiniz gibi.
    Bana inanmazsanız parmaklarınızın ucuna bakın


    ALINTI
     
  2. 6 Kasım 2008
    Konu Sahibi : EU1
  3. pembeinci

    pembeinci Canan & Murat Üye

    Katılım:
    17 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    5.454
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    146
    bugün böyle bir yazıya çok ihitiyacım vardı teşekkürler.
     
  4. 7 Kasım 2008
    Konu Sahibi : EU1
  5. talin

    talin Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2007
    Mesajlar:
    4.253
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    148
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.