Sen üzülme anne çaresini bulurum

Konusu 'Hiçbir başlığa uymayan yazılar !' forumundadır ve esrazey tarafından 30 Ağustos 2009 başlatılmıştır.

    30 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : esrazey
  1. esrazey

    esrazey Aktif Üye Üye

    Katılım:
    5 Haziran 2009
    Mesajlar:
    411
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    86
    Sen üzülme anne çaresini bulurum

    - Üzülme anne, ben çaresine bakacağım, dedi çocuk, büyük bir adam gibi, annesinin elini sevgiyle tutarak...
    Anne ile oğul, komşu kadınla birlikte, trafikte yavaş yavaş ilerlemeye çalışan belediye otobüsünde, doktordan dönüyorlardı. Daha doğrusu anne, komşu kadının götürdüğü doktordan, çocuk okuldan dönüyordu; otobüs durağında buluşmuşlardı.
    Anne üzgün ve çaresiz şekilde, otobüsün mutat sallamalarına kendini bırakmış, bezgin konuşuyordu:
    - Nereden bulacaksın oğlum, nereden?... Neyse... Sağlık olsun... Maaşı bekleriz.
    Kafasını yeisle cama dayadı anne; yandaki bir otomobilde, şoförün yanında oturan genç kız torpidodan çıkardığı şişeden ellerine kolonya dökünce, anne kolonyanın kokusunu burnunda hissetti.
    Özel klinikteki muayene ve tahliller için hepi topu iki yüz liraya ihtiyaçları vardı. Merhum babadan kalan ve üç ayda bir aldıkları maaşı bekleyeceklerdi.
    ***
    Lise birinci sınıf öğrencisi çocuğun annesine “Çaresine bakacağım” derken güvendiği şey, sahip olduğu tek sermaye olan bilgisayarıydı.
    Yedi ay önce annesine büyük ısrarlar sonucu aldırmıştı.
    Bu kez annesinden habersiz bilgisayarı satmaya karar vermişti.
    Eve geldiğinde üzüntü ile odasına kapandı. Ve bilgisayardaki kendisine ait dosyaları “temizlemeye” ve bilgisayarı satışa hazır hale getirmeye koyuldu.
    ***
    Lise öğrencisi yetim çocuk mail dosyasını boşaltırken, kendi adıyla kendisine gelmiş yeni bir mail gördü! Mailin satırlarını okudukça heyecan ve korku hissetti.
    Heyecanının sebebi, gelen mailde yazılıydı:
    “Sayın E.S. adaşım, size bir teklifim var. Gördüğünüz gibi hem ismimiz hem de soy ismimiz aynı... Kendim için MSN adresi almak istedim, fakat benim ismimle sizin isminiz aynı olduğu için ve siz benden önce MSN adresini aldığınız için benim başvurum kabul edilmedi. Sizi tanımıyorum. Benim çevrem geniş ve müşterilerimin kolay ulaşabilmesi için bu MSN adresine ihtiyacım var.
    Kabul ederseniz, size iki yüz elli lira teklif ediyorum. Bu MSN adresini bana verir misiniz?
    Cevabınızı bekliyorum. Bir tereddüdünüz olursa, aşağıya telefonumu yazıyorum, telefonla konuşabiliriz.
    Kabul ederseniz, MSN şifrenizle birlikte bir banka hesabı da belirtirseniz paranızı hemen yatırırım.
    Saygılarımla. E.S.”
    İşte çocuğun heyecanın sebebi, hiç beklenmedik zamanda, hiç beklenmedik yerden ihtiyaçları olan paranın gelme ihtimaliydi.
    Küçük yüreğinde duyduğu korku ise, Yüce Allah’ın onlara bu kadar kısa zamanda ihsanda bulunmasının “karşılığını” ödeyememe korkusuydu.
    “Allahım, şükür şükür şükür şükür” dedi aceleyle...
    Sağa sola çarpa çarpa odalarda annesini aradı. Onu, mutfakta çöp sepetinin içindeki poşeti bağlarken buldu:
    - Anne, bankamatik kartın nerede?
    Kadın korktu. Eşi iki yıl önce vefat ettiğinde, oğlu, yaşadığı büyük şok ve acı ile olgunlaşmış ve bir anda büyümüştü adeta... Hiç yanlışını görmemişti.
    - Ne yapacaksın kartı oğlum? Daha maaşı çekmeye kırk üç gün var.
    - Anneciğim hesap numaramızı ver.
    Kadın düşünceli düşünceli yatak odasına yürüdü, oğlu da onu takip etti. Karyolanın baş tarafındaki komodinden bir zarf çıkardı, içinden banka cüzdanını...
    Çocuk annesinin okumasını beklemeden adeta cüzdanı kaptı ve odasına koştu.
    Adaşı E.S.’nin mailine cevap yazdı:
    “MSN şifrem şudur... Banka hesap numaram budur...”
    ***
    İki gün sonra, anne bankamatiğin önündeydi. Kartı cihaza sokup, şifreyi girdikten sonra “para çekme” tuşuna dokunduğunda hesapta “iki yüz elli lira” olduğunu gördü!
    Bankamatik parayı vermek üzere tatlı tatlı hırıldamaya başladığında, anne tebessüm ve sevgi ile oğluna dua etti.
    Parayı alıp doktorun yolunu tuttu.
    ***
    Anne muayenesini yaptırmış, ilaçlarını almış, doktor aracılığıyla hastaneden gün koparmış ve rahatlamış olarak eve geldiğinde oğluna sıradan bir cümle söyledi:
    - Geçen gün unuttum oğlum, hayatta ne büyük rastlantılar var; doktorun adı da soyadı da seninki ile aynı... Memleketini sordum, bizlerle ilgisi yok, göçmenmiş.
     
  2. 30 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : esrazey
  3. xsxadu

    xsxadu Şadu & Hayati Üye

    Katılım:
    19 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    258
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    keşke hayat hep böle güel tesadüferle dolsa ama yinede halimize şükür
     
  4. 30 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : esrazey
  5. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148
    Bazen ne büyük ratlantılar yaşıyoruz.Tabii buna rastlantı denirse....