Seni Kaç Kere Sevdiğimi Unuttum

Konusu 'Hayat Bilgisi' forumundadır ve Exorcist tarafından 14 Kasım 2007 başlatılmıştır.

    14 Kasım 2007
    Konu Sahibi : Exorcist
  1. Exorcist

    Exorcist Pantolonlu Bulut Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    805
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    286
    Seni Kaç Kere Sevdiğimi Unuttum

    Kaç yaşında olabilir böyle bir dizenin sahibi?

    Neredeyse her duygunun kısacık, anlık, esip geçen, inciten bir kısalıkta yaşandığı günümüzde nasıl bir aşk yazdırabilir böyle bir dizeyi?

    Bütün şairler, bütün yazarlar gibi yaşayamadığı, yaşayamayacağı, aslında keşke olsa diye düşünü kurduğu bir özlemin son cümlesini mi dile getirmiştir sahibi?

    Kadınların büyük çoğunluğu gibi nahiv duruşların büyük cümlelerine vurulurum ben de.

    Belki de biraz bu yüzden sevmek çok zor değildir benim için.

    Ve bu yüzden çok tırtıklı oldu kalbim.

    Nasıl anlatsam; orasından burasından yırtıla yırtıla, katılaşmış yerleri kırıla kırıla bir tuhaf oldu sonunda. Tırtıklı, yamalı, şüpheci, rengi biraz koyu...

    Bu yüzden güzel bir cümle ile karşılaştığımda çok soru soruyorum artık...



    ***

    Sorumun yanıtını bulduğumda şaştım kaldım.

    Radyoda duyduğum o şarkı 26 yaşında genç bir adama aitti.

    Onbir yaşında gördüğü o kızı yirmi bir yaşına kadar sevmiş “seni kaç kere sevdiğimi unuttum” diyebilecek kadar büyük ve geniş inşa etmişti şiir gemisini.

    Aynı yıl, yani on bir yaşındayken, yani o kızı gördüğünde bir film izlemişti ailesi ile. Filmin adı “Ölü Ozanlar Derneği” idi. Filmde babasının otoritesinden çıkamayan çocuk “Yes, sir” dedikten sonra intihar ediyordu. Film bittiğinde babasına “beni konservatuvara göndermezsen bak ben de böyle olurum” diyebilecek kadar biliyordu onu bekleyen geleceği. Tek çocuğunu kıramadı babası ve onbir yaşında konservatuvarın viyola bölümüne girdi. Ansiklopediyi açıp baktı ve ilk defa orada gördü viyola ne demekmiş. Onaltı yaşına geldi. Konservatuvardan kaçıp geceleri Ankara “salata bar”da şarkılar söylemeye başladı.

    Okul bitti. Ama viyola çalmak için kadro gerekiyordu.

    Oysa onun kadrosu hazırdı hayatta. Senfonide değil hayır, İstanbul’da


    ***

    Kimileri geleceğin Kenan Doğulu’su diye tanımlıyor onu.

    Mustafa Sandal destek veriyor.

    Yaşar “aramıza hoş geldin” diyor.

    Bana sorarsanız ki bu yazıyı bu satıra kadar okumuşsanız soruyorsunuz demektir; Kenan Doğulu’nun sevimli, sempatik, akılda kalıcı melodik başarısına, Yaşar’ın güçlü söz yaratım ve şiir bilgisini ve Mustafa Sandal’ın doksanlardaki karizmatik hallerini ekleyin.

    Ortaya “Özgün” bir isim çıkacak...

    Bu yakışıklı genç adamı, Özgün’ü yani takip edin derim.

    Kısa değil, gidici değil, anlık değil uzun ömürlü olacak çünkü! Başınızı içinize, denize ve müziğe çevirdiğinizde onunla çok karşılaşacaksınız biliyorum. Güzel söz diziyor, güzel melodi kuruyor, güzel şarkı söylüyor ve güzel bakıyor...

    İkinci albümüne boş yere “Nöbetçi Aşık” ismini koymamış olsa gerek.:)

    İclal AYDIN
     
  2. 15 Kasım 2007
    Konu Sahibi : Exorcist
  3. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    çok güzeldi kim olduğunu merak ederek okudum.
    popüler müzik dinlemem ama özgün ismini duymuştum.
    paylaşımın için teşekkürler...