Sersoy79 arşivi :))

Konusu 'Fıkralar' forumundadır ve Sersoy tarafından 7 Nisan 2008 başlatılmıştır.

    7 Nisan 2008
    Konu Sahibi : Sersoy
  1. Sersoy

    Sersoy www.ebruhane.blogcu.com Üye

    Katılım:
    17 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.183
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    Lazlar, Ruslarla yapılan savaşta çok kayıp veriyormuş...
    Sadece ellerindeki kuş tüfeğiyle Rusya’ya doğru ateş ediyorlarmış ve durumu gören yörenin bilmiş insanı Temel karşı çıkmış;
    “-Bu küçük şeyle koca devleti nasıl yıkarsınız?...”
    -E ne yapacağız...
    “-Çekilin kenara... Bana bir gürgen ağacı kesin, içini oyun, barut saçma doldurun, kafaya bir demir...”
    Bütün hazırlıkları tamamlamışlar ve yeni silahla Rusya’ya doğru atış yaparken infilak etmiş...
    Etraftaki 100 kişi ölmüş, çevre binalar yıkılmış...
    Temel kendinden emin “Ohooo” demiş;
    “-Burda bu kadar ölü varsa, Rusya tamamen yerle bir olmuştur...”
     
  2. 7 Nisan 2008
    Konu Sahibi : Sersoy
  3. Sersoy

    Sersoy www.ebruhane.blogcu.com Üye

    Katılım:
    17 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.183
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    Temel müdürüne gitmiş;
    “-Evde boya var... Fadime’ye yardım etmem için bana izin verir misiniz?...”
    -Veremem...
    “-Sağolun bana uygun bir çözüm bulacağunuzı biliyordum...”
    ***
    Temel, yolda giderken Dursun’a rastlamış;
    “-Önümüzdeki ay okyanusa balık avlamaya gidiyorum...”
    -Ben seni hamsi avlar biliyordum?...
    “-Doğrudur... Ama son günlerde gözlerim pek iyi görmüyor...”
    ***
    Avukat Temel mahkemede, adam öldüren müvekkilini müdafaa ediyor;
    “-Müvekkilim suçsuzdur... Kaza ile oldu hakim bey...”
    -Kaza olur mu, beş kurşun sıkmış...
    “-Efendim müvekkilimin kulağı az işitiyor...”
    ***
    Temel doktorun karşısındaki koltuğa oturmuş...
    “-Durum çok kötü doktor bey, bir dakika önce olan her şeyi unutuveriyorum...”
    -Peki niçin hatırlamaya çalışmıyorsun?...
    “-Neyi?...”
     
  4. 7 Nisan 2008
    Konu Sahibi : Sersoy
  5. Sersoy

    Sersoy www.ebruhane.blogcu.com Üye

    Katılım:
    17 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.183
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    Temel’le Fadime birlikte alışverişe çıkmışlar... Fadime demiş ki:
    -Kocacığım, yarın annemin doğumgünü... Ona bir şey almak lazım... Elektrikli ev aletlerinden aklına gelen bir şey var mı ona uyabilecek?...
    “-Sandalyeye ne dersin?...”
    ***
    Fadime ile Temel’in çocuğu olmuş... Bütün akraba doğumevine doluşmuş...
    Dedeler, nineler, halalar, teyzeler, amcalar, dayılar bebekten ayrılmak bilmiyormuş...
    Hepsi birden karar vermiş;
    “Ah yavrum, tıpkı babası...”
    Fadime mırıldanmış;
    “-Zararı yok... Sağlığı yerinde olsun da...”
    ***
    Temel avukatına:
    “-Vasiyetimi değiştirmek istiyorum... Ben öldükten sonra üç ay içerisinde karım evlenirse mirasımı kullanmaya hak kazansın...”
    -Neden böyle bir değişikliğe gerek duydunuz?...
    “-Benim ölümüme hiç olmazsa bir kişinin üzülmesini istiyorum da...”
     
  6. 7 Nisan 2008
    Konu Sahibi : Sersoy
  7. Sersoy

    Sersoy www.ebruhane.blogcu.com Üye

    Katılım:
    17 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.183
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    Temel bir gökdelenin 15. katında çalışırken aşağıdaki küçük bir karaltı dikkatini çeker.

    İki kat aşağı iner, görüntüden yine bir şey çıkaramaz.

    2 kat, iki kata daha, bir şey anlamaz ve zemine kadar iner.

    Zemine indiğinde, gördüğü karaltının zenci bir adam olduğunu anlar.

    Bunun için tam 15 kat indiği için kendine kızar ve adamın ensesine bir şaplak indirir.

    Adam “ne oluyor yahu?” diye terslenince...

    Temel, zenciye “sus bakayım” der:

    - Ben senin küçüklüğünü bilirim!..
     
  8. 7 Nisan 2008
    Konu Sahibi : Sersoy
  9. Sersoy

    Sersoy www.ebruhane.blogcu.com Üye

    Katılım:
    17 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.183
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    Temel çok dalgınmış ve önemli günleri unuttuğu için sürekli Fadime’yle atışıyormuş...
    Çare olarak evlilik yıldönümleri, Fadime’nin doğumgünü gibi özel günlerin tarihlerini bir çiçekciye vermiş ve o tarihlerde karısına bir düzine gül göndermesini, içine de “sevgili eşime” yazılı bir kart koymasını söylemiş...
    Bu taktik epeyce bir süre gayet güzel çalışmış... Fadime memnun, her önemli günde kocasından bir düzine gül, kart ile birlikte geliyormuş...
    Bir gece Temel geç vakit eve gelmiş, bakmış Fadime masada oturmuş bekliyor...
    Vazoda da şahane güller var... Fadime’nin yanına giderek, öpücük kondurmuş ve sormuş;
    “-Ne kadar güzel güller... Nereden aldın?...”
     
  10. 7 Nisan 2008
    Konu Sahibi : Sersoy
  11. Sersoy

    Sersoy www.ebruhane.blogcu.com Üye

    Katılım:
    17 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.183
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    elin-kaynana

    Gelin kaynana karşı karşıya oturmuşlar, kaynana “gelin sen daha yenisin birbirimizin huyunu suyunu oturup konuşarak anlayalım” demiş.

    Gelin:

    - Tabii anne, konuşalım.

    Kaynana “aman kızım, benim üç halim vardır, dikkat et” demiş:

    - Saçıma gül takmışsam; neşeli olurum. Her yola gelirim. Kulağımın arkasına gül takmışsam havamda olmam. Çok ısrarcı olma. Eğer ki yakama gül takmışsam sakın etrafımda dolaşma, çok sinirli olurum.

    Gelin, kaynanası lafını bitirince “bak anne” demiş:

    - Benim halim malim yoktur. Bacak bacak üstüne atarım, sigaramı yakarım, sen gülü nerene takarsan tak, ben keyfime bakarım!
     
  12. 7 Nisan 2008
    Konu Sahibi : Sersoy
  13. Sersoy

    Sersoy www.ebruhane.blogcu.com Üye

    Katılım:
    17 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.183
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    Otele eşiyle giriş yaparken sadece iki ayrı yataklı bir oda kaldığını öğrenen yaşlı kadın biraz bozulmuş...
    “Hayret” demiş kocası, “44 yıllık evliyiz sadece birkaç gece ayrı yatamaz mıyız?...”
    Bu sefer “İki yatağı birleştirebilir misiniz” diye resepsiyona sormuş yaşlı kadın...
    Görevliler birbirlerine “Ne kadar romantik” anlamında bakışırlarken,
    “Bizimki horlayınca” diye başlamış kadın,
    “-Dürtüp tekmelemek için habire yataktan kalkmak beni öldürüyor evladım...”
     
  14. 7 Nisan 2008
    Konu Sahibi : Sersoy
  15. Sersoy

    Sersoy www.ebruhane.blogcu.com Üye

    Katılım:
    17 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.183
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    Kadın erkek ilişkilerinde; sebep - sonuç ilişkisi;
    “-Alış veriş merkezlerinde kadınların çok olması;
    Akıl hastanelerinde erkeklerin çok olmasının en güzel yorumudur...”
     
  16. 7 Nisan 2008
    Konu Sahibi : Sersoy
  17. Sersoy

    Sersoy www.ebruhane.blogcu.com Üye

    Katılım:
    17 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.183
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    Günün sorusu;
    “-Birbirleriyle tartışan iki erkekle, birbirleriyle tartışan iki kadın arasında ne fark vardır?...”
    Müthiş cevap;
    “-Tartışan iki erkek kendilerini, iki kadınsa üçüncü bir kadını tartışırlar...”
     
  18. 7 Nisan 2008
    Konu Sahibi : Sersoy
  19. Sersoy

    Sersoy www.ebruhane.blogcu.com Üye

    Katılım:
    17 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.183
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    “-Size küçük bir kaparo bıraksam, şu vitrindeki yüzüğü saklar m1ısınız?...”
    -Ne zamana kadar bayan?...
    “-Kocam affetmem gereken bir şey yapana kadar...”
    ***
    “-Benim karım ‘yıldırım gibi’ araba kullanır...”
    -Yani çok mu hızlı?...
    “-Yoo... Ama sürekli ağaçlara çakar...”
    ***
    “-Bu günü hafızana kazımaya çalış, yıllar sonra arkana dönüp bakacak ve özellikle bu günün hayatının en mutlu günü olduğunu sürekli hatırlayacaksın...”
    -Ama benim düğünüm yarın...
    “-Evladım, biliyorum... Zaten ben de tamamen bunu ifade etmek istedim...”
    ***
    “-Evli erkek hatalarını unutmalıdır...”
    -Neden?...
    “-İki kişinin birden aynı şeyi akılda tutmasına gerek yok çünkü...”