Sevda uğruna ölüm

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve Gulpare tarafından 30 Ekim 2007 başlatılmıştır.

    30 Ekim 2007
    Konu Sahibi : Gulpare
  1. Gulpare

    Gulpare Aktif Üye Üye

    Katılım:
    17 Ekim 2007
    Mesajlar:
    805
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    86
    Kadın yirmi yedi yaşında... Yüreği, kar beyaz soğuklara terkedilmiş
    ama inat bu ya hala sımsıcak. Düşünceleri kah hayatın gitgide
    ağırlaşan gerçeklerinde kah aydınlık hayallerde dolaşıyor nefes
    nefese.. Elinde samur fırçası, geçmişi karalayıp bugünü
    renklendiriyor hiç durmadan. Renkler kıpır,kıpır , içindeki çocuk
    haşarı mı haşarı... Gözleri ise buğulu bakmakta hüzünlere yenik...
    Hayatı sorgulamaktan çoktan caymış.

    Omuzları bir küçük kız çocuğun
    şımarıklığını sergilercesine “Bana ne” ifadesinde. Kıpır,kıpır ya
    içi.. Arayışları var kendisinden bile sakladığı. Bela da geliyorum
    demez ya... İşte böyle bir anda; ruhu, sanal dünyanın kapısından
    sızıverir içeri sessiz, habersiz.. Hani şu chat canavarı var ya bu
    günlerin belalısı. Orada kendisi gibi şaşkın yüreklerin arasında
    buluverir kendini.
    Ve... olanlar olur o zaman. Hiç beklenmeyen anda buzda
    kayar gibi “Hooop” havada bulur duygularını darmadağınık. Sanki
    başında deli rüzgarlar hiç esmiyormuş,

    esenler de yetmiyormuş gibi.
    Erkeğin yaşı otuz. Hırslı, kendinden emin. Kendisiyle
    barışık ve yaşadığına memnun.

    Kahkahası ekrandan yüreklere taşan,
    mutlu ve duygu dolu bir bulut adam. Eşi ve çocuğu için yaşamakta
    olduğunu saklamadan kadını davet eder sanal dünyanın sanal aşk
    oyununa. Acemidir kadın. Belki genç adam da öyle.

    Oynadıkları oyunun
    tehlikesinden habersiz bir masalı yaşamaya başlarlar.
    Ekranın karşısında nefeslerini tutup beklerler sevdalının
    gelmesini.

    Karşılaşmaları her defasında kahkahaları hatırlatırcasına
    şen olur. Zamanın koordinatları buluşamadığında, birbirlerine teğet
    geçtiklerinde, hüzün yayılır gecelere.

    Uyku tutmaz bekleyişlerde
    ikisini de. Sabah yeni umutlara gebe başlar. Ve ekranda doğarlar her buluşmayla yeniden..
    Duyguların en fırtınalısına yakalanırlar.

    Birbirlerini gerçekten merak ederler.

    Bulut adam kadının açlığından, üşümesinden
    bile sorumlu tutmaya başlar kendini.

    Kadınsa adamın yorgun hallerine dayanamaz.
    Elleri dokunmasa da ellerindedir artık. Birbirlerini el
    üstünde tutarlar anlayacağınız.

    Günler, aylar geçer...

    Hayaller ekranlara sığmaz olur.

    Artık görmek isterler birbirlerini. Dokunmak
    sarılmak isterler. Hatta çılgıncasına sevişmek...
    Kadın kıvranır onsuzluğun acılarında.. Özlem şiddete
    dönüşür. Acıtır... İşkencelere yatırır kadını. Oyun değildir artık
    bu. AŞK ekranda değil hayatın ta içinde yaşamaktadır.

    Bulut adam sorar durmadan ;
    -N’olacak şimdi...
    Kadın, adam kadar cevapsız...
    “Bilmiyorum” der.”Bilmiyorum”
    Artık sorgulamalar başlar duyguları ...

    ”Bu nedir?...Bunun adı ne..?”
    Kadın aşkı tanımlar ama çare değildir tanımlamak..
    Yaşananlardır gerçek olan. Hissedilenlerdir.
    Her sevdanın başını bir karabasan bekler ya...Beklemese
    sevda denen şey olmaz zaten.
    İşte bu bir sevdadır ve başında karabasanlar.
    Kadın unuttuğu aşk gözyaşlarını hüzünlere, sancılara,
    onulmaz ağrılara boyar, alaca bulaca.
    Artık her şeye gözlerindeki buğuların ardından
    bakmaktadır.
    Ve ekrana şunları; buzların arasından aldığı yüreğinin
    kalemiyle yazar. Yüreğini buzlara iade etmek üzere...
    “Beni ignore et*.Ne olur bunu yap.”
    Bulut adam şaşkındır belki ama adı gibi bilir. Doğru olan
    budur. Düşünür bir süre.Susar ekran. Susar kadının yüreği...Ölüm
    anıdır bu.Verilen son nefestir sanki..
    “Sevdam HAYIR dese” “ Sensiz yapamam dese” diye bekler
    nefes almak için.
    Bulut adamın suskunluğu bozduğu yerde ölecektir kadın..
    Bunu ikisi de bilirler.
    Bir yazı belirir ekranda çaresizce okunan
    “Netten çıkıyorum o zaman” “Hoşçakal”
    Mavi üzerine siyah yazılmış sözcükler kararlı ve kesindir...
    Titreyen ve cansızlaşan parmakları son bir kez tuşları
    gezinir kadının
    “Hoşçakal”
    Düşer Bulut adamın gülen yüzü ekrandan.
    Ve
    KADIN ÖLÜR...