Sevgi Ve Sevgisizlik

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve Elif tarafından 27 Eylül 2006 başlatılmıştır.

    27 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.663
    Beğenildi:
    5.193
    Ödül Puanları:
    438
    Masumi Toyotome diye bir Japon yazmıs¸ bu yazıyı. Dünyada sevilmek istemeyen kişi yok gibidir diye başlıyor. Ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyor muyuz diye soruyor. Sonra anlatmaya başlıyor: Sevgi üç türlüdür. Birincinin adı "Eğer" türü sevgi. Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgiye bu adı takmıs¸ yazar. Örnekler veriyor: eger iyi olursan baban, annen seni sever. Eger basarılı ve önemli kisi olursan, seni severim. Eger es¸ olarak benim beklentilerimi karsılarsan seni severim.
    Birinci tür: Bir sarta baglı sevgi


    Toyotome en çok rastlanan sevgi türü budur diyor. Karsılık bekleyen sevgi. Sevenini, istedigi bir seyin saglanması karsılıgı olarak vaat edilen bir sevgi türüdür bu diyor yazar. Nedeni ve sekli bakımından bencildir. Amacı sevgi karsılıgı bir sey kazanmaktır. Yazara göre evliliklerin pek çogu

    Eger" türü sevgi üzerine kuruldugu için çabuk yıkılıyor. Gençler

    birbirlerinin o anki gerçek hallerine degil, hayallerindeki abartılmıs¸

    romantik görüntüsüne asık oluyor ve beklentilere giriyorlar. Beklentiler

    gerçeklesmediginde, düs kırıklıkları baslıyor. Sevgi nefrete dönüsüyor. En

    saf olması gereken anne baba sevgisinde bile "Eger" türüne rastlanıyor. Yazar bir örnek veriyor. Bir genç Tokyo Üniversitesi giris¸ sınavlarını kazanarak babasını mutlu etmek için çok çalısıyor. Okul dısında hazırlama kurslarına da gidiyor. Ama basarılı olamıyor. Babasının yüzüne bakacak hali yok. Üzüntüsünü hafifletmek için bir haftalıgına Hakone kaplıcalarına gidiyor. Eve döndügünde babası öfkeyle sınavları kazanamadın. Bir de utanmadan Hakone'ye gittin? diye bagırıyor. Delikanlı "Ama baba vaktiyle sende bir ara kendini iyi hissetmediginde Hakone kaplıcalarına gittigini anlatmıs¸tın diyor. Baba daha çok kızarak delikanlıyı tokatlıyor. Çocuk da intihar ediyor. Gazeteler intiharın anlık bir sinir krizi sonucu oldugunu söylediler, yanılıyorlardı diyor yazar. Delikanlı babasının kendisine olan sevgisinin yüksek düzeydeki beklentilerine baglı oldugunu anlamıstı. Insanlar "Eger" türü sevginin üstünde bir sevgi arayısı içindeler aslında. Bu sevginin varlıgını ve nerede aranması gerektigini bilmek bu genç adamın yaptıgı gibi yas¸amı sürdürmekle ondan vazgeçmek arasında bir tercih yapmakla karsı karsıya kaldıgımızda önemli rol oynayabilir diyor Masumi Toyotome. Ilginç degil mi?

    Ikinci tür: "Çünkü" türü sevgi



    Toyotome bu tür sevgiyi söyle tarif ediyor: Bu tür sevgide kisi bir sey oldugu, bir seye sahip oldugu ya da bir sey yaptıgı için sevilir. Baska birinin onu sevmesi, sahip oldugu bir nitelige ya da kosula baglıdır. Örnek mi? Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin (Yakıs¸ıklısın). Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki. Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven veriyorsun. Seni seviyorum. Çünkü beni üstü açık arabanla o kadar romantik yerlere götürüyorsun ki. Yazar, Çünkü türü sevginin Eger türü sevgiye tercih edilecegini anlatıyor. Eger türü sevgi bir beklenti kosuluna baglı oldugundan büyük ve agır bir yük haline gelebilir. Oysa zaten sahip oldugumuz bir nitelik yüzünden sevilmemiz hos bir seydir egomuzu oksar Bu tür oldugumuz gibi sevilmektir. Insanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu tür sevgi onlara yük getirmedigi için rahatlatıcıdır. Ama derin düsünürseniz, bu türün Eger türünden temelde pek farklı olmadıgını görürsünüz. Kaldı ki bu tür sevgi de, yükler getirir insana. Insanlar hep daha çok insan tarafından sevilmek isterler. Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar. Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktıgı zaman, sevenlerinin, artık ötekini sevmeye baslayacagından korkarlar. Böylece yasama sonsuz sevgi kazanma gayretkesligi ve rekabet girer. Ailenin en küçük kızı yeni dogan bebege içerler. Sınıfının en güzel kızı, yeni gelen kıza içerler. Üstü açık BMW'si ile hava atan delikanlı, Ferrari ile gelene içerler. Evli kadın kocasının genç ve güzel sekreterine içerler. O zaman bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi diye soruyor Toyotome. Çünkü türü sevgi de, gerçek ve saglam sevgi olamaz diyor. Bu tür sevginin güven duygusu vermeyis¸inin iki ayrı nedeni daha var. Birincisi; acaba bizi seven kisinin düsündügü kisi miyiz korkusu. Tüm insanların iki yani vardır. Biri dıs¸a gösterdikleri öteki yalnızca kendilerinin bildigi. Insanlar sandıkları kisi olmadıgımızı anlar ve bizi terk ederlerse korkusu buradan dogar. Ikincisi de ya günün birinde degisirsem ve insanlar beni sevmez olurlarsa endisesidir. Japonya'da bir temizleyicide çalısan dünya güzeli kızın yüzü patlayan kazanla parçalanmıs¸. Yüzü fena halde çirkinlesince, nisanlısı nisana bozup onu terk etmis¸. Daha acısı ayni kentte oturan anne ve babası, hastaneye ziyarete bile gelmemisler, artık çirkin olan kızlarını. Sahip oldugu sevgi, sahip oldug?u güzellik temeli üstüne kurulmus¸ oldugundan bir günde ölmüs. Güzellik kalmayınca sevgi de kalmamıs. Kız birkaç ay sonra kahrından ölmüs... Japon yazar toplumlardaki sevgilerin çogu "Çünkü" türündendir ve bu tür sevgi, kalıcılıgı konusunda insanı hep kuskuya düsürür diyor. Peki o zaman, gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne?


    Ve iste sevgilerin en gerçegi: Üçüncü tür sevgi: "Ragmen"



    Bir kosula baglı olmadıgı için ve karsılıgında bir sey beklenmedigi için? Eger türü sevgiden farklı bu. Sevilen kisinin çekici bir niteligine dayanıp böyle bir seyin varlıgını esas olarak almadıgı için Çünkü türü sevgi de degil. Bu üçüncü tür sevgide, insan Bir sey oldugu için degil, Bir sey olmasına ragmen sevilir. Güzellige bakar mısınız? Ragmen sevgi. Esmeralda, Quasimodo'yu dünyanın en çirkin, en korkunç kamburu olmasına Ragmen sever. Asil, yakısıklı, zengin delikanlı da Esmeralda'ya çingene olmasına ragmen tapar. Kisi dünyanın en çirkin, en zavallı, en sefil insanı olabilir. Bunlara ragmen sevilebilir. Tabii bu sevgiyle karsılanması sartı ile. Burada insanın, iyi, çekici ya da zengin konum edinerek sevgiyi kazanması gerekmiyor. Kusurlarına, cahilligine, kötü huylarına ya da kötü geçmis¸ine ragmen oldugu gibi, o haliyle sevilebiliyor. Bütünüyle çok degersiz biri gibi görünebiliyor ama en degerli gibi sevilebiliyor. Japon yazar yüreklerin en çok susadıgı sevgi budur diyor. Farkında olsanız da, olmasanız da, bu tür sevgi sizin için yiyecek, içecek, giysi, ev, aile, zenginlik, basarı ya da ünden daha önemlidir. Bunun böyle oldugundan nasıl emin olursunuz? Haklı oldugunu kanıtlamak için sizi bir teste davet ediyor. Su soruma cevap verin diyor. Kalbinizin derinliklerinde, dünyada kimsenin size aldırmadıgını ve hiç kimsenin sizi sevmedigini düs¸ünseydiniz, yiyecek, elbise, ev, aile, zenginlik, basarı ve üne olan ilginizi yitirmez miydiniz? Kendi kendinize yasamamın ne yararı var diye sormaz miydiniz? Devam ediyor Toyotome: Su anda en sevdiginiz kisinin sizi sadece kendi çıkarı için sevdigini anladıgınızı bir düsünün. Dünya birden bire basınızın üstüne çökmez miydi. O an yasam size anlamsız gelmez miydi? Diyelim sıradan bir yasamınız var. Günlük yasıyorsunuz. Günün birinde gerçek, derin ve doyurucu bir sevgi bulacagınızdan umudunuz olmasa, kalan hayatinizi nasıl yasardınız? diye soruyor ve yanıtlıyor: Öyleleri ya iyice umutsuzluga kapılıp intihar ediyorlar ya da iyice dagıtıp yasayan ölü haline geliyorlar. Toyotome, hem de nasıl iddialı savunuyor Ragmen sevgiyi. Bugün yasamınızı sürdürebilmenizin nedeni Ragmen türü sevgiyi su anda yasamanız ya da bir gün bu sevgiyi bulacagınıza inancınızdır. Son sözlerinde biraz umutsuz, Toyotome Bugün yasadıgımız toplumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin sevgiye ihtiyacı var. Kimsede baskasına verecek fazlası yok? diye açıklıyor. Anlatıyor: Yakınımızda olan birinin bu sevgiyi bize vermesini bekleriz. Ama o da aynı s¸eyi baskasından beklemektedir. Peki bu dünyada sevgi ne kadar var. Yazara göre, açlıgımızı biraz bastıracak kadar. Ve de yemek öncesi tadımlık gelen istah açıcılar gibi. Bu minnacık tadım, bizi daha müthis¸ bir sevgi açlıgına tahrik ve tesvik ediyor. Bu minnacık tadım sevgiye ne kadar muhtaç oldugumuzu anlatıyor. Büyük bir hırsla ana yemegin gelmesini ve bizi doyurmasını bekliyoruz. Hani nerede? Hepsi o. Ve asıl çarpıcı cümle en sonda.







    DÜNYADAKI? EN BÜYÜK KITLIK, RAGMEN TÜRÜ SEVGININ YETERINCE OLMAYISIDIR. IYI DÜSÜNÜN..........







    Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi?



    Saglıklı oldugunuz için hiç sevindiniz mi?



    Bu yıl hiç gün ısıgı ile uyandınız mı?



    Kaç kez günes¸in dogusunu izlediniz?



    Bir neden yokken kaç kisiye hediye aldınız?



    Kaç sabah yolda bir kediyi oksadınız?



    Bu yıl yeni dogmus bir bebek parmagınızı sıkıca tuttu mu hiç?



    Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduguna hiç sasırdınız mı?



    Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?



    Kaç kez gözlerinizden yas gelinceye kadar güldünüz?



    Yaslı bir agaca sarıldınız mı bu yıl?



    Çimlere uzandıgınız oldu mu?



    Çocuklugunuzdan kalan bir sarkıyı söylediniz mi hiç?



    Hiç tas kaydırdınız mı bu yıl?



    Kaç kez kuslara yem attınız?



    Bir çiçegi dalındayken kokladınız mı?



    Bu yıl kaç kez gökkus¸ag?ı gördünüz?



    Ya da hediye alan bir çocugun gözlerindeki ısıgı?



    Kaç kez mektup aldınız bu yıl?



    Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç?



    Kimseyle barıstınız mı bu yıl?



    Aslında mutlu oldugunuzu kaç kez fark ettiniz bu yıl?



    Iyi bir yılın, bunlar gibi birçok "küçük seye baglı oldugunu hiç düsündünüz mü? Düsünün.



    Yayılın çimenlerin üzerine



    Acele edin....



    Er veya geç...


    Çimenler yayılacak üzerinize...
     
  2. 27 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Elif
  3. inxsxirah

    inxsxirah Aktif Üye Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2006
    Mesajlar:
    279
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    86
    çok güzel,aslında nedense insanoğlu hep bardağın boş kısmına bakıyor ne kadar yanlış yapıyormuşuz.
    saol adaşım,hatırlattığın için...