Sevginin Gücü

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve xsxulem tarafından 9 Mart 2007 başlatılmıştır.

    9 Mart 2007
    Konu Sahibi : xsxulem
  1. xsxulem

    xsxulem Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    695
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    86
    Mavisi yeşiline karışmış, uzun uzun ağaçların
    gölgelerini cömertçe sunduğu, türlü türlü böceklerin,
    çiçeklerin yaşadığı, insanoğlunun pek az uğradığı
    ormanlardan birinde güzel bir göl vardı.
    Suyu berrak mı berrak, serin mi serin... Gölün kıyısında
    hayat bulmuş boynu bükük papatya, yanıbaşında
    o eşsiz büyülü suyun içinde açmış olan, en az kendi
    kadar yalnız görünen nilüfer çiçeğine sevdalanmıştı.
    Onun görkemli görüntüsünü, saf, masum,
    asaletli halini hayranlıkla seyrediyordu her gün.

    Nilüfer çiçeği de kayıtsız değildi sevgili
    papatyasına karşın. Birbirlerine sevgiyle bakıyorlar,
    şarkılar söylüyorlardı birlikte. Yalnızlıklarını
    unutuyorlardı şu koskoca orman içinde...

    Tanrım, diyordu papatya içinden kimi kez.
    Bu güzelliğin yanında benim yerim nedir ki?
    O suyun içinde yaşar bense toprakta...
    Elimi uzatsam tutamam bile onu... Oysa
    öylesine istiyorum ki onun yanında olmayı...

    - Ey güzel çiçeğim, ey benim nilüferim
    seviyorum seni... Lâkin öylesine çaresizim ki...
    Sana nasıl ulaşacağımı bile bilmiyorum...
    Evet, orada olduğunu bilmek, sesini duymak,
    güzelliğini görmek bile yetiyor bana ama
    istiyorum ki elini tutayım, güzelliğine dokunayım.
    Gel gör ki ben bir papatyayım, sen ise bir nilüfer...
    Ayrı dünyalarda yaşayan iki ayrı çiçek...

    Nilüfer, karşılıksız bırakmadı papatyanın sözlerini:
    - Papatyaların en tatlısı, kemandan çıkan müzik aynı
    ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır. Sen başkasın,
    ben başkayım, sen ordasın, ben buradayım diye yerinme.
    Gönül sesine kulak ver yalnız... Bir şeyi istiyorsan
    yürekten iste....Sevgi, aşk, ne büründüğün kıyafeti,
    ne makamı, ne mesafeleri ne de başka bir şeyi dinler...
    Onun fermanı okunmaya başladımı her şey susar.
    Her şey çaresiz kalır... Sevgi söz konusu olduğunda
    kişi kendi dışındaki güçlerin insafına kalmaz.
    Çünkü; kendisi de güçlü bir varlık haline gelir.
    Ruhunun derinliklerinden gelen bu ezgi güçlenmeye
    başladıkça kayıtsız kalamaz buna tüm evren...
    Sen ki benim güzelliğime, aşkınla güzellik katmakta,
    yalnızlığımı örtbas etmektesin. Benim ve kendinin
    varolduğumu ispatlamaktasın dünyaya.

    Şimdi kapat gözlerini sımsıkı...
    Sıyrıl tüm düşüncelerinden...
    Yalnızca ama yalnızca beni düşle...
    Yanımda olduğunu, gölün sularında
    elimi tuttuğunu hayal et... İste beni...
    Göreceksin ki sevginin aşamayacağı engel yoktur!

    Papatya, nilüferin dediğini yaptı. Yalnızca ama
    yalnızca onun hayalini doldurdu tüm benliğine.
    Kendini güzeller güzeli çiçeğinin
    yanında farzetti. İstedi... İstedi...

    - Aç gözlerini!, dedi nilüfer.
    Papatya şaşkınlık içindeydi gözlerini açtığında.
    Sevgili çiçeğinin yanında,
    gölün suları içinde bir nilüfer çiçeğiydi artık o da...

    Sevmek...
    İstemek...
    Hayal etmek...
    İnanmak...

    Olmayacak şey yoktur!
    Eğer ki; bu duygulara sahipseniz...