Sevginin Katıksızı - Özet - Jack London

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve EU1 tarafından 25 Mayıs 2007 başlatılmıştır.

    25 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : EU1
  1. EU1

    EU1 Guest

    KİTABIN ÖZETİ :

    Genel olarak romanlarında mekanlarını limanlardan seçen Yazar Jack London"Sevginin Katıksızı" adlı romanında insanlığın eğlence kaynağı olan kimi zaman sevimlilikleriyle hayatlarımızda yer ettirdiğimiz hayvanların özelliklede yazarın sirk hayvanlarının eğitimindeki zorlayıcı insanlığı tedirgin edecek derecede eğlence aşamasına ve sevimlilik kazanmaya geçirilen sürede madalyonun arka yüzünü görmeksizin yadırgadığımız bir o kadar da şaşkınlıkla ürperdiğimiz ama bir türlü bunu görmezlikten gelmek istemememizin yazar sınıf kavramlarıyla hayvanlar ve insanlar arasında ironik bir bağlantı kurarak romanını zenginleştirmiştir. Romanda kahraman köpeğiyle doğal olarak kurduğu iletişim bir zaman sonra köpeğini bir limanda kaybetmesi ve bir zaman sonra sirk hayvanlarının arasında görmesiyle geçirdiği zor evrenin sirk terbiyecisi arasında geçen mücadeleyi romanın ortalarına dek anlatır. Diyologların bol olduğu ve hayvanın hareketlerinin betimlendiği gemideki diğer liman işçileriyle hayvan arasındaki geçen sosyal ilişki insanların birbirleriyle kurduğu sosyal ilişki benzerlikleriyle yazar bu karşılaştırmayı kitabın sonuna dek okuyucuya sunar. Köpek karakterin sirk terbiyecisinden aldığı zülüm, ve işkencenin ve eziyetin köpek üzerinde yansıması gerçek sahibinin kim olduğu içgüdüsünden hayvan terbiyecisi ve izleyicilere saldırıp kaçma aşamasına kadar yemenin, içmenin ve sosyal koşulların rahatlığıyla içgüdüleriyle davranan hayvanın dünya üzerinde yaşayan canlılara dek hayvanlardan aklını kullanan insanlara değin sosyal adaletsizliğin, özgürlüğün, mutluluğun kimin kim üzerinde sahiplik kurduğu kavramları ile okuyucuyu oldukça derin düşüncelere sevk eder. Ayrıca para verip eğlenceye ortak olan madalyonun arka yüzünü görmek istemeyen sirk izleyicilerinin hayvanların üzerindeki insanı şaşırtacak derecede kimliklerinden sıyrılmış, insanların yapabildiği hareketleri yapmaya ve bir anlamda insan olmaya zorlanmış şekildeki hayvanları izlemeleri ve bu duruma olan ilgisizlikleri toplumsal olarak kaçırdığımız. İnsansı kimliğimizin sirk hayvanların ki gibi yitirilmesine göz yuman, bunlara çanak tutan ve görmezlikten gelen, para verip eğlencesine ortak olan içinde yaşadığımız hayatla yazar bir benzerlik kurar. İnsanoğlu konfor sahibi oluncaya kadar geçirdiği zor evrelerin doğallığını yitirinceye kadar kendisini unutur derecede göremediği ayrıntılarımızın bir zaman sonra başımıza ne tip belalar getirebileceğini mutlu olacağım dürtüsüyle mutsuzluğa sürüklenmesi, seveceğim diye sevgisiz kalması, özgür olacağım dürtüsüyle tutsak olması doğadan kopan ve doğaya açtığı savaşla kendini güçlü gösteren insanın (sahibin) tamamıyla yalnız kalması toplumsal olarak göz ardı ettiğimiz gerçekliğimizin hayvanlar ve insanlar ironisiyle okuyucuya, yazar doğallığını yitiren insanın insanlığa olan tehlikesini anlatır.