Sezaryen Nasıl ve Neden Yapılır?

Konusu 'Gebelik' forumundadır ve NILBERA tarafından 17 Temmuz 2006 başlatılmıştır.

    17 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : NILBERA
  1. NILBERA

    NILBERA SeVGi KeLeBeĞi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    6.271
    Beğenildi:
    82
    Ödül Puanları:
    153
    Sezaryen Nasıl ve Neden Yapılır?



    Bebeğin, karın alt kısmından bir kesi ile rahim içine kadar ulaşılarak alınması esasına dayanan doğum şeklidir. Kesi, yaklaşık 10 cm uzunluğundadır, ayakta duran bir kadında yere paralel yerleşimlidir ve göbeğin 10-12 cm kadar altındadır (bikini altı ya da külot lastiğinden daha aşağı seviyede kalır). Sezaryen sırasında uygulanan bu kesi şekline pfannenstiel kesisi denir. Kesi, değişik vasıtalarla derinleştirilerek, tüm karın katları açılmak suretiyle rahim duvarına kadar ulaşılır. Son olarak rahim duvarı da açılarak bebeğe ulaşılır. Bebek tutularak, uygun genişlikteki kesi aralığından, usulüne uygun şekilde dışarı alınır. Normal doğumda olduğu gibi burada da göbek kordonu iki yerden klempe edilip ortasından kesilmek suretiyle bebek anneden ayrılır. Son olarak plasenta, el yardımı ile rahim içinden ayrılarak alınır. Operasyonun bundan sonraki bölümünde karın içi temizlenir, kanayan yerlerin olup olmadığı kontrol edilir, var olan yerlere müdahale edilir ve karın katları usulüne uygun bir şekilde tekrar dikilir. Bu şekilde sezaryen operasyonu tamamlanmış olur.



    Sezaryen öncesi hazırlıklar



    Bir gün öncesinden kesi bölgesinin temizliği (kıl ve tüylerin kesilmesi),
    Ameliyat genel anestezi altında yapılacaksa tercihen 10 saat, ancak en az 6 saat öncesinden itibaren ağızdan beslenmenin kesilmesi,
    Anne adayının operasyon hakkında yeteri kadar bilgilendirilmesi
    Anne adayının anestezi uzmanı ve gerekli görüldüğünde diğer ilgili branş hekimleri tarafından görülerek değerlendirilmesi


    Sezaryene başlarken



    Özellikle genel anestezi altında yapılan sezaryen dışındaki diğer karın ameliyatlarının çoğunda, hastanın heyecan ve endişelerini önlemek için, önce hasta uyutulur, daha sonra gerekli hazırlıklara girişilir. Örneğin eğer idrar sondası takılacaksa hasta uyutulduktan sonra takılır, ya da ameliyat bölgesinin mikroplardan arındırılması amacıyla uygulanan antiseptik solüsyon ile bölgenin yıkanması ve yıkama sonrası sadece ameliyat sahasının açık kalarak, diğer bölgelerin örtülmesi işlemleri hasta uyutulduktan sonra yapılır. Ancak sezaryende bu işlemlerin anne adayı uymadan önce yapılması, ameliyat için herşey hazır olduktan sonra anestezinin uygulanması gerekmektedir. Bunun nedeni anneye verilen anestezik ilaçların aynı zamanda bebeğe de geçecek olmasıdır. Bebek bu ilaçlara ne kadar uzun süre maruz kalırsa, o kadar çok istenmeyen sonuçlar meydana gelir. Bu nedenle esas amaç bebeğin en az anestezi almasıdır. Bu nedenle her hazırlık tamamlandıktan sonra anne adayı uyutulur ve bundan sonra bebeğe ulaşıncaya kadar maksimum hızla çalışılır. ışte bu önemli fark nedeniyle, sezaryene başlamadan önceki hazırlıklar konusunda anne adayı tam bilgilendirilmelidir. Bu konuda bilinmesi gereken önemli nokta; bütün hazırlıklar tamamlandığında anne adayı tam olarak uyumadan ameliyata başlanmaz. Bu nedenle anne adayının endişelenmesine gerek yoktur.



    Neden Sezaryen ?



    Sezaryen, bir ameliyat olması nedeniyle, her ne kadar çok alışıla gelmiş olsa da, ameliyata ilişkin genel riskleri de beraberinde getirir. Bu nedenle prensip olarak ilk seçeneğin normal doğum olması düşüncesi hakimdir. Ancak bazen, tıbbi gereklilikler nedeniyle zorunlu olarak sezaryenin seçilmesi gerekir. Bu gereklilikler çoğu zaman gebeliğin son dönemlerine doğru netleşmiş olur. Bu nedenle de sezaryen planlı bir şekilde gerçekleştirilir. Ancak daha seyrek olarak, normal doğum sırasında gelişebilen acil durumlar nedeniyle de sezaryene geçilebilir ki bunlar plansız sezaryenlerdir. Zorunlu sezaryen için tıbbi gereklilikler şu şekilde sıralanabilir ;



    Baş-pelvis uygunsuzluğu : Normal doğum yolu yumuşak ve sert (kemik yapı) olmak üzere iki kompanent içermektedir. Yumuşak dokular bebeğin geçişine izin verecek kadar genişleme gösterebilmekle birlikte, kemik yapılar aynı esneklikte değildir. Bu nedenle başı, doğum kanalının kemik bölümünden geçemeyecek kadar büyük olan bebeklerin normal yoldan doğmaları mümkün olamaz. Bu uyumsuzluk, bebeğin baş büyüklüğüne bağlı olmakla birlikte aynı zamanda annenin kemik yapısının (leğen/pelvis kemiği) dar oluşuna da bağlıdır. Pratik olarak boyu 150 cm den daha kısa olan anne adaylarının aynı orantı ile leğen kemeiklerinin de dar olması düşüncesinden hareketle bu anne adaylarında doğum şeklinin baştan sezaryen olarak belirlenmesi akıllıca olur.

    Placenta Previa : Bebeğin eşi olan plasentanın yerleşim anomalisidir. Plasenta, rahim içinde bebeğin doğum kanalından geçişini engelleyecek şekilde yerleşmiştir. Çoğu zaman doğum kanalının ağzını kısmi ya da tam olarak kaptmıştır. Bu durumun tesbiti, gebelik seyri boyunca yapılan ultrasonografik değerlendirmeler sırasında mümkündür.

    Ablatio Placenta : Plasentanın doğum gerçekleşmeden önce yapışmış olduğu rahim duvarından ayrılmaya başlamasıdır. Plasentanın erken ayrılması, tüm hayati fonksiyonlarını plasenta yoluyla anneden sağlayan fetüsün kaybedilmesine neden olur. Bu nedenle fark edildiğinde, eğer fetus viabil (dış ortamda yardımla da olsa yaşayabilir) hale gelmişse doğum sezaryen ile acil olarak gerçekleştirilir. Ancak asıl problem fetusun henüz viyabil hale gelmemiş olduğu dönemlerdedir. Bu durumlarda eğer kısmi bir ayrılma söz konusu ise ve bebeğin viyabilitesine az bir zaman kalmışsa çok sıkı takip ile kısa bir süre daha elde edebilmek mümkün olabilir. Eğer viyabilite için gereken süre uzun ise bebeğin kaybedilmesi söz konusudur.

    Fetal Distres Sendromu : Fetusun herhangi bir nedenle sıkışmasıdır. Genellikle kordunun bebeğin boynuna dolanması ve kan akımını zorlaması nedeniyle ortaya çıkar. Sıklıkla bebeğin yeterli büyüklüğe erişmiş olduğu, gebeliğin son dönemlerinde ortaya çıkar. Acil ya da yarı planlı bir şekilde sezaryen ile doğum gerçekleştirilerek gebelik sonlandırılır.


    ılerlemeyen normal doğum eylemi : Herşey uygun olmasına ve normal doğum başlamasına rağmen doğum eyleminin herhangi bir safhasında ağrıların şiddetini kaybetmesi ve hatta kaybolması ile doğum, spontan şekilde sonlandırılamaz hale geldiğinde, anne adayına sancılarını yeniden oluşturmak ya da şiddetlendirmek amacıyla damardan ilaçlar verilebilir. Buna, halk arasındaki deyişiyle suni sancı (indüksiyon) denir. Suni sancı, gebelik süresi dolmuş olmasına rağmen sancıları başlamamış olan gebelerde de başlangıç olarak uygulanabilir. Bütün bunlara rağmen yine de doğum eylemi ilerletilemezse, sezaryene geçilir.

    Daha önceki gebeliğin sezaryen ile sonlandırılmış olması : Sezaryen sırasında bebeğin dışarı alınabilmesi için karın katları ile birlikte rahim duvarı da kesilmek durumundadır. Her ne kadar bu katlar tekrar uygun şekildeve uygun materyaller ile dikilerek kapatılsa da bir daha ki gebeliğin normal doğuma bırakılması halinde, doğum sırasında rahim duvarında oluşan şiddetli gerilme ile eski kesi yerinden yırtılma söz konusu olabilir. Bu durum hem anne hem de bebek açısından mortalitesi son derece yüksek bir durumdur. Bu nedenle bu riski alıp almamak oldukça önemli bir karardır.

    Normal doğum sırasında, vajinadan geçerken bebeğe bulaşması muhtemel anneye ait vajinal enfeksiyonların varlığı ; Herpes Symplex Virus enfeksiyonu, HPV enfeksiyonu gibi.

    Pozisyon anomalileri : Bebeğin rahim içindeki duruşu seçilecek doğum şeklini etkilemektedir. Bu gün tercihen özellikle ilk doğumlarda, baş gelişi dışındaki tüm duruşlarda sezaryen tercih edilmektedir. Bazı hekimler makat gelişlerde de normal doğumu deneme yolunu seçseler de özellikle bebek açısından her zaman artmış bir risk söz konusu olacaktır.


    Elektif Sezaryen



    Tıbbi bir zorunluluk olmamasına rağmen sadece anne adayının kişisel tercihi ile doğum şekli olarak sezaryenin seçilmesidir. Her hekimin bu konudaki yaklaşımı farklı olabilmektedir. Hekimlerin bir kısmı mutlaka ilk seçeneğin normal doğum olması gerekliliğini savunurken diğer kısmı elektif sezaryenin de seçilebilmesinden yana tavır sergilemektedir. Biz, şahsi kanaat olarak, anne adayına her iki doğum şekli hakkında ayrıntılı bilgi verildikten sonra, doğum şeklini seçebilme özgürlüğüne sahip olabilmesi fikrinden yanayız.

    alıntıdır
     
    Son düzenleme: 26 Mayıs 2009