Sicak Cinneti

Konusu 'Faydalı Bilgiler' forumundadır ve Elif tarafından 15 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    15 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.663
    Beğenildi:
    5.193
    Ödül Puanları:
    438
    Aslında mekan değişimi ve bu arada yapılan yolculuklar zevkli ama birkaç gündür oldukça sıcaklaşan hava tahammül noktasını zorlaştırıyor. Yol güzergahı boyunca malûm ağır aksak ilerlerken beklenen oluyor, anında strese giriyorsunuz..
    Sıcağı daha fazla hissediyorsunuz. Doğal olarak etrafı inceliyorum.. Arabalardaki ve yoldaki insanlar sıcaktan bunalmış, halsiz, yorgun,terlemiş; klimalı olanlar ise beklemekten asabi, her an patlamaya hazır bir bomba gibi olmuş. Öfkeli mimik ve hareketleri ile birbirleri ile etkileşmekteler. Normalin dışında farklı davranışlar....
    Soru sormaya ,irdelemeye ve programlanmış beynim hemen bu oluşun nedeni üzerinde duruyor. Düşünüyorum.......
    Sıcağın insanlar üzerindeki etki mekanizmasının, onları öfkeye, kırıcı hatta darp yapmaya ,cinnet geçirip cinayet işlemeye kadar yönlendiren yönü ne olabilir?
    Her zamankinden değişik hava koşulları hangi mekanizma ile canlıları etkilemektedir?
    Bu konumun belirli psikiyatrik bozukluklar ile bir bağlantısı var mıdır?
    Hava ve çevre koşulları herkes için aynı iken niçin bazı insanlar daha tepkiseldir?

    Bu değerlendirmede düşünülmesi gereken temel nokta ,aşırı, alışılmamış sıcağın stres’e neden olduğudur. Stres, burada ,organizmanın yeni olarak karşılaştığı ,adaptasyon gerektiren koşullar ile etkileşimi anlamında kullanılmaktadır.
    Dolayısı ile aşırı sıcaklar, alışılmamış beyinler de stres olarak algılanacak ve vücut buna karşı tedbir alma zorunluluğu ile strese karşı adaptasyon yollarını devreye sokup uygulamak isteyecektir...
    Stres olarak algılanan duruma karşı vücutta sempatik sinir sistemi denilen,( istemsiz çalışan sinir sitemine dahildir) sisteme ait adrenalin veye noradrenalin gibi nörohormonal mediatörler veya biyokimyasal maddeler salınacaktır.
    Adrenalinin ağırlıklı salgılandığı olaylarda tepki ,korku ,kaçma kendini savunma şeklinde olacak;
    noradrenalin salgısı fazlalığı ile giden durumlarda kişi agresif davranıp saldırganlaşacaktır..
    Bu arada sıcağa tepki olarak hipotalamustaki ısı kontrol merkezi vücut içi ve dışı sıcaklık farkını tolare ederek deriden terleme şeklinde ısı kaybını ayarlamak için deri ve yakın çevresindeki damarların genişlemesini sağlayıp buraya olan kan akımının artmasını düzenleyecektir...
    Beyine giden kan ve genel dolaşımdaki kanın önemli bir kısmı perifer dediğimiz uç bölgelere yönlenecek, beynin beslenmesi azalacaktır..
    Beyin kabuğu dediğimiz kortexe ulaşan kanda azalma, oksijen ve glikoz miktarını azalması ile fonksiyon kaybına sebebiyet verecektir...

    Beyin kabuğundaki hücreler arası iletişim ağı olan sinapslarda.direkt güneş ışığı ve noradrenalinin hızlı tepki verdirten etkileri, hücreler arası uyarılabilirlik için gerekli olan enerjiden fazla enerji potansiyeli oluşturarak kısa devrelere sebep olup, ani öfke patlamaları şeklinde tezahür edecektir...
    Öfke patlaması şeklinde oluşan enerji deşarjlarından sonra, birçok hücre devre dışı kalacağındandır ki ; yorgunluk hissi meydana gelecektir.
    Bu tip enerji kaybı bir sonraki uyarıya cevabı belirleyecek uyarılabilirlik eşiğini düşürecek böylece kişi yoğun uyarıya karşı daha hassas olup yeterli tepkiyi veremeyecek, daha sinirli hale gelecektir.

    Tüm bunlar arabada kısa sürede aklımdan geçerken, birden yaptığım psikiyatri rotasyonunu anımsayıp, tüm bunları teyit edici bilgiyi anımsamıştım..İki uçlu mizaç bozukluğu denilen hastalığın manik episodu daha çok yazın sıcak havada oluyordu.Beyin hücrelerinin aralarındaki sinapslardaki bir tip bozukluk olduğu düşünülen bu rahatsızlıkta, ani üzüntü, psikolojik ve fiziki travmalar, ölüm,ayrılık, yakınlarını kaybetme, boşanma gibi stresler, hastalığı uyarıyor, ani ataklara sebebiyet veriyordu.Adrenalin ve noradrenalin etkisi ile agresif ve "karşıdakine" zarar vermeye yönelik düşüncelerin ortaya çıkması kolaylaşıyordu.Tabii buna yardımcı bir faktör de bu rahatsızlıkta mantık sınırlarını aşan çok abartılmış "kişisel" benlik anlayışı oluyordu.Hastaların çoğu cinnet geçirme hikayeleri ile başvuruyorlardı.

    Bütün bunların yanısıra sorulması gereken önemli bir soru da bu şartlar ortak olmasına rağmen neden herkes aynı tepkiyi göstermiyordu? Bunu cevabı mantık ölçüleri içerisinde ele alınırsa şöyle sıralanabilir:Gösterdiği tepki normal dışı kabul edilenlerde sıcaklık sadece açığa çıkarıcı bir stres faktörüydü. Temelde değişik tepkilerin altında kültürel yetiştirme biçimi, genetik özellikler, beynin biyokimyası, o anki astrolojik etkiler vardı. Dolayısı ile "şahsi, münferit" tepkiler meydana geliyordu.

    Sıcak hava ve sıkışık trafikteki bu düşünceler beni belli bir süre için bile olsa maddi ortamdan düşünsel boyuta çekmiş ve rahatlatmıştı.... Uzun süre tıkalı olan trafiğin yavaş yavaş açılması ile ve konuyu çözmüş olduğumu düşünmenin verdiği tatmin hissi ile yoluma devam ederken,oluşları ele aldığınız yönünün dışında da değerlendirmenin mümkün olduğu, hiçbir şeyin altını "sadece böyledir" diye çizmemek gerektiği aklıma geldi.Oluşturulan veya üretilen ile kayıtlanmak sadece sınırlanmak demekti.Bu da beyne yapılabilecek en büyük zulümdü.Unutmamak gerekir ki her değerlendirmenin ötesinde daha fazlası mevcuttur... Sağlıcakla kalın...
    Dr. Mehmet Özdemir