Sık yapılan 30 diyet hatası

Konusu 'Hiçbir başlığa uymayan yazılar !' forumundadır ve Kazen tarafından 23 Şubat 2009 başlatılmıştır.

    23 Şubat 2009
    Konu Sahibi : Kazen
  1. Kazen

    Kazen Babalar ve Oğulları Yönetici

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    12.369
    Beğenildi:
    17.188
    Ödül Puanları:
    488
    Uzman Diyetisyen M. Turgay Köse, şişmanlığın mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu olduğunu savunuyor. &#8220;<em><span style="color: #008000;">Doğru bildiğiniz yanlışların diyetini ödemeyin</span></em>&#8221; şeklinde bir uyarıda bulunan Köse&#8217;nin kitabında yaşam tarzı değişikliğinden sıklıkla bahsedilmektedir. Zayıflama konusunda esas tedavinin <span style="color: #008000;"><em>davranış değişikliği tedavisi</em></span> olduğunu düşünen Köse, zayıflama konusunda en sık karşılaşılan 30 diyet hatasından bahsediyor:

    <span style="color: #008000;"><strong>1.    Tam anlamı ile karar vermeden diyete başlamak</strong></span>
    &#8220;İnanmak, başarmanın yarısıdır&#8221; denilir. Kişi, zayıflayanlardan hiçbir eksiğinin bulunmadığını hatta fazlasının olduğunu düşünmeli; bu fazlalıklardan da kurtulmak adına kesin karar vererek zayıflama sürecini başlatmalıdır. &#8220;Zayıflasam iyi olur&#8221; düşüncesi ile yola çıkmak baştan yenilgiyi kabullenmektir.

    <span style="color: #008000;"><strong><img class="alignright size-full wp-image-484" style="border: 0pt none; margin: 5px 10px;" title="42-20273444" src="http://www.kadinlarkulubu.com/portal/wp-content/uploads/2009/02/diyetisyen.jpg" alt="42-20273444" width="113" height="170" />2.    Uzman kontrolünden geçmemek</strong></span>
    Endokrinolog veya dahiliye uzmanı kontrolünden geçen birey, tahlillerini yaptırıp diyetisyen tarafından kişiye özel olarak hazırlanan beslenme modeli ile diyet tedavisine geçmelidir. Herhangi bir uzman kontrolüne girmeden başarılı olma oranı oldukça düşük seyreder. Kişi, nasıl aracı bozulunca yetkili servis elemanından destek alınıyorsa zayıflama konusuna da aynı titizlikle yaklaşmalıdır.

    <span style="color: #008000;"><strong>3.    Doğru hedef belirlememek</strong></span>
    Dünya Sağlık Örgütü&#8217;ne göre ayda 2 - 4 kg ağırlık kaybı hedeflenmelidir. 6 kg üzerindeki ağırlık kayıplarının faydadan çok zarar getireceği asla unutulmamalıdır. Büyük hedeflere küçük adımlarla ulaşılır. 20 senede alınan kilolardan 20 günde kurtulmaya çalışmak hiç gerçekçi değildir. Bu nedenle ulaşılabilir ve sağlıklı bir hedef belirlenmelidir.

    <span style="color: #008000;"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-485" style="border: 0pt none; margin: 5px 10px;" title="42-20284365" src="http://www.kadinlarkulubu.com/portal/wp-content/uploads/2009/02/uyku_duzeni.jpg" alt="42-20284365" width="170" height="113" />4.    Uyku süresinin düzensizliği</strong></span>
    Yapılan bilimsel araştırmalar ışığında günlük uyku süresinin 7 - 8 saat arasında tutulması gerekmektedir. Daha az veya çok uyumak kilo alımını artırıcı etkiler göstermektedir. 7 saatten az uyuyanlarda bazı hormonların yapımında sıkıntılar oluşurken, 8 saatten fazla uyunması durumunda da metabolizma hızı yavaşlamakta, kilo alımına davetiye çıkarılmış olmaktadır.

    <span style="color: #008000;"><strong>5.    Kahvaltıyı atlamak</strong></span>
    Kahvaltı yapmayan kilo almaya mahkumdur. İç organların, beynin, kasların&#8230; fonksiyon gösterebilmesi için gereken enerji, uyandıktan sonra en kısa zaman dilimi içerisinde besinler yolu ile karşılanmalıdır.
    <div style="float: right; width: 300px; height: 250px; margin-left: 10px;"><script type="text/javascript"><!--
    google_ad_client = "pub-3728793728206339";
    /* 300x250 Makale İçi 2 */
    google_ad_slot = "9141433368";
    google_ad_width = 300;
    google_ad_height = 250;
    // --></script>
    <script src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type="text/javascript"></script></div>
    <span style="color: #008000;"><strong>6.    Günde 2 - 3 öğün beslenmek</strong></span>
    Yapılan bilimsel araştırmalar, aynı miktarda enerji alsalar da 3 öğüne göre 6 öğün beslenenlerin daha kolay kilo verdiğini göstermektedir. Öğün sayısının artırılması, mideyi dolu tutarak bir sonraki öğünde fazla ve hızlı yemeyi engellemektedir. Ayrıca metabolizmayı da hızlandırıcı etkiler göstermektedir.

    <span style="color: #008000;"><strong>7.    Öğün atlamak</strong></span>
    Öğün atlamak, kendinize yapabileceğiniz en büyük kötülüktür. Gündüz diyet yaptığınızı düşündüren, gece ziyafet yapmanıza neden olan bu hataya sakın düşmeyin. Aç tavuk düşünde darı ambarı görür sözünden de anlaşılacağı üzere kişide mahrumiyet duygusunun oluşması bireyin yanlış alışkanlıklara, enerji içeriği yüksek olan besinlere yönelmesine sebebiyet verebilir.

    <span style="color: #008000;"><strong>8.    Akşam yemeğini çok geçe bırakmak</strong></span>
    Akşam yemeğini yatmadan ~ 3.5 saat önce sonlandırmak gerekir. Dolu mide ile yatağa girmek vücudun yağlanması için en iyi fırsattır. Kimse park halindeki arabasına yakıt doldurmaz. Öte yandan akşam yemeğinden yatana kadar geçen süreçte ara öğün almanın bir sakıncası yoktur; meyve, yoğurt veya süt gibi hafif bir şeyler tüketilebilir.

    <span style="color: #008000;"><strong>9.    Sofraya çok aç oturmak</strong></span>
    Uzun süren açlıklar sonrasında kan şekeri düşer ve bir sonraki öğünde fazla besin alımına davetiye çıkarılır. Bu nedenle her ana öğünü müteakip olarak 2 - 3 saat sonrasında küçük bir ara öğün alınmalıdır.

    <span style="color: #008000;"><strong>10.    Tek tip beslenmeyi öneren diyetler uygulamak</strong></span>
    Yetersiz ve dengesiz beslenmeye yol açması sebebiyle tek tip beslenmeyi öneren diyetlerden (lahana çorbası diyeti, protein ağırlıklı diyetler, ayırma diyetleri, sebze ve meyve diyetlerinden) uzak durmak gerekir. Bu tarz diyetler metabolizmayı bozmaktan öteye gitmez. Zaten yaşam tarzı haline getirilemeyecek hiçbir yönteme başlamamak gerekir. Her zaman için besin çeşitliliğine önem verilmelidir.

    <span style="color: #008000;"><strong>11.    Hızlı yemek</strong></span>
    Yemek süresini uzatın. Unutmayın, tokluk hissi 20. dakikada oluşur. Her lokmadan sonra elinizden çatal - kaşığı bırakın. Yediklerinizden keyif ve tat alabilmek adına besinleri iyice çiğneyerek küçük lokmalar halinde yutmaya çalışın. Tat alma duyusunun dil olduğunu unutmayın.

    <span style="color: #008000;"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-486" style="border: 0pt none; margin: 5px 10px;" title="42-19838993" src="http://www.kadinlarkulubu.com/portal/wp-content/uploads/2009/02/tv.jpg" alt="42-19838993" width="170" height="113" />12.    Yemek yerken dikkati dağıtmak</strong></span>
    Yemek yerken kitap okumak, TV izlemek gibi herhangi bir şeyle meşgul olmayın. Yemeklerinizi sakin bir ortamda, iyice çiğneyerek tüketmeye özen gösterin. Acele etmeyin. Beslenmeyi karın doyurmak şeklinde değerlendirmeyin. Besinlerin içerisindeki gerçek tadı almaya çalışın.

    <span style="color: #008000;"><strong>13.    Evde yüksek enerjili besinler bulundurmak</strong></span>
    Gözden uzak olan gönülden ırak olur sözünden yola çıkaran evde enerjisi yüksek (tatlı, cips, kuruyemiş gibi) besinler bulundurmayın. Gerekirse göremeyeceğiniz şekilde dolaplara saklayın.

    <span style="color: #008000;"><strong>14.    Yemeğin tadına bakmadan tuz kullanmak</strong></span>
    Tuz ve aşırı tuzlu besinler vücutta su tutar. Dolayısıyla tartıldığınızda moralinizi bozabilir. Yemek ve ekmeklerden alınan tuz ile yetinmeye çalışın. En iyisi, masaya tuzluk getirmeyin. Gerekirse çeşitli baharatlarla yiyeceklerinizi lezzetlendirmeye çalışın.
    <div style="float: left; width: 300px; height: 250px; margin-right: 10px;"><script type="text/javascript"><!--
    google_ad_client = "pub-3728793728206339";
    /* 300x250 Makale İçi 1 */
    google_ad_slot = "1280404810";
    google_ad_width = 300;
    google_ad_height = 250;
    // --></script>
    <script src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type="text/javascript"></script></div>
    <span style="color: #008000;"><strong>15.    Rafine şekerden vazgeçmemek</strong></span>

    İnsülin seviyesinde ani değişikliğe yol açarak tekrar tatlı yeme isteği uyandıracağı için rafine şekerden olabildiğince uzak durun. Şekerin fazlasının vücutta yağa dönüştüğünü unutmayın. Kan şekeri üzerinde olumsuz etkilerinin olmaması ve enerji içermemeleri nedeniyle, rafine şeker yerine yapay tatlandırıcılar güvenle kullanılabilir. <span style="color: #008000;"><strong></strong></span>

    <span style="color: #008000;"><strong>16.    Aşırı zeytinyağı tüketmek</strong></span>

    Halk arasında sıvıyağların katı yağ ve margarinlerden daha düşük enerji içerdiği görüşü yaygındır. Özellikle salataya eklenen yağların miktarına hiç dikkat edilmemesi, sağlıklı diye ekmeğin zeytinyağına bandırılması kilo alınmasına neden olabilmektedir. <span style="color: #008000;"><strong></strong></span>

    <span style="color: #008000;"><strong>17.    Tabak sıyırmak</strong></span>

    Yemeklerin sularına ekmek bandırmak, tabak sıyırmak fazladan ekmek yenilmesine neden olduğu gibi farkında olunmadan yemekte bulunan yağın da tüketilmesine sebebiyet verir. 1 kg sebze yemeğine en fazla 2 yemek kaşığı sıvıyağ eklenmeli, hatta etle pişen yemeklere yağ konulmamalıdır. <span style="color: #008000;"><strong></strong></span>

    <span style="color: #008000;"><strong>18.    Abur cubur için &#8220;bir taneden bir şey olmaz&#8221; şeklinde düşünmek</strong></span>

    Pasta, kek, kurabiye, börek vb hamur işlerinde çok fazla yağ, şeker, un ve yumurta kullanıldığı için bunlardan mümkün olduğunca az yenilmelidir. &#8220;Biri de bir, bini de bir&#8221; diye bir söz vardır. İkram edileni bitirmek zorunda değilsiniz. Sunulanın yarısını yiyin, sadece tadına bakın, yeter. <span style="color: #008000;"><strong></strong></span>

    <span style="color: #008000;"><strong>19.    Egzersiz yapmamak</strong></span>

    Sadece diyet yaparak sonuç almaya çalışmak daha düşük enerjili diyet uygulanmasına, tedavi süresinin uzamasına, metabolizma hızını azalmasına, sabrın tükenmesine, kaçamakların artmasına, verilen kiloların geri alınmasına sebebiyet verir. O nedenle diyetin mutlaka egzersiz ile desteklenmesi gerekmektedir. <span style="color: #008000;"><strong></strong></span>

    <span style="color: #008000;"><strong>20.    Mazeretler üretmek</strong></span>

    &#8226;    Egzersiz yapmak için hiç zamanım yok. Zaten çok yorgunum.

    &#8226;    Günümün önemli kısmı mutfakta geçiyor, sürekli yemekle uğraşıyorum. Ben de yiyorum.

    &#8226;    Ev işleri zaten yeterince yoruyor. Çamaşır, bulaşık, ütü... Vakit mi kalıyor ki sanki? Belirtildiği gibi, zaten bunların adı &#8220;bahane&#8221;. O nedenle kişi kendini kandırmaktan ziyade bahanelerini azaltma yoluna gitmelidir. <span style="color: #008000;"><strong></strong></span>

    <span style="color: #008000;"><strong>21.    Posalı (yani lifli) besinler tüketmemek</strong></span>

    Kurubaklagiller (kuru fasulye, nohut, mercimek, kuru barbunya), kepekli tahıllar (esmer ekmek, bulgur pilavı, kepekli pirinç / makarna / erişte / un), yulaf, sebze ve meyveler içerdikleri lifler sayesinde midede hacim sağlayarak uzun süre tok tutar ve diyete uyumu artırırlar. Ayrıca kan şekeri, kolesterol ve kan basıncını istenilen seviyelerde tutmaya yardımcı olmaktadır. Dışkılama sayısını ve miktarını artırarak kabızlığı önlemekte, kalın bağırsak kanserinden koruyucu etkiler içermektedir. Lif alımını artırmak adına soyulmadan yenilebilen sebze ve meyveleri kabukları ile birlikte tüketmekte yarar var. Gerektiğinde ise derin soymamaya özen gösterilmelidir. <span style="color: #008000;"><strong></strong></span>

    <span style="color: #008000;"><strong>22.    Yeterince su içmemek</strong></span>

    Posalı besinlerin bahsedilen etkilerini gerçekleştirebilmesi için, gün içerisinde 10 - 14 bardak (yaklaşık olarak saat başı bir bardak) su içmek gerekir. Besinlerin sindiriminden metabolik atıkların vücuttan uzaklaştırılmasına kadar pek çok aşamada önemli görevler üstlenen suyun %20&#8217;lik kaybı ölümle sonuçlanabilir. İçilen çay, kahve, gazlı içecek vb idrar söktürücü özellikler taşıdığı için suyun yerini tutmamaktadır. <span style="color: #008000;"><strong></strong></span>

    <span style="color: #008000;"><strong>23.    Sürekli tartılmak</strong></span>

    Gün içerisinde birer saat ara ile tartıya çıksanız da 2 kere aynı rakama rastlamanız pek mümkün değildir. Sabah uyanınca tartıda görülen rakam ile gece yatarken karşılaşılan değer arasında 1-2 kg fark görülmesi olasıdır. İdeali; haftada bir gün, aynı kıyafetlerle, aynı baskülde, sabah aç karına, dışkılama sonrası tartmak ve ağırlığı bir kenara kaydetmektir. <span style="color: #008000;"><strong></strong></span>

    <span style="color: #008000;"><strong>24.    Aşırı kafein almak</strong></span>

    Çay, kahve ve gazlı içeceklerde bulunan kafein karaciğeri yoracağı için fazla tüketimden kaçınılmalıdır. Light da olsa gazlı içeceklerden fazla içilmemelidir. Aşırı tüketim durumlarında kansızlıktan osteoporoza kadar çeşitli sağlık problemlerine yol açabilmektedir. Aynı zamanda idrar söktürücü özelliklerinden ötürü su kayıplarına yol açmaktadır. <span style="color: #008000;"><strong></strong></span>

    <span style="color: #008000;"><strong>25.    Her light ürüne inanmak</strong></span>

    Baklavadan çikolataya, dondurmadan bisküvilere kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkan light ürünler referans ürünlere göre enerjilerinin en az %25 oranında azaltılmaları ile elde edilirler. Bireyler belirli yiyeceklerden kısarak bu ürünleri tercih edebilirler. Ancak her light ürünün de bir enerjisi olduğu ve serbest olarak tüketilemeyeceği unutulmamalıdır. &#8220;Ne de olsa light&#8221; düşüncesi ile aşırıya kaçılmamalıdır. <span style="color: #008000;"><strong></strong></span>

    <span style="color: #008000;"><strong>26.    Etiket okumamak</strong></span>

    Bir ürünü satın alırken içerdiği enerji, toplam yağ miktarı ve kolesterol gibi içeriklerini incelemek gerek zayıflama gerekse sağlık adına büyük önem taşımaktadır. Ne tükettiğinizin farkında olmanız, besinleri kıyaslama adına da yarar sağlamaktadır. <span style="color: #008000;"><strong></strong></span>

    <span style="color: #008000;"><strong>27.    Tıkanana kadar yemek</strong></span>

    Tabağınızdakileri bitirmek zorunda değilsiniz: Hatta bir miktar yemek bırakmayı alışkanlık haline getirin. Kalanı ara öğünlerde tüketebilirsiniz. Gerekirse tekrar alabileceğinizi unutmayın.

    <span style="color: #008000;"><strong>28.    Umutsuzluğa kapılmak</strong></span>

    Aksilikler karşısında asla cesaretinizi kırmayın. Fazla yerseniz hemen karamsarlığa kapılmayın. 40 yıllık taksi şoförü bile aracını stop ettiriyorsa, sizin de diyette ufacık kaçamakları görmezden gelmeniz gerekir. Pire için yorgan yakmayın. Burada önemli olan, aynı hatayı tekrarlamaktır.
    <div style="float: right; width: 300px; height: 250px; margin-left: 10px;"><script type="text/javascript"><!--
    google_ad_client = "pub-3728793728206339";
    /* 300x250 Makale İçi 2 */
    google_ad_slot = "9141433368";
    google_ad_width = 300;
    google_ad_height = 250;
    // --></script>
    <script src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type="text/javascript"></script></div>
    <span style="color: #008000;"><strong>29.    Sabırlı olmamak</strong></span>
    Aylar, yıllar içerisinde yerleşen fazla kilolar çok da kolay gitmeyecektir. Uzun bir maratonda, ilk başta depar atmak ne kadar yanlışsa; kısa sürede hızlı kilo kaybederek belli bir kiloda sabit kalmak ve diyeti bırakmak da o denli can sıkıcıdır. Düzenli olarak aynı çizgide ilerlemek her zaman için daha sağlıklıdır. Geç verilen kiloların kalıcı olduğu unutulmamalıdır.

    <span style="color: #008000;"><strong>30.    Kararlı davranmamak</strong></span>
    Kilo verme sürecinde felsefeniz şu olsun: Üşenmeyin, ertelemeyin, vazgeçmeyin. Sağlıklı yaşama adım atmak adına daha kaç pazartesi bekleyeceksiniz. Gün bugündür. Kendiniz için artık bir şeyler yapın ve yaşam tarzınızı mutlaka değiştirin. Kendinize iyi bakın.

    Uzman Diyetisyen
    M. Turgay KÖSE

    <em>1977 İstanbul doğumlu Köse, ilk ve ortaöğrenimini aynı şehirde tamamladıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü&#8217;nden 2001 yılında derece ile mezun oldu. Kara Kuvvetleri Komutanlığı&#8217;nda yedek subay Diyetisyen olarak askerlik görevini tamamladı. Sonrasında Florence Nightingale Hastanesi Diyabet, Obezite ve Metabolizma Hastalıkları Merkezi bünyesinde Diyetisyen olarak çalıştı. 2004 yılında Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü&#8217;nde yüksek lisans programını tamamlayarak &#8220;Toplu Beslenme Sistemleri Bilim Uzmanlığı&#8221; aldı.</em>

    <em>Türkiye Diyetisyenler Derneği, Obezite Derneği ile Diyabet, Obezite ve Beslenme Derneği ve Yeni Çınar Lions Kulübü&#8217;ne üye olan Köse, hem bireysel hem de kurumsal anlamda beslenme danışmanlığı ve eğitimi çalışmalarını 2004&#8217;ten beri kurucusu olduğu Etik Diyet Danışmanlık&#8217;ta sürdürmektedir. Uzman Diyetisyen Turgay Köse fuar, kongre, seminer, internet TV, radyo ve televizyon programlarında konuşmacı; çeşitli gazete, dergi ve web sayfalarında köşe yazarı olarak yer almaktadır. Uzman Diyetisyen M. Turgay Köse&#8217;nin beslenme alanındaki ilk kitabı &#8220;Beslenme ve Diyetetik&#8221; Ekim - 2007&#8217;de piyasaya çıkmıştır.</em>