Sıkıntısı olan arkadaşlar lütfen bu yazıyı okuyun !!!!!

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve k.a.y.r.a. tarafından 24 Ağustos 2009 başlatılmıştır.

    24 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : k.a.y.r.a.
  1. k.a.y.r.a.

    k.a.y.r.a. zeynebimin annesiyim Üye

    Katılım:
    15 Nisan 2009
    Mesajlar:
    1.976
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    Gün gelecek Allah’a bana yaşattığı bu sıkıntılar için şükredeceğimi biliyorum” demişti bir arkadaşım.

    Belki de hayatının en zor günlerini yaşıyordu. Zorlukların insana ne kadar büyük dersler verdiğini uzun uzun konuşmuştuk. Bir acının öğrettiğini bin kahkahanın öğretemeyeceği üzerine birçok örnekler vermiştik o konuşmamızda.

    Aradan iki yıla yakın bir zaman geçince arkadaşımın haklı çıktığını gördük. O günlerin acı görünen olaylarının

    kendisine ne kadar büyük kapılar açtığını gördükçe “verdiğin acılar için sana şükürler olsun Allah’ım!” demeye başladı.

    Gündüzleri fırsat buldukça bir araya geldiğimiz arkadaşıma o günlerde aşağıdaki hikayeyi yollamıştım.

    “Strese girenin imanından şüphe ederim!” başlıklı yazımı anlamayan ve/veya yanlış anlayan arkadaşlar

    umarım bu sefer beni doğru anlarlar.

    Yaşlı kadın bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi.

    Fincanın biçimi üzerindeki işlemeler renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı;hayır hiç de pahalıya almamıştı.

    Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi;

    “Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.

    Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu!

    Kekeleyerek: “Nasıl? Anlayamadım?” diyebildi yaşlı kadın.

    “Demek istiyorum ki ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı ezdi dövdü yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp:

    “Yeter! Lütfen dur artık!” diye bağırmak zorunda kaldım.

    Ama usta sadece gülümsedi ve; “Daha değil!” diye cevapladı beni.

    “Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm döndüm döndüm. Döndükçe başım da döndü.

    Sonunda yine haykırdım:

    “Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!”

    Ama usta bana bakıp gülümsüyordu:

    “Henüz değil!”

    “Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum.

    Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek”

    Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum:

    “Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!”

    “Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hala gülümsüyor ve “Daha değil!” diyordu.

    “Bir saat kadar sonra fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi.

    “Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum.

    “Lütfen usta! Yapma gıdıklanıyorum!” dedim. Onun cevabı ise aynıydı: “Henüz değil!”

    “Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim. “Hayır! Beni yine fırına sokma lütfeeen!” diye bağırdım.

    Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. “Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!” diye düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım ama o yine “Daha değil!” diyordu. Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm.

    “Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi:

    “Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?”

    Ona “Evet” dedim.

    Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve “Bu ben değilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım.”

    “Evet bu sensin!” dedi usta. Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin.

    Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım kuruyup gidecektin.

    Döner tezgahın üstüne koymasaydım ufalanıp toz olacaktın.

    Sıcak fırına sokmasaydım çatlayacaktın.

    Boyamasaydım hayatında renk olmayacaktı.

    Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu.

    Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde.”



    Ve ben kahve fincanı şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim:

    “Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet!

    Bana zarar vereceğini düşündüm.

    Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim.

    Bakışım kısaydı ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum.

    Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim…

    Teşekkür ederim.”
    Usta fincanı yaratıcı insanı şekillendirir. Yeter ki acı da ki hikmeti görelim.

    Kahrın da hoş lûtfun da hoş demesini bir öğrenebilsek…

    Sait ÇAMLICA

     
  2. 25 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : k.a.y.r.a.
  3. pnr67

    pnr67 aşkların en güzeli Üye

    Katılım:
    30 Nisan 2009
    Mesajlar:
    194
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    paylaşım için teşekkürler.
     
  4. 25 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : k.a.y.r.a.
  5. azelya55

    azelya55 Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    4 Kasım 2008
    Mesajlar:
    7.116
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    0
    Zevkle okudum, çok güzeldi..
     
  6. 25 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : k.a.y.r.a.
  7. canayakxixn

    canayakxixn Bir Nefes&Düş Gibi Pro Üye

    Katılım:
    7 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    4.945
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    Tek Kelimeyle Muhteşem bir hikayeydi.Anlamak isteyenlere..............Sağol canım paylaşım için..........