Sıla / Sevdiği Şiirler

Konusu 'Şiir' forumundadır ve EU1 tarafından 28 Temmuz 2007 başlatılmıştır.

    28 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : EU1
  1. EU1

    EU1 Guest

    sevgılısı olmalı ınsanın;
    her şeyden önce
    bir sevgilisi olmalı insanın
    ellerini tutmalı, yüreğini ısıtmalı
    yaşamın büyük dolaşımında
    yorulan damarlarına
    kan taşımalı

    her şeyden önce
    bir sevgilisi olmalı insanın
    içinde direncini taşımalı
    sarsılmaz bir aşkın
    acılarla azalan canına
    can katmalı

    her şeyden önce
    bir sevgilisi olmalı insanın
    hem de şiir gibi olmalı
    onurlu, duyarlı ve güzel
    yaşamı bir aşk gibi
    sonuna dek savunmalı ....
    Suya yazıyorum artık gülüşlerimi,
    Gözyaşlarımı dağ yamaçlarındaki kaya parçalarına,
    Yüreğim doğmamış bir serçe kanadında...
     
  2. 28 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : EU1
  3. EU1

    EU1 Guest

    baharı beklıyorum;

    Suya yazıyorum artık gülüşlerimi,
    Gözyaşlarımı dağ yamaçlarındaki kaya parçalarına,
    Yüreğim doğmamış bir serçe kanadında...

    Baharı bekliyorum bir cemre telaşında...
    Birinci cemre suya,
    Gülüşlerim ısınacak!
    İkinci cemre toprağa,
    Gözyaşlarım susacak!
    Üçüncü cemre tabi ki havaya,
    Yüreğim serçe olup kanatlanacak!

    Aşk!
    Bahar oldum,
    Cemre beklerim!
    Su gibi akıp giden gülüşlerimle,
    Mıh gibi kazınıp kalan gözyaşlarımla,
    Ve doğmamış bir serçe kadar uçmaya acemi yüreğimle!
    Gel beni bin yıllık kışımdan,
    Baharındaki cemrelerinle uyandır artık!
    Ey aşk!
     
  4. 28 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : EU1
  5. EU1

    EU1 Guest

    kaybolan sahıpsız aşklar;

    içinde anlam veremediğin duygular.......
    gecelerin bölünüyor mu bin parçaya?..
    söyle yüreğin titriyor mu hiç sebepsiz?....
    adını koyamadığın duygular sarıyor mu etrafını?....
    ateşler içinde uyanıyor musun yatağında?....
    uykularına saklanmış birisi.....
    belli belirsiz bir sima okşuyor mu saçlarını uykularında.....
    yastığın ıslanıyor.....
    hiç soruyor musun neden ağladığını yastığına?....
    içinde hafiften bir telaş......
    koşturuyor musun bilmeden anlamsızca......
    ismini çıkartamadığın birisi.....
    bir hayalet gibi dolaşıyor mu hafızanda.....
    kaybolup gidiyor musun?...
    uzaktan kulağına çalınan eski şarkılarda.....
    garip sesler mi duyuyorsun?....
    geceleri uykusuz kaldığında....
    sonra gözyaşlarına mı boğuluyorsun?
    isimsiz bir aşk sancısında....
    cevaplar mı arıyorsun anlamsız duygularına....
    cevaplar senin olsun!....
    sen kanıyorsun yüreğime saklı yaranda......
     
  6. 28 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : EU1
  7. EU1

    EU1 Guest

    sen ve ben;
    Sen: Sevgisin yüreğimde taşıdığım
    Sen: Gül goncasısın her gün kokladığım
    Sen: Yüreğimde yanıveren ateşsin
    Sen: Yüzüne bakmaya doyamadığım

    Ben: Bütün sevgimi sana vereceğim
    Ben: Yollarına gülleri sereceğim
    Ben: Yüzünü bir gün bile göremezsem
    Ben: Senin için mecnuna döneceğim

    Sen: Karlı dağlarımda açmış çiçeksin
    Sen: Çiçekli kırlarda ki kelebeksin
    Sen: Hiçbir zaman yakalayamadığım
    Sen: Eşi bulunmaz kanatsız meleksin

    Ben: Olsam senin için bir bal arısı
    Ben: Koynuna girsem bir gece yarısı
    Ben: Konuversem kalbinin üzerine
    Ben: Olsam yüreğinin diğer yarısı.
     
  8. 28 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : EU1
  9. EU1

    EU1 Guest

    Bilirmisin



    Sen hayal kurmayı bilir misin?


    Ya geceler boyu uykusuz kalmayı


    Oturup pencere kenarına


    Bekledin mi sevdiğini


    Ağladığın oldumu yokluğuna sevdanın


    Her yıldız kaydığında uzattın mı elini


    Belki tutarım diye farkında olmadan


    Sonra boş kalınca ellerin


    Avuçlarının içine alıp başını


    Ağladığın odlumu geceler boyu


    Hıçkıra hıçkıra


    Belki sen ağlamayıda bilmezsin


    İki damla yaş degildir ağlamak


    Önce düşünmek sonra düşlemek


    Hayal etmek


    Anıları yaşamak


    Büyük bir özlem içinde


    Ve


    Yalnızlığı yeniden yaşamak…….




    Akdemir Bozanoğlu
     
  10. 30 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : EU1
  11. XSXimal

    XSXimal Üzeni yolla... Salla... Üye

    Katılım:
    26 Haziran 2007
    Mesajlar:
    2.146
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    106
    Sıla'cım şiirler bir harika bizimle paylaştığın için teşekkür ederim.a.s.
     
  12. 30 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : EU1
  13. busra_tuna

    busra_tuna Guest

    sen ve ben aşkımla beni anlatıyo :) teşekkür ediyorum,ellerine sağlık canım..
     
  14. 6 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : EU1
  15. EU1

    EU1 Guest

    'Anne'sizliğime..

    --------------------------------------------------------------------------------

    Satırlara bağlı bir yaşamı solukluyorum anne
    Üzerime handikaplar yürüyor büyük harfler görünümünde
    Kaçıyorum...
    Bu mısra’ ya da sığamıyorum
    Satırdan satıra atladığım bu defter de
    Nefeslerimi geri vermedi anne.
    Yorgun şarkılar yazıyorum şimdi dünlerime.
    Ellerimi çektiysem yapbozumdan kime ne?
    Yapıp bozulacak kadar oynamıyorum artık kendimle

    Anne...
    Ben vazgeçiyorum
    Sen büyütür müsün yarınlarımı benim yerime?
    Gidenleri sen yolcu eder misin?
    Ben gibi ağlar mısın?
    Biraz da sen benim için mutluluk biriktirir misin ceplerinde?
    Ağlamanın en koyu vaktinde
    Bana bir yığın tebessümle çıkagelir misin?

    Söylesene anne
    Gelmem desene

    Sahi anne
    Gittiğin gün soramamıştım
    Gittiğin gün soramayacak kadar küçüktüm hayata
    Şimdi söylesene
    Senin adın ne?


    Doqum Günün Kutlu Olsun..
    Nice Bensiz Yıllara Anne...


    .......alıntı.......
     
  16. 6 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : EU1
  17. mavisu34

    mavisu34 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    21 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    33
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Sevgili Anneciğim,
    Ne garip; yeni yeni farkediyorum ki,
    çocukları anne olunca çocuklaşıyor anneler...
    ... Ve insan, zamanın nasıl insafsız
    bir öğütücü olduğunu bu rol değişiminde anlıyor.
    Eminim karnındaki ilk tekmemden, hatta doktorların
    'Bundan sonra ağır kaldırmak yok' müjdesinden
    beridir iki kişilik yaşıyorsun yaşamı...

    Doğum odasında bir küçük el saçlarına tutununca
    değişti herşey ve o el, o saçtan hiç eksik olmasın istedin.
    Kimbilir kaç geceyi karyola başuçlarında derin
    iç çekişler dinleyip hüzünlenerek uykusuz geçirdin,
    kaç emzirme seansında bitkin uyuyakaldın.
    O gün bugündür hayatı, bir toprakla çiçeği kadar
    ortak üretiyor, tüketiyoruz.
    Yolboyu, kusurlarını hiç görmedik birbirimizin,
    yeteneklerimizi abarttık karşılıklı; toz
    kondurmadık üzerimize, kol kanat gerdik...
    Ben dünyanın en iyi evladıydım, sense; tarihin
    en iyi annesi... Her çığlıkta
    başucumda biteceğini bilmenin güveniyle büyüdüm.
    Her derdimde benden çok dertleneceğini bilmenin
    o bencil alışkanlığıylaayakta kaldım.

    Sevginle donandım...
    Ama sonra birden o korkunç çark devreye girdi
    ve yaşamın acımasız kuralı işledi ;
    Büyüdüm... Senin kollarında 'sen'den habersiz,
    bambaşka bir 'ben' çıktı ortaya. Bazen o eski 'ben'e
    hiç benzemeyen bir 'ben'... Çünkü farkettim ki,
    anlattığın masalların yaşamda karşılığı yokmuş.
    Kızlar bir prens umuduyla kurbağaları öpedursun,
    ben her yalanda burnumu yokladım.
    Şaşırdım. Bostandaki lahanaların,
    ısırılmış lahanaların ve benzeri pastoral ninnilerin
    modasının geçtiğini gördüm sokakta...

    Söyleyemedim sana...
    'Yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin artık
    eskisi kadar geçerli olmadığını' anlatan kitapları
    salonun ortasında açık bıraktım, açıp okuyasın diye...
    Her kuşağın o vazgeçilmez ikilemi depreşti yeniden;
    'Devir de amma değişti' diye yakınırken sen;
    ben ilginle boğulduğumdan dertlendim.
    Bir yerim yaralandığında 'Anam görürse
    ne kadar üzülür' diye gizlemeye çalışmak
    küçük bir çocuk için nasıl bir yüktür bilir misin?
    Acından çok onda yaratacağın acı, acıtır canını...

    Oysa ne çok acılar paylaştık seninle...
    Ve ne çok sevinçler yaşadık beraber...
    Nasıl dar günlerde yardıma koşup,
    kaç şenliğine ortak olduk birbirimizin?
    ...Lakin artık kafesten uçma vaktiydi.
    'Danaların girdiği bostan'da ayakta kalabilmenin yolu,
    tek başına kanat çırpmayı öğrenmekten geçiyordu.

    Yargıladık birbirimizi bir dönem...Sorguladık...
    ...Sen bana eş dost çocuklarını örnek gösterdikçe,
    ben seni eş dost ebeveynleriyle kıyaslar oldum.
    Sen her sohbete 'Bizim çocukluğumuzda...'
    diye başladıkça ben, değişen
    takvim yapraklarını koydum önüne...

    Nasıl da zalim bir çark bu değil mi?
    Doğuyor, doğuruyor ve günün birinde
    yuvadan uçacağını bile bile
    koca bir ömrü karşılıksız veriyorsun...
    Ve hayat birden ıssız bir adaya dönüşüveriyor.
    Sonrası kâh bir kapı zili beklentisi,
    kâh bir mektup, kâh bir telefon sesi...
    Gizliden gizliye özlenen bir torun müjdesi...
    Fotoğraflar sarardıkça solan bir yaşam ve uzaklaştıkça
    yakınlaştığımız bir mazinin geri dönmez anıları...
    Yazılarla konuştuk öyle zamanlarda...Bakışlarla anlaştık.
    Ağlaştık birbirimizden gizleyerek acılarımızı...
    Bir mimikle özleştik, bir gülüşle kavuştuk.
    Ben büyürken seni de büyüttüm.

    Şimdi çok daha iyi anlıyoruz birbirimizi...
    Çünkü küçücük bir el saçlarımı kavrıyor geceleri...
    Karyola başlarında uykusuz geceler geçiriyorum.
    Pastoral ninnilerle büyütüyoruz oğlumu;
    yalancı çocukların burunları uzuyor masallarda,
    öpülen kurbağalar prens oluyor.

    ...Ve yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin
    geçersizleştiğini anlatan kitapları
    kaldırıyoruz salondan gizli gizli...
    O korkunç çark, acımasız bir hızla dönmeye
    devam ediyor. Zaman, öğütüyor kuşakları...
    İnsan ancak mahrum kalınca anlıyor
    sevginin değerini...
    Bense sevginden mahrum kalmaya
    fazla dayanamayacağımı biliyorum.

    O yüzden bu Anneler Günü'nde
    sana upuzun bir ömür diliyorum.
    Hem biliyor musun?
    'SENİ ÇOK SEVİYORUM'......



    Can Dündar
     
  18. 7 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : EU1
  19. EU1

    EU1 Guest

    Mavi Su Harikaydi Saol Bitanem Cok Anlamli Vede Cok Guzel Emegine Saglik Bitanemm