Sinirlerine Hakim Ol Baba!

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve seyran tarafından 15 Aralık 2007 başlatılmıştır.

    15 Aralık 2007
    Konu Sahibi : seyran
  1. seyran

    seyran Popüler Üye Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2007
    Mesajlar:
    852
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    108
    Sevgili babacığım!
    Bu notumu özellikle sana iletiyorum. Tabi annemi de unuttuğumu sanma! Amma ilk sitemim sana olacaktır. Niye mi diyorsun? Peki, onu da sana söyleyeyim; geçen gün beraber çarşıya çıkmıştık. Pazarda alışveriş yapacaktık. Benim için gerçekten güzel bir gündü. Çünkü babamla ilk defa baş başa çarşıya çıkmanın mutluluğunu yaşıyordum. Ancak kısa bir süre sonra karşımıza bir adam çıktı. Sen selam verdin. Hatta biraz da saygı gösteriyorsun gibime gelmişti. Ama o adam sana karşı hiç de kibar değildi. Sana işle ilgili bir şey söyledi.
    İşte o andan itibaren yüzünde esen mutluluk rüzgârları yerini birden öfke kasırgalarına bıraktı. Ama beni en çok etkileyen ve sinirlerine hâkim ol dedirten olay, yüzündeki kasırga değildi.
    Ben bu işe şaşırmıştım. Adamın kabalığı karşısında sen sesini b ile çıkarmadın. Hatta boynunu bükerek, adama saygı bile gösterdin sayılır. Ben küçük yaşımda bu olayı anlamaya çalışırken, sana bu olayın nedenini sordum. Sen ise belki de kaba adama göstermen gereken öfkenin soğuk ve dondurucu rüzgârlarını, benim gözlerime doğru estirdin. Ben anlam veremedim.
    Alışverişi çatık kaş ve asık suratla yaptık. Daha gezecektik, parkta oynayacaktık. Ama hiçbiri olmadı. Doğruca eve yöneldik. Kapıyı açan zavallı annem ne olduğunu anlamadan, senin öfke şimşeklerinle karşılaştı. Evde şimşekler çakıyordu. Ama yağmur yerine, bardaklar havada uçuyordu. Sonra tabaklar yağmaya başladı. Ben sessiz bir şekilde divanın arkasına sığındım. Zaten hatırlarsan hep öfkelendiğinde olan bana oluyor biliyor musun?
    Çünkü ben senin sinirlerin karşısında kendi iç dünyasına kapanan, kendisini ifade etmekten yoksun olan zavallı bir insancığa dönüşüyorum. İnsancığa diyorum dikkat et babacığım!
    Davranışların bana insan olmanın büyüklüğünü yaşama imkânı vermedi. Hep küçüldüm. Hep korku dolu bir yürekle yetiştim. Acaba şunu yaparsam ne olur, babam ne der endişesiyle kabiliyetlerimi geliştirecek davranışlarda bile bulunamadım.
    İşte saygıdeğer babacığım ne olursun, başkalarına duyduğun öfke rüzgârlarını, senin için en değerli coğrafya da yani evinde estirme!
    Biz senden anlayış bekliyoruz. Belki sen de bizden bekliyorsun ama sen bir yetişkin olarak bana nasıl anlayış gösterilir bu konuda örnek ol ki ben de sana, anneme insanlara bu affediciliği gösterebileyim.
    Hem bir de sana şunu söylemek istiyorum sevgili babacığım!
    Sen bana karnemden dolayı öylesine çok öfke gösterdin ki, ben öğrencilikten ve okuldan müthiş bir şekilde soğudum. Niye mi?
    Sevgili babacığım!
    Bak ben şu an ilköğretim dörde gidiyorum. Birinci dönem benim için iyi geçmedi ben de biliyorum. Ama bunu ben bildiğim için kendi kendime çalışmaya söz vermiştim. Çünkü okulda öğrenmeye başlıyoruz; gelecek bizim geleceğimiz. Çalışırsak biz kazanırız. Çalışmazsak biz kaybederiz. İşte bundan dolayı karneyi aldığımda eve gelmekte tereddüt etmiştim. Senin kızacağını ve bana şiddet uygulayacağını düşünüyordum.
    Korka korka eve geldim. Yüzün gülüyordu. Ben de biraz rahatladım. Karneyi sana verdim. Daha baba demeye kalmadan karnemi alıp parça parça ettin. Ve bana elini kaldırdın. Ama ne olduysa bilmiyorum, bir türlü elinin şiddetini yüzümde hissetmedim. Bekliyordum. Gözümü kapatmıştım.
    Sonra bana hakaret edercesine “git odana cezalısın. Bir hafta dışarıya çıkmayacaksın” dedin. Ben de yüreğimin gözyaşlarını damarlarıma akıtarak, hüzünlü bir şekilde odama çıktım.
    Ama sana hep şunu sormayı istemişimdir biliyor musun baba; hani benim başarımı istiyordun, hani benim derslerimin iyi olmasını istiyordun. Peki, sevgili babacığım kaç defa okuluma geldin? Kaç defa gelip öğretmenlerimle görüştün? Hangi dersten niçin başarısız olduğumu sordun?
    İşte sevgili babacığım lütfen sinirlerine hâkim ol! Bana sevgili yavruna haksızlık etme! Çünkü sen benim için çok ama çok değerlisin. Sen benim en büyük sığınağımsın hayatın hırçın dalgalarına karşı. Seni kaybedersem inan baba sen de beni kaybedersin. Öfkenin rüzgârlarını üstümüze estirerek bizleri sevgi adasından sürgün etme ne olur baba!
    Sakın şundan dolayı da rahatsız olma; öfke yerine sabır meltemi eserse yüreğinden, babalık karizmanın sarsılacağını sanma!
    Çünkü geçen gün amcanın birisi sana öyle diyordu; sakın çocuklarına karşı yumuşak olma, sonra seni asla dikkate almazlar. Onlara karşı asık surat ve çatık kaş lazımdır. Gerekirse bir de sopa gerek!
    Babacığım şunu unutma; öfke tohumu, nefret çiçeği yetiştirir. Ve gün gelir de bahçıvan, çiçekle ilgilenemeyecek kadar yaşlanırsa, o çiçek kendisinin gardiyanı olur. Ama sabırla sevgi tohumu eken insan da bir gün saygı çiçeğiyle karşılaşır. İşte çiçeğe bakamayacak yaşa geldiğinde de sabırla büyütülen sevgi çiçeği bahçıvanın en büyük sığınağı olur. Seni seviyorum sevgili babacığım ne olur sinirlerine hâkim ol!



    alinti
     
  2. 15 Aralık 2007
    Konu Sahibi : seyran
  3. EzBuZ

    EzBuZ Danalar girmiş bostana Pro Üye

    Katılım:
    5 Aralık 2007
    Mesajlar:
    4.239
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    146
    beni gerçekten etkiledi:a015: emegine sağlık canım a.s
     
  4. 15 Aralık 2007
    Konu Sahibi : seyran
  5. yxixldxixz_

    yxixldxixz_ Aktif Üye Üye

    Katılım:
    23 Nisan 2007
    Mesajlar:
    44
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    seyran çok etkilendim ya nerden buluyosun bunları bilmiyorumki emeğine sağlık canım arkadaşım
     
  6. 15 Aralık 2007
    Konu Sahibi : seyran
  7. pepuda

    pepuda Aktif Üye Üye

    Katılım:
    14 Aralık 2007
    Mesajlar:
    72
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    76
    gerçekten çok etkileyici
    :teselli: