Sınırsız güç: Bilinçaltı

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve guldenasya tarafından 4 Ekim 2010 başlatılmıştır.

    4 Ekim 2010
    Konu Sahibi : guldenasya
  1. guldenasya

    guldenasya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    15 Eylül 2010
    Mesajlar:
    64
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    31
    SINIRSIZ GÜÇ: BİLİNÇALTI
    Kaynak: Tolga ÇELEBİ

    Bilinçaltı hiç uyumaz, yorulmaz ve dinlenmez. Her zaman iş başındadır. Sizinle tartışmaz Hangi düşünce fikir, inançları yazarsanız, nesnel olarak da onları yaşarsınız. Diğer bir deyişle içeri ne yazarsanız, dışarıda onu alırsınız.

    Bilinçaltı, ona ilettiğiniz her şeyi gerçek kılmaya çalışacaktır. Bu nedenle ona doğru fikirleri iletmeniz gerekir.

    Eski zamanlarda, Hermes Trismegistus dünyanın en büyük, en güçlü büyücüsü olarak tanınıyordu. Ölümünden yüzyıllar sonra mezarı açıldığında, eskilerin bilgeliğiyle ilgilenenler merak ve umutla bekliyorlardı. Yüzyılların en büyük sırrının bu mezarda bulunacağı söyleniyordu. Öyleydi de. Sır şuydu: “İçte neyse, dışta o. Üstte neyse, atta o.” (Joseph Murphy)

    Diğer bir değişle; iç dünyanızda, bilinçaltınızda ne varsa, dışarıda da yani nesnel dünyada da karşınıza o çıkacaktır. Bu yüzden hayat prensibinin içinize ritmik ve uyumlu bir biçimde akmasına izin verin. Olumsuz ve kötü şeyler düşünürseniz, bu düşüncelerin etkisi sizin için yıkıcı olur. Olumsuz doğaya sahip bu duygular sık sık ülser, kalp sorunları, gerginlik ve anksiyete gibi sorunlar doğurur. Etrafınıza bir bakın, gergin ve sinirli bir yapıya sahip insanların sürekli mideleri ağrır, boyun kasları gerilir ve yaşamdan zevk alamazlar.

    Benimsediğimiz olumsuz fikirlerle kendimizi incitiriz. Öfke, korku,, kıskançlık, kin duyarak kendinizi kaç defa yaraladınız. Bunlar bilinçaltınıza giren zehirlerdir. Bilinçaltınıza hayat dolu düşünceler iletin.

    Hani derler ya, kalbini bozma, kalbini karartma, benim kalbim temiz. Neden bu kelimeleri kullanırız? Tasavvuf ile ilgilenen insanlar, kalbini kötü huylardan temizlemek için yıllarca nefislerini terbiye ederlermiş. Örneğin Yunus gibi Mevlana büyük tasavvuf alimleri, “Allah’ım kalbimizi sabit kıl” diye dua ederlermiş. Onların içinde sevgi en saf, en salt haliyle bulunuyordu ve tarihe geçtiler. Hal böyleyken, kalbinde sürekli kıskançlık, kin, öfke, hased gibi kötü huylar bulunduran insanların, iç huzurları olmadığı gibi, başkalarına da huzur vermezler.

    Benimsediğimiz düşünce kalıplarına dikkat etmeliyiz. Aksi takdirde, kıskanç, fesat, öfkeli bir insan olmaktan kendimizi kurtaramayız. Bu göz göre göre uçuruma yuvarlanmak gibi bir şey olur. Öfke insanın yaradılışında vardır. Bu duyguyu yok etmek mümkün değildir. Yapabileceğimiz en iyi şey, öfkeyi kontrol altına alabilmektir. Hırslı olmak ta aşırıya gidildiğinde zarar verir. Ama optimum uygulandığında, insanı sürekli motive eden bir unsurdur.

    İyi düşünürseniz iyi şeyler, kötü düşünürseniz kötü şeyler olur. Gün boyunca ne düşünürseniz o olursunuz. Neye inanırsanız, onu yaşarsınız. Düşüncelerimizin yansımasını yaşıyoruz.

    İnsanlar hasta olduğunda; onların iyileşmesine vesile olan şey, genelde ilaçlar olarak bilinirdi. Bu günkü araştırmalar gösteriyor ki, iyileşme bilinçaltında başlıyor. Doktorlar bir noktaya kadar tedaviyi sürdürüp, daha sonra beklemeye başlıyorlar. Tam o anda, bilinçaltı devreye giriyor. Binlerce yılın bilgeliğini, sizin ektiğiniz düşünce tohumlarıyla birleştiriyor. İlaçlarla hastalığa çare aramak ile birlikte; bilinçaltının iyileştirici gücüne biraz güvenmek de yerinde olacaktır.

    Bilinçaltınız sizinler önseziler, dürtüler, sezgiler, tutkular ve fikirler aracılığıyla konuşur. Size her zaman yükselmenizi, sınırı aşmanızı, gelişmenizi, ilerlemenizi, macera yaşamanızı ve yol kat etmenizi söyler. Sevme dürtüsü, başkalarının hayatını kurtarma isteği, bilinçaltının derinliklerinden gelir.

    Siz düşüncelerinizin toplamısınız. Olumsuz düşünce ve imgeleri benimsemekten kaçınabilirsiniz. Karanlıktan kurtulmanın yolu ışıktır; soğuğun üstesinden gelmenin yolu, sıcaktır olumsuz düşüncenin üstesinden gelmenin yolu da bunun yerine iyi düşünceyi koymaktır. İyiyi beyan ederseniz, kötüler ortadan kaybolacaktır.

    tolgacelebi com
     
  2. 8 Ocak 2014
    Konu Sahibi : guldenasya
  3. kesfet

    kesfet Aktif Üye Üye

    Katılım:
    18 Şubat 2008
    Mesajlar:
    46
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    Zafer İlk Adımla Başlar..
    Bizler insanoğlu olarak doğar, büyür, çiftleşir ve ölürler! Dünyaya kafamız boş olarak geliriz ve yaşamda tesadüfî olarak oradan oraya sürükleniriz. Ancak pek azımız dolu bir kafa ile yaşamı sonlandırırız. Çok azımız gerimizde bir iz bırakır. Pek çoğumuz sınırsız potansiyelini boş yere israf ediyor

    Hepimizin bilinçli ya da bilinçsiz hedefleri vardır. Nöro Linguistik Programlama bilinçli hedefler ile yaşamanın önemini vurgular. Hedeflerinizin bir değil on olmasını önemser. Hepimiz daha fazla zamanımızın olmasını ya da bir yerlerden zaman kazanmayı isteriz. Bu yüzden isteğimizi devamlı erteleriz. Yaşamdan daima bir şey bekleriz.
    Yeni ev, yeni bir araba isteriz; ama bunun için yeterli cesaretimiz yoktur. Erteleriz, sürekli bekleriz. Daha iyi bir ortamın, daha iyi şartların olmasını bekleriz. O fırsatı bir türlü bulamayız! Bir türlü gerekenleri yapmayız. Bekleriz sürekli bekleriz.
    Kabuğundan ayrılamayan sümüklü böcekler gibi kafalarımızı uzatıp dışarı çıkamayız. Bir türlü harekete geçemeyiz…
    Bir gemi düşünün. Herhangi bir zamanda gemi kaptanı emir veriyor.
    Pusulasını denize atar ve gemi yıldızlara bakarak gider ve limana girseniz ve bu durumun yıllarca devam etse… Bu durum kaptan üzerinde nasıl bir etki yapar?
    İşte biz de böyle bir zavallı durumdayız. Ömrünün büyük kısmınızı beklemekle geçiremezsiniz.
    Felâket o ki bu durumu göremiyoruz. Hepimiz bir türlü ilk adımı atmayız. Ne zamana kadar bu böyle sürecek? İlk adımı atmak için zamanımız var mı ki?


    Zamanı gelinceye kadar diye bir şey söylediğinizi duyar gibi oluyorum. İşte bu bir intihar sistemidir.
    Zamanı gelince yaparım. O zamanı, yaşamımızın büyük bir fırsatı olarak bekleyerek geçiririz ve o fırsat ortaya çıktığı zamanda da yararlanacak kadar güce sahip olamayız. O fırsat kim bilir ne zaman ortaya çıkacaktır. Doğru zamanı bekler ve “İşte şimdi tam zamanı” derseniz, bir bakarsınız çok geç olmuş. Artık iyice tembel, miskin ve zavallı olmuşuzdur. Siz öldükten sonra insanların sizi hatırlamasını sağlayacak ne yaptınız?
    Başarı süreçtir; ama bu yolculuğa çıkarsanız ki bir kere çıkmanız yeterli olur. İstediğiniz hedeflere ulaşmanız kolaylaşır ve ilk adımı atmış olursunuz. Zaten bu da en önemlisidir. Nereden başlamak için büyük olmanız gerekmez; fakat büyük olmak için başlamanız şarttır. Zafer ilk adımla başlar… Bütün” büyük işler, küçük başlangıçlarla olur. Kucaklamaya kollarının yetmeyeceği bir ağaç, bir tohumla başlar. En uzun yolculuklar bir adımla başlar. Bu yolculuk kötü bile başlasa… Unutmamak gerekir ki yarışa kötü başlayan çok atlet yarışı şampiyon bitirmiştir. Bugün yapamadığınızı yarın yapabilirsiniz. Siz yarın başka bir insan olmayı başarırsanız, yarın da dünden farklı bir gün olacaktır. Sadece yapmanız gereken ilk adımı atmaktır

    kaynak:cemalkondu.com
     
  4. 19 Şubat 2014
    Konu Sahibi : guldenasya
  5. bantam

    bantam Aktif Üye Üye

    Katılım:
    22 Şubat 2013
    Mesajlar:
    246
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    48
    ikisi de çok güzel, teşekkürler bayanlar :)
     
  6. 20 Şubat 2014
    Konu Sahibi : guldenasya
  7. wishpearl

    wishpearl :) Üye

    Katılım:
    7 Haziran 2011
    Mesajlar:
    713
    Beğenildi:
    20
    Ödül Puanları:
    63
    Çok güzel paylaşımlar. Ben de çok severim ve ilgilenirim bu konularla. Keşke daha fazla insan ilgilense :)