Şıpsevdi - Özet - Hüseyin Rahmi Gürpınar

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve seaBahAR tarafından 21 Kasım 2008 başlatılmıştır.

    21 Kasım 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  1. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.194
    Ödül Puanları:
    238

    Şıpsevdi / Hüseyin Rahmi Gürpınar

    Babası öldüğü zaman on beş yaşlarında bulunan Meftun Beyi amcası himayesine alır ve öğrenim yapması için onu Paris'e yollar. Ciddî bir öğrenime hiçbir zaman aklı ve gönlü yatmayan delikanlı, orada birçok okulu denerse de bunların hiç birinde karar tutturamaz. Kendisini, birbirinden renkli bulunan Paris'in gece ve gündüz âlemlerine kaptırır. Bununla birlikte amcasına yolladığı mektuplarda hep başarılarından bahsetmekte, ondan devamlı para çekmektedir.

    Genç adamın Paris'teki bu mutlu ve hovardaca yaşayışı, amcasının ölümü ile, birden son bulur. İstemeyerek İstanbul'a döner. Erenköy'de babadan kalma köşke yerleşerek, Fransa'da alıştığı ve tiryakisi olduğu alafranga hayatı sürdürmeye çabalar. Bu arada ailenin -başta geçim derdi olmak üzere- birçok problemleri de sorumsuz gencin omuzlarına çökmüştür.öte yandan tedirginliği artıran dertlerden biri de Meftun Bey'in, evdeki herkesi zorla, alafranga yaşayışa yöneltmesidir. Şimdi o, evin bir odasını adeta dersane yapmış, hizmetçiden uşağa kadar herkese batılı yaşayış kuralları hakkında ders vermektedir. Ev halkı, çok ya*dırgadığı bu çabalara, salt, Meftun Bey'in ailenin tek erkeği olması yüzünden katlanmaktadırlar.

    Bütün bunlar neyse nedir ama, elde avuçta kalan son şeyler de satıldığı için geçim zorluğu artık onları gittikçe daha çok daraltmaktadır. Alafrangalık budalası genç adam, çaresizlik içinde kıvranırken bir olay yardımına yetişir: Kızkardeşi Lebibe, komşulardan Kaşıkçılar Kâhyası Kasım efendinin Oğlu Mahir'le sevişmektedir. Kasım efendi cahil, son derece alaturka, çok mutaasıp bir adamdır ama çok da zengindir. Meftun, lazkardeşini onun oğluyla evlendirdiği takdirde geçim sıkıntısından kurtulacağını umar. Bir tesadüf işini daha da kolaylaştırır; adamın, bir de gelinlik çağında kızı bulunmaktadır. Meftun, bu kızı da kendisi alarak zengin komşusuyla büsbütün içli dışlı olmayı kurar. Kasım Efendi, zenginliği oranında da cimridir. Onu bu çifte evlenme işine razı etmek için Meftun Bey -aslı olmadığı halde- çevreye, kendisine piyangodan büyük ikramiye çıktığı söylentisini yayar.

    Bu alafranga komşusuna çok kızan, hattâ ondan nefret eden Kasım Efendi, başlangıçta şiddetle ve hakaretle reddettiği halde, Meftun'un böyle birden zengin olduğunu duyar duymaz kızı Filibe'yi ona vermeye razı olur. öte yandan oğlu Mahir de Meftun'un kızkardeşi Lebibe ile evlenmiştir.

    İşin burasına kadar plânlarını başarı ile uygulayan Meftun, bundan sonra hiç ummadığı bir sonuçla karşılaşır. Zengin Kasım Efendi, damadına yardım etmek şöyle dursun, oğlu Mahirle gelininin geçimini de onun üstüne yıkmıştır. Ayrıca tam bir alaturka terbiyesi görmüş bulunan Edibe de yeni evini, kocasını, kocasının ölçüsüz alafrangalıklarını yadırgamaktadır. Bu yüzden dış görünüşte güldürücü fakat gerçekte hüzün ve ibret verici bir çok olaylar birbirini kovalar.

    Kasım Efendi'den yararlanacağım umarken, tersine omuzuna yeni kamburlar yüklenmiş olan Meftun, artık gırtlağına kadar borca girmiştir. Bu işin altından dürüstlükle kalkamayacağını anlar; kayınbiraderi Mahiri de kandırarak, Kasım Efendiyi-meşru olmayan yollardan- sızdırmaya başvurur. Mahir'e babasının mührünü, hanlarının birinin senedini ve bir miktar da parasını çaldırtır. Mahirle Meftun, hem çaldıkları parayı, hem de ipotek ettikleri hanın parasını zevk ve eğlence yerlerinde yerler.

    Ahlâksızlığı ilerleten Meftun, Mahiri bir Fransız dostunun karısı ile tanıştırıp ona âşık olmasını sağlar. Kadına deli gibi tutulan Mahir, şimdi onun ve kayınbiraderinin elinde bir oyuncaktır. Sık sık babasının paralarını çalıp kadına ve Meftun'a iletir. Yaşlı ve cimri Kasım Efendi, paralarının çalındığını sezmekte, fakat bumı kimin, nasıl yaptığını bir türlü çözümleyememektedir; bu yüzden şaşkınlık, perişanlık içindedir.

    Öte yandan, kocaları tarafından açıkça ihmal edilmekte olan Lebibe ve Edibe de ızdırap içindedirler. Bütün bu ızdıraplarm sonucu nihayet bir gün meyvasmı verir: Onlar da başka erkeklerle düşüp kalkmaya başlarlar. Kasım Efendi ise oğlunun ve damadının hırsızlıklarını öğrenmiştir. Derhal kızını Meftun'dan boşatır; oğlunu da evlâtlıktan reddeder. Ortalık artık allak bullak olmuş, sevdiği Fransız kadının iki yüzlülüğünü öğrenen Mahir intihar etmiş, Meftun da bir yolunu bulup Paris'e kaçmıştır. Edibe, yeniden baba evindedir ama, bir kere kocasından alacağı alafranga dersini almıştır; "bunun gereği olarak şimdi evine gizli gizli erkek sokmaktadır. Bu son felâketi de öğrenen Kasım Efendi'ye felç gelir, kütük gibi bir köşeye yığılır.

    Olaylardan yine de ucuz kurtulmuş bulunan Meftun, Paris'te kaymbabasmın ölümünü beklemektedir; o ölür ölmez İstanbul'a dönüp servetine konmayı düşünmektedir. Mahir'den dul kalan kızkardeşi Lebibe'ye gelince; o, küçük çocuğuna, artık hiç bir zaman geri dönmeyecek olan babasının matemlerini anlatmakla meşguldür.


    -alıntı-

    Hüseyin Rahmi Gürpınar biyografisi için tıklayınız.

    Şıpsevdi adlı romanı elektronik ortamda okumak için tıklayınız.