Sizden çok Sikildim!

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve EU3 tarafından 1 Şubat 2008 başlatılmıştır.

    1 Şubat 2008
    Konu Sahibi : EU3
  1. EU3

    EU3 Guest

    Eskiden bu kadar sık ağlamazdım,dokunmazdı pek gidenler.Ya artık kocaman insan oldugumun farkına varmaya basladım,büyüdüm yani ya da çok fazla boşlukta bıraktı ciğerimin bir parçası olan anam gittiğinden beri.
    Dağa,taşa,kuşa,börtü böceğe,çiçeklere,insanlara daha bir dikkatli bakmaya başlar oldum.Sanki her bir parçadan çeşitli manalar çıkarıp hayatımda nelerin ne gibi etkisi oldugunu ya da olmadığını irdelemeye,bir zamanlar anlık,fevri harekerlerle “Öylesine” diye düşündüğüm bazı şeyleri şimdilerde daha bir tartmaya,insanların o anki mutlulukları değil de o bakışların derinliklerinde yatan acı,sızı,sorun,huzursuzlukları görmeye başladım.Gerçek kahkahalarla etrafa neşe saçan insanların aslında öyle olmadıklarını,öyle görünmeye calıştıklarını da.
    Sahi ne çok mail geliyor bu ara yaşama,yaşa,maneviyata,sevgiye,sağlığımıza,barışa,savaşa dair, değil mi? Daha mı bir içlendik acaba mutsuz oldukça?
    Acaba çok daha fazla mı ihtiyac duymaya başladık hayatın gerçeklerine, aslında birbirimize?YA DA İNSANLIK BİRBİRİNE!
    Önceden şehrin karmaşıklığı,gürültüsü,trafiği,meyve, sebzelerin,etin bilmem neyin kilosunun ne kadar oldugu ilgimi cekmezdi,ilgimi çekecek yaşta değildim zira tek derdim okulumun bitmesi,hayal ett,iğim mesleğe kavuşmaktı.Bir dünyam vardı,içinden çıkıp ta sevgiyi,üzüntüleri paylaşmaya yanaşmadığım bir dünyam…Şimdilerde bu insanlar nasıl geçinecek,acaba mutfaklara bunlar girebiliyor mu? Çocuklar başka cocukların beslenme çantalarında kendilerinde olmayan birseyi gördüklerinde iç geçirmiyorlar mı?Ben bunu yaşamıstım cocukken ama annemin o ezikliğini,üzüldüğünü hissettikçe ezildiğimi de hatırlıyorum,canım annem…
    Hayatlarında yasadıkları sehirden baska sehir hatta ve hatta başka ilçe,köy,kasaba görmeden ölüp gidenler de var.Hiç adını bilmediği meyve,sebzeler de…Anadoluda tecavüze uğrayan cocuk ya da genc kızların ailesinin aldığı kararla ölüme layık görüldüğündeki hisler,o ebeveynlerin,emmioğullarının kafa yapısı,1 bilezik için anasına,ninesine kıyanları,sevgilisiyle olabilmek için ebeveynlerini öldürteni,2,5 yaşındaki bebeyi kirleteni,babasının-dayısının-amcasının cocuğunu dünyaya getirecekleri de okur olduk.
    Bir boşluktayız ve mutsuzuz,öyle ki yaşlısı,genci,çalışanı,çalışmayanı televizyon kutusuna kenetlenmiş durumda.Öyle ya medeniyetin,teknolojinin nimeti.Bir furyadır gidiyor uzun zamandır hele şimdilerde diziler 200 ü geçmiş,seç beğen izle.Eşleisevgiliyle baş başa kahve yudumlamasalar da olur,günü nasıl geçmiş onlara ne,kadın izliyor ya erkek te izlemek zorunda ya da erkeğin zevkine kadın da ayak uydurmaya calısmak zorunda değil ki canım!Diziler yarış içinde insanlarımız garip bir telaş içinde,yarışmalar ise başka bir telaşa salıyor insanı.Aman kızımız bilmem kimin evlilik teklifini kabul edecek mi?Tüh yaaa artık etse de şu çocuk bu kadar üzülmese,ba ba baaa görüyor musun kayınvalide adayının yaptıklarına,ayyy ne olacak acaba ,vayyy seni gidi seniiilerle ,yazık kıza,yazık delikanlıya,ama bak gördün mü bilmem ne hanım haklı cıktı diye diye bugünlere geldik.Hepsinin ortak bir amacı vardı takdim edilen ödüllere sahip olmak,olamasalar da ne kaybederlerdi ki nasıl olsa albüm cıkarma calışmaları başlardı.Kimin umurundaydı ki sıcak bir yuva kurup,bebeleri büyütüp soğuk kış gecelerinde birbirlerinin omzuna yaslanıp sabahlamak?Kim kaldı o günlerden?Kimler mutlu oldu ya da amacına ulaşabildi?Biri öldü gitti,biri basıldı mimlendi,diğerleri boşandı.Eeee?Halkın onca heyecanla bekleyip sözde mutlu sona ulaştırmak için gönderdiği oylar nerede?Kimin cebinde?
    Sonra geçiyoruz sabah programlarına,bakıyorsunuz seyirciler hep aynıKimisi kazak dokumus getirmis,kimisi atkı-bere,biri tatlı yapmış ta,biri elişi göz nuru,bir sürü hediyeler işte.Düşünüyorum bu insanların ekranda boy göstermekten başka işleri güçleri yok mu?Yahu hayat bu kadar ucuz da boşa harcanmak üzere hediye mi edildi?
    Bunları da geçtim,gelelim gazetelere,paparazzi programlarına…
    Bir kere aynı kıyafet iki kere giyilmez.Çok büyük günah,ayıpmıs gibi davet edilen tv,mekanlardan para talep edilir,evlenip boşandıktan sonra özlenmekten ölüp bitilmiş gibi piyasaya jet gibi dalınır,dünyada annelik duygusunu sadece onlar tatmıs gibi 1 yasına bastı,uctu,kaçtı,uyudu,güldü diye diye bebeler ya askere gönderilir ya kocaya verilir (ebeveyn izinde olanlar istisna) aman da ne kadar büyümüştür artık! Gazoz kapağı açmak pek kolay değildir,ama açılır.Gazoz kapağı değildir önemli olan,kimin açtığıdır bunu da tabi ki!öğrenmemiz gerekir,yoksa uyuyamayız meraktan.Korunmayanlarımız da varmış mesela,biz hiç öyle düşünmemiştik halbuki sonunda öğrendik ki yakında bebe gelirmis,rahatlarız artık ama merak ediyorum kime benzeyecek! kimin altında iç çamasırı yok,kimisinin altında fazladan tayt olur,olmazzzz!olmamalıgiyilmez-miş.
    Bir tanesi var (çoklarının içinde),takılır gözüme yıllardır,bu hatun neyin nesidir,kimdir?üretir mi?Hiç görmedim,duymadım.Yaşlı,zengin bir isim gölgesinde bütün yaz hiçbirsey yapmadan istakoz gibi dönüp dönüp orasını burasını bronzlastırma cabasındadır ki güneş bile artık sıkılır çeker ışığını,sıcaklığını üstünden,resmen güneş git artık diyecek hale gelir.O da gider, yani döner İstanbul gecelerine ayağının tozuyla ama bir şey hiç unutulmaz,en pahalı mağazalardan alışverişler yapılır,yetmez yurtdısından alınır.Ekmeğin fiyatını sorun,bilmez.Onu en iyi sokaklarda yaşam mücadelesi veren garibanlar bilir.
    İşte biz bunlar yanı sıra bilmem kimin,bilincli-bilincsiz sarhoş yakalanıp sevgililerini topladıgı partileri de (o sevgililerin gururu ortada!),amannn hiiii diyerek çekmeyin (gerçekten mi!?) nidalarıyla gözüken iç çamaşırlı-sızları da, doğum günü hediyesi olarak biricik kızına koca ada satın alan iş adamıyla,yatak odasında sevgilileriyle cekilen poz yarısmalarıyla hangimiz daha cok yakısıyoruz kıyaslaması ile(hangimiz yataga daha cok yakısıyoruz mu!?),çocugu yaşta biriyle yapacağı resmi-gayriresmi 10.nikahıyla piyasada genç kızlarımıza koca şansı tanımayan sanatcımızla, reyting yapma ugruna sürekli insanların onuruna dokunacak sözler sarfedip (ipler ellerinde ya!?) küçük düşürme savaşlarıyla,eleştirmeye hak sahibi olan o kadar baba sanatcılar varken iticiliği elden bırakmayıp gıcıklıgına en düşük puan veren jüri üyesiyle,kim kimin evine taşınmış,nerde hangi erkekle ya da kadınla görülmüşüyle,efendim yarınını, ailesini düşünmeden para için çıplak pozlar vereniyle,pornosu çıkanıyla,birbirlerini belden aşağı vurup albüm satışlarını üçe beşe katlamaya çalışan seviyesizliklerle…
    Sesiyle,sanatıyla kabullendiğimiz, cinsel kimliğini görmezlikten gelip baş tacı ettiğimiz insanın “hep ben bilirim,ben dinlenirim,en iyi benim” dercesine(demişti de sanırım) etrafındakilere satasması,azarlamasıyla,ünlü olmak icin kendisiyle evlilik yapanların yaşına,kültürüne bakmadan nikahı basmasıyla,
    Sanki çok iti Türkçesi,bilgisi,kültürü,tarzı varmış gibi eurovisiona en çok yakışan sanatçı!olduğunu ilan edeniyle(öyle ya Avrupai standartlara en yakın oymuş!)
    İlgilendirilen ve bilgilendirilen millet olduk.
    Haa unutmadan;oğlu pembe panter istedi diye mağazaya girip pempe panterin olmadıgını öğrenince “oğlum pembe panter yokmuş baska renk olsa” , ve bir yandan bedenine uymayan Lewis 501 için “bunun 502 ‘si yok mu” diyen sanatçı-şarkıcılarımızın reytingi olduk,kuklası olduk.Bu da işin cabası!
    BİLİYOR MUSUNUZ,SİZDEN ARTIK ÇOK SIKILDIM!
    Bizi öyle hale getirdiniz ki biri beyin kanaması geçirse şakadır,yakında albümü çıkacaktır,reyting içindir diyecek hale geldik.Öyle afallaştırıldık ki ,hastalığın,ölümün bile altından art niyet arar olduk.Neden?Çünkü inancımızı kaybettik,çünkü samimiyetimizi,sempatimizi ve her şeyden önemlisi insanlığımızı kaybettik.Çünkü hep kandırıldık.Çünkü mutlu değiliz.Çünkü hep menfaat üstüne kurulmuş dünyanın sahte güzelliklerine aldanıp maneviyatı maddeye satar hale geldik.Çünkü açız.Sevgiye,barışa,mutluluğa açız.
    Hayatın birçok acı gerçeğini görmezlikten gelmek huzurumuzun kaçmasına engel olmak istediğimiz için.Kimse kendini başkasının yerine koyup düşünmeyi,davranmayı düşünmüyor.
    Biz bu saçma sapan,sahte dünyaları takip ettirilirken,buz gibi dağlarda yaşam mücadelesi vermek bir yana ülkemin yaşamını ayakta tutmak için çatışan Mehmetciklerimizin güvenliğini ne kadar sağlayabildik?Ülkemin topraklarını gıdım gıdım satanlara ne kadar tepki gösterebildik?Cebimizden çıkan vergilerle hayatın nimetlerinden dibine kadar yararlanmayı marifet bilenlerle aynı toprakta yaşadık.Vatan hainlerini koynumuzda besledik,meclisimize soktuk,onlar da gözümüze soktular !Maalesef biz ellerimizle şehit olmaya gönderdik körpelerimizi.

    Şimdilerde ise bir türban sorunudur gidiyor.Meğer ne önemli sorunlarımız varmış bizim!Herşey bitti,çok mutlu ve sorunsuz millet olduk ta bir tek bu mu kaldı içimizde çözemediğimiz?İyi o zaman Suudi Arabistan’da olduğu gibi kadınlarla erkekleri de aynı ortama sokmayın,o zaman türbanlı kadınları mecliste de ayırmanız gerekecek haremlik-selamlık diye.Yasaklayın kadınların araba kullanmasını da.(!)Flört edenleri zina yapmış mı yapmamış mı sorgulayın, sokun kadını boynuna kadar topraga, erkek için de keskin bir kılıç!Namaz vakitlerinde namaza gitmeyenleri de sorgulayın.Restaurantlarda,cafelerdede ayırın evli olanları olmayanları,ama bir dakika kadınların seslerinin erkekler tarafından duyulması da nasıl engelleyeceksiniz,öyle ya İslamı bu kadar iyi biliyorsanız bunu da bilmeniz gerek?Yapabilirseniz 3 hanım size helal olsun 1.nin üstüne!

    Bir kesim özgürlük,batılalaşma adı altında her şeyin cılkını çıkardı,seviyesizlik dizboyu ve biz çıplak(beyinleri gibi!)görmekten bıktık.
    Bir kesim de dini siyasete alet ederek gerileşme sürecini başlattı.
    Yok mudur bunun ortası?Seviyesizleşmek,neredeyse en mahrem yerlerine kadar açmak,mahrem konulara girmek ne zamandan beri batılılaşma adı altında modernlik oldu?
    Ya da devleti dine alet etmek ne zamandan beri özlem duyduğumuz bir şeydi?
    Ben artık Murathan Mungan’ın şiirindeki gibi arkadaslıkları,zamanın nasıl geçtiğini bilmediğim huzurumu,kimsenin ihanet etmediği o eski günleri özlüyorum.ESKİDENDİ ÇOK ESKİDEN diyor.Evet her şey çok eskidendi yazıldığı gibi…
    Hani erken inerdi karanlık
    Hani yağmur yağardı inceden
    Hani okuldan, işten dönerken
    Işıklar yanardı evlerde
    Hani ay herkese gülümserken
    Mevsimler kimseyi dinlemezken
    Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken
    Hani herkes arkadaş
    Hani oyunlar sürerken
    Hani çerçeveler boş
    Hani körkütük sarhoş gençliğimizden
    Hani şarkılar bizi henüz bu kadar incitmezken
    Eskidendi, eskidendi, çok eskiden
    Şimdi ay usul, yıldızlar eski
    Hatıralar gökyüzü gibi
    Gitmiyor üzerimizden
    Geçen geçti, geçen geçti
    Hadi geceyi söndür kalbim
    Şimdi uykusuzluk vakti
    Gençlik de geceler gibi eskidendi
    Hani herkes arkadaş
    Hani oyunlar sürerken
    Hani çerçeveler boş
    Hani körkütük sarhoş gençliğimizden
    Hani şarkılar bizi henüz bu kadar incitmezken
    Eskidendi, eskidendi, çok eskiden
    Hani herkes arkadaş
    Hani oyunlar sürerken
    Kimse bize ihanet etmemiş
    Biz kimseyi aldatmamışken
    Hani biz kimseye küsmemiş
    Hani hiç kimse ölmemişken
    Eskidendi, eskidendi


    Ve ATAM,seni çok özlüyorum.
    Bugünlere nasıl gelindiğini düşündükçe gözlerim doluyor.Ne zaman İstiklal Marşı,75.yıl marşı dinlesem tüm vücudum titriyor,duygulanıyorum. Ben bu duyguyu seviyorum.
    Masumiyetimi,sevinçlerimi,samimiyetimi,içtenliğimi en önemlisi inançlarımı çaldılar Ama sana söz veriyorum,cumhuriyetimi,ülkemi,ATAM’a olan aşkımı asla çalamayacaklar.Ben ve benim gibiler olduğu sürece bu topraklarda yine İstiklal Marşımız çalınacak,yine al bayrağım dalgalanacak, ben gururla yine ağlayacağım!Ve o boş insancıkları kaale almayacağım!Kendimize,özümüze,insanlığımıza dönmemiz için dualarımı da eksik etmeyeceğim!